Martin J. Blaser – Kayıp Mikroplar (2023)

Mikrobiyolog Martin J. Blaser, çağımızın ciddi sorunlarından birine parmak bastığı bu önemli kitabında, “yaşamsal bir organ” olarak nitelediği mikrobiyomumuzu oluşturan mikropların bir kısmını neden kaybetmekte olduğumuzu, bu durumun hangi yaygın sağlık sorunlarını körüklüyor olabileceğini ve bu kaybın telafi edilmesi için neler yapılabileceğini yalın bir dille anlatıyor.

Blaser, gelecekte daha da yıkıcı sağlık sorunlarından kaçınmak için neler yapabileceğimiz konusunda bize rehberlik ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Her birimiz, çok uzun zamandır türümüzle birlikte evrilmekte olan mikropların muazzam çeşitlilikteki bir ekolojisine evsahipliği yapıyoruz. Hepsi birlikte bağışıklığımızda ve hastalıkları yenme becerimizde kritik bir rol oynuyorlar. Kısacası bizi sağlıklı tutan, mikrobiyomumuz. Fakat bu mikrobiyomun bazı bileşenlerini yitiriyoruz.

“Bu felaketin nedenleri her yanımızı sarmış durumda; insanlarda ve hayvanlarda antibiyotiklerin aşırı kullanımı, sezaryen doğumlar, temizleyicilerin ve antiseptiklerin yaygın kullanımı bunlardan sadece birkaçı. Antibiyotik direnci çok büyük bir sorun. Ama dirençli patojenler ne kadar korkutucu olsa da, mikrobiyomumuzun çeşitliliğinde ortaya çıkan kayıplar çok daha tehlikeli. Bu kayıplar metabolizmamızı, bağışıklığımızı ve bilişsel yetimizi etkileyerek bedensel gelişimin kendisini değiştiriyor.

“Eğer tutum değiştirmezsek, daha kötü bir senaryo karşımıza çıkacak. İşte bu yüzden alarm zillerini çalıyorum.”

  • Künye: Martin J. Blaser – Kayıp Mikroplar: Antibiyotiklerin Aşırı Kullanımı Çağımızın Salgınlarını Nasıl Körüklüyor?, çeviren: Sevkan Uzel, Metis Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2023

Paul Slack – Veba (2023)

Oxford Üniversitesi’nin cep kitapları serisinden yayımlanan bu kitapta Paul Slack bizleri ne yazık ki hâlâ sonlanmamış bir küresel yolculuğa çıkarıyor.

Bu yolculukta 1347’de başlayıp Avrupa’yı büyük bir kırıma uğratarak Çin ve Hindistan’a dek uzanan Büyük Veba Salgını “Kara Ölüm”den 1665’teki Büyük Londra Salgını’na, bahsi geçen tarihlerin öncesinde karşımıza çıkmaya başlayıp günümüze dek uzanan büyük ölümcül felaketlere tanık oluyoruz.

Vebanın, pençesine düşen insanlar açısından ne anlama geldiğini araştıran yazar, büyük salgınların doğurduğu krizlerde insanların ölümle ve hastalıkla nasıl baş ettiklerini odağına alıyor.

Devletlerin onunla savaşa nasıl başladığını araştırıyor, bu illetin modern halk sağlığı yaklaşımını nasıl etkileyip tarihimizi nasıl şekillendirdiğini ortaya koyuyor.

Vebanın tarihte yüzyıllar boyunca yarattığı etkinin izini sürerek onun yorumlanma biçimlerine, sanatta ve edebiyatta doğurduğu güçlü imgelere özellikle dikkat çekiyor.

Ortaya çıkan salgın tablosu, yakın zamanda yaşanan COVID-19 pandemisine bakış açısından okurlara derin bir tarihsel perspektif sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Veba tarihi kitapları bize salgınların ortaya çıkmasında ve onlara verilen tepkilerde kültürlerin ve kurumların, bağlamların ve etkenlerin önemini anlatır. İnsanların düşünce ve yaşam tarzlarının, ulaşabildikleri bilgi türlerinin ve benimsedikleri davranış biçimlerinin (kaçmak, mücadele etmek ya da düpedüz kaderci davranmak) fark yarattığını gösterir. Fakat bir salgının başlamasından sonra acısız zafer ihtimalini vaat etmezler.”

  • Künye: Paul Slack – Veba: Kısa Bir Giriş, çeviren: Nurettin Elhüseyni, İş Kültür Yayınları, tarih, 160 sayfa, 2023

Thomas Hager – Antibiyotiğin Öyküsü (2023)

Antibiyotiğin icadı, modern tarihin en önemli hikâyelerinden biridir.

Thomas Hager, ilaç endüstrisinin karanlık yüzünü de ihmal etmeden, antibiyotiğin keşfine giden heyecan verici süreci adım adım izliyor.

Çok eski değil, yıl 1931.

Tıp, bakteriyel enfeksiyonlar karşısında çaresiz.

Zatürre, veba, verem, difteri, kolera, menenjit gibi hastalıklara sebep olan bakteriyel enfeksiyon bir kez başladı mı, yeryüzündeki hiçbir şey onu durduramıyor.

Gazlı kangren, yaralı askerler için gayriresmî ölüm cezası demek.

Loğusa humması doğum yapan kadınların korkulu rüyası.

Ameliyathanede giyilen kanlı önlük şeref nişanı.

Mikroplara hiç dikkat edilmiyor.

O günlerde bakterilerin hastalığa yol açması sadece teoride kalıyor, olgu değil.

Bu yüzden cerrahlar, çıplak elle kullandıkları aletleri herhangi bir masaya bırakıyor, maske takmıyor.

Peki ne oldu da 20 sene sonra doğan çocuklar bütün bu hastalıkları bilmeden büyüdü?

Her şey 1930’lu yılların ortalarında, Almanya ve Fransa’daki bir dizi bulguyla, o zamanlar modern tıpta “mucizelerin mucizesi” olarak göklere çıkarılan keşiflerle, insanlara bakteriyel enfeksiyonları durdurmanın ilk etkili yolunu gösteren ilerlemelerle başladı.

Sülfa bulundu.

Bu çalışmalar daha sonra, henüz deneysel aşamadaki ilaçların –ABD başkanının oğlu dahil olmak üzere– insanlar üzerinde test edilip etkilerinin doğrulanmasıyla sürdü…

Araştırdıkça öykü daha tuhaf ve daha renkli, karakterler ve hikâyelerse daha çarpıcı hâle geliyor; bu öykünün içinde inanılmaz küçük hayvanlar ve büyük karteller var.

Merakla okunacak bir yakın tarih kitabı.

Thomas Hager; havadaki azotu kullanarak gübre üretmenin yolunu bulan iki Alman bilim insanının, Fritz Haber ve Carl Bosch’un öyküsünü anlattığı ‘Havadaki Simya’ kitabındaki gibi bu kitapta da Hitler’den, Nazilerden, Yahudi bilim insanlarının Amerika, Almanya ve Fransa’nın savaş şartlarında yaptıkları bilimsel araştırmalardan ve tabii ilaç sektörünün karanlık yüzünden söz ediyor.

  • Künye: Thomas Hager – Sahra Hastanelerinden Nazi Laboratuvarlarına Antibiyotiğin Öyküsü, çeviren: Ebru Elbaşıoğlu, Pan Yayıncılık, inceleme, 472 sayfa, 2023

Abdulhalik Bakır – Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet (2023)

İnsan sağlığı ve insanların maruz kaldığı hastalıklar tarihin en eski devirlerinden günümüze kadar devam eden ve hiç değişmeyen önemli olgular.

Tıp ve tababet ise teorisi ve pratiğiyle insanlık tarihi kadar eski bir bilim ve meslek dalının adıdır.

Dolayısıyla da insan sağlığı ve hastalıklar sebep, tıp ve tababet ise sonuç olarak karşımıza çıkıyor.

Yeryüzünde kurulan bütün uygarlıklarda tıp ve tababet önemli bir yer işgal etti.

Bu meyanda Eski ve Antikçağlarda Mezopotamya, Mısır, Anadolu, İran, Orta Asya, Çin ve Hindistan coğrafyalarında tıp ve tababet bilimi ve çalışmaları önemli bir gelişme gösterdi ve bu birikimler daha sonra Erken ve Geç Ortaçağlara intikal ederek olgunlaşma düzeyine ulaştı.

Bu uzun soluklu zaman diliminde eserleriyle tanınan onlarca hekim, yüzlerce sağlık çalışanı, hasta bakıcısı yetişmiş ve dur durak bilmeden geceli gündüzlü insanlara hizmet sunmaya çalıştı.

Aynı süre içerisinde devlet adamları tarafından onlarca sağlık kurumu inşa edilerek hastaların hizmetine sunuldu.

İşte ‘Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet’ adlı bu eser, anılan çağlarda kurulan devlet ve uygarlıklardaki tıp ve tababetin bir nevi serüvenini okuyuculara sunuluyor.

  • Künye: Abdulhalik Bakır – Eskiçağlardan Ortaçağlara Doğuda ve Batıda Tıp ve Tababet, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tıp, 592 sayfa, 2023

 

Nicola Temple – Son Kullanma Tarihi (2023)

Elli yıl önce, bugün sahip olduğumuz insan nüfusunun yarısına sahiptik.

Bu büyüme döneminde tüm bu insanları beslemeyi nasıl başardık?

İleriye baktığımızda, geleceğin genişleyen nüfusunu nasıl besleyeceğiz?

Bu kadar çeşitli bir nüfusa sürdürülebilir bir şekilde güvenli, yüksek kaliteli, sağlıklı gıdaları nasıl sağlayacağız?

Gıdalar insanlık tarihi boyunca pişirilerek, fermente edilerek ya da başka yöntemlerle işlendi.

Ancak günümüzde süpermarket raflarında bulunan ürünlere baktığımızda şu soruyu sormadan edemiyoruz: Fazla mı ileri gittik?

Bilim, kimyasal reaksiyonlarla ve organizmaları manipüle ederek gıdaların ömrünü uzatmanın pek çok yolunu buldu.

Haftalarca taze kalan elmalar, aylar yerine birkaç gün içinde olgunlaşan peynirler, laboratuvar ürünü biftekler, 3D yazıcıdan çıkan pizzalar…

Nicola Temple bu kitapta hazır yemeklerin neler içerdiğini, sebze ve meyvelerin ömrünü uzatmanın nasıl sağlandığını, gıda işlemede nanoteknolojinin yerini, konunun uzmanı olmayanların da kolayca anlayacağı bir biçimde aktarıyor ve en sevdiğimiz yiyeceklerin inovasyon, israf ya da savaşlardan nasıl etkilendiğini ortaya koyarak bilimkurgu kitaplarından fırlamış gibi görünen yiyecekleri tükettiğimiz bir gelecek ihtimaline de göz atıyor.

‘Son Kullanma Tarihi’ni okuduktan sonra işlenmiş gıdalar konusunda neyin kabul edilebilir neyin kabul edilemez olduğunu değerlendirebilecek ve daha rasyonel tüketiciler haline geleceksiniz.

  • Künye: Nicola Temple – Son Kullanma Tarihi: İşlenmiş Gıdanın Evrimi ve Geleceği, çeviren: Gülten Kolcuoğlu, The Kitap Yayınları, yemek, 288 sayfa, 2023

Daniel J. Levitin – Başarılı Yaşlanma (2023)

Bazı insanlar diğerlerinden daha iyi yaşlanır.

Bunun nedeni genetik, kişilik, sosyoekonomik durum ya da salt şans mıydı?

Beyinde bu değişimlere yol açan neler yaşanıyor?

Yaşlanmaya eşlik eden bilişsel ve fiziksel yavaşlamayı engellemek için neler yapabiliriz?

Pek çok insan seksenli ve doksanlı yaşlarına iyi bir şekilde gelirken, diğerleriyse yaşamdan elini ayağını çekmiş, kendi zafiyetlerinin mahpusları olmuş, sosyal bakımdan yalıtılmış ve mutsuz görünür.

Son 20-30 yılımız hakkında nasıl düşündüğümüze ilişkin yeni bir yaklaşım getiren Daniel J. Levitin ‘Başarılı Yaşlanma’da yaşlanmanın salt bir zayıflama dönemi olmadığını, bebeklik ya da ergenlik dönemleri gibi kendi talep ve avantajlarını getiren benzersiz bir gelişim evresi olduğunu gösteriyor.

Bireyler ve toplum olarak yaşlanma hakkında bütünüyle farklı düşünmemize yardımcı olmayı amaçlayan yazar, kuşaklararası etkileşimleri günlük deneyimlerin dokusuna örerek yaşlıların hünerlerini kucaklayan bir kültürün gelişimini ilerletmeyi arzu ediyor.

Beyin bilimine, bilhassa da gelişimsel sinirbilim ve bireysel farklılıklar psikolojisinden edinilen içgörülere bakan ‘Başarılı Yaşlanma’, insani hikâyemizin son bölümü olan yaşlanma sürecine dair dönüştürücü bir anlayış ortaya koyuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Hayatın sonundan geriye baktığımızda, hangi unsurlar iyi yaşanmış bir hayat hissine işaret eder? Yaşamdan aldığımız tatmini azami seviyeye çıkaracak ve yaşamlarımıza anlam katacak hangi kararları alabiliriz?”

  • Künye: Daniel J. Levitin – Başarılı Yaşlanma, çeviren: Burcu Halaç, Tellekt Kitap, sağlık, 608 sayfa, 2023

Kolektif – Galenos Kitabı (2023)

Tıp teorisi ve pratiğini 1500 yıldan fazla süre etkilemiş Galenos üzerine kaçırılmayacak bir derleme.

‘Galenos Kitabı’, Galenos’un bir hekim ve bir filozof olarak sağlam bir portresini sunuyor.

Galenos, tıp teorisini ve pratiğini 1500 yıldan fazla bir süre boyunca etkileyecek olan, geç antik çağın en etkili hekimiydi.

Anatomi, fizyoloji, teşhis ve prognoz, nabız doktrini, farmakoloji, tedaviler ve tıp teorisi konularında üretken bir yazardı; ancak aynı zamanda felsefi konularda da kapsamlı eserler verdi, mantık ve bilim felsefesine özgün katkılarda bulundu ve bilimsel bir epistemolojinin ana hatlarını çizdi.

Diğer taraftan, güçlü bir tartışmacıydı; zamanının tıp okulları arasındaki doktrin tartışmalarına derinden dahil oldu.

Bu kitap, Galenos’un kişiliğiyle birlikte tüm bu alanlardaki başarısına bir giriş ve genel bir bakış sunarken, aynı zamanda bu başarıyı son otuz yılda Galenos araştırmalarında kaydedilen ilerlemeler ışığında değerlendiriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: G. E. R Lloyd, Teun Tieleman, Ben Morison, Pierluigi Donini, Julius Rocca, Armelle Debru, Philip J. Van Eijk, Sabine Vogt, Rebecca Flemming ve Vivian Nutton.

  • Künye: Kolektif – Galenos Kitabı, editör: Robert J. Hankinson, çeviren: Nur Nirven, Albaraka Yayınları, felsefe, 520 sayfa, 2023

Luc Ferry – Transhümanist Devrim (2023)

‘Transhumanist Devrim’de Luc Ferry iç içe geçip birbirini tamamlayan ve yakın geleceğe damgasını vuracak dört temel teknolojinin insanlığın önüne çıkaracağı olanakları ve yeni risk unsurlarını değerlendiriyor: nanoteknolojiler, biyoteknolojiler, enformatik (büyük veri ve nesnelerin interneti) ve bilişsel bilim (yapay zekâ).

Tıp alanındaki gelişmeler ABD’de transhümanizm adı altında ortaya çıkan ve web dünyasının Google gibi devleri tarafından desteklenen bir ideolojinin etki alanını genişletecek şekilde ilerliyor.

Amaç, tedaviye yönelik onarıcı tıbbın çok ötesine geçmek; en son bilimsel araçlar ve muazzam teçhizatlar yardımıyla insanlık durumunu “yükseltmek”, insan ömrünü ve gençliği mümkün mertebe uzatmak, genetik mühendisliğiyle nesilden nesile aktarılan genlere müdahale etmek ve son noktada insan-makine hibritleri üreterek “insan sonrası” çağını başlatmak.

Ekonomi alanında ise bağlı nesneler, sosyal ağlar ve büyük veri gibi yeni olanakları, yani transhümanizmin harekete geçirdiği teknolojilerin bir kısmını hizmet olarak sunan Uber, BlaBlaCar, Airbnb ve benzeri uygulamalar taksilerle, otellerle veya büyük mağazalarla rekabet eder hale geldiler.

Meslek sahiplerinin aradan çıkarılarak şahıslar arası ilişkiler kurulmasına dayanan bu “paylaşım ekonomisinin” transhümanist ideolojiyle derin bağları olduğuna dikkat çeken Ferry’ye göre her iki durumda da söz konusu olan sosyal demokrasiye bulanmış belli bir liberalizm, hatta bireylere dayatılan geleneklerin ve mirasların ağırlığından ne pahasına olursa olsun kurtulmak isteyenleri yanına çeken saf ve katı bir ultraliberalizmdir.

  • Künye: Luc Ferry – Transhümanist Devrim: Tekno-tıp ve Dünyanın Überleşmesi Hayatlarımızı Nasıl Altüst Edecek?, çeviren: Kağan Kahveci, İş Kültür Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2023

M. Taner Gören – Sağlığın Ölümü (2023)

Bu kitap, makine mühendisi olacakken tesadüfen doktor olmuş, doktorluğu çok sevmiş, hekimliği severek uygulamış, bildiklerini öğrencilerine severek öğretmeye çalışmış bir hekimin feryadı.

Hekimin muayene için gelen hastası ile yaptığı konuşmaya tıp dilinde “anamnez alma” ve ardından iznini alarak hastayı muayene etmeye başlaması işlemine de “fizik muayene” adı verilir.

Son yıllarda sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve hastanın bir müşteri gibi görülmesinin ardından hastalıkların tanımlanmasında bu iki önemli yöntemin yerine ileri teknolojilerin ürünü ve oldukça pahalı laboratuvar tetkiklerinin konulması hekimlerin tanı koymakta zorlanmasına, hastalarla sürekli karşı karşıya gelmesine sebep olmaktadır.

Sanıldığının aksine, bilgisayar teknolojisine dayalı hiçbir ileri teşhis yöntemi anamnez ve fizik muayenenin yerini alabilmiş değildir.

Yazar, hastalarına zaman ayırmanın, anamnez almak ve yeterli fizik muayene yapmanın hekimler açısından bir etik gereklilik olduğunu düşünüyor.

Kitapta yer alan anılar ve gerçek hayat hikâyeleri, sağlık sisteminin geldiği yerin sorgulanması ve hastaların müşteri olarak görülmesinin vahameti üzerine bizi düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: M. Taner Gören – Sağlığın Ölümü, Ayrıntı Yayınları, sağlık, 256 sayfa, 2023

Güzin Akyıl – Antik Yunan ve Roma’da Veba Salgınları (2022)

Salgınlar hayatla beraber başladı.

Bu süreçlerde aklın ve bilimin yolunu takip etmek toplumların kaderinde en önemli rolü oynadı.

Marcus Aurelius’un ‘Kendime Düşünceler’ adlı eserinde aktardığı gibi:

“Aklın bozulması, bizi saran soluduğumuz havanın bozulup kirlenmesinden çok daha tehlikeli bir vebadır. İkinci veba sadece canlıların yaşamlarını tehdit eder, diğeriyse insanlığımıza saldırır.”

Pandeminin gölgesinde kaldığımız zorlu dönemlere denk gelen ‘Antik Yunan ve Roma’da Veba Salgını’ adlı bu çalışmada veba salgınının tanımı, türleri, ortaya çıkışı, belirtileri, yayılımı ve tarihi seyri ile başlanarak, Antik Yunan’da Homeros döneminden itibaren yüzyıllar halinde MÖ 4. yüzyıla kadar; Antik Roma’da ise Romulus döneminden itibaren MS 476 yılına kadar kronolojik olarak ele alınarak, salgınların nedenleri, süreçleri, uygulanılan tedavi yöntemleri veya aranılan çareleri ile birlikte, antik ve modern kaynaklar ışığında seyri takip ediliyor.

  • Künye: Güzin Akyıl – Antik Yunan ve Roma’da Veba Salgınları, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 144 sayfa, 2022