Brian O’Doherty – Beyaz Küpün İçinde (2010)

İrlandalı sanatçı ve eleştirmen Brian O’Doherty’nin, ‘Galeri Mekânının İdeolojisi’ alt başlığını taşıyan ‘Beyaz Küpün İçinde’ isimli elimizdeki eseri, 1976’da Arforum dergisinde art arda üç yazı olarak yayımlanmıştı.

Çalışmasında, galeri mekânının sanat nesnesi ile izleyici özne üzerindeki etkisini ele alan O’Doherty, modernizm için önemli bir zaman dilimi olarak düşünülebilecek bu süreçte bağlamın nesneyi nasıl yuttuğunu, nasıl bizzat nesnenin kendisi haline geldiğini araştırıyor.

Bir ortaçağ kilisesini inşa etmek için uygulanan kurallar ne kadar özenliyse, galeri mekânının inşası için uygulanan kuralların da aynı özene sahip olduğunu söyleyen yazar, her ikisinde de içerinin dış dünyadan soyutlandığını belirtiyor.

O’Doherty, modern sanatın ardındaki mekanizmaları ortaya çıkarıyor; sanat izlemenin estetik temellerini ve sosyolojik, ekonomik bağlamını irdeliyor.

  • Künye: Brian O’Doherty – Beyaz Küpün İçinde, çeviren: Ahu Antmen, Sel Yayıncılık, eleştiri, 136 sayfa

Turan Akıncı – Cumhuriyet’te Beyoğlu (2019)

Osmanlı döneminde “Cadde-i Kebir” ve “Grande Rue De Pera” isimleriyle anılan Beyoğlu Caddesi, Cumhuriyet ile İstiklal Caddesi adını aldı.

Turan Akıncı’nın geçen yıl yayımlanan ‘Beyoğlu’ adlı çalışması, Pera’nın 1831-1923 yılları arasındaki dönemini ele alıyordu.

Yazar şimdi de, Beyoğlu’nun tarihini 1923’ten 2003’e uzanan yıllar arasında ele alıyor.

İşgalin sona ermesinden sonra Cumhuriyet’in Beyoğlu’nda devraldığı tablo, Levanten kültürünün sona erişi, Varlık Vergisi’nin nedenleriyle sonuçları ve 6-7 Eylül olaylarına giden süreci analiz ederek kitabına başlayan Akıncı, devamında da,

  • Beyoğlu’nun pastane ve kahvehanelerini,
  • Beyoğlu’ndaki sefaret yapılarını,
  • Beyoğlu’nda yeme içme kültürünü,
  • Beyoğlu tiyatro ve sinemalarını,
  • Türk sinemasının Yeşilçam’daki özgün gelişimini,
  • Beyoğlu’nda müzeleri,
  • Beyoğlu’nda kütüphaneleri,
  • Beyoğlu’nun fotoğrafçılarını,
  • Beyoğlu’ndaki banka yapılarını,
  • Önde gelen Beyoğlu ailelerini
  • Ve bunun gibi, bu kadim semte dair bilinmesi gereken pek çok bilgiyi bizimle paylaşıyor.

Kitabın ekler bölümünde ise, Selahattin Giz’in Beyoğlu koleksiyonu, Beyoğlu’nda Osmanlı eserleri ve İstanbul Şehir Tiyatroları Repertuarı da yer alıyor.

Kitap her şeyden önce, Beyoğlu’nun bu zaman zarfında nasıl büyük dönüşümler geçirdiğini ve buradaki canlı kültürel hayatın ve aynı zamanda eğlence yaşamının nasıl yok edildiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Turan Akıncı – Cumhuriyet’te Beyoğlu: Kültür, Sanat, Yaşam (1923-2003), Remzi Kitabevi, tarih, 456 sayfa, 2019

Kolektif – Yurdaer’i Anlatmak (2019)

Yurdaer Altıntaş, Türkiye’de afiş ve grafik tasarımı denince ilk akla gelen isimlerden.

Kendisinin 1964 yılında gerçekleştirdiği ilk kişisel sergisi, aynı zamanda ilk Türk grafik tasarım sergisi olma özelliğine sahip.

Altıntaş bundan çok değil, dört yıl sonra da, Grafik Sanatçıları Derneği’nin kurulmasına öncülük edecekti.

Şimdiye kadar pek çok ulusal ve uluslararası ödül kazanmış Altıntaş, ayrıca uzun yıllar Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nde dersler vermiş bir eğitmen.

Ülkemizin yetiştirdiği bir başka önemli tasarımcı olan Bülent Erkmen’in derlediği bu eser ise, Altıntaş’ın hayatı, kişiliği ve çalışmalarına ayna tutuyor.

Altıntaş’ın işine duyduğu saygı ve özene, ne denli değerli bir meslek adamı olduğuna adeta her satırında tanık olduğumuz çalışma, Altıntaş’ın hayatında yer almış kişilerden alıntılar, afiş, logo, kitap kapağı, resimlemeler ve ürettiği afişler üstüne incelemeler barındırıyor.

Bu mesleğe gönül vermiş olanlar için altın değerinde bir kaynak olan kitap, Altıntaş’ın 60 yıllık meslek hayatını izliyor ve böylece Türkiye grafik tasarımının da 60 yıllık kesintisiz manzarasını sunmuş oluyor.

  • Künye: Kolektif – Yurdaer’i Anlatmak: Yurdaer Altıntaş’ın Yapıtlarına Kesintisiz Bir Bakış, derleyen: Bülent Erkmen, Yapı Kredi Yayınları, tasarım, 432 sayfa, 2019

Kolektif – Sait Maden: Tasarımcı, Sanatçı, Şair (2009)

‘Bir Usta Bir Dünya’ sergi dizisinin son konuğu, Türk grafik tasarım kültürünün mimarı, sanatçı, şair ve çevirmen Sait Maden.

Elli yıldan fazladır grafik tasarım ve resim gibi alanlarda üreten Maden, sekiz binden fazla kitap ve dergi kapağını tasarladı.

18 Aralık’ta açılan ve 24 Aralık 2010 tarihine kadar sürmüş sergi için hazırlanan elimizdeki kitap, Sadık Karamustafa’nın Sait Maden’in tasarımcı duruşuna baktığı sunuş yazısıyla açılıyor.

Selahattin Özpalabıyıklar ise, Maden’in şair ve çevirmen yanına değiniyor.

Kitapta, Sait Maden’in ‘Simgeler’ ve ‘Grafik Sanatının Dünü, Bugünü’ başlıklı yazılarıyla, Ömer Durmaz’ın onunla yaptığı bir söyleşi de yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Sait Maden: Tasarımcı, Sanatçı, Şair, sergi organizasyonu: Veysel Uğurlu, Yapı Kredi Yayınları, sergi katalogu, 143 sayfa

Camille Laurens – On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı (2019)

“Modellik yapıyordu, ressamlara ya da heykeltıraşlara poz veriyordu. Bunların arasında Edgar Degas da vardı. Atölyesinde poz verirken onun sayesinde diğer küçük kızlardan daha ölümsüz olacağını biliyor muydu acaba?”

Edgar Degas’nın ‘On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı’ heykeli, çığır açan bir eser olduğu kadar ilk kez 1881 yılında sergilendiği zaman ve daha sonrasında yarattığı tartışmalar vesilesiyle de çok önemlidir.

Camille Laurens de bu önemli çalışmasında, bu heykelin hikâyesini  anlatıyor, daha da önemlisi heykelin başlattığı tartışmaların sıkı bir analizini sunuyor.

Çalışmanın katkısı bununla da sınırlı değil.

Laurens’in eseri, heykel için poz veren Marie Geneviève Van Goethem ile yaşıtı çocukların yaşadıkları dramı, Paris Operası’nın kulislerinin içyüzünü ve Degas’nın yaratım sürecini zengin ayrıntılar eşliğinde ele alıyor.

  • Künye: Camille Laurens – On Dört Yaşındaki Küçük Dansçı, çeviren: Şehsuvar Aktaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 112 sayfa, 2019

Özkan Eroğlu – Matisse ve Picasso (2016)

Matisse ve Picasso’nun beslendiği kaynakların izini süren, iki sanatçının benzerlik ve farklılıklarını ortaya koyan bir deneme.

Çok sayıda görselle zenginleşmiş çalışma, fovizm ve kübizmin iki sanatçının üretimlerini nasıl etkilediğini ve her iki sanatçının temel çıkış noktasının neden Cézanne olduğunu merak edenler için sağlam bir kaynak.

  • Künye: Özkan Eroğlu – Matisse ve Picasso, Tekhne Yayınları

Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri (2009)

Amerikalı roman ve öykü yazarı Tom Robbins, farklı türdeki metinlerini barındıran ‘Geriye Uçan Yaban Ördekleri’yle, uzun sürmemiş bir aranın ardından okurunun karşısına çıkıyor.

Kitapta, Robbins’in 1967’den 2003’e uzanan dönemde kaleme aldığı yolculuk yazıları, öyküleri, çoğu daha önce yayımlanmamış şiirleri, şarkı sözleri, sevdiği insanlara övgüleri, sanat eleştirileri, bir tretmanı ve çeşitli dergilerin kendisiyle yaptığı röportajlar yer alıyor.

Genellikle Thomas Phyncon, John Barth ve Kurt Vonnegut gibi postmodern yazarların edebi takipçisi olarak değerlendirilen; alaycılığı, sözcük oyunları ve metaforlara sıkça başvurmasıyla dikkat çeken Robbins, çok sadık bir okur kitlesine de sahip.

Elimizdeki kitap, daha çok romanlarıyla bilinen Robbins’in gerçek dünyasına inmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri, çeviren: Aysun Babacan, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 265 sayfa

Giorgio Agamben – İçeriksiz Adam (2019)

İtalya’nın önde gelen düşünürlerinden Giorgio Agamben ‘İçeriksiz Adam’da, modern çağda sanatın durumu üzerine düşünüyor.

Hegel’in, sanatın ruhsal işlevini tükettiği ve ruhun kendi gelişiminde sanatın yerinin eskisi denli güçlü olmadığı tezini dikkate alan Agamben, buna karşılık sanatın yok olmaktan ziyade belirsiz bir şekilde de olsa varlığını nasıl sürdürdüğünü tartışıyor.

Modern estetiğin doğuşu, sanatçı izleyici, form ve madde gibi konular etrafında tartışmasını yürüten Agamben, estetik teori tarihinin Kant’tan Heidegger’e kadar yaratıcı bir yorumunu sunuyor ve dahası, modern müzenin doğuşu ve sanat ile terör arasındaki ilişki gibi konularda özgün bakış açıları geliştiriyor.

Modern çağda sanatın kaçınılmaz kaderi olarak “Kitsch”i yorumlayan ve Dürer’in Melancolia’sının özgün bir yorumunu da sunan çalışma, sanat, sanat tarihi, estetik, estetik tarihi ve popüler kültürle ilgilenenlerin kaçırmak istemeyeceği türden.

  • Künye: Giorgio Agamben – İçeriksiz Adam, çeviren: Kemal Atakay, MonoKL Yayınları, estetik, 144 sayfa, 2019

Gülgün Yılmaz – Tezgâhtan Tuvale (2009)

Gülgün Yılmaz ‘Tezgâhtan Tuvale’ başlıklı elimizdeki eserinde, on yedinci yüzyıl Hollanda ve Flaman resminde Osmanlı halılarının nasıl tasvir edildiğini inceliyor.

Halıları tiplerine göre sınıflandırarak veren Yılmaz, daha spesifik konularda araştırma yapmak isteyenlere kolaylık olması için, her tabloyla ilgili görsel malzemeyi de veriyor.

Çalışma, Hollandalı ve Flaman ressamların İran ve Hint halılarının yanı sıra, Batı Anadolu halılarını da severek resmettiklerini gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor diyebiliriz.

On yedinci yüzyılda Hollanda ile Osmanlı devleti arasındaki ticari ilişkilerle başlayan kitap, dönemin Hollanda ve Flaman resminde tasvir edilen halıların ayrıntılı bir dökümünü veriyor.

Kitabın kapağında ise, Vermeer’in ünlü Uyuyan Kız adlı tablosunda resmettiği bir Uşak halısı görülüyor.

  • Künye: Gülgün Yılmaz – Tezgâhtan Tuvale, Bağlam Yayınları, sanat, 112 sayfa

Orhan Koçak – Modern ve Ötesi (2010)

Orhan Koçak imzalı ‘Modern ve Ötesi’, santralİstanbul’da 8 Eylül 2007-29 Şubat 2009 tarihleri arasında gerçekleşen aynı adlı sergiye eşlik etmesi amacıyla hazırlanmış.

Türkiye’de sanatın son elli yıllık bir dökümünü vermeyi amaçlayan kitap, ele aldığı dönemi üslûp ve temalara göre değil, kronolojik bir yaklaşımla ele alıyor.

Analizini üç döneme ayıran Koçak, 50’li ve 60’lı yılları kapsayan ilk dönemin, soyutlama eğiliminin güçlendiği dönem olduğunu söylüyor.

Koçak, 1960’ların bir noktasında, soyutlamaya bir tepki olarak da görünebilen “yeni figüratif” dönemi ikinci ve 1980’lerin sonunda yaygınlaşmaya başlayan kavramsal sanatı da üçüncü dönem olarak tanımlıyor.

  • Künye: Orhan Koçak – Modern ve Ötesi: Elli Yılın Sanatına Kenar Notları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sanat, 218 sayfa