Hasan Akarsu – Tekirdağ: Sonsuz Gurbet (2010)

Şair Hasan Akarsu ‘Tekirdağ: Sonsuz Gurbet’te, ilk olarak 1964 yılında tanıştığı ve 1991’de yerleştiği Tekirdağ şehrini anlatıyor.

Tekirdağ’ın özgün coğrafyası, dağları ve söylenceleri; Balkan Savaşları ve Kurtuluş Savaşı zamanında Tekirdağ’ın rolü; Atatürk’ün 1928’de şehre gelişi ve bu ziyaretin önemi; şehrin tarihsel yapıları, şehitlikleri ve gündelik hayatı; Tekirdağ’ın Saray, Çerkezköy, Çorlu, Marmara Ereğlisi, Muratlı, Malkara, Hayrabolu ve Şarköy gibi yerleşim yerleri, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Kitap, kapsamlı bir şehir monografisi olmasının yanı sıra, Akarsu’nun Tekirdağ’la kurduğu samimi ilişkiyi de akıcı bir üslupla kaleme getiriyor.

  • Künye: Hasan Akarsu – Tekirdağ: Sonsuz Gurbet, Heyamola Yayınları, şehir, 207 sayfa

Kolektif – Herkesin Bildiği Sır: Dersim (2010)

‘Herkesin Bildiği Sır: Dersim’, Dersim’i tarih, toplum, ekonomi, dil ve kültür çerçevesinden irdeleyen makalelerden oluşuyor.

Kitabı derleyen Şükrü Aslan, “Dersim”in, Anadolu’nun doğusunda bir coğrafi bölgeyi anlatmaktan çok, neredeyse tarih boyunca ama özellikle 1930’lu yılların sonlarına doğru maruz kaldığı siyasal ve askerî müdahalelerin yarattığı derin toplumsal tahribatla belleklerde yer etmiş toplumsal ve kültürel bir varlığa işaret ettiğini söylüyor.

Bu çerçevede hazırlanmış kitap, 1938’den iki yöne doğru yapılan yolculuğun izlerini sürüyor. Bu izler okuru, Dersim’in tarihine, diline, müziğine, inanç pratiklerine, mücadelelerine, başarılarına ve aynı zamanda kentin/bölgenin bugününe de götürüyor.

Çok sayıda ismin yazılarıyla katıldığı çalışma, Dersim’in dünü ve bugünü hakkında yetkin bir kaynak.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hüseyin Ağuiçenoğlu, Muzaffer Akın, Alişan Akpınar, Mikail Aslan, Şükrü Aslan, İmran Ayata, Sezen Bilir, Serhat Bozkurt, Kemal Burkay, Sema Buz, Hıdır Eren Çelik, Yücel Demirer, Namık Kemal Dinç, Ali Ekber Düzgün, Fuat Ercan, Harun Ercan, Serkan Erdoğan, Gülsün Fırat, Sabır Güler, Ali Haydar Gültekin, Azat Zana Gündoğan, Zeliha Hepkon, Hüseyin Irmak, Mesut Keskin, Muzaffer Oruçoğlu, M. Ali Sağlam, Dilek Soileau, Bahar Şimşek, Cemal Taş, Volga Hüseyin Sorgu Tekinoğlu, Beyza Üstün, Sibel Yardımcı, Özkan Yıldız ve Murat Yüksel

  • Künye: Kolektif – Herkesin Bildiği Sır: Dersim, derleyen: Şükrü Aslan, İletişim Yayınları, tarih, 640 sayfa

Yusuf Erkan – Bekleyen Kent Burdur (2010)

Yusuf Erkan ‘Bekleyen Kent Burdur’da, doğduğu kentin tarihini, belleğini ve yaşam döngüsünü yazıya döküyor ve böylece, şehrin hem tarihi hem güncel bir resmini çekiyor.

Uzun yıllar şehir üstüne araştırmalar yapan Erkan, Burdur kent merkezinin ruhunu veren bir çalışmaya imza atmış.

Kitapta, Burdur adının kökeni ve tarihi; Burdur folklorunun kendine has özellikleri; şehirde icra edilen geleneksel bakırcılık; Burdur gölü ve Tekelioğlu efsanesi; gezginlerin gözüyle Burdur; Hıdırellez kutlamaları, Bahtıvar geleneği ve Çoban bayramı; Burdur müzesi; kentin pazarları ve kütüphaneleri; kent merkezi ile Ulucami çevresi ve lezzetli Burdur yemekleri gibi konular yer alıyor.

  • Künye: Yusuf Erkan – Bekleyen Kent Burdur, Heyamola Yayınları, şehir, 391 sayfa

Tama Janowitz – Alan Kodu 212 (2010)

Hatırlanacağı gibi ‘New York Köleleri’, genç kuşak Amerikan kalemlerinden Tama Janowitz’in daha önce yayımlanmış romanlarından biriydi.

Janowitz’in yalnızca New York’luları değil, dünyadaki bütün büyük kent insanlarını ilgilendirecek tanıdık ve ilginç ayrıntıları işlediği söz konusu romanı, James Ivory tarafından filme de alınmıştı.

Elimizdeki ‘Alan Kodu 212’ başlıklı eser ise, daha çok romanlarıyla bilinen Janowitz’in denemelerini bir araya getiriyor.

Janowitz burada da, yaşadığı New York’u anlatmaya devam ediyor.

Andy Warhol, New York’un gün ve gecelerinden trajikomik yaşanmışlıklar, kendine has tarzıyla Manhattan ve eğlencelerinden, zevklerinden taviz vermeyen sosyete dünyası, denemelerde karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Yazar, New York’un şık ve sanatsal mekânları kadar, şehrin zorlu ve tehlikelerle dolu yönlerini de kaleme getiriyor.

  • Künye: Tama Janowitz – Alan Kodu 212, çeviren: Ünver Alibey, Everest Yayınları, deneme, 410 sayfa

Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent (2019)

Kent nedir?

Nasıl ortaya çıktı?

Hangi süreçleri daha da ileriye taşır?

Hangi işlevleri yerine getirir, hangi amaçları karşılar?

Lewis Mumford’un bizde ilk baskısı 2007 yılında yapılan ‘Tarih Boyunca Kent’i, Amerika’da Ulusal Kitap Ödülü ile Amerikan Özgürlük Madalyası’nı kazanmış muazzam bir eser.

Mumford’un kitabı, kendisinin kent planlaması, kültür ve sanat tarihi, teknoloji ve toplumsal eleştiri gibi geniş alanlardaki çalışmalarının ürünü.

Yazar burada, kentin geçirdiği evrime odaklandığı gibi, kent yaşamında gelişen uygarlık tarihinin dönüm noktalarını da saptıyor.

Yazar, kentin tarihte ilk oluştuğu coğrafyalar olan Mezopotamya ve Mısır’dan başlayarak sırasıyla, Yunan, Roma, Ortaçağ kentleri, Avrupa monarşilerinin başkentleri, sanayi kentleri ve nihayet günümüzün kentlerini geniş bir çerçevede ele alıyor.

Edebiyat eleştirisi, Amerikan araştırmaları, kentler tarihi, mimarlık, uygarlık ve teknolojinin yanı sıra bölge planlaması, çevrecilik ve Amerika’da toplumsal yaşam da dahil olmak üzere çok farklı konularda yapıtlar veren Mumford, ekolojinin öncülerindendir.

Yirminci yüzyılın en özgün seslerinden biri olan Mumford, Malcolm Cowley’e göre “büyük hümanistlerin sonuncusu”ydu.

  • Künye: Lewis Mumford – Tarih Boyunca Kent: Kökenleri, Geçirdiği Değişimler ve Geleceği, çeviren: Gürol Koca ve Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 736 sayfa, 2019

Serhat Öztürk – Şiraz (2016)

Daha önce Halep, Selanik ve Tiflis üzerine yazdığı, edebi lezzetleriyle dikkat çeken kitaplarıyla bildiğimiz Serhat Öztürk’ten, bu sefer İran’ın kadim kentlerinden birine dair keyifle okunacak bir çalışma.

Persepolis’ten Cennet Bahçesi’ne, Hafız’ın kabrinden Banko Haft Khan’a uzanan, Şiraz’a dair merak edilen birçok konuyu daha iyi kavramak açısından bir başucu kitabı.

  • Künye: Serhat Öztürk – Şiraz, Can Yayınları

Turan Akıncı – Cumhuriyet’te Beyoğlu (2019)

Osmanlı döneminde “Cadde-i Kebir” ve “Grande Rue De Pera” isimleriyle anılan Beyoğlu Caddesi, Cumhuriyet ile İstiklal Caddesi adını aldı.

Turan Akıncı’nın geçen yıl yayımlanan ‘Beyoğlu’ adlı çalışması, Pera’nın 1831-1923 yılları arasındaki dönemini ele alıyordu.

Yazar şimdi de, Beyoğlu’nun tarihini 1923’ten 2003’e uzanan yıllar arasında ele alıyor.

İşgalin sona ermesinden sonra Cumhuriyet’in Beyoğlu’nda devraldığı tablo, Levanten kültürünün sona erişi, Varlık Vergisi’nin nedenleriyle sonuçları ve 6-7 Eylül olaylarına giden süreci analiz ederek kitabına başlayan Akıncı, devamında da,

  • Beyoğlu’nun pastane ve kahvehanelerini,
  • Beyoğlu’ndaki sefaret yapılarını,
  • Beyoğlu’nda yeme içme kültürünü,
  • Beyoğlu tiyatro ve sinemalarını,
  • Türk sinemasının Yeşilçam’daki özgün gelişimini,
  • Beyoğlu’nda müzeleri,
  • Beyoğlu’nda kütüphaneleri,
  • Beyoğlu’nun fotoğrafçılarını,
  • Beyoğlu’ndaki banka yapılarını,
  • Önde gelen Beyoğlu ailelerini
  • Ve bunun gibi, bu kadim semte dair bilinmesi gereken pek çok bilgiyi bizimle paylaşıyor.

Kitabın ekler bölümünde ise, Selahattin Giz’in Beyoğlu koleksiyonu, Beyoğlu’nda Osmanlı eserleri ve İstanbul Şehir Tiyatroları Repertuarı da yer alıyor.

Kitap her şeyden önce, Beyoğlu’nun bu zaman zarfında nasıl büyük dönüşümler geçirdiğini ve buradaki canlı kültürel hayatın ve aynı zamanda eğlence yaşamının nasıl yok edildiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Turan Akıncı – Cumhuriyet’te Beyoğlu: Kültür, Sanat, Yaşam (1923-2003), Remzi Kitabevi, tarih, 456 sayfa, 2019

Nevzat Çağlar Tüfekçi – Akbük (2009)

Gazeteci Nevzat Çağlar Tüfekçi’nin, Milas’ın tarihi, kültürü ve doğal zenginlikleriyle ilgili yayımlanmış eserleri bulunuyor.

Yazar ‘Akbük’te ise, ayrılıkların yaşandığı ve yeni hayatların kurulduğu bir mekân olan Aydın’ın Didim ilçesi sınırları içinde bulunan Akbük’ü anlatıyor.

İlk insan yerleşiminin varlığının antik döneme uzandığı bu yöre, en az dört bin yıllık bir geçmişe sahip.

Tüfekçi’nin sözlü tarih çalışmalarıyla meydana getirdiği kitap, aynı zamanda bir Rum köyü olan Akbük’te, 1924 Türk-Yunan nüfus mübadelesine kadar önemli bir Rum nüfusunun yaşadığını da gözler önüne seriyor.

Çalışmasına, Akbük’e dair genel bilgilerle başlayan Tüfekçi, devamında, yörenin ilk sakinlerini, coğrafi, ekonomik, toplumsal yapısını ve gündelik hayatını ele alıyor.

Kitap, 0252 512 31 95 no’lu telefondan ve nevzatcaglartufekci@gmail adresinden temin edilebilir.

  • Künye: Nevzat Çağlar Tüfekçi – Akbük: Ayrılıklar ve Yeni Hayatlar, kendi yayını, şehir, 288 sayfa

Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları (2009)

Yazar, tarihçi, profesör ve edebiyat eleştirmeni Murat Belge’nin, İstanbul konulu daha önce yayımlanmış kitapları ilgi çekmişti.

Belge, elimizdeki eseri ‘İstanbul’un Sayfaları’nda da, okurlarını yeniden, İstanbul’da binyılları kapsayan bir kültür yolculuğuna çıkarıyor.

Belge, tarihin seyrinde İstanbul’a ev sahipliği yapmış başlıca medeniyetleri, onların belli başlı eserleri çerçevesinden anlatıyor.

Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan şehrin olağanüstü konumu; Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları döneminde İstanbul; Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin şehre yansımaları; kozmopolit yönleri baskın Beyoğlu; Galata ve çevresinin binyılları bulan geçmişi; özgün mimarisi, renkleri ve yalılarıyla Boğaziçi, Belge’nin yorumlarıyla karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Belge’nin yetkin anlatımı, Reha Arcan’ın üç yüz elliyi aşkın renkli fotoğrafıyla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları, Doğan Kitap, şehir, 173 sayfa

Müfid Ekdal – Tanıdığım İnsanlar, Yaşadığım Olaylar (2009)

‘Tanıdığım İnsanlar, Yaşadığım Olaylar’, Müfid Ekdal’la yapılan uzun soluklu söyleşilerden, nam-ı diğer “nehir söyleşi”den oluşuyor.

1918 yılında İstanbul’da doğan Ekdal, 1942 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olur ve askere gidinceye kadar Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde çalışır.

Terhis olduktan sonra, 1945 yılında aynı hastanenin dahiliye servisinde ihtisasa başlayan Ekdal, 1950 yılında dahiliye uzmanı olur.

Doktorluk kariyerine, İngiltere’de yaptığı kardiyoloji ihtisasını da ekleyen Ekdal, 1979’da aynı hastanenin başhekimliğine atanır.

Hastanede 42 yıl çalışan Ekdal, 1983 yılında emekli oldu.

Halen serbest hekimlik yapan Ekdal’ın bir özelliği de Kadıköy hayranlığı. Halen Feneryolu’nda, doğduğu evde oturan Ekdal, kimi Kadıköy’ü konu edinen sekiz kitabın da yazarı.

Kitap, bir hekim ve bir Kadıköy aşığı Ekdal’ın hayatının izini sürüyor.

  • Künye: Müfid Ekdal – Tanıdığım İnsanlar, Yaşadığım Olaylar, söyleşi: Barış Doster, Destek Yayınları, söyleşi, 187 sayfa