Bülent Diken ve Carsten B. Laustsen – Filmlerle Sosyoloji (2010)

Bülent Diken ve Carsten Laustsen imzalı ‘Filmlerle Sosyoloji’, filmlerin toplumsal gerçeği ne şekilde yansıttığını veya daha da önemlisi nasıl meşrulaştırdığını irdeliyor.

Toplumsal teori yaparken filmleri analiz etmenin nasıl imkânlar sunduğunu irdeleyen çalışma, Ferzan Özpetek’in ‘Hamam’ı üzerinden şeylerin “ilişkiselliğini”; Harry Hook’un ‘Sineklerin Tanrısı’ aracılığıyla, savaşın, medeniyetlerin ilerlemesinde yarattığı büyük aksaklıkları; Fernando Meirelles’in ‘Tanrı Kenti’ aracılığıyla, hayatı kültürel ve siyasi biçimlerden mahrum bırakılmış ötekileri ve nihayet, David Fincher’in ‘Dövüş Kulübü’nden hareketle, bir bağ kurma/koparma biçimi olarak mazoşizmi ele alıyor.

  • Künye: Bülent Diken ve Carsten B. Laustsen – Filmlerle Sosyoloji, çeviren: Sona Ertekin, Metis Yayınları, sosyoloji, 226 sayfa

İpek Elif Atayman – Costa Gavras ve Politik Gerilim Sineması (2019)

1970’li yıllardan itibaren “politik film” geleneğinin önemli bir temsilcisine dönüşen Costa Gavras, ‘Ölümsüz’, ‘İtiraf’, ‘Sıkıyönetim’, ‘Kayıp’, ‘Müzik Kutusu’ ve ‘Amen’ gibi filmleriyle hem türün hem de ana akım sinemanın sınırlarını zorladı.

İpek Elif Atayman’ın bu şahane çalışması da, Gavras sinemasını çok yönlü bir şekilde masaya yatırıyor.

Bunu yaparken öncelikle “sinema” ve “politika” kavramlarını tartışan yazar, devamında da,

  • Sinemada türlerin sınıflandırılması,
  • Auteur sineması,
  • Sinemanın endüstrileşmesi,
  • İktidar ve sinema,
  • Sinemada tür olarak politik filmler veya siyasal filmler,
  • Politik kamera,
  • İtalyan yeni gerçekçiliği,
  • Ve Costa Gavras sinemasında iktidarın tezahürü gibi pek çok konuyu irdeliyor.

Çalışmanın, politik filmin tarihine ilişkin tezleri, Yeni Gerçekçilik’ten Ken Loach’a uzanan bir çizgide ve akıcı bir üslupla özetlenmesinin, esere temel bir kaynak niteliği kazandırdığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: İpek Elif Atayman – Costa Gavras ve Politik Gerilim Sineması, Ayrıntı Yayınları, sinema, 96 sayfa, 2019

David Gilmour – Film Kulübü (2010)

David Gilmour ‘Film Kulübü’nde, lisede sorunlu bir dönem geçiren, geleceği belirsiz bir oğul ile onun yaşadığı sıkıntıyı filmler aracılığıyla gidermeye çalışan babasının hikâyesini anlatıyor.

Jesse, dikkat çekecek derecede sorunlu bir kişilik sergilemektedir.

Bu sıkıntılar öyle bir hale gelmiştir ki, çocuğun liseden ayrılması an meselesidir.

Durumu fark eden baba, oğlunun yaşadıklarına çözüm olmak için filmlere başvurur.

Her hafta baba tarafından seçilen üç film izlemek, buradaki tek kuraldır.

Baba ile oğul, seçilen filmleri izleyecek, bu filmlerden yola çıkarak hayata dair uzun soluklu sohbetlere girişecek; bu arada ilişkileri üzerine düşünmeye de fırsat bulacaklardır.

  • Künye: David Gilmour – Film Kulübü, çeviren: Dost Körpe, Domingo Kitap, roman, 223 sayfa

Veysel Atayman – Şiddetin Mitolojisi (2019)

Şiddet sinemada kendine nasıl yer buluyor?

Daha da önemlisi, filmler şiddeti onu gerçek bağlamından koparıp nasıl estetikleştiriyor?

Veysel Atayman’ın yeni bir baskıyla yayımlanan ve bu alanda bizde yayımlanmış en nitelikli çalışmalardan olan ‘Şiddetin Mitolojisi’, kimi yönetmen ve onların yapımlarından yola çıkarak bu soruya tatmin edici yanıtlar veriyor.

Atayman burada, Martin Scorsese, Sergio Leone, Oliver Stone, David Lynch, Quentin Tarantino ve Stanley Kubrick filmlerinin sosyolojik ve eleştirel bir okumasını yapıyor.

Sinemada şiddetin kendine nasıl yer bulduğu ve bunun bazen açık bazen kapalı yöntemlerle nasıl uygulandığını daha iyi kavramak isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

Atayman’ın kitabı ayrıca, ana akım sinema ve sinema terimleri hakkında ek metinlere de yer veriyor.

  • Künye: Veysel Atayman – Şiddetin Mitolojisi, İthaki Yayınları, sinema, 248 sayfa, 2019

Seçil Büker – Sinemada Anlam Yaratma (2010)

Seçil Büker, ilk kez 1985’te yayımlanan ‘Sinemada Anlam Yaratma’da, okuruna, filmlerin göstergeler evreninden örnekler sunuyor.

Film ve gerçek, filmin biçimi, film dilinin doğası, düzanlam ve yananlam, Büker’in ilgilendiği konulardan bazıları.

Sinemada parçaüstü birimlerin anlam oluşturmada ne denli etkili olduklarını ve izleyicilerin, oluşan anlamı açımlamalarının nelere bağlı olduğunu araştırarak çalışmasına başlayan Büker, ardından, kuramcıların görsel gösterge üzerine geliştirdikleri düşünceleri veriyor.

Kullanılan göstergebilim ve sinema terimleri için bir sözlükçenin de yer aldığı kitabın, bellibaşlı kuramcıların kuramlarını doyurucu biçimde özetlediğini belirtelim.

  • Künye: Seçil Büker – Sinemada Anlam Yaratma, Hayalbaz Kitap, sinema, 151 sayfa

Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da (2019)

Karakteriyle, olay örgüsüyle, atmosferi ve teknikleriyle Bir Zamanlar Anadolu’da filmi, yalnızca Nuri Bilge Ceylan külliyatında değil, Türkiye sinemasında da apayrı bir yere sahip.

Karakterlerinin derinliği, gece ve gündüz bölümleri arasındaki geçişler, düğümler, belirsizlikler ve iç içe geçmiş hikâyelerin şiirsel bir üslupla harmanlandığı filmin senaryosu şimdi kitaplaştı.

Filmin senaryodaki hali ile tamamlanmış hali arasında, dikkatli gözlerden kaçmayacak farklılıklar bulunuyor.

Ceylan’ın filmlerini çekerken veya kurgu sırasında senaryoyu ve diyalogları sıkça değiştirdiği biliniyor.

Bu durum, Bir Zamanlar Anadolu’da için de geçerli.

Dolayısıyla senaryonun hiç dokunulmamış ilk halini sunan bu kitap, filmin senaryosu ile seyirciye ulaşmış hali arasındaki farkları yakından görmek için de iyi fırsat.

Film hakkında Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında yazılmış pek çok yazı ve söyleşiyle zenginleşen kitap, Ceylan’ın kurgu sırasında tuttuğu günlükleri de barındırıyor.

  • Künye: Nuri Bilge Ceylan – Bir Zamanlar Anadolu’da, Doğan Kitap, sinema, 296 sayfa, 2019

Kolektif – Sinemekân (2010)

‘Sinemekân’, son dönemde mimarlık kültürü içerisinde tartışmaya açılan sinema ve mimarlık arasındaki ilişkiyi irdeleyen bir dersin ürünü.

Burada yer alan yazılar, sessiz dönemden dijital teknolojiye, fantastik filmlerden bilimkurgu filmlerine kadar geniş bir yelpazede, içeriği hemen hemen her filmde tasarlanan veya tasarlanmayan bir mekânın var olduğunu gözler önüne seriyor.

Kitapta, farklı zamanlarda çekilmiş birçok film ve bir arada düşünülemeyecek birçok yönetmen, mekânları işleyiş tarzlarıyla irdeleniyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: Gülcan Gülenç, Zümrüt Şahin, Ece Aslan, Arif Mısırlı, Ezgi İşlek, Mete Gürsoy, Tansu Uzunoğlu ve Hakan Pulat.

  • Künye: Kolektif – Sinemekân: Sinemada Mimarlık, derleyen: Açalya Allmer, Varlık Yayınları, sinema, 143 sayfa

Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl (2010)

Tolga Yalur ‘Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl’da, Macaristan sinemasının farklı dönemlerdeki gelişimini ve temel eğilimlerini, örnekler, ekoller ve yönetmenler bağlamında yorumluyor.

Sosyalizm öncesi ve sonrası sinema geleneğindeki yönetmenlerin nitel ve sanatsal öğelerine odaklanan Yalur’un çalışması, Macar sinemasını daha iyi anlayabilme olanağı sunuyor.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında Macaristan’da sinema; bağımsızlık hareketinin doruğa ulaştığı 1956 olaylarında sinemanın rolü; Zoltán Fábri, István Szabó, Miklós Janscó, Márta Mészáros, Károly Makk, Péter Bacsó ve Zoltán Huszárik gibi yönetmenlerin sanatları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl: Yönetmenlerin İzinde Macar Sineması, Phoenix Yayınları, sinema, 168 sayfa

Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (2019)

Osmanlı-Alman ilişkileri, şu ana kadar farklı yönleriyle ele alınmış olsa da, elimizdeki çalışma, söz konusu ilişkiyi erken dönem sinema perspektifinden incelemesiyle dikkat çekiyor.

Oya Kasap Ortaklan’ın 1895-1918 zaman aralığını kapsayan çalışması, Osmanlı ve Alman İmparatorlukları arasında sinemanın ilk yıllarından itibaren nasıl bir temas kurulduğunu ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri çok yönlü bir biçimde izliyor.

Dört bölümden oluşan kitapta,

  • İki imparatorluğun yakınlaşması ve sinemanın bu yakınlaşmadaki rolü,
  • İmparator II. Wilhelm’in İkinci Doğu gezisi sırasında çekilen filmler ve gösterimleri,
  • Sultan II. Abdülhamid’e önerilen filmler,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda sinema,
  • Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşlarının sinemadaki görünümleri,
  • Alman İmparatorluğu’nda Osmanlı üzerine gösterilen filmler,
  • Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce Osmanlı İmparatorluğu’nda film gösterimleri,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı topraklarında sinema,
  • Savaş boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda gösterilen Alman yapımı kurmaca filmler,
  • Savaşın sinema yoluyla seferber edilmesi,
  • Ve bunun gibi önemli konular ele alınıyor.

Çalışma, erken dönem sinemanın, devletler nezdinde ve uluslararası ilişkilerdeki yerini, yarattığı yeni görme biçimleriyle seyirciyi yönlendirme gücünü, sinemanın ulusötesi yapılanmasını ve sinemanın propaganda gücünü ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (1895-1918) , Libra Kitap, tarih, 440 sayfa, 2019

Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı (2019)

Zorunlu çalışma ve yaratıcı emek arasındaki ilişki, sinemada kendine nasıl yer buldu?

Nilay Erbalaban Gürbüz, dünya sinemasından, özellikle de Amerikan sinemasından yola çıkarak bu soruya ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Popüler filmlerden sanat filmlerine yüzlerce filmi inceleyen Gürbüz, sinemayı felsefi bir perspektifle irdeliyor ve buradan yola çıkarak filmlerin yalnızca kitle eğlencesinin bir parçası olmadığını, onların ardında ne denli zengin zihinsel bir evren olduğunu gözler önüne seriyor.

Nietzsche’den Charlie Chaplin’e, Marx’tan Jim Jarmush’a pek çok ismin karşımıza çıktığı çalışma, her filmin gösterdikleri ya da gizledikleriyle bir anlam ürettiğini, bazı filmlerin ise bunun da ötesine geçerek hareket ve imajlardan oluşmuş bir kuram oluşturduğunu gösteriyor.

‘Sinemada Tembellik Hakkı’, hem sinema tarihi hem de sinema felsefesiyle ilgilenenlerin zevkle okuyacakları bir kitap.

  • Künye: Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı: Çalışma İdeolojisi ve Amerikan Sineması, Ütopya Yayınevi, sinema, 272 sayfa, 2019