Rıdvan Akın – Gazi’den Günümüze Cumhurbaşkanlığı (2009)

Rıdvan Akın ‘Gazi’den Günümüze Cumhurbaşkanlığı’nda, Türkiye siyasal tarihinde Cumhurbaşkanlığının yerini saptıyor.

Bu konuyu, 1923-2007 zaman aralığında inceleyen Akın, Cumhurbaşkanlığının Türkiye’de sistemin kilit makamı olduğunu, hiçbir cumhurbaşkanının tören adamı kimliğiyle yetinmediğini ve baştan beri Çankaya ile diğer siyasal aktörler arasında oldukça sıkı ilişkiler kurulduğunu söylüyor.

Akın, tek parti döneminden günümüze, yaşanan siyasal gelişmelerin Cumhurbaşkanlığı’ndaki izdüşümlerini; birçok ayrıntının hem cumhurbaşkanının seçilme sürecini hem de sonrasındaki ilişkileri nasıl etkilediğini kapsamlı bir şekilde araştırıyor.

  • Künye: Rıdvan Akın – Gazi’den Günümüze Cumhurbaşkanlığı, İş Kültür Yayınları, inceleme, 296 sayfa

Ekin Kadir Selçuk – “Mücadeleciler” (2018)

Mücadele Birliği, diğer adıyla Yeniden Millî Mücadele Hareketi, 1960’ların başlarında tohumları atılan, on yılın sonlarına doğru kurumsallaşan ve 1970’ler boyunca da etkili olmayı sürdüren milliyetçi-muhafazakâr bir kadro hareketiydi.

İşte Ekin Kadir Selçuk’un bu kitabı da, sağcı Mücadele Birliği’nin tarihi, örgüt yapısı ve ideolojisi hakkında kapsamlı bir inceleme.

Kitabın en önemli katkılarından biri, Mücadele Birliği’ni incelerken, 1950’lerden itibaren olgunlaşmaya başlayan milliyetçi-muhafazakâr fikir dünyasının ve siyasi ikliminin iyi bir fotoğrafını çekmesi.

Mücadele Birliği, bir yönüyle bugünkü siyasete yön vermesiyle de dikkate değer.

Zira 2000-2010’lu yıllarda Türkiye’yi yönetenler 1960’lar ve 1970’ler boyunca siyasal sosyalleşmelerini örgüt etrafında yürüttü.

Örneğin Türkiye siyasetinde bugün halen etkili olan isimlerin bir kısmı bizzat Mücadele Birliği içinde yetişti.

Cemil Çiçek, Melih Gökçek, Hüseyin Gülerce, Ahmet Taşgetiren, Taha Akyol ve Ömer Ziya Belviranlı gibi isimler bu hareketin içinden çıktı.

  • Künye: Ekin Kadir Selçuk – “Mücadeleciler”: Mücadele Birliği (1964-1980), İletişim Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2018

John Ralston Saul – Küreselleşmenin Çöküşü (2018)

Kapitalizmin içinde bulunduğu bugünkü kriz, kolay kolay aşılacakmış gibi görünmüyor.

Son kırk yılın politikalarının bizi nereye götüreceğine dair uzun yıllardır ikazlarda bulunan bir grup insan neredeyse hiç dikkate alınmazken, bu başarısızlığı yaratan insanlar, konumlarında ısrarcı olmaya devam ediyor.

İşte Kanadalı yazar John Ralston Saul de bu kitabında, küreselleşmenin yaşadığı güncel krizin ülke ülke izini sürüyor.

Birçok ülkede siyasi ve ekonomik düşünce düzeninde önemli etkileri bulunan ve kimilerinin “kahin” olarak tanımladığı Saul, kitabında Türkiye’nin ekonomik ve siyasi yapısını da irdeliyor.

Ekonominin bir din haline gelmesinin bizi kıyısına getirdiği uçurum, küreselleşme taraftarlarının gerçekleşmeyen vaatleri, ilerleme ideolojisinin çarpıklıkları, gelecekte bizi nelerin beklediği ve daha fazlası, burada.

Kitaptan Türkiye ile ilgili birkaç alıntı:

“Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2002 senesinde iktidara gelip ekonomik reformlarına başladığında, ulusal gelirin % 36’sına %1’lik bir dilim hükmediyordu. 2016 senesine geldiğimizde, bu % 1’lik dilim, ulusal gelirin % 55’ine sahip oldu.”

“Bunların hiçbiri başka seçenekleri araştırma yoluna gitmediler. Araştırılmaz; çünkü hükümetler, devletin şirketlerini siyasî ya da kişisel olsun eşe dosta satmakla meşguldürler.”

“Sahip olduğu karmaşıklık ve dinamizmle Türkiye Avrupa’nın pek çok sorunundan paçayı kurtarmayı başardı. Lâkin, bu süreçte kendisine zarar da verdi. Ekonomilerin zenginleşebilmesi, herkesin güven duyduğu yasal bir sistemin başat rol oynadığı istikrarlı, açık ve şeffaf toplumlara bağlıdır.”

“Hükümetlerin istikrar ve dahil ediciliğin egemen olduğu bir atmosferi sağladığı durumda bölgesel, kültürel ve hatta siyasî farklılıklar canlı bir ekonomi için önemlidir. Sakin dahil edişler, her yerde tüm hükümetlerin birincil sorumluluğudur. Yirminci yüzyılda yeniden öğrendik ki, merkezî ya da yukarıdan aşağı bir iktidarı veyahut da belirli bir etnik ya da siyasî grubun egemenliğini vurgulayarak herhangi bir ekonomik avantaj sağlayamayız.”

  • Künye: John Ralston Saul – Küreselleşmenin Çöküşü: Dünyanın Yeniden Keşfi, çeviren: Erdem İlgi Akter, Ayrıntı Yayınları, iktisat, 416 sayfa, 2018

Kolektif – Küreselleşme, Avrupalılaşma ve Türkiye’de Vatandaşlık (2009)

‘Küreselleşme, Avrupalılaşma ve Türkiye’de Vatandaşlık’, Türk cumhuriyetçi vatandaşlık modelinin farklı boyutlarını araştırıyor; Türkiye siyasetinin toplumsal, siyasal ve ekonomik açıdan belirleyici faktörlerini analiz ediyor.

Çalışma, Türk modernitesi ve demokrasisini geniş kapsamda açıklamasıyla önemli.

Kitabın ilk bölümünde vatandaşlık ve modernite konuları teorik ve tarihi bağlamı içinde değerlendiriliyor.

İkinci bölüm, vatandaşlık, devlet ve demokrasi ilişkisini; üçüncü bölüm, Türk vatandaşlığı konusundaki verili zorlukları inceliyor.

Son bölüm ise kimlik talepleri ve tanınma siyasetlerini ele alıyor.

  • Künye: Kolektif – Küreselleşme, Avrupalılaşma ve Türkiye’de Vatandaşlık, derleyen: E. Fuat Keyman ve Ahmet İçduygu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 394 sayfa

Noam Chomsky – Korsanlar ve İmparatorlar (2018)

Amerika, Irak’ı tartışmasız bir biçimde işgal etti ve bu, ülkeyi yerle bir eden sebepsiz bir saldırı eylemiydi.

Peki, işgalci bir ordunun askerlerini öldüren bir saldırı, nasıl oluyor da bir “terör saldırısı” olabiliyor?

Noam Chomsky’ye göre, bunun tek bir yolu var:

Şayet saldıran taraf, kendisine istediği zaman bir yerleri işgal ve imha etme hakkı tanıyan biricik imtiyazlara sahipse, onun haklı eylemlerine karşı gösterilen her tür direniş terörizmdir.

İşte, ilk baskısı 1986’da yapılan, daha sonra da farklı baskılarla güncellenen ‘Korsanlar ve İmparatorlar’ın ilgilendiği konu tam da bu.

Daha açık bir ifadeyle kitap, uluslararası terörizm kavramının modern Batılı anlamdaki kullanımına ışık tutuyor ve bununla da yetinmeyerek Batı’nın üst düzey bir kinizm örneği sergileyerek uyguladığı şiddet için bir kılıf olarak kullandığı, hatta yakın zamana ait birtakım “terör” olayları üzerinden bu kullanımın ne denli çılgın boyutlar alabildiğini gözler önüne seriyor.

Kitap, bu algı ikliminin yaratılmasında medyanın, akademinin ve uluslararası kuruluşların nasıl ikiyüzlüce roller üstlendiğini açıkça ortaya koyuyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Korsanlar ve İmparatorlar: Eskiler ve Yeniler, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 336 sayfa, 2018

Savaş Dizdar – Bir Zamanlar Mülkiye (2015)

Savaş Dizdar’ın Mülkiye yılları, dünyanın ve Türkiye’nin yoğun dönüşümler geçirdiği 1964-1970 arasını kapsıyor.

Dizdar, üniversiteye girdiğinde hem TİP’e hem fakültenin fikir kulübüne üye olmuş ve öğrenciliği boyunca gençlik hareketlerinin içinde bulunmuş.

Anılar bu yönüyle, 68 hareketini yaratan üniversite işgallerinin bir belgeseli niteliğinde.

  • Künye: Savaş Dizdar – Bir Zamanlar Mülkiye, Ayrıntı Yayınları

Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar (2018)

Narsisist insanların siyasette yüksek pozisyonlara gelmeleri, toplumda billurlaşma noktası ve arzulanan sevgi nesnesi haline gelmeleri nasıl mümkün olabiliyor?

1989’dan bu yana narsisizm üzerine çalışan psikiyatrist Bärbel Wardetzki bunun nedeninin, narsisizmin aynı zamanda başarı, popülerlik ve büyüklük vaadinden kaynaklandığını söylüyor.

İşte Wardetzki’nin elimizdeki kitabı da, tam da bu konuya, narsisist liderlerce ayartılma sorununa çok yönlü bir şekilde odaklanıyor.

Wardetzki bunun yanı sıra, narsisizmin karanlık yönlerini de ele alıyor.

İktidarın kötüye kullanılması, yıkıcılık, otokrata düşkünlük, kontrol ve manipülasyon, bunlardan birkaçı.

Yazar bunların korku, tehdit ve kafa karışıklığı gibi olumsuz duyguları nasıl tetiklediğini de adım adım açıklıyor.

Politikacılardaki narsisistik belirtileri ve bunların toplumsal ve politik senaryolara olan etkilerini daha iyi kavramak için muhakkak okunması gereken çalışma, bu durumla nasıl baş edebileceğimiz konusunda kimi ipuçları da veriyor.

  • Künye: Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar, çeviren: Deniz Cankoçak, İletişim Yayınları, siyaset, 139 sayfa, 2018

Andrew Ross – Krediokrasi ve Borç Reddi Davası (2015)

Kredi ve borçlanma yoluyla, devletin halk üzerindeki sömürü faaliyetlerinin ibretlik öyküsü, bu kitapta.

ABD bankaları, 2013’ün yalnızca üç ayında 42,2 milyar dolar kâr ederek rekor kırdı.

Böylece bankalar bir çeyrekte elde edilen en yüksek kâra ulaştılar.

Bu kârın aslan payı altı bankaya gitti (Bank of America, Citigroup, Wells Fargo, JPMorgan Chase, Goldman Sachs ve Morgan Stanley).

Hâlbuki bu bankalar, kurumsal açgözlülükleri nedeniyle 2008’de küresel ekonominin mahvolmasına neden olmuştu ve bu olağanüstü kâr oranı, söz konusu bankaların krizden önceki hallerine göre daha büyük ve güçlü hale geldiklerini açıkça ortaya koyuyor.

İşte bu ve bunun gibi çarpıcı örnekler üzerinden ilerleyen Andrew Ross, borç sorunu bahanesiyle halkın sağlık, ulaşım ve kent haklarının nasıl daha yoğun sömürüldüğünü açıklıyor.

  • Künye: Andrew Ross – Krediokrasi ve Borç Reddi Davası, çeviren: Emrullah Ataseven, Ayrıntı Yayınları

İren Özgür – İmam Hatip Okulları (2015)

İmam hatip okullarını merkeze alarak İslami bilgi, siyaset ve siyasi ağların karşılıklı ilişkisini irdeleyen ufuk açıcı bir çalışma.

İren Özgür, imam hatip okullarının genel olarak Türkiye’deki İslami hareketi destekleyen, özellikle de iktidardaki partinin gücünü ve yeni koşullara uyum sağlama yeteneğini şekillendiren, kilit kurumlardan biri olduğunu belirtiyor.

Yazar buradan yola çıkarak, okulların işleyişleri, öğrencilerin tavır ve davranışları ile mezunlarının siyasi ve sivil faaliyetleri hakkında yeni bilgiler sunuyor.

  • Künye: İren Özgür – İmam Hatip Okulları, çeviren: Hazal Yalın ve Egemen Özkan, Kitap Yayınevi

Kolektif – Ateşe Uçan Pervaneler (2015)

Devrimci Yol hareketi içinde yer almış kadınlar konuşuyor.

1975-1985 yılları arasına odaklanan anlatımlar, Türkiye’nin çok önemli bir dönemine ışık tutuyor.

Bu anlatımlarda, 1970’li yıllarda Türkiye’de gelişmekte olan sosyalist mücadelenin farklı bölgelerde ve farklı alanlarda nasıl yaşandığına tanık oluyoruz.

Devrimci Yolcu kadınların, dönemin canlı bir resmini ortaya koydukları anlatımlarıyla Mamak başta olmak üzere Eskişehir, Ordu-Efirli, Amasya, Erzurum, Erzincan, Diyarbakır ve Burdur hapishanelerine giriyor; Ulucanlar, Niğde, Bartın, Çorum, İzmit, Urfa, Adıyaman, Antep hapishanelerine görüşe gidiyor ve İstanbul hapishaneleri önünde eylemlere katılıyoruz.

  • Künye: Kolektif – Ateşe Uçan Pervaneler, hazırlayan: Kader Çeşmecioğlu, Kalkedon Yayınları