Kolektif – Yabancı Gazeteciler Gözüyle Kürt Sorunu (2009)

‘Yabancı Gazeteciler Gözüyle Kürt Sorunu’ isimli bu çalışma, Türkiye’de görev yapan yabancı gazetecilerin konuya dair yorumlarından, görüşlerinden oluşuyor.

Serdar Korucu’nun gazetecilerle yaptığı röportajlardan oluşan kitap, Türkiye’nin gündeminden uzun zamandır düşmeyen bu yakıcı sorunla ilgili farklı görüşleri bir araya getiriyor; gazetecilerin yeni açılımların neler olabileceğine dair fikirlerine ve çözüm önerilerine yer veriyor.

Kitaba katılan gazeteciler şöyle: Andrew Finkel, Jan Keetman, Mayıs Alizade, Dirk Vermeiren, Nihal Özergan, Hasan Tahrawi, Jerome Bastion, Hugh Pope, Nicholas Birch, Andres Mourenza Urbina, Nicole Pope ve Hüsnü Mahalli.

  • Künye: Kolektif – Yabancı Gazeteciler Gözüyle Kürt Sorunu, derleyen: M. Serdar Korucu, Güncel Yayıncılık, siyaset, 294 sayfa

Kolektif – Felsefe ve Devrim (2018)

Devrimci olmayan bir felsefe, gerçek anlamda felsefe midir?

Felsefede tarihten bu yana en çok tartışılan sorulardan biri, budur.

İşte bu kitap da, felsefe ve devrim ilişkisini farklı pencerelerden tartışan makaleleri bir araya getiriyor.

Bu makaleler, hem felsefenin devrimci olması gerektiği hem de bunun tam zıddı fikirleri bir arada tartışarak okuru zengin bir söylem alanına davet ediyor.

Konuya dair güncel tartışmaları izlemek isteyen, özellikle de felsefenin tam olarak ne anlama geldiği üzerine derinlemesine düşünmek isteyen okurlar, çalışmayı kaçırmamalı.

Kitaptan iki alıntı:

“Ne kadar güç görünürse görünsün –ki hiç de güç değildir– kapitalizmden sonrasını düşünmeliyiz.”

“Felsefe, kapitalist sistemde radikal bir alternatife dair tüm fikirlerin silinmeye ve değersizleştirilmeye çalışıldığı dönemde bize neyi düşünmemizin doğru olduğunu ve neyi umut edebileceğimizi gösterir.”

  • Künye: Kolektif – Felsefe ve Devrim, editör: Senem Kurtar ve Mustafa Demirtaş, Pinhan Yayıncılık, felsefe, siyaset, 296 sayfa, 2018

Rıza Türmen – Güçsüzlerin Gücü (2015)

Selçuk Demirel’in usta işi desenleriyle zenginleşmiş, Türkiye’nin insan hakları karnesi…

Son 10-15 yıldır Türkiye’deki toplumsal ve siyasi olaylara insan hakları, demokrasi merceğinden bakan Rıza Türmen, AİHM’deki 10 yıllık yargıçlığının da verdiği deneyimle, mahkemenin vermiş olduğu yol gösterici kararlara sıklıkla göndermelerde bulunuyor.

  • Künye: Rıza Türmen – Güçsüzlerin Gücü, Doğan Kitap

Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi (2018)

Bilindiği gibi, Mustafa Kemal Atatürk’ün naaşı, Anıtkabir’e nakledilip halkın ziyaretine açılana kadar farklı yerlerde kalmıştı.

Christopher Wilson’ın, ilk baskısı 2015’te yapılan, şimdi ikinci baskısıyla raflardaki yerini alan bu ilgi çekici kitabı da, Atatürk’ün naaşının tutulduğu bu yerlerden, o dönemde yapılan cenaze törenlerinden ve Anıtkabir’in inşa sürecinden hareketle, mezar mimarisinde ortaya çıkan Atatürk temsillerinin ulusal ve kolektif belleği nasıl şekillendirdiğini kapsamlı bir bakışla ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Mezar mimarisi bağlamında Atatürk ve Atatürk’ün Türkiye’deki temsiliyeti,
  • Kimlik, bellek ve milliyetçilik ile mimari arasındaki ilişki,
  • Atatürk’ün naaşının Dolmabahçe Sarayı’ndan Ankara’ya nakli,
  • Atatürk’ün Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabri,
  • Naaşın Anıtkabir’e nakli,
  • Anıtkabir için yapılan mimari yarışma,
  • Kazananın ödüllendirilmesi,
  • Anıtkabir’in inşası gibi birçok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Wilson’ın çalışmasını önemli kılan hususlardan biri de, Dolmabahçe Müzesi, Atatürk’ün Dolmabahçe’deki yatak odası, Anıtkabir’in abidevi niteliği, Atatürk evleri ve müzeleri ve son olarak da törenler ve anmalar ile Atatürk kimliği üzerinden ulusal belleğin nasıl sürdürüldüğünü ortaya koyması.

  • Künye: Christopher S. Wilson – Anıtkabir’in Ötesi: Atatürk’ün Mezar Mimarisi – Ulusal Belleğin İnşası ve Sürdürülmesi, çeviren: Mehmet Beşikçi, Koç Üniversitesi Yayınları, mimari, tarih, 176 sayfa, 2018

Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya (2018)

Tanıl Bora’nın bu kitabı, ilk olarak 1991’de yayınlanmasına rağmen, bir uluslar mozaiği olarak kurulmuş Yugoslavya’nın dağılma ve parçalanma sürecini zengin bir perspektifle ortaya koymasıyla, konu hakkında güncelliğini korumaya devam ediyor.

Yugoslavya deneyimi, neden önemliydi?

Yugoslavya, eski SSCB’nin olduğu gibi çokuluslu modern imparatorluk modeli ile bildik millî devlet modeli arasında çoğulcu, ademimerkeziyetçi ve özyönetimci üçüncü yol umudu taşımasıyla önemliydi.

Bora da Yugoslavya’nın tarihsel macerasına, tam da bu pencereden; “millî mesele”de bir “üçüncü yol” umudu, bir alternatif oluşturma potansiyeli açısından bakıyor ve Yugoslavya’da yaşanan iç savaş sürecini de, bu umudun yitişinin, yitirilişinin hikâyesi olarak ele alıyor.

Kitap, Habsburg ve Osmanlı egemenliklerinden Yugoslavya’nın bağımsızlığını kazanışına, anti-faşist partizan savaşından Stalin dönemine, Yugoslav milli sosyalizm modelinden yükselen milliyetçiliğin Yugoslavya’daki etkilerine, 1990/91 seçimlerinden neo-Stalinist restorasyona, Bosna-Hersek sorunundan iç savaşa ve Yugoslavya bunalımının Türkiye’ye yansımalarına pek çok önemli konuyu derinlemesine irdeliyor.

  • Künye: Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Provokasyonu: Yugoslavya, İletişim Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2018

Servet Gün – Piyasa Hukukunun İnşası: Zorunlu Arabuluculuk (2018)

Yakın zamanda iş mahkemesi kanununda yapılan değişiklikle, çalışan tazminatında tümüyle çalışanın aleyhine işleyen, onun haklarını büyük oranda tırpanlayan “zorunlu arabuluculuk”  düzenlemesi getirildi.

Servet Gün de bu çalışmasında, zorunlu arabuluculuk düzenlemesini, tam da olması gerektiği şekilde, devlet ve hukuk aracılığıyla ‘işleyen piyasalar’ yaratan müdahalelerin bir örneği olarak, başka bir deyişle dolayımlanmış bir sınıf müdahalesi örneği olarak inceliyor.

Kitabının ilk bölümünde neoliberalizmin piyasa yönelimli müdahalelerini irdeleyen Gün, neoliberal süreçte geleneksel iş hukuku anlayışının nasıl dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Kitabın ikinci bölümü, bugüne kadar kamusal hizmet statüsüne tabi olagelmiş yargının, bugün nasıl piyalaştırıldığıyla ilgili.

Gün, yargı faaliyetlerinin piyasa mantığına tabi kılınarak metalaştırıldığını, bunun bir sonraki aşaması olan iş mahkemeleri kanunuyla getirilen “zorunlu arabuluculuk” kurumunun, sınıfsal kazanımların kamu otoritesi önünde talep edilebilirliğini riske attığını ortaya koyuyor.

Başka bir deyişle yazar, “zorunlu arabuluculuk” kurumunun yalnızca kamusal hizmetin niteliğini değiştirmediğini, bunun yanı sıra büyük tarihsel mücadelelerin ürünü olan iş hukukuna içerilmiş sınıfsal kazanımları da berhava ettiğini söylüyor.

Özellikle yargının özelleştirilmesi ve iş yargısında yaşanan gelişmelerin sıkı bir sınıfsal analizini okumak isteyenler, bu kitabı kaçırmamalı.

  • Künye: Servet Gün – Piyasa Hukukunun İnşası: Zorunlu Arabuluculuk, Nota Bene Yayınları, siyaset, 96 sayfa, 2018

 

Ayşegül Yaraman – Türkiye’de Kadınların Siyasal Temsili (2015)

Ayşegül Yaraman’dan Cumhuriyet’ten bugüne, kadının siyasal temsilciliğinin geçirdiği dönüşümün ayrıntılı bir analizi.

Bunun yanı sıra, yazılı basının gündemi ile kadınların siyasal temsili arasındaki ilişkiyi de irdeleyen Yaraman, siyasal karar mekanizmalarında “dişilik” eksikliğinin demokratik işleyişi nasıl sakatladığını ortaya koyuyor.

  • Künye: Ayşegül Yaraman – Türkiye’de Kadınların Siyasal Temsili: Dişiliksiz Siyaset, Bağlam Yayınları

Alexander Kluge ve Oskar Negt – Kamusallık ve Tecrübe (2018)

Alexander Kluge ve Oskar Negt’in önemli çalışması ‘Kamusallık ve Tecrübe’, hem proleter kamusallığını kapsamlı bir şekilde irdeliyor hem de çürüyen burjuva kamusallığına karşıt bir kamusallığın imkânları üzerine düşünüyor.

Yazarların bunu yaparken, gelişmiş kapitalist toplumun iç çelişkilerini ayrıntılı bir şekilde analiz etmeleri, ayrıca, praksis-teori ikiliğini aşma imkânlarını sorgulamaları da, kitabı dikkat çekici kılan hususlardan.

Kluge ve Negt, devrimci teori ve pratiğin bıraktığı mirasın geç kapitalizmin yeni koşullarında ne ifade ettiği hakkında tartışıyor.

Ardından emek süreçleri, dil, medya tekeli, televizyon, gündelik yaşam, emperyalizmin yeni biçimleri, işçi sınıfının mücadele tarihi ve solun yenilgisi gibi konu ve kavramları yeniden yorumlayarak işçi sınıfının bizzat gündelik yaşamın içinde ne gibi üretim kamusallıkları yaratabileceğini irdeliyor.

  • Künye: Alexander Kluge ve Oskar Negt – Kamusallık ve Tecrübe: Burjuva ve Proleter Kamusallığın Analizine Doğru, çeviren: Müge Atala, Nota Bene Yayınları, siyaset, 464 sayfa, 2018

Tanıl Bora – Yeni Dünya Düzeni’nin Av Sahası: Bosna Hersek (2018)

Bosna-Hersek’te bütün dünyanın gözleri önünde büyük bir kıyım yaşandı.

Çok fazla kan döküldü, unutulmaz acılar yaşandı.

Bölge o dönemde, nüfusunun % 10’undan fazlasını bu savaşta kaybetti.

Fakat bu süreci daha da kahredici kılan asıl husus, etnik veya millî esasa dayanmayan, çokuluslu, çokdinli, çokkültürlü bir toplum modeli seçeneğinin, daha bir ihtimal halindeyken boğulmasıydı.

İşte Tanıl Bora da, ilk baskısı savaşın yıkımının bütün sıcaklığıyla sürdüğü 1994’te yapılan bu kitabı, Bosna-Hersek’te yaşananların ayrıntılı bir analizini sunuyor.

Bora, kitabının ilk bölümünde, Boşnak millî kimliğinin oluşumunda toplumsal-kültürel gelenek olarak Müslümanlığın gördüğü işlev, bu kimliğin modern bir millî kimlik olarak sosyalist Yugoslavya’da tekemmül etmiş olması, Bosna Müslümanlığının özgül karakteri ve aynı coğrafyayı paylaştığı öteki kimliklerle ilişkisini ele alıyor.

Yazar kitabının devamında da,

  • Çatışmaların ve müzakerelerin seyriyle, bu seyir içinde cephelerin/tarafların eylem ve düşüncelerinin şekillenmesiyle, Bosna’nın bölünmesini ve yaşanan felâketi,
  • Sırbistan ve Hırvatistan’ın Bosna savaşı sırasındaki durumlarına bağlı olarak, Sırp ve Hırvat milliyetçiliklerinin gelişimini,
  • Dünya politikası açısından Bosna-Hersek bunalımının ne anlama geldiğini,
  • Bosna-Hersek trajedesinin Türkiye’deki politik-ideolojik odaklarca tüketiliş biçimlerini,
  • Ve Bosna-Hersek’in resmî politika, medya ve sağ açısından ‘istismar’ edilmesinin sol kamuoyunda yarattığı tedirginliği ayrıntılı bir biçimde ortaya koyuyor.

Künye: Tanıl Bora – Yeni Dünya Düzeni’nin Av Sahası: Bosna Hersek, İletişim Yayınları, siyaset, 341 sayfa, 2018

Yavuz Selim Demirağ – İmamların Öcü (2015)

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde cemaat yapılanmasının kapsamlı bir incelemesi.

Yavuz Selim Demirağ, 12 Eylül askeri darbesinden itibaren cemaatin askeri okullarda gerçekleştirdiği çalışmaları, Kemalist subay ve öğrencilerin tasfiyesini, AKP iktidarı döneminde cemaatin ordu içindeki yerini nasıl daha da sağlamlaştırdığını, pek çok somut kanıt üzerinden gözler önüne seriyor.

  • Künye: Yavuz Selim Demirağ – İmamların Öcü, Kırmızı Kedi Yayınevi