Cengiz Kırlı – Yolsuzluğun İcadı (2015)

Hediyelerin hangi durumda “rüşvet” sayılacağı konusunu kesinleştiren, 1840 tarihli ceza kanununun ortaya çıkış süreci.

Bu kanunla bir gecede hediyelerin rüşvete dönüştürülmesini, Edirne Valisi Nafiz Paşa ile Akif ve Hüsrev Paşa gibi bürokratların azledilmişti.

Şimdiden bakınca, darısı başımıza demeden duramıyoruz.

Kitap, söz konusu kanun ve sonrasında yaşanan gelişmeleri kapsamlı bir perspektifle irdelemesiyle önemli.

  • Künye: Cengiz Kırlı – Yolsuzluğun İcadı, Verita Kitap

Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları (2018)

Coğrafya siyaset ilişkisinin analizi anlamında çok iyi bir örnek olan ‘Sınır Kurguları’, 19. ve 20. yüzyıllarda İran’da ulusal kimliğin ve bununla birlikte sınırlarına dair kurgularının nasıl geliştiğini inceliyor.

Profesör Firoozeh Kashani-Sabet, bu gelişimde İran’ın komşuları olan Osmanlı, Azerbaycan ile dönemin emperyalist güçleri olan Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin nasıl rol aldığını da derinlemesine irdeliyor.

İran’da milliyetçilik ile toplumsal cinsiyet arasındaki ilişki anlamında da zengin değerlendirmeler barındıran, bunun yanı sıra ele aldığı konuyu hikâye etme biçimiyle de keyifli bir okuma vaat eden çalışmayı, yalnızca Ortadoğu’nun özgün ülkelerinden olan İran’da ulusal kimliklerin oluşumu ve sınır kurgularının gelişimi konusunda değil,  modernite ve milliyetçilik konularında da önemli bir kaynak olarak kesinlikle öneriyoruz.

  • Künye: Firoozeh Kashani-Sabet – Sınır Kurguları: İran Ulusunun Şekillenmesi (1804-1946), çeviri: Duygu Şendağ, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 332 sayfa, 2018

Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi (2018)

Sebastian Haffner, Naziler adım adım iktidara gelirken, “Bize dokunmazlar”, “Tadımız kaçmasın” veya “Başka ne yapabilirler ki!” diyen, pek çok sıradan Alman vatandaşlarından biriydi.

Fakat, daha sonra korkunç şeyler oldu.

Haffner ve onun gibi olup bitenleri köşesinden izleyen, suya sabuna dokunmayan birçok insanın asla tahayyül edemeyecekleri pervasızlıkta hem de.

İşte Haffner’ın elimizdeki anıları da, bu totaliter Nazi iktidarının nasıl herkese ve hayatın her alanına dokunduğunu ve günün birinde kendilerine de uzanacak şekilde hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini gözler önüne seriyor.

O dönemde politik olmayan ve sertleşen siyasi mücadeleyi uzaktan izlemekle yetinmiş Haffner’in kitabı, hem harika üslubu hem o dönemde yaşanan dönüşümleri zengin ayrıntılarla ortaya koymalarıyla ve daha da önemlisi, faşizmin tam olarak ne anlama geldiğini çok açık bir biçimde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Devlet, münferit kişiden, arkadaşlarından kopmasını, sevgilisini terk etmesini, kendi fikirlerinden vazgeçip önüne konan fikirleri benimsemesini, insanları alıştığından farklı bir şekilde selamlamasını, hoşlandığından farklı şeyler yemesini ve içmesini, boş zamanını nefret ettiği birtakım faaliyetler için heba etmesini, bütünüyle reddettiği maceralar için kendisini emre amade kılmasını, geçmişini ve benliğini reddetmesini ve bütün bunları yaparken her an yoğun bir coşku ve minnettarlık göstermesini, korkunç tehditler savurarak talep eder. Münferit şahıs bir kahraman olarak doğmamıştır, hele şehit olmak aklından bile geçmez. Sıradan bir insandır, birçok zaafı vardır… Ama kendisinden talep edilenleri istemez, bu nedenle düelloyu kabul eder – pek heyecanlı değildir, daha ziyade omuzlarını silkerek kabul eder düelloyu, ama diğer taraftan sessiz bir kararlılık içindedir de, yılmayacaktır.”

  • Künye: Sebastian Haffner – Bir Alman’ın Hikâyesi: Hatırladıklarım (1914-1933), çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, anı, 270 sayfa, 2018

Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler (2018)

Orhan Koçak ile Yücel Göktürk’ün ilk kez Bir+Bir Dergisi’nde yayınlanan bu söyleşileri, hakikaten kitabın alt başlığının da hakkını verdiği gibi, birçok konuya açılan çok zengin bir diyalog sunuyor.

Şimdi ikinci baskısına ulaşan kitap, Turgut Uyar’ın şiirini merkeze alarak cinselliğe, demokrasi ve devrime, İkinci Yeni’ye, ODTÜ’ye, romana, varoluşçuluğa, yenilgiye ve daha pek çok konuya uzanıyor.

Söyleşi bunun yanı sıra, Walter Benjamin’den Sartre’a, Marcuse’ten Žižek’e Ulus Baker’den Deleuze’e pek çok düşünürün fikirlerini de kat ediyor.

Tabi söylemeye dahi gerek yok; burada Edip Cansever, Orhan Veli, Cemal Süreya, Melih Cevdet ve Ece Ayhan gibi Türkiye şiirine yön vermiş pek çok aktör de karşımıza çıkıyor.

‘Turgut Uyar ve başka şeyler’ çok iyi bir söyleşi kitabı olmasının yanı sıra, şiir, edebiyat, felsefe ve siyasetin yetkin bir bireşimi olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler: A’dan Z’ye Bir Konuşma, Metis Yayınları, şiir eleştiri, 133 sayfa, 2018

Kolektif – Doğu Asya’nın Politik Ekonomisi (2015)

Doğu Asya’nın ekonomik kalkınma, siyasi etkinlik yönünden üç önemli aktörü Çin, Japonya ve Güney Kore’yi irdeleyen ve Türkiye’nin bunlara yönelik politikasına odaklanan değerlendirmeler, bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitabın bir artısı da, ekonomik kalkınmada Japon modelini Türkiye ile karşılaştırmalı olarak ele alması.

  • Künye: Kolektif – Doğu Asya’nın Politik Ekonomisi, editör: K. Ali Akkemik ve Sadık Ünay, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Türkiye’de Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı: Şehir Hastaneleri (2018)

Kamu-Özel Ortaklığı’nın talan yoluyla sermaye birikim aracı olarak nasıl kullanıldığı

Son zamanlarda, Kamu-Özel Ortaklığı (KÖO) ile iktidarın yandaşlarına nasıl ülke kaynaklarını ustaca yandaşlarına peşkeş çektiğine dair haberler çıkıyor.

Bu kitapta bir araya gelen yazarlar ise, iktidarın Kamu-Özel Ortaklığı yoluyla ortaya koyduğu performansı yeni şehir hastanelerinin kuruluşu bağlamında gözler önüne seriyor.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı, Prof. Dr. Raşit Tükel’e kulak verelim:

“Kamu özel ortaklığı finansman yöntemiyle yurttaşların cebinden küresel sermayeye kaynak aktarılıyor. Bu sistemde, şehrin içinde yer alan kolay ulaşılabilir hastanelerin kapatılması hastalar açısından sağlık hizmetlerine erişim zorluğu getiriyor ve dolayısıyla halkın sağlık hakkının engellenmesine neden olabiliyor.”

Görüldüğü kadarıyla, Kamu-Özel Ortaklığı ile yapılan şehir hastaneleri, doğrudan sağlığımızı etkileyecek denli önemli.

Birebir Ankara, Mersin, Adana, Yozgat şehir hastaneleri örneklerinden yola çıkarak şehir hastaneleri olgusunun çok yönlü bir bakışla değerlendirildiği elimizdeki kitapta,

  • Kamu-Özel Ortaklığı’nın neden verimsiz ve pahalı bir finansman olduğu,
  • Kamu-Özel Ortaklığı’nın talan yoluyla sermaye birikim aracı olarak nasıl kullanıldığı,
  • Kamu-Özel Ortaklığı ile şehir hastanelerinin piyasalaştırılması,
  • Şehir hastanelerinde çalışanların istihdam koşulları,
  • Şehir hastanelerinde çalışanlar ile hastaları nelerin beklediği,
  • Ve şehir hastaneleriyle ilgili açılan davaların seyri gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışmanın, şehir hastaneleriyle ilgili güncel durumu ortaya koymasının yanı sıra, Kamu-Özel Ortaklığı’nın aslında bütün ülkenin geleceğini ipotek altına alan nasıl büyük bir sorun olduğunu da gözler önüne seriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Eriş Bilaloğlu, Sedat Çal, Uğur Emek, Özgür Erbaş, Bayazıt İlhan, Ali İhsan Ökten, T. Sabri Öncü, Kayıhan Pala, Mustafa Sönmez, Çiğdem Toker, Raşit Tükel, Ful Uğurhan, Cavit Işık Yavuz ve Halis Yerlikaya.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Sağlıkta Kamu-Özel Ortaklığı: Şehir Hastaneleri, derleyen: Kayıhan Pala ve Türk Tabipleri Birliği Şehir Hastaneleri İzleme Grubu, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2018

Şükrü Argın – Yaşlanan İnsanlık, Gençleşen Kapitalizm (2009)

‘Yaşlanan İnsanlık, Gençleşen Kapitalizm’, Şükrü Argın’la yapılan uzun soluklu bir söyleşinin ürünü.

Argın, kapitalizmin bu çağda sadece muhalif radikal hareketleri değil, genel olarak sanatı, özelde de edebiyatı mecalsiz bıraktığını belirtiyor ve böylelikle bir “pan-kapitalizm çağı”na girildiğini savunuyor.

Kitap, kapitalizmin küresel bir kriz yaşadığı günümüzde, dünyada yaşanan köklü dönüşümler ile bunların sol için ne gibi güçlükler ve imkânlar oluşturduğuna yönelik bir söyleşi üzerinden ilerliyor.

Argın günümüzde, her daim gençleşip ataklaşan kapitalizm ile yaşlanan insanlığın, çok önemli bir kavşakta karşı karşıya geldiğini söylüyor.

  • Künye: Şükrü Argın – Yaşlanan İnsanlık, Gençleşen Kapitalizm, söyleşi: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, siyaset, 191 sayfa

Noam Chomsky – Müdahaleler (2009)

‘Müdahaleler’, uluslararası basının görüşlerine en çok başvurduğu düşünürlerden Noam Chomsky’nin, 2002-2008 arasında bir haber ajansı için kaleme aldığı yazılarından yapılan bir derleme.

Tüm dünyaya kâbustan başka bir şey getirmeyen Bush yönetimi, Irak’ın işgali, Filistin-İsrail sorunu, nükleer savaş tehlikesi, Latin Amerika’daki yeni sol hareketler, Birleşmiş Milletler ve ABD-İran anlaşmazlığı, Chomsky’nin ele aldığı konulardan birkaçı.

İktidarı sorgulamanın bir sorumluluk olduğuna inanan Chomsky, Beyaz Saray’ı, Pentagon’u, onların zenginleştirdiği şirketleri ve bunların sebep olduğu muazzam kirlenmişliği taviz vermeden eleştirmeye devam ediyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Müdahaleler, çeviren: Taylan Doğan ve Nuri Ersoy, Bgst Yayınları, siyaset, 340 sayfa

Pierre Dardot ve Christian Laval – Müşterek (2018)

Hegel ve Marx üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Pierre Dardot ile sosyoloji profesörü Christian Laval, müşterekleşmeyi toplumun kendini kurmasına yönelik bir çağrı olarak tartışıyor.

Yayınlandığı zaman büyük ilgi çeken bu siyaset felsefesi çalışması, müşterekleşmeyi yalnızca doğal kaynakların ve bilgi ağlarının kolektif yönetimi anlamında değil, bizzat 21. yüzyıldaki alternatif politikaların temel ilkesi olarak ele almasıyla dikkat çekiyor.

Son yıllarda yükselişte olan müşterekleşme konusunu tarihsel ve güncel anlamda, bunun yanı sıra müşterekleşmeyi geniş bir felsefi, siyasi ve sosyolojik çerçevede irdeleyen kitap, konu hakkında temel eserlerden biri olmaya aday.

  • Künye: Pierre Dardot ve Christian Laval – Müşterek: 21. Yüzyılda Devrim Üzerine Deneme, çeviren: Emine Sarıkartal ve Ferhat Taylan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 552 sayfa, 2018

Murat Bjeduğ – Devrimci Bir Subay: Saffet Alp Kitabı (2018)

Hava Harp Okulu’ndan gelen Hava Yer Teğmen Saffet Alp, 1960’larda devrimci pek çok subaydan biriydi.

Alp, Kızıldere Katliamı’nda, tanıklara göre, kontrgerilla subaylarınca alnından vurularak katledildi.

Bu esnada kolunda, Hava Harp Okulu’nu ikincilikle bitirişinin ödülü olan Başbakan Süleyman Demirel’in imzası kazınmış saati bulunuyordu.

İşte bu kitap, 30 yaşında aramızdan alınmış Saffet Alp’in hayatını ve mücadelesini tanıkların anlatımlarıyla sunuyor.

Alp’in doğduğu ve büyüdüğü çevre, aile ortamı, eğitim yılları, bilinçlenme ve devrimcilik zamanları ve katledilişine uzanan süreci kapsamlı bir şekilde anlatan çalışma, Saffet Alp’in annesi Arife Alp’in oğluna dair anlatımlarının yanı sıra, başka birçok ismin Saffet Alp’e ilişkin görüş ve değerlendirmeleriyle zenginleşiyor.

  • Künye: Murat Bjeduğ – Devrimci Bir Subay: Saffet Alp Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 176 sayfa, 2018