Kenan Güngör – Büyüyen Zaman İhtiyacı: Zamanda Kölelikten Zamanda Özgürlüğe (2017)

Modern kapitalizmde hız, yalnızca iş hayatını etkileyen bir olgu olmasının da çok ötesinde, gündelik hayatımızı da birebir belirleyen bir sorun haline gelmiş durumda.

Hem de uzunca bir zamandır.

Bu kitap da, zamanın herkese adilce paylaşıldığı şeklindeki basmakalıp tezi temelden çürütüyor.

Kenan Güngör ‘Büyüyen Zaman’da, zamanın hem üretim süreç ve şekilleriyle hem küreselleşmeyle hem de gündelik hayatın örgütlenmesiyle yakın ilişkisini ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

Kitap bunun yanı sıra, zamanın ve hızın toplumsal dokuyu nasıl biçimlendirdiğini de gözler önüne seriyor.

Kapitalizmin zamanımızı tümüyle egemenliği altına alıp onu hiçleştirmesine karşı, kendi hayatımıza ve kendi zamanımıza nasıl sahip çıkabileceğimizi irdeleyen Güngör, bu döngüyü aşmanın yol ve yordamı sunuyor.

Güngör, kapitalizmin hakiki bağlamından kopararak nesneleştirdiği zamanımıza sahip çıkarak bizi zamanda kölelikten zamanda özgürlüğe ulaşmaya davet ediyor.

  • Künye: Kenan Güngör – Büyüyen Zaman İhtiyacı: Zamanda Kölelikten Zamanda Özgürlüğe, Nota Bene Yayınları, sosyoloji

Erik Olin Wright – “Sınıflar” Üzerine Tartışmalar (2017)

Erik Olin Wright’ın Marksizm içi polemikler üzerinden ilerleyen ‘Sınıflar’ kitabı, bu alanda fikir üreten pek çok kişinin dâhil olduğu bir tartışma yaratmıştı.

Yazar söz konusu çalışmasında, farklı sınıfsal çıkarların bireşimi ve tarihsel gelişmeler ışığında yeni bir sınıf teorisi ortaya koymuştu.

Bu derleme kitap ise, söz konusu kitapta dile getirilen tezlere dair eleştiriler sunuyor, Wright daha önce kavramsallaştırdığı tezini yeniden güncelliyor ve ‘Sınıflar’a dair tartışma kaldığı yerden devam ediyor.

Kitapta,

  • Sınıfların mübadelesi,
  • Wright’ın analitik Marksizminin sınırları,
  • Sınıf analizinde yeni kuramlar,
  • Eğitim, sömürü ve sınıf bilinci,
  • Wright’ın çelişkili sınıf mevkileri kuramının eleştirisi,
  • İş ilişkileri ve sınıf bilincinin oluşturulması,
  • Sömürü, kimlik ve sınıfsal yapı,
  • Ve sınıf kuramında devrim gibi konular tartışılıyor.

Burada, Wright’ın ilk kitabındaki tezlerini okumamış olanların da düşünülerek, tezlerin bir özetinin yapıldığını da belirtelim.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Uwe Becker, Johanna Brenner, Michael Burawoy, Val Burris, Guglielmo Carchedi, Gordon Marshall, Peter F. Meiksins, David Rose, Arthur Stinchombe ve Philippe Van Parijs.

  • Künye: Erik Olin Wright – “Sınıflar” Üzerine Tartışmalar, çeviri: kolektif, Nota Bene Yayınları, siyaset, 424 sayfa

Tanju Cılızoğlu – Kâmil Kırıkoğlu İnönü ve Ecevit’i Anlatıyor (2017)

Kâmil  Kırıkoğlu, 1956’da zamanın CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün davetiyle CHP’ye katılmış, 1957’de yapılan seçimlerde Malatya milletvekili seçilmişti.

1979’daki ölümüne kadar ülke siyasetinde önemli yer tutan Kırıkoğlu, önce İsmet İnönü’nün ardından da İnönü’yü 1973 kurultayında yenen Bülent Ecevit’in genel sekreterliğini yürüttü.

Kırıkoğlu, o dönemde CHP’de yaşanan köklü değişimlerin mimarlarından biri olarak kabul edilir.

İşte bu kitap, Kırıkoğlu’nun çocukluğundan yetişkinliğe ve siyasi kariyerine uzanan hayatını adım adım izlerken, ülke siyasetinde önemli roller üstlenmiş iki isme, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’e dair anılarını sunuyor.

Kırıkoğlu’nun çocukluğu ve eğitim yıllarıyla açılan kitap, oradan 27 Mayıs, 12 Mart, “Tanin” olayı ve Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kuruluşu gibi Türkiye yakın tarihinin önemli dönüm noktalarına uzanıyor.

Kırıkoğlu burada ayrıca, Kasım Gülek, Cevdet Sunay, Süleyman Demirel ve Rahşan Ecevit gibi, dönemin önde gelen diğer aktörlerine dair anılarını da bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Tanju Cılızoğlu – Kâmil Kırıkoğlu İnönü ve Ecevit’i Anlatıyor, Tarihçi Kitabevi, siyaset, 512 sayfa

Kolektif – Açık Marksizm: Geleneklere Karşı (2017)

Karl Marx’ın kavramsallaştırdığı haliyle Marksizm, aradan geçen zaman içinde doğal olarak pek çok pratik ve uygulamayla sınanda ve güncellendi.

Bu kitapta bir araya gelen makaleler de, Marksizmi analitik bir perspektiften ziyade sınıf mücadelesinin açtığı yeni olanaklar üzerinden yeniden okumaya koyuluyor.

Kitap, değer teorisi, soyut ve somut emek, meta, meta fetişizmi, üretim ve yeniden üretim başta olmak üzere Marksizmin temel kavram ve kategorilerini, sınıf mücadelesinin tarihsel deneyiminin süzgecinden geçirmesiyle alana değerli bir katkı sunuyor.

Kitaba katılan yazarlar bununla da yetinmeyerek, yeni muhalefet imkânlarının Marksist tahayyülün içine nasıl dâhil edilebileceğini ve böylece kuramın nasıl geliştirilip gerçek anlamda ihtiyacı karşılayan bir yapıya kavuşturulabileceğini tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Açık Marksizm: Geleneklere Karşı, derleyen: John Holloway, Werner Bonefeld, Kosmas Psychopedis ve Richard Gunn, çeviren: Şükrü Alpagut, Otonom Yayıncılık, siyaset, 368 sayfa

Maurizio Lazzarato – Videofelsefe (2017)

İtalyan post-işçici geleneğin önemli kuramcılarından Maurizio Lazzarato,

fordizmden post-Fordizme geçişte emek-sermaye arasındaki ilişkinin yeniden düzenlenmesi bağlamında bilhassa gayri maddi emek üzerine yaptığı çalışmalarla bilinir.

Yeni öznellik üretimi ve yeni direniş olanakları da, düşünürün odaklandığı diğer alanlar.

Lazzarato’nun ‘Videofelsefe’si ise, çağdaş kapitalizmde öznellik üretiminin hangi koşullarda gerçekleştiğini orijinal bir bakışla irdeliyor.

Video ve dijital teknolojilerin esas öğesinin görüntü değil zaman olduğunu belirten Lazzarato, video ile toplumsal zamanın, hatta varlığın dokusunun yeniden tasarlandığını savunuyor.

Bu yönüyle çağdaş kapitalizmde öznellik üretiminin zaman sentezleri, algı, duyum ve bellek üzerinden gerçekleştiğini söyleyen düşünür, buna karşı mücadelenin de tam da bu zemin üzerine inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Lazzarato, çağdaş kapitalizmde öznelliğin üretimine yakından bakmak ve buna uygun mücadele yöntemleri geliştirebilmek için Bergson’un zaman ontolojisini, Nietzscheci beden kuramını, Deleuze ve Guattari’nin kapitalizm eleştirisini ve Vertov’un sine-göz savaş makinesini irdeliyor.

  • Künye: Maurizio Lazzarato – Videofelsefe, çeviren: Şule Çiltaş Solmaz, Otonom Yayıncılık, felsefe, 240 sayfa

Kolektif – 2000’li Yıllarda Türkiye’de Sendikacılık: Zorluklar, Eğilimler, Olanaklar (2017)

AKP’nin iktidarında, Türkiye’de başka birçok alanda olduğu gibi, sendikacılık alanında da büyük dönüşüm ve değişimler yaşandı.

Bu dönemde iktidara yakın sendikalar, üye sayıları itibariyle tarihte görülmemiş oranlara ulaştı.

İşte, alanında uzman pek çok ismin katkıda bulunduğu bu kitap, 2000’li yıllarda Türkiye’de sendikal faaliyetlerin karşı karşıya kaldığı zorlukları ve yeni eğilimleri kayda alıyor, güçlü bir sendikal hareketin imkânlarını tartışıyor.

  • AKP döneminde artan anti-demokratik hareketler sendikal örgütlenmeyi nasıl sekteye uğrattı?
  • AKP, kendisine yakın sendikaların ortaya çıkmasına ve onların örgütlenmesine, gelişip serpilmesine ne gibi kolaylıklar tanıdı?
  • DİSK ve KESK başta olmak üzere, muhalif sendikalar bu dönemde nasıl engellendi ve bunun sonucunda nasıl kan kaybetti?

Kitap, bu ve bunun gibi akla gelebilecek birçok soruya yanıtlıyor, bu bağlamda sendikaların bu zorlu süreçten nasıl çıkabileceklerini tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Abdullah Aysu, Aziz Çelik, Betül Urhan, M. Hakan Koçak, Özgür Müftüoğlu, Yıldırım Koç, Yüksel Akkaya, Cemal Yıldırım, Mahmut Konuk, Ömer Faruk Kök ve Veli Saçılık.

Künye: Kolektif – 2000’li Yıllarda Türkiye’de Sendikacılık: Zorluklar, Eğilimler, Olanaklar, derleyen: M. Serdar Kayaoğlu, Epos Yayınları, siyaset, 337 sayfa

Julien Benda – Aydınların İhaneti (2017)

Aydın nedir?

Aydının hakikatle ilişkisi nasıl olmalıdır?

Aydın, iktidarın muhalif görünen sözcüsü müdür?

Aydın, ait olduğu grubun ve cemaatin çıkarlarını mı gözetir?

Julien Benda’nın bizde 3. baskısına ulaşan bu kitabı, Batı’da aydınlar hakkında yapılmış ilk kapsamlı eleştirilerden.

Yukarıdaki sorulara yanıt arayan Benda’nın burada tanımladığı şekliyle aydın, maddi kazançla ilgilenmez, kişisel çıkarını gözetmez, siyasi iktidarlara yaranmaz, güçlünün yanında değil zayıfın yanında saf tutar, kralın soytarılığına soyunmaz.

Entelektüelin en başta siyaset karşısında ilkesiz davranmaması gerektiğini belirten Benda, tarihin nasıl büyük aydın ihanetlerine sahne olduğunu örnekler üzerinden gözler önüne seriyor.

Yazar, aydınları zayıflayan hakikat ve vicdan duygularına dönüp bakmaya, çarmıha gerilme riskine girmek pahasına onurlarına sahip çıkmaya davet ediyor.

  • Künye: Julien Benda – Aydınların İhaneti, çeviren: Cem Soydemir, Doğu Batı Yayınları, siyaset, 189 sayfa

Lars T. Lih – Lenin: Farklı Bir Yol (2017)

Profesör Lars Lih imzalı, sıra dışı tarihi figürlerden olan Vladimir İlyiç Lenin’in hayatı ve siyasi serüveni hakkında sağlam bir kaynak.

Lenin’in özel yaşamıyla siyasi hayatı arasındaki sıkı bağlantıyı gözler önüne seren Lih, bunu yaparken yalnızca tek yönlü kaynaklara değil, farklı yaklaşımlara da hak ettikleri değeri veriyor.

Kitap için hem Soğuk Savaş döneminde Batı’da üretilen, Lenin’le ilgili olumsuz ve önyargılı literatürden hem de Sovyet arşivlerinden yararlanılmış.

Lenin’in yetiştiği çevreyi, işçi ve köylü sınıflarına yaklaşımını, ortaya koyduğu devrimi mümkün kılan kişisel ve tarihsel koşulları, sosyalizme verdiği teorik ve pratik katkıları ve hem Sovyetler hem de sosyalizm deneyimindeki nerede durduğunu serimleyen, alan için önemli bir çalışma.

  • Künye: Lars T. Lih – Lenin: Farklı Bir Yol, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 256 sayfa

John Dunn – Halkın Özgürlüğü: Demokrasinin Hikâyesi (2017)

Modern siyaset teorisini tarihsel bir perspektifle inceleyen çalışmalarıyla bildiğimiz Profesör John Dunn’dan, demokrasinin binlerce yıl önceki zamanlardan bugüne kapsamlı bir hikâyesi.

Günümüz dünyasında demokrasinin olağanüstü varlığının neden vazgeçilmez olduğunu çok yönlü bir bakışla tartışan Dunn, demokrasinin 2 bin 500 yıl önce yerel bir Yunan topluluğunun karşılaştığı zorluklar karşısında nasıl doğaçlamayla geliştirilmiş bir çözüm yolu olarak macerasına başladığını, kısa bir süreliğine de olsa nasıl parlak bir şekilde geliştiğini ve 2 bin yıl boyunca hemen hemen her yerde nasıl olup da sönümlendiğini gösteriyor.

Çalışma bunu yaparken de, “Bugün demokrasi neden bu kadar geniş ve büyük bir görünüme sahip?” ve “Demokrasinin yakın zamanki önemi ve ünü gerçekte ne anlama geliyor?” sorularının yanıtını arıyor.

Demokrasinin dünyanın verili durumu karşısında neden yetersiz kaldığını da tartışan Dunn, aynı zamanda tarihte tiranlar, despotlar ve diktatörlerin neden sürekli karşımıza çıktığını da açıklığa kavuşturuyor.

Demokrasinin kapsamlı bir hikâyesi olarak mutlaka okunması gereken bir çalışma.

  • Künye: John Dunn – Halkın Özgürlüğü: Demokrasinin Hikâyesi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 240 sayfa

Jim Ife – İnsan Hakları ve Sosyal Hizmet (2017)

Elimizdeki kitap, insani/sosyal hizmet faaliyetlerini bir insan hakları etkinliği olarak yorumluyor, bu anlamda özgün bir düşünme pratiği ve tartışma ortaya koyuyor.

Jim Ife, insan haklarının, sosyal hizmet alanında çalışanlara hem mesleki anlamda hem de hizmet verdikleri kişilerle gündelik ilişkilerinde sağlam bir ahlaki boyut kattığını düşünüyor.

Yine Ife’ye göre, insan haklarıyla harmanlanmış bir sosyal hizmet yaklaşımı, aynı zamanda hem bu alanda çalışanlara hem de sosyal hizmetten yararlananlara, evrensel bir insanlık ve küresel yurttaşlık perspektifi sunarak büyük bir zenginlik sağlayacaktır.

Kültür ve geleneklerden bağımsız, evrensel bir bakış açısıyla yazılmış kitabın, bu yönüyle farklı kültürlere hitap ettiğini de ayrıca belirtmemiz gerek.

  • Künye: Jim Ife – İnsan Hakları ve Sosyal Hizmet, çeviren: Durdu Baran Çiftci, Nika Yayınevi, insan hakları, 312 sayfa