Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü (2008)

’12 Eylül ve Filistin Günlüğü’, 12 Eylül darbesi yapıldıktan sonra Lübnan’a kaçan ve orada İsrail-Filistin savaşına tanık olan Adil Okay’ın, burada bulunduğu bir buçuk yıllık zaman dilimi içinde tuttuğu günlüğünden oluşuyor.

Günlük, kaleme alındığı zaman dilimi içerisinde, hem 12 Eylül darbesini hem de Filistin’de yaşanan savaşı, o zamanlar henüz yirmili yaşlarının ortalarında bir genç olan Okay’ın gözlerinden anlatıyor.

Okay’ın günlüğü, Türkiye’nin sıkıntılı yakın dönemine dair önemli ayrıntılar sunduğu kadar, aynı zaman diliminde, en çatışmalı dönemlerini yaşayan Güney Lübnan’daki Filistin kamplarında yaşananlara dair tanıklığını sunmasıyla da ilgi çekiyor.

  • Künye: Adil Okay – 12 Eylül ve Filistin Günlüğü, Ütopya Yayınları, günlük, 301 sayfa

Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu (2014)

Gücün beyin üzerindeki etkilerini araştıran Ian Robertson, liderlerin beyinlerinde testosteronu artıran gücün, antidepresan ve kaygı giderici özelliklere sahip olduğunu söylüyor.

Gücün denetlenmemesinin, kaçınılmaz olarak beynin işlevlerini çarpıtarak yargı bozukluğu ve risklere karşı kör olmaya yol açacağını savunan Robertson, gücün denetlenmesinde serbest seçimler, liderler için sınırlı görev süresi, özgür basın ve bağımsız yargının ne denli elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ian Robertson – Zafer Sarhoşluğu, çeviren: Samet Öksüz, Say Yayınları, psikoloji, 327 sayfa

Haldun Derin – Çankaya Özel Kalemini Anımsarken (2017)

Haldun Derin, Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanı oldukları dönemde Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Atatürk’ün Kalemi Mahsusası’nda Şifre İkinci Kâtipliği ile bu göreve başlayan Haldun Derin’in Çankaya anıları, 1945’te İnönü’nün Kalemi Mahsus Müdürü oluşuyla devam ediyor ve ardından Bayar’ın dönemine uzanıyor.

Üç cumhurbaşkanı ve üç dönemin atmosferini, o dönemlerin ileri gelenlerini renkli bir üslupla anlatan Derin, anılarında yalnızca 1930’lu ve 1940’lı yıllarda gördüklerini ve gözlemlerini aktarmıyor, aynı zamanda muhteşem Türkçesiyle bize okurken zevk alacağımız edebi bir tat da armağan ediyor.

Derin gibi, Cumhuriyet’in o erken yıllarında yetişen nesilden şu an aramızda bulunan kimse kalmadı.

Dolayısıyla yazarın elimizdeki anıları da, o döneme dair bilinmeyenleri aydınlatmalarıyla ayrıca önemli ve de anlamlı.

  • Künye: Haldun Derin – Çankaya Özel Kalemini Anımsarken, yayına hazırlayan: Cemil Koçak, Doğan Kitap, anı, 384 sayfa

Vijay Prashad – Ulusun Ölümü ve Arap Devrimi’nin Geleceği (2017)

Bir emekçi devrimi olarak ortaya çıkan Arap Baharı, nasıl oldu da mezhepçi bir boğazlaşmaya dönüştü?

Trinity College’de profesör olan Vijay Prashad, bu önemli çalışmasında, rejim değişikliği felsefesini, Irak’ın mahvedilmesinden Libya’nın harap edilmesine, sahada kendini gösterdiği şekliyle izliyor.

Prashad’ın burada ifade ettiği şekliyle rejim değişikliği, silahlı eylemleri tanımlamaktan ziyade, IMF ve Dünya Bankası’nın dayattığı ekonomik kemer sıkma politikalarını ve mezhepçiliği kışkırtan sosyo-politik gündemleri de kapsamakta.

Yazar, yukarıdaki sorunun yanıtını ararken, bölgesel sorunlara tarihsel bir perspektiften bakıyor ve devrimin sönümlenmesine neden olan faktörlerin sağlam bir analizini ortaya koyuyor.

Kitap Arap Devrimlerinin akıbetini Ortadoğu boyunca adım adım izlerken, aynı zamanda IŞİD’in anatomisini, Türkiye’de AKP iktidarının başını çektiği karşı devrim kampını ve buna karşı mücadele edişte önemli bir güç olarak Rojava Devrimi’nin ortaya koyduğu olanakları da derinlemesine inceliyor.

Prashad, her ne kadar Arap Devrimi’nin artık sönümlenmiş olduğunu ortaya koysa da, ekonomik ve toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldıracak, farklılıkları içeren ve kucaklayıcı bir kültürel bakış açısına sahip bir geleceğin kurulmasının imkânlarının da elimizin altında bulunduğunu düşünmekte.

  • Künye: Vijay Prashad – Ulusun Ölümü ve Arap Devrimi’nin Geleceği, çeviren: Senem Erdoğan, Yordam Kitap, siyaset, 239 sayfa

Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023 (2017)

İstanbul, sınırları sürekli zorlanan bir kentsel alan ve doymak bilmez, pervasız bir hırs, bu kentin istimlakini genişletmek için durmadan çaba harcıyor.

Canavar doymak bilmiyor…

AKP’nin “Hedef 2023” sloganının, aslında partinin 21 yıl boyunca iktidarda kalma ve bu süre zarfında da Türkiye’yi, kentlerini ve rejimin kurucu niteliklerini dönüştürmesinin şifresi olduğu, şimdi daha açık.

İktidarın “Hedef 2023” söylemini üzerinde en çok inşa ettiği kent ise, herkesin bildiği gibi İstanbul olageldi.

İstanbul şimdi, kenti tarih, topografya, insan, doğa, sınıf gibi bağlamlarından soyutlayan, her tarafı beton yığınlarına çeviren “Mega projeler”in esiri haline gelmiş durumda.

İşte mimar Sinan Logier ile antropolog Yoann Morvan’ın kaleme aldığı bu kitap, tarihsel bir perspektifle İstanbul’u bir baştan diğerine kat ediyor ve iktidarın dayattığı “mega projelerin” bu kadim şehrin bugünü ve geleceğini nasıl çelişkilerle dolu bir kaosa çevirdiğini gözler önüne seriyor.

Kitap, “Çılgın projelerle” bir şehrin nasıl tüketildiğini ve bu durumun İstanbul’da yaşayan insanların hayatını nasıl tehlikeye attığını daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023, çeviren: Nilüfer Şaşmazer, İletişim Yayınları, siyaset, 189 sayfa

David Graeber – Tersine Devrimler (2014)

Düşünür ve aktivist David Graeber, günümüz siyasetinde öne çıkan bir dizi konu ve kavramı irdeliyor.

Graeber,

  • Küresel antikapitalist hareketin neden bekleneni vermediğini,
  • Neoliberalizmin neden bir ekonomik proje olmayıp tamı tamına bir politik proje olduğunu,
  • Doğrudan eylem ve doğrudan demokrasiye dayalı hareketlerin tarihsel etkinliğini,
  • Ve Ekim 2010’da Fransa’daki grev dalgası sırasında iklim protestocuları ile petrol işçilerinin şaşırtıcı yakınlaşmalarını tartışıyor.

Künye: David Graeber – Tersine Devrimler, çeviren: Aslı Esen, Everest Yayınları, siyaset, 133 sayfa

Derry Nairn – Yaşasın Devrim! (2014)

Tarihçi Derry Nairn, tarih boyunca halkların sahneye çıkarak yönetimi ele geçirdiği otuz devrimi anlatıyor.

Kitap, Roma Cumhuriyeti’ne karşı Spartaküs öncülüğünde iki bin yıl önce gerçekleştirilen büyük çaplı devrimden başlayarak, Fransız Devrimi, Yahudi Simon Bar Kobha’nın büyük çaplı isyanı, Bolşevik Devrimi ve Güney Amerika’da gerçekleşen devrimler gibi en ünlü, en kanlı, en muazzam devrimler ile geleceğe önemli direniş mirasları bırakmış kimi köylü isyanlarını inceliyor.

  • Künye: Derry Nairn – Yaşasın Devrim!, çeviren: Tuğba Şabanoğlu, Final Kültür Sanat Yayınları, tarih, 318 sayfa

Sait Yılmaz – Güç ve Politika (2008)

Sait Yılmaz ‘Güç ve Politika’da, devletlerin uluslararası ilişkilerde uyguladığı güç politikasına odaklanıyor.

Yılmaz’ın çalışması, güç ve politika ilişkisinin tarihini ve bugün geldiği aşamayı tespit etmeyi amaçlıyor.

Güç kullanmayı, politika, strateji, güvenlik gibi kategorileri üzerinden değerlendiren yazar, günümüzde güç politikalarının nasıl oluştuğunu, ABD ve dünyanın diğer güçlü ülkelerini de analiz ederek açıklıyor.

Kitabın ilk bölümü, ideoloji, teori, güç ve hegemonya ilişkisi yanında, güç ve güç merkezlerini analiz ediyor.

İkinci ve üçüncü bölüm, ABD’nin güvenlik-hegemonya kurgusunu ve güç politikalarını anlatıyor.

Kitabın son bölümü de, ABD dışındaki ülkelerin bu anlamdaki konumlarına odaklanmakta.

  • Künye: Sait Yılmaz – Güç ve Politika, Alfa Yayınları, siyaset, 624 sayfa

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı? (2017)

Türkiye, kitlesel katliamların yaşandığı bir ülke haline geldi.

Zonguldak, Reyhanlı, Roboski, Soma, Ermenek, Suruç, Ankara, İstanbul, Cizre ve Ege kıyıları…

Bu katliamların içinde 13 Mayıs 2014’te Soma madeninde öldürülen 301 işçi de, yüreğimizde kanayan bir yara olarak durmakta.

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman, olay yerine cinayetin ilk saatlerinde varan, İzmir’de gazetecilik yapan iki isim.

İki gazetecinin bizzat deneyimlerine dayanan kitap, oraya vardıkları andan itibaren yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını ve düşündüklerini okurlarına aktarıyor.

Kitap, olayın bir kaderden ya da kazadan çok, siyasi ve ekonomik boyutuyla tarihsel derinliğe sahip bir mesele olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koyuyor.

Birçok insanla yapılan birebir görüşmelere dayanan kitap, olayın nitelikli bir belgeselini çekiyor.

Devletin ve medyanın ölümleri, katliamları ve iş cinayetlerini normalleştirmeye, unutturmaya çalıştığı bir dönemde bu kitap, yaşananları birer birer kayda almasıyla altın değerinde.

Bir daha Somalar olmasın diye.

  • Künye: Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı?, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 352 sayfa

 

John Steinbeck – Ben Bir Devrimciyim (2017)

Büyük yazar John Steinbeck’in Amerikan emekçilerinin zorlu yaşam koşullarının merkezinde yer aldığı, yazarın edebi, kişisel ve siyasi hislerini cesurca ifade ettiği denemeleri.

Sekiz bölüme ayrılan kitabında Steinbeck:

  • Yaşadığı veya ziyaret ettiği mekânlara dair izlenimlerini,
  • Amerika’da farklı sektörlerde çalışan işçilerin zorlu çalışma şartlarını,
  • Göçmen işçilerin beraberinde getirdiği dönüşümü,
  • Yazma üzerine düşüncelerini,
  • Hayatından geçmiş insanlara dair anılarını,
  • Gazetecilik günlerinden öğrendiklerini,
  • Savaş muhabirliği deneyimlerini,
  • Ve Amerika ile Amerikalı olmak konusundaki fikirlerini okurlarıyla paylaşıyor.

Steinbeck’in denemeleri, onun yalnızca bir yazar ve gazeteci olmadığını, aynı zamanda toplumsal meselelere karşı duyarlı ve sözünü sakınmayan dört dörtlük bir devrimci olduğunu bize yeniden hatırlatıyor.

Kendisinden hâlâ öğreneceğimiz çok şey var!

  • Künye: John Steinbeck – Ben Bir Devrimciyim, çeviren: Abdullah Yılmaz, Sel Yayıncılık, 492 sayfa