David Graeber – Tersine Devrimler (2014)

Düşünür ve aktivist David Graeber, günümüz siyasetinde öne çıkan bir dizi konu ve kavramı irdeliyor.

Graeber,

  • Küresel antikapitalist hareketin neden bekleneni vermediğini,
  • Neoliberalizmin neden bir ekonomik proje olmayıp tamı tamına bir politik proje olduğunu,
  • Doğrudan eylem ve doğrudan demokrasiye dayalı hareketlerin tarihsel etkinliğini,
  • Ve Ekim 2010’da Fransa’daki grev dalgası sırasında iklim protestocuları ile petrol işçilerinin şaşırtıcı yakınlaşmalarını tartışıyor.

Künye: David Graeber – Tersine Devrimler, çeviren: Aslı Esen, Everest Yayınları, siyaset, 133 sayfa

Derry Nairn – Yaşasın Devrim! (2014)

Tarihçi Derry Nairn, tarih boyunca halkların sahneye çıkarak yönetimi ele geçirdiği otuz devrimi anlatıyor.

Kitap, Roma Cumhuriyeti’ne karşı Spartaküs öncülüğünde iki bin yıl önce gerçekleştirilen büyük çaplı devrimden başlayarak, Fransız Devrimi, Yahudi Simon Bar Kobha’nın büyük çaplı isyanı, Bolşevik Devrimi ve Güney Amerika’da gerçekleşen devrimler gibi en ünlü, en kanlı, en muazzam devrimler ile geleceğe önemli direniş mirasları bırakmış kimi köylü isyanlarını inceliyor.

  • Künye: Derry Nairn – Yaşasın Devrim!, çeviren: Tuğba Şabanoğlu, Final Kültür Sanat Yayınları, tarih, 318 sayfa

Sait Yılmaz – Güç ve Politika (2008)

Sait Yılmaz ‘Güç ve Politika’da, devletlerin uluslararası ilişkilerde uyguladığı güç politikasına odaklanıyor.

Yılmaz’ın çalışması, güç ve politika ilişkisinin tarihini ve bugün geldiği aşamayı tespit etmeyi amaçlıyor.

Güç kullanmayı, politika, strateji, güvenlik gibi kategorileri üzerinden değerlendiren yazar, günümüzde güç politikalarının nasıl oluştuğunu, ABD ve dünyanın diğer güçlü ülkelerini de analiz ederek açıklıyor.

Kitabın ilk bölümü, ideoloji, teori, güç ve hegemonya ilişkisi yanında, güç ve güç merkezlerini analiz ediyor.

İkinci ve üçüncü bölüm, ABD’nin güvenlik-hegemonya kurgusunu ve güç politikalarını anlatıyor.

Kitabın son bölümü de, ABD dışındaki ülkelerin bu anlamdaki konumlarına odaklanmakta.

  • Künye: Sait Yılmaz – Güç ve Politika, Alfa Yayınları, siyaset, 624 sayfa

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı? (2017)

Türkiye, kitlesel katliamların yaşandığı bir ülke haline geldi.

Zonguldak, Reyhanlı, Roboski, Soma, Ermenek, Suruç, Ankara, İstanbul, Cizre ve Ege kıyıları…

Bu katliamların içinde 13 Mayıs 2014’te Soma madeninde öldürülen 301 işçi de, yüreğimizde kanayan bir yara olarak durmakta.

Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman, olay yerine cinayetin ilk saatlerinde varan, İzmir’de gazetecilik yapan iki isim.

İki gazetecinin bizzat deneyimlerine dayanan kitap, oraya vardıkları andan itibaren yaşadıklarını, gördüklerini, duyduklarını ve düşündüklerini okurlarına aktarıyor.

Kitap, olayın bir kaderden ya da kazadan çok, siyasi ve ekonomik boyutuyla tarihsel derinliğe sahip bir mesele olduğunu apaçık bir şekilde ortaya koyuyor.

Birçok insanla yapılan birebir görüşmelere dayanan kitap, olayın nitelikli bir belgeselini çekiyor.

Devletin ve medyanın ölümleri, katliamları ve iş cinayetlerini normalleştirmeye, unutturmaya çalıştığı bir dönemde bu kitap, yaşananları birer birer kayda almasıyla altın değerinde.

Bir daha Somalar olmasın diye.

  • Künye: Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman – Çizmelerimi Çıkarayım mı?, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 352 sayfa

 

John Steinbeck – Ben Bir Devrimciyim (2017)

Büyük yazar John Steinbeck’in Amerikan emekçilerinin zorlu yaşam koşullarının merkezinde yer aldığı, yazarın edebi, kişisel ve siyasi hislerini cesurca ifade ettiği denemeleri.

Sekiz bölüme ayrılan kitabında Steinbeck:

  • Yaşadığı veya ziyaret ettiği mekânlara dair izlenimlerini,
  • Amerika’da farklı sektörlerde çalışan işçilerin zorlu çalışma şartlarını,
  • Göçmen işçilerin beraberinde getirdiği dönüşümü,
  • Yazma üzerine düşüncelerini,
  • Hayatından geçmiş insanlara dair anılarını,
  • Gazetecilik günlerinden öğrendiklerini,
  • Savaş muhabirliği deneyimlerini,
  • Ve Amerika ile Amerikalı olmak konusundaki fikirlerini okurlarıyla paylaşıyor.

Steinbeck’in denemeleri, onun yalnızca bir yazar ve gazeteci olmadığını, aynı zamanda toplumsal meselelere karşı duyarlı ve sözünü sakınmayan dört dörtlük bir devrimci olduğunu bize yeniden hatırlatıyor.

Kendisinden hâlâ öğreneceğimiz çok şey var!

  • Künye: John Steinbeck – Ben Bir Devrimciyim, çeviren: Abdullah Yılmaz, Sel Yayıncılık, 492 sayfa

Michael Löwy – Marksistler ve Ulusal Sorun (2017)

Türkiye’nin Marksist geleneğinin farklı bileşenlerinin, ülkenin Kürt sorunu bağlamında uzun zamandır yürüttüğü tartışma biliniyor.

Oysa ulusal sorun, Türkiye’yi bir yana bıraksak da, bilhassa Ortadoğu’nun içinden geçtiği süreç düşünüldüğünde yakıcı bir hal almış durumda.

İşte önde gelen Marksist felsefeci ve sosyolog Michael Löwy’nin bu kitabı, her şeyden önce Marksizm’in ulusal soruna bakışını, bu bakışın tarihsel evrimini ve Marksistlerin ulusal sorun konusunda dünyanın farklı yerlerinde aldığı pozisyonları kapsamlı bir şekilde ele almasıyla konuya muazzam bir katkı sunuyor.

Hem derli toplu oluşu, hem kapsamı hem de niteliğiyle Löwy’nin yapıtının, alanda şimdiden bir klasik haline geldiğini de belirtelim.

  • Künye: Michael Löwy – Marksistler ve Ulusal Sorun, çeviren: Kemal Ülker, Versus Kitap, siyaset, 80 sayfa

Kolektif – Laikliği Yeniden Düşünmek (2017)

Bugün Türkiye’nin gündeminde en yoğun tartışılan konuların başında laiklik geliyor.

Bundan daha 10-15 yıl önceye kadar bizim laiklikten anladığımız şey, bugün anladıklarımızdan oldukça farklı.

Bunun başlıca nedeni de, dinin toplumsal görünümünün son yıllarda daha çok artması.

İşte bu çalışmada bir araya gelen pek çok yazar, laikliğin türleri ve algılanma biçimlerinde zaman içinde gözlemlenen dönüşümleri saptamasıyla dikkat çekiyor.

Kitapta,

  • Dünyanın farklı bölgelerindeki laiklik deneyimleri,
  • Yurttaşlık ve kamusal alan tartışmaları,
  • Demokrasi ve laiklik ilişkisi,
  • Dinsel fundamentalizmin tehlikeleri,
  • İfade özgürlüğü ile laiklik ilişkisi ve bunun gibi pek çok konu tartışılıyor.

Çalışma her şeyden önce, dinin toplum içindeki yerini ve siyaset olan ilişkisini yerli yerine koymasıyla, ayrıca bunu yaparken dünya üzerinde birbirinden farklılık gösteren laiklik yaklaşımlarını karşılaştırmalı bir perspektifle ele almasıyla büyük önem arz ediyor diyebiliriz.

  • Künye: Kolektif – Laikliği Yeniden Düşünmek, derleyen: Craig Calhoun, Jonathan VanAntwerpen ve Mark Juergensmeyer, çeviren: Menekşe Sözbilir, Önder Özden, S. Erdem Türközü, Noyan Özatik, Tuğçe Kılınç, Nupelda Yüce, Müge Durusu-Tanrıöver, Cemre Güneş Şengül ve Ayşegül Avcı, Nika Yayınevi, siyaset, 440 sayfa

Wang Hui – Çin’in Yirminci Yüzyılı: Devrim, Geri Çekilme ve Eşitliğe Giden Yol (2017)

Çalışmaları çağdaş Çin edebiyatı ve düşünce tarihi üzerine yoğunlaşmış olan Wang Hui, aynı zamanda Harvard’dan Bologna’ya, Edinburgh’tan UCLA’ya, dünyanın pek çok prestijli üniversitesinde dersler vermiş bir isim.

Yazar bu önemli kitabında, 20. yüzyıl Çin’ini ve bu sıra dışı ülkenin geçirdiği muazzam siyasi süreçleri serimliyor.

Çin açısından 20. yüzyılın 1911 Devrimi’yle başlayıp 1970’lerin ortalarındaki Kültür Devrimi’nin sonuna kadar süren bir süreç olduğunu belirten Hui, bu süreci siyasileşme, siyasetsizleşme ve yeniden siyasileşmeye dönme izlekleri üzerinden irdeliyor.

Hui, Çin’deki halk savaşının kırsal kesim, kentler ve ulusal kimliğin siyasi hareketliliği arasındaki ilişkileri kökten değiştirdiğini; sınıf, siyasi parti, devlet, halk gibi siyasi kavramların da halk savaşıyla dönüşerek yeniden yapılandığını belirtiyor.

Çin’in 20. yüzyıl boyunca yaşadığı politika değişikliklerine ve büyük devrimlere daha yakından bakmak isteyenlerin muhakkak okumak isteyeceği bir kitap.

  • Künye: Wang Hui – Çin’in Yirminci Yüzyılı: Devrim, Geri Çekilme ve Eşitliğe Giden Yol, çeviren: Ümit Şenesen, Yordam Kitap, siyaset, 383 sayfa

Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları (2014)

Bu kitabın yazarı Zübeyir Kındıra’nın Fethullah Gülen cemaatiyle tanışması çok eski bir tarihe, 1979 yılında genç bir polis adayı olarak adım attığı Polis Koleji ve Polis Akademisi’ne uzanıyor.

O zamanlar yoksul ailelerden gelen gençler, Kolej ve Akademi’deki “Abiler” tarafından Ankara’daki Işıkevlerine götürülür, Kındıra ise, Zülfü Livaneli dinlediği ve Cumhuriyet gazetesi okuduğu için hortumla dövülür.

1986 yılında okuldan atılan Kındıra, daha sonra gazeteciliğe yöneldi. Kendisi, o dönem yaşadıklarının ve gözlemlerinin ürünü olan ‘Fethullah’ın Copları’ adlı kitabıyla hatırlanacaktır. Yazar o kitabında, tehlikeli bir terör örgütlenmesi olduğunu söylediği Cemaat’in polis ordusunun devletin kılcal damarlarına kadar sızdığını bütün açıklığıyla ortaya koymuştu.

Fakat ne yazık ki Kındıra’nın o kitabındaki uyarılara kulak veren olmadı. Bu da yetmedi, işsiz bıraktırıldı, arabası kundaklandı, yargılandı, ölümle tehdit edildi…

Şimdi dönüp baktığımızda, Kındıra’nın uyarılarının dinlenmesi halinde, darbe girişimi de dâhil, bugün yaşadığımız pek çok korkunç olayı yaşamıyor olabilirdik.

İşte Kındıra elimizde tuttuğumuz yeni kitabında da, şu an Cemaate karşı verilen savaşta nelerin eksik yapıldığı ve gerçekte neler yapılması gerektiğini anlatıyor.

Kitabın ilk bölümü, örgütü ve lideri Fethullah Gülen’i anlatıyor, tarihçe ve yapıyı irdeliyor ve imamları tanıtıyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, Cop olarak tanımlanan cemaatin polislerini, Copların görevlerini ve katıldıkları kimi eylemleri anlatıyor.

Cemaatin en etkin olduğu polis örgütlenmesine dair çok önemli bilgiler barındırmasıyla büyük öneme haiz bir çalışma.

  • Künye: Zübeyir Kındıra – Şeytanın İmamları, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 244 sayfa

Fikri Sönmez – Fatsa Deneyimi (2017)

Fikri Sönmez, namı diğer Terzi Fikri ve onunla özdeşleşen Fatsa deneyimi, 12 Eylül faşizmine karşı verilmiş en büyük, en akılda kalan direnişlerden biri olarak tarihte yerini almış durumda.

12 Eylül karanlığının bu sürece tepkisi fazlasıyla acımasız oldu, ama bu deneyim de adını ülkenin direniş tarihine altın harflerle yazdırdı.

İşte bu kitap, Fikri Sönmez’in mahkemedeki savunmasından ve miting konuşmalarından oluşuyor.

Kitap hem Fatsa deneyiminin ne olduğunu tam olarak ortaya koyması hem de Fikri Sönmez ve arkadaşları ile Fatsa halkının, daha iyi bir Türkiye için nasıl öncü ve cesur roller üstlendiklerini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Fikri Sönmez – Fatsa Deneyimi, Redaksiyon Yayınları, siyaset, 136 sayfa