Tuğba Tekerek – Taşra Üniversiteleri (2023)

Doğrudur: son yıllarda ülkenin adeta her ilçesine üniversite açıldı.

Neredeyse her biri diğerinden beter, kalitesiz, beton yığınları diyebileceğimiz türden kurumlar.

Tuğba Tekerek, siyasi iktidarın uzantısı olarak işleyen taşra üniversitelerinin akademik ve sosyal hayatını, amfilerden kampüs camilerine, kafelerden yurtlara, ayrıntılı bir şekilde resmediyor.

‘Taşra Üniversiteleri’ kitabı, ülke sathına yayılan üniversitelerin, AKP iktidarının “arka kampüsü” olarak işlediğini gösteriyor.

Birçok yerde akademisyenlerin “tüm derslerin hocası” olmak zorunda kalması ve öğretimin sistematik biçimde ilahiyatlaşması, bu gidişatın önemli unsurları… Taşra üniversiteleri, istihdam, ihale vs. boyutlarıyla, ekonomi-politik açıdan da geniş bir “havuz” oluşturuyorlar.

Her şeye rağmen bir şeyler öğrenme, ufkunu genişletme hevesi taşıyan öğrencilerin, gençlerin sesleri de işitiliyor kitapta.

Hevesleri ve akademinin doğasındaki “heyecan, merak, itiraz” ruhunu boğan üniversitelerdeki hayal kırıklıkları…

Saha gözlemlerine, uzun görüşmelere ve sekiz yıllık araştırmaya dayanan, emek ürünü bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Siyasi iktidarın uzantısı olarak faaliyet gösteren, akademisyen alımlarının da konferansların da kulüp kuruluşlarının da siyasi iktidarın talimatları doğrultusunda yapıldığı […] Taşra üniversitelerinin artık binlerce lisansüstü öğrencisi de yetiştirdiği, lisanstan sonra lisansüstü eğitimin de değersizleştirildiği, taşradaki ‘siyasi iktidarın uzantısı üniversite’ modelinin büyük şehirlerde iyiden iyiye yerleştiği, ülkenin tamamında yükseköğretimin taşralaştığı bir dönemdeyiz.”

  • Künye: Tuğba Tekerek – Taşra Üniversiteleri: AK Parti’nin Arka Kampüsü, İletişim Yayınları, siyaset, 400 sayfa, 2023

Adam Przeworski – Demokrasinin Krizleri (2023)

Demokrasi krizde.

Halk siyasetten çekildi, demokratik kurumlar aşındı, popülistler gelişmiş demokrasilerde bile iş başına geldi.

Bir şeyler oluyor.

Batı’nın köklü demokrasilerinde ‘kurulu düzene’ karşı, ‘sisteme’ karşı, ‘elitlere’ karşı, ‘popülist’ hissiyat gün geçtikçe kabarıyor.

Aynı partilerin istikrarlı biçimde demokratik siyasete hakim oldukları neredeyse bir yüzyıllık süreden sonra geleneksel partilere verilen destek gittikçe azalırken, sağda ve solda yeni partiler adeta mantar gibi bitiyor.

Seçimlere katılım birçok ülkede tarihte daha önce görülmemiş düzeylere inerken siyasetçilere, partilere, meclislere, hükümetlere duyulan güven azalıyor.

‘Tek adam’lar sahneye yeniden çıkıyor.

Farklı siyasi görüşlere, değerlere ve kültürlere sahip insanlar giderek birbirini düşman olarak görüyorlar.

Birbirine fena şeyler yapmaya hazırlar.

  • Peki, demokrasi bir krizde mi?
  • Bir çağın sonuna mı tanıklık ediyoruz?

Adam Przeworski, bu kitapta köklü demokrasiler dünyasındaki güncel siyasi ahvalin çarpıcı bir panoramasını sunuyor.

Weimar Almanyası’ndan Şili’ye ve Fransa’ya, 20. yüzyılda edinilen önemli deneyimlerin ışığında bugün otoriter rejimlerin kıyısında bulunan Venezuela, Polonya, Macaristan ve Türkiye gibi ülkelerin çıkmazlarına ışık tutuyor.

Demokrasi fikrinin ve bu eski fikrin çağdaş görünümlerinin iç çelişkilerini ve meziyetlerini gözler önüne sererek, bir çatışmaları yönetme biçimi olarak demokrasinin işleyişini ve akıbetini sorguluyor.

Teknik ayrıntılarda boğulmaktan kaçınan bu kitap, meslekten sosyal bilimcilerin yanı sıra şu günlerde demokrasinin geleceğinden kaygı duyan herkese hitap ediyor.

  • Künye: Adam Przeworski – Demokrasinin Krizleri: Otoriterleşmenin Kıyısında Çağdaş Siyasetin Ahvali, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, siyaset, 232 sayfa, 2023

Sigmund Freud – Kitle Psikolojisi ve Benlik Analizi (2023)

Kitlelerin popülist ve demagojik duyarlılıkları ne tür mekanizmalara dayanır?

Sigmund Freud’un ilk kez 1921’de yayımlanan ‘Kitle Psikolojisi ve Benlik Analizi’ 20. yüzyıl başında etki gücü giderek artan toplumsal bir fenomeni, siyasi kitlenin mekanizmalarını irdeleyen, alanında öncü bir çalışma.

Kitleler neden karizmatik liderlerin hipnotik baştan çıkarmalarına duyarlıdır? Kitleler neden bilinçdışı, mantıksız ve şiddet içeren davranışlara eğilim gösterirler?

Demagojinin kökeni neye dayanır, işleyişi nasıldır?

Freud bu ve benzeri soruları psikanaliz aracılığıyla yanıtlama yollarını araştırırken disiplinlerarası bir hatta ilerleyerek antropoloji, siyasal psikoloji ve kültürel kuramın yanı sıra evrimsel ve toplumsal perspektiflerden; Friedrich Nietzsche, Karl Marx, William McDougall veya Gustave Le Bon gibi seleflerinin gözlem ve bulgularından da faydalanarak kalabalıkların mevcut psikolojik yorumlarını temel bir psikolojik sisteme dahil ediyor.

İki dünya savaşı arasında kaleme alınan, daha sonra Frankfurt Okulu’nun ampirik toplumsal araştırmalarına da yol gösterecek olan ‘Kitle Psikolojisi ve Benlik Analizi’, Avrupa’da ayak sesleri giderek yükselen faşizmin kitle psikolojisine ışık tutması ve kitlenin barındırdığı tehlikelere dikkat çekmesiyle literatürde önemli bir yere sahip.

  • Künye: Sigmund Freud – Kitle Psikolojisi ve Benlik Analizi, çeviren: Saffet Emrem, Can Yayınları, psikanaliz, 104 sayfa, 2023

Burcu Kalpaklıoğlu – Fetvayla Yol Göstermek (2023)

“Bayan fetva odası”, vaizelerin gün boyunca telefonla arayan kadınlara fetva verdikleri odanın ismi.

Burcu Kalpaklıoğlu, vaizelerin verdiği fetvaları ve fetva verme yollarını inceleyerek modern seküler bir kurumda icra edilen “geleneksel” bir pratik aracılığıyla etik, siyaset ve dinin nasıl iç içe geçtiğini ve vaizelerin her bir tekil durum için fetvaları nasıl yeniden yorumladıklarını analiz ediyor.

Vaizeler devletin söylemini, feminist söylemi ve ataerkil fıkıh söylemini birbirine tercüme ediyorlar. Bazen çatışan, bazen üst üste binen söylemler arasında müzakere edip çözümler bulmaya çalışıyorlar.” diyen Kalpaklıoğlu ‘Fetvayla Yol Göstermek’te, “Bayan fetva odası”na telefonla yapılan başvurulara verilen cevapları, yapılan yorumları, bulunulan önerileri inceliyor.

Öncelikle, fetvanın “yönetimsel bir pratik” olarak nasıl iş gördüğünü gözler önüne seren bir inceleme, bu.

Kalpaklıoğlu, dindar kadınların gündelik hayatla ve aile içi sorunlarla ilgili meseleleri karşısında vaizelerin, bazen yorum imkânlarını ataerkil kodlar hilafına kadınlara haklarını “öğretmek” üzere kullandıklarına dikkat çekiyor.

Beri yandan fetva veren vaizelerin, özellikle “kaygan zeminde aileyi koruma” kaygısıyla, birçok zaman da “arada kaldıklarını” gösteriyor.

‘Fetvayla Yol Göstermek’, İslâmî feminizmin, ataerkil ideolojiye ve geleneksel fıkıh’a karşı kaynakları yeniden yorumlama çabasından ilham alıyor.

Ayrıca, Türkiye’de “dinî” ile “seküler”in karşıtlıklarını ve “karışımlarını” yeniden düşünmek için verimli bir örnek sunuyor.

  • Künye: Burcu Kalpaklıoğlu – Fetvayla Yol Göstermek: Alo Fetva Hattı, Vaizeler, Gündelik Hayat Tavsiyeleri, İletişim Yayınları, inceleme, 191 sayfa, 2023

Michael Löwy ve Olivier Besancenot – Devrimci Yakınlıklar (2023)

İşçi hareketinin tarihi, Marksistler ve anarşistler arasındaki anlaşmazlıkları, çatışmaları ve çatışmaları ayrıntılarıyla anlatır, asla bu iki hareket arasındaki gerçek ittifakları ve aktif dayanışmayı anlatmaz.

Michael Löwy ve Olivier, Paris Komünü’nden günümüze, genellikle kanlı çatışmaların merkezinde yer alan mücadelelerin kardeşliğini ortaya çıkaran bu görmezden gelinen tarafa ışık tutuyorlar.

Louise Michel’den Subcomandante Marcos’a, Walter Benjamin’den André Breton ve Daniel Guérin’e uzanan, geleceğin kırmızı ve siyah olacağı umuduyla taşınan militan ve duyarlı bir kitap.

Kitaptan bir alıntı:

“Bugün geçmiş yüzyılın devrimlerinin trajik bilançosu bizleri başka türlü düşünmeye zorluyor, sosyalizme bir gün insanî simasını geri vermeyi umut edebilmek için. Antibürokratik devrimci örgütler inşa etmek devrimleri her türden otoriter sapmaya karşı korumanın güvencelerinden biridir. Ama yegâne güvence bu değildir. Çünkü işçi hareketinin kendini donattığı örgütlerin ötesinde bunların devrim içindeki yerleri ve işlevleri hakkında da tartışmak lazım.

Devrimci güçler yaşamsal bir işlevi yerine getirmeliler: Devrimin, kendini dayatan kararları doğru zamanda almasına yardımcı olmak. Fakat, son tahlilde somut iktidar özyönetim yapılarında bulunur.

Umudumuz geleceğin kara ve kızıl olacağı yönündedir: 21. yüzyılda anti-kapitalizm, sosyalizm ya da komünizm, radikalliğin her iki kaynağından da beslenmek zorunda kalacaktır. Arzumuz, gelişip meyve verecekleri verimli bir zemin bulmaları umuduyla birkaç liberter Marksizm tohumu ekmektir.”

  • Künye: Michael Löwy ve Olivier Besancenot – Devrimci Yakınlıklar: Kızıl ve Kara Yıldızlarımız, çeviren: Ayşen Sarı, Habitus Yayınları, siyaset, 144 sayfa, 2023

Antonio Negri – Yıkıcı Politika (2022)

Antonio Negri’nin hapislik ve sonrasındaki sürgün yıllarında kaleme aldığı ‘Yıkıcı Politika’, yirmi birinci yüzyıla yöneltilmiş bir işaret fişeği.

Bugünden bakıldığında, geçmişteki geleceği gözler önüne seren ve ‘İmparatorluk’ ile ‘Çokluk’ eserlerinin temellerinin atıldığı bir eser olmanın çok ötesindeki öngörüleriyle de bir başyapıt.

İtalyan işçici geleneğinin (operaismo) emeğin kurucu ve otonom gücüne vurgusu devam ettirilmekle birlikte, yüzyılın sonunda toplumsal mücadelelerde cisimleşen toplumsal işçinin doğuşu üretimin ve ekolojinin değişen niteliğinde aranır.

Negri’ye göre toplumun her sathına yayılmış bu kurucu özne, entelektüel emeğin baskın üretim biçimi olduğu toplumsal fabrika koşullarının her fırsatta altını oyar.

Bu yıkıcı uğrağın en belirgin özelliği ise, adeta Gezi ve benzeri birçok direnişin ortak öğesi, kolektif neşede ifadesini bulan proleter entelektüel öznelliklerdir.

Negri, 68’in mirasçısı olduğunu düşündüğü 86 öğrenci olaylarından hareketle devrimci teorisini hareketin içerisinde ve ötesindeki öngörüleriyle doğrular.

Bu anlamda günümüzde hemen her ülkede rastladığımız faşizan ve otoriter pratiklerin kökleri nükleer devlet kavramsallaştırmasıyla ifade edilirken, ekolojik yıkımın nedenleri de yine sermayenin gerçek boyunduruk evresinin kaçınılmaz bir sonucu olarak değerlendirilir.

Gerçek boyunduruk evresinde değerin ölçülemez boyutlara varan üretkenliği, Negri’ye göre, ancak ve ancak enflasyonist saldırılarla yeniden boyunduruk altına alınmaya çalışılır.

Kapitalizmin son yüzyılda geçtiği evrelerin titizlikle ele alındığı çalışmanın asıl derdi, yine ve her zaman olduğu gibi, politik olanın otonomisinin nasıl kurulacağı, yani örgütlenmedir.

Negri, tam da bu noktada, farklı siyasi geleneklerle hesaplaşmaya girerek, yıkıcı kuruculuğun temeli olarak barış mücadelesine çubuk büker.

Devrimci bir teorisyenin hücresinden yirminci birinci yüzyılın ayak sesleri yankılanmaktadır .

Çevirisi tekrardan gözden geçirilip Negri’nin yeni önsözüyle genişletilmiş olan bu baskı, sadece geçmişin bir muhasebesi olarak değil, aynı zamanda bugünü anlamak için önemli bir rehber.

  • Künye: Antonio Negri – Yıkıcı Politika: 21. Yüzyıl İçin Bir Manifesto, çeviren: Akın Sarı, Sümer Yayıncılık, siyaset, 256 sayfa, 2022

Hacer Foggo – Askıda Hayatlar (2022)

Yokluğun öyküsü, yok oluşun, bitişin, her gün yeniden tükenişin öyküsüdür.

Hacer Foggo bu çarpıcı çalışmasında, yokluğa ve yoksulluğa kilitlenen, yokluk ve varlık arasında görünmeyenlerin öykülerini anlatıyor.

Yıllardır yoksulların, kentsel dönüşümle yerlerinden edilenlerin yanında yer alan Foggo, ‘Askıda Hayatlar’da Türkiye’nin görünmeyen yüzünü gösteriyor, duyulmayan sesini duyuruyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Derin yoksulluk aynı zamanda bir sosyal dışlanma sorunu. Susan Sontag’ın ‘Başkalarının Acısına Bakmak’ adlı kitabında söylediği gibi, ‘gerçekliğin, seyirlik bir manzaraya dönüşmesi’ hali bütün bu yaşananlar. Patates, soğan kuyruğu, ekmek kuyruğu ve sonunda da yokluk/yoksunluk, sizi ‘Askıda ne var?’ arayışına kadar götürüyor.

Askıda geçen hayatların karşısında bir çözüm, bir politika üretmesini beklediklerimiz, duymak istediğimiz politikalar yerine, derinleşen yoksulluğun bir ‘güvenlik’, bir ‘vatan savunması’ sorunu olduğunu söyleyerek ve herkesin de böyle düşünmesini isteyerek yoksullar üzerinde baskı kuruyorlar. Hatta o kadar ileri gidiliyor ki kendileri yoksulluk yaşamasa da yoksulluk içinde yaşayanlar için ‘menüler’, ‘küçük porsiyonlar’, ‘yarım simitler’ öneriyorlar. Bütün bunlar işe yaramadığında da ‘İş beğenmiyorlar’ diye suçluyorlar.”

  • Künye: Hacer Foggo – Askıda Hayatlar: Yoksulluk Günlükleri, Doğan Kitap, inceleme, 216 sayfa, 2022

M. Taner Gören – Sağlığın Ölümü (2023)

Bu kitap, makine mühendisi olacakken tesadüfen doktor olmuş, doktorluğu çok sevmiş, hekimliği severek uygulamış, bildiklerini öğrencilerine severek öğretmeye çalışmış bir hekimin feryadı.

Hekimin muayene için gelen hastası ile yaptığı konuşmaya tıp dilinde “anamnez alma” ve ardından iznini alarak hastayı muayene etmeye başlaması işlemine de “fizik muayene” adı verilir.

Son yıllarda sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi ve hastanın bir müşteri gibi görülmesinin ardından hastalıkların tanımlanmasında bu iki önemli yöntemin yerine ileri teknolojilerin ürünü ve oldukça pahalı laboratuvar tetkiklerinin konulması hekimlerin tanı koymakta zorlanmasına, hastalarla sürekli karşı karşıya gelmesine sebep olmaktadır.

Sanıldığının aksine, bilgisayar teknolojisine dayalı hiçbir ileri teşhis yöntemi anamnez ve fizik muayenenin yerini alabilmiş değildir.

Yazar, hastalarına zaman ayırmanın, anamnez almak ve yeterli fizik muayene yapmanın hekimler açısından bir etik gereklilik olduğunu düşünüyor.

Kitapta yer alan anılar ve gerçek hayat hikâyeleri, sağlık sisteminin geldiği yerin sorgulanması ve hastaların müşteri olarak görülmesinin vahameti üzerine bizi düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: M. Taner Gören – Sağlığın Ölümü, Ayrıntı Yayınları, sağlık, 256 sayfa, 2023

Ilya Budraitskis – Rusya’da Sol (2023)

Rusya’nın önde gelen siyasi yorumcularından biri olan Ilya Budraitskis, şu anda Rusya’da hüküm süren serbest piyasa ideolojisi ile postmodern milliyetçiliğin garip bileşimini irdeliyor ve Rus solunun Sovyet sonrası evrimini anlatıyor.

Kremlin’in jeopolitik fantezilerinin can alıcı noktalarının ve çelişkilerinin keskin bir dille anlatıldığı bu kitapta saldırgan Soğuk Savaş söylemlerinin yeniden canlandırılışına ve Putin rejiminin yönüne dair ipuçları aktarılıyor.

Budraitskis, Kruşçev’in Thaw döneminden Gorbaçov’un perestroykasına kadar alternatif bir Marksist ve sosyalist düşünce geleneğinin haritasını çıkarıyor, SSCB’nin muhalif solunun unutulmuş tarihini yeniden inşa ederek bu anlamda paha biçilmez bir katkı sunuyor.

Liberallerin hâkim olduğu entelijansiya içinde Sovyet döneminin bütünüyle kınanması ile Komünist Parti yönetimine yönelik kapsamlı bir nostalji arasındaki çıkmazdan potansiyel bir çıkış yolu sunuyor ve solun keşfetmesi için yeni yollar öneriyor.

  • Künye: Ilya Budraitskis – Rusya’da Sol: Muhalifler Arasındaki Muhalifler, çeviren: Aydın Çavdar, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2023

Ho Şi Minh – Kurtuluşa Giden Yol (2022)

Yirminci yüzyılın en önemli, en dirençli, en kararlı devrimcilerinden biri…

Dünyanın emperyalizme karşı en görkemli direnişlerinden birine imza atan Vietnam halkının Marksist önderi Ho Şi Minh ya da halkın ona verdiği adla Ho Amca!

Günümüzün üretken Marksist aydınlarından Vijay Prashad, kapsamlı bir sunuş yazısıyla birlikte, Ho Şi Minh’in ömrü boyunca kaleme aldığı metinlerden, hazırladığı raporlardan, yaptığı konuşmalardan en öne çıkanlarını bir araya getirdi.

“Sömürgecilik”, “Devrim”, “Bağımsızlık ve Savaş” başlıklı üç ana kısımda, 48 bölümde, temel belgeler bir arada…

Bağlam gereği araya giren birkaç metin dışında kronolojik sırayı takip eden bu seçki, hem direnişin büyüklüğüne hem de devrimin ve sosyalizmin inşasına dair bütünlüklü bir çerçeve ortaya koyuyor.

“Devrim” kısmında yer alan ve kitabın omurgalarından birini oluşturan “Devrimci Yol” adlı metin Vietnamca dışında ilk kez gün ışığına çıkarken, kitap bir bütün olarak “Ulusal Kurtuluş Marksizmi” gibi kavramların tartışılmasına olanak sunuyor.

Ayrıca Ho Amca, “hareketin temel öğretmeni” görevini üstlenen biri olarak, ideolojik mücadeleye ve kuramsal birikime, Marksizm-Leninizmin kadrolar tarafından özümsenmesine özel bir önem verdiği için, eğitim ve öğretim konusu da bu seçkide özel bir yer kaplıyor.

En temel belgelere, hapishane günlüklerinden şiirlere, Parti ve Üçüncü Enternasyonal kongrelerindeki konuşmalara, ABD başkanları ile mektuplaşmalara, toprak reformuna dair açıklamalara, emperyalizme karşı Direniş Savaşı’nın ayrıntılarına, Ho Amca’nın vasiyetine ve daha birçok belgeye yer veren bu özel seçki, direnişin ve devrimin günlüğüyle birlikte büyük bir devrimcinin eşsiz bir portresini sunuyor.

  • Künye: Ho Şi Minh – Kurtuluşa Giden Yol: Seçme Yazılar ve Konuşmalar, derleme ve sunuş: Vijay Prashad, çeviren: Ali Haluk İmeryüz, Yordam Kitap, siyaset, 320 sayfa, 2022