Georges Dumézil – Sosyoloji Ders Notları (2023)

Gündüz Vassaf’ın hazırladığı, klinik psikolog Belkıs Halim Vassaf’ın, İstanbul Üniversitesinde ders veren Georges Dumézil’in öğrencisiyken tuttuğu notları ve Dumézil’in çalışmalarını ele alan iki makaleden oluşan Dumézil’in ‘Sosyoloji Ders Notları’, hem Dumézil’in hayatı ve kişiliğine hem de Türkiye’nin bir döneminin entelektüel hayatına ışık tutuyor.

Söz konusu makalelerden ilkini kaleme alan Ali Akay, Dumézil’in eserleri ve kişiliği üzerine odaklanıyor.

Diğer makalenin yazarı Sumru Özsoy ise Dumézil’in Kafkas dilleri, özellikle Ubıhça üzerine yaptığı araştırmalara dair okura önemli veriler sunuyor.

Belkıs Halim Vassaf’ın defterinden çıkan bu kitap, College de France’da Hint-Avrupa Uygarlığı profesörü olan ve günümüzde en önemli mitoloji uzmanlarından biri kabul edilen Akademi üyesi Georges Dumézil’in Ubıhça konuşan son kişi Tevfik Esenç’le birlikte Ubıhların dillerini nasıl yeniden inşa ettiğini gösteriyor.

  • Künye: Georges Dumézil – Sosyoloji Ders Notları, hazırlayan: Gündüz Vassaf, Alfa Yayınları, sosyoloji, 232 sayfa, 2023

Mathew Guest – Neoliberal Din (2023)

Küreselleşmenin ardındaki ideoloji olan neoliberalizm, tüketicinin özgürlüğünü ortak kimliklere tercih eden abartılı bir bireyciliği teşvik etmesi, piyasa rekabetinin en iyi değer ölçüsü olduğu varsayımını sorgusuz sualsiz kabul edip dayatması ve bütün kültürel nesnelere meta muamelesi yapma eğilimiyle bugün genellikle karşı karşıya olduğumuz birçok olumsuzluğun nedeni olarak görülüyor.

İnsana dair her şey gibi din de bu kuşatıcı ideolojiden kendi payına düşeni alıyor.

  • O hâlde neoliberal bir dünyada dinin hâlâ yeri var mı, varsa nedir?
  • 21. yüzyılda din bir ürün, tüketiciyi hedefleyen, onun ihtiyaçlarına ve taleplerine karşılık veren bir pazar malı hâline gelmiş olabilir mi?
  • Dinin küreselleşen dünyanın şartlarına uyum sağladığı ve dönüştüğü söylenebilir mi?
  • Dönüşüyorsa, bir toplumsal olgu olarak dini konu edinen çalışma alanları bu dönüşüme uyum sağlayacak yeni kavram çerçevelerine ve kuramsal araçlara sahipler mi?
  • Bu süreçte güç ilişkilerinin yeri nedir?
  • Dinsel örgütlerin neoliberal iş modellerini benimsemeleri, dinsel hareketlerin günü yakalamalarına mı yarıyor, yoksa mevcut etnik ayrımcılıkları ve cinsiyet eşitsizliklerini mi perçinliyor?
  • Bu itibarla, son yirmi yıl içinde kökleşen neoliberal düzen, dinsel kimlikler ve güç ilişkiler hakkında eskisinden daha farklı düşünmeyi mi gerektiriyor?

Bu kitapta neoliberalizmi çağdaş toplumları anlamaya yarayan bir çerçeve olarak kullanan Mathew Guest, bu durumun bizim din anlayışımızda hangi değişikliklere yol açtığını soruşturuyor.

Neoliberal dinin ayırt edici özelliklerini ortaya koyarak, sosyal bilimler ve etik açısından hangi sonuçları doğurduğuna dair bir tartışma açıyor.

‘Neoliberal Din’, din sosyolojisi için 21. yüzyılın koşullarını yansıtan temaları keşfetmesi, ayrıca neoliberal kültür hakkındaki tartışmaların bu zamanda karşılaştığımız dinin farklı tezahürlerini nasıl aydınlattığını ele almasıyla çok önemli.

  • Künye: Mathew Guest – Neoliberal Din: 21. Yüzyılda İnanç ve Güç, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, sosyoloji, 368 sayfa, 2023

Pierre Bourdieu – Bir Oto-Analiz İçin Taslak (2023)

 

Pierre Bourdieu’nün özyaşamöyküsü türüne reddiye olarak yazdığı ‘Bir Oto-Analiz İçin Taslak’, düşünümsel sosyolojinin mimarının kendi toplumsal doğumunu ve izlediği stratejileri ortaya koyduğu, kendini nesneleştirdiği bir elveda mektubu.

2001’de Sosyoloji Bir Dövüş Sanatıdır belgeseliyle Fransa’da meşhur olan Bourdieu’nün belgeselin yayınlandığı yıl kaleme alıp 2002’de –Yüce Fransız Düşüncesi Kilisesi’ne karşı bir tür rövanş olarak– önce Almanca basılan, 2004’te –vefatından ancak iki yıl sonra– Fransızca basılan ‘Oto-Analiz’de klasik biyografik referanslar yoktur: Fransa’nın sınıf coğrafyası içinde ölene dek aksanı Parislilerin müstehzi tebessümlerine maruz kalan bir postane memurunun oğlu olarak Fransa’nın en prestijli okulu École Normale Supérieure’de burjuva çocukları arasında başlayan ve Collège de France’a varan yolculuğu sosyolojik yöntemin cenderesinden anlatılır.

Ne Sartre gibi filozof-peygamber ne Bataille ve şürekası gibi edebi mistik coşkuların müptelasıdır, ne Foucault gibi Felsefe’yi tekrar ululayan bir programı ne de Heidegger kültünü benimser.

60’ların her gün yeni bir mesih çıkaran Marksistlerinden, Ford Vakfı’nın Sorbonne’daki temsilcilerinden, kâğıt üzerinde -oloji’leriyle köpükten özgürlük savaşları veren şarlatanlardan uzak durur.

Bourdieu Fransız entelektüel sahası içinde sosyal bilimsel yöntemin 68 öncesi ve sonrasında “Felsefe”nin gölgesinde bırakılması isyanını nasıl örgütlediğini –ittifaklarını ve mücadelelerini– anlatır.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Bir Oto-Analiz İçin Taslak, çeviren: Murat Erşen, Dergah Yayınları, sosyoloji, 112 sayfa, 2023

Kolektif – Modern Türkiye’de Kültür Savaşı (2023)

Kültür sathında etkili bir gerçeklik olarak kulturkampf (kültür savaşı), farklı ton ve derecelerde de olsa, çağdaş dünyadaki kamusal tartışmalara yön vermeye devam ediyor.

Bu gerçeklik, modernleşme periyodunun erken evrelerinden itibaren laik ve muhafazakâr bloklar arası rekabetçi, keskin ve çatışmalı ilişiklere sahne olan Türkiye sathına geldiğimizde daha keskin ve rafine temsillerle karşımıza çıkar.

Söz konusu kamplaşmanın geniş kitleler üzerindeki “büyüsel” etkisi, derece farkları görülse de günümüze kadar uzanabiliyor.

Nitekim ideoloji, sivil toplum, eğitim, kadın hareketleri, toplumsal cinsiyet, dindarlık formları, kent siyaseti, göçmen ve yerliler arası gerilimler gibi bir dizi yeni temsillerle aktüel mecrada istikrarını korumakta.

Bu çalışma da, kültür merkezli çatışma aksını sosyolojik analizin merkezine oturtuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ural Manço, Burak Bilgehan Özpek, Gün Zileli, İrfan Özet, Tarık Çelenk, Elif Gençkal Eroler, Necmettin Doğan, Ayşe Deniz Ünan Göktan, Hacı Çevik, Aykut Sığın, Buşra Çelik, Volkan Ertit, Emrah Yağmurlu.

  • Künye: Kolektif – Modern Türkiye’de Kültür Savaşı, Editör: Necmettin Doğan, İrfan Özet, Nika Yayınevi, sosyoloji, 334 sayfa, 2023

Ertuğrul Meşe – Mukaddesatçı Anti-Kemalizm (2023)

Ertuğrul Meşe, kutsal saydıkları etrafında bir dogma oluşturan mukaddesatçı ideolojinin oluşumunda Kemalizmin negatif bir kurucu rol oynadığını gösteriyor.

Bütün kayıpların, mağduriyetlerin, mahrumiyetlerin, kötülüklerin kaynağı olarak kurgulanan Kemalizme karşıtlık, yakıtını nefret ve hınçtan alan bir tahkir ve tezyif söylemi olarak tezahür ediyor.

İslâmcıların Atatürk ve Cumhuriyet algılarının sosyolojik bir analizini yapmayı amaçlayan ‘Mukaddesatçı Anti-Kemalizm’, tarikatlarda ve mukaddesatçı aydınlar (son Şeyhülislâm Mustafa Sabri, Eşref Edip, Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti) arasında anti-Kemalist söylemin temalarını, motiflerini, üslubunu ayrıntısıyla inceliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Mukaddesatçı, toplumsal dünyada yaşanan bütün sorunların müsebbibinin Batı ve onun değerler dünyasını uygulayanlar olduğu biçiminde bir akıl yürütür. Bu akıl yürütmenin doğal sonucu, toplumun bütün dertlerini yaratanın Kemalizm ve Tek Parti dönemi olduğu biçiminde kolayca günah keçisi bulmanın reaksiyonerliğinin içselleştirilmesidir. (…) Yapılan şey, daha çok kendilerine yaşatıldığı düşünülen mağduriyetlerin oluşturduğu hıncın, kederin ve kendi mevcut tahayyülünden memnuniyetin konforunu yaşamaktır.”

  • Künye: Ertuğrul Meşe – Mukaddesatçı Anti-Kemalizm: İslâmcıların Atatürk ve Cumhuriyet Algılarının Sosyolojisi, İletişim Yayınları, siyaset, 420 sayfa, 2023

Charlotte Perkins Gilman – Erkeğin ve Kadının Dini (2023)

‘Erkeğin ve Kadının Dini’, kurumsal dine ve erkeğin inşa ettiği bir dinin gündelik yaşam üzerindeki sonuçlarına yönelik cesur bir eleştiri.

Gilman bu kitabıyla seküler etiğin geliştirilmesi yoluyla, dinin mitik bir öte dünya beklentisine değil; bugünün dönüşümüne yönlendirilebileceğini öne sürer.

“Dinin, ahlakın ya da etiğin bizi neden iyi yapamadığı”nı sorgulayan yazar, erkek güdümlü bir ideolojinin ölüme odaklanan bir din yarattığını ve bu dinin dünyadaki yaşamı iyileştirmeye yönelik herhangi bir çabayı nasıl engellediğini gösteriyor.

Toplumsal bir tutum ve kavrayış değişimini savunarak özgün ve güncel düşünceler sunan bu kitap, din ve toplumsal cinsiyetin yarattığı etkiyi derinlemesine inceliyor.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Erkeğin ve Kadının Dini: Babalarımızın İnancı ve Annelerimizin İşi Üzerine Bir Çalışma, çeviren: Esmanur Coşkun, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 192 sayfa, 2023

Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası (2023)

Kısa aralıklarla çağların açılıp kapandığı, hızlanmış bir zamanın sakinleri olarak hakikat-sonrası dönemin egemenliğine tanık oluyoruz.

Bu dönem yalanların, komploların, algı yönetiminin ve cehaletin egemenliğiyle öne çıkıyor.

Taburoğlu, farklı başlıklar altında bir yandan hakikat-sonrası gibi bir adlandırmanın dayanaklarını sorguluyor bir yandan da hakikatin etkin irade ve yaratıcı eylemler gerektirdiğini, aksi takdirde yalanlara ve yanlış anlamalara dönüşeceğini belirtiyor.

Hakikat-sonrası dönemde tanımlanması zor görüngüler de mevcut.

Kontrol edemediğimiz olayların başımıza geldiği ve hakikati savunmada yetersiz kaldığımız böylesi tuhaf bir dönemde, zamanın yıkıcı olaylarını ve dağınık nesnelerini izlerken ister istemez en eskiye, nesnelerin ve olayların kör istencine terk edilmiş zamanlara geri dönüyoruz.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Hakikat-Sonrası: Olaylar ve Nesneler, Akademim Yayıncılık, sosyoloji, 160 sayfa, 2023

Zehra Zeynep Sadıkoğlu – Yeni Anneliğin Sosyolojisi (2023)

Orta sınıftan anneler ne kadar özverili olursa olsunlar, her daim kendilerini yetersiz, bir şekilde suçlu hissediyorlar.

Zehra Zeynep Sadıkoğlu, yeni anneliğin sosyokültürel bağlamını irdeliyor.

Sadıkoğlu bunu yaparken de hem kendi kuşağını hem de kendi annesinin de içinde yer aldığı bir önceki kuşağın annelik tecrübelerini kıyaslıyor.

Annelerin uzmanlık bilgisiyle nasıl bir ilişki kurdukları, bu ilişkiyi nasıl anlamlandırdıkları kitabın asıl yanıtını aradığı soru.

  • Künye: Zehra Zeynep Sadıkoğlu – Yeni Anneliğin Sosyolojisi: Postmodern Zamanda Anne Olmak, Alfa Yayınları, sosyoloji, 256 sayfa, 2023

Mark Abrahamson – Kent Sosyolojisi (2023)

Dünya şehirlerinin siyasi ve iktisadi gelişimine ve kültürel etkilerine odaklanan ‘Kent Sosyolojisi’, modern (endüstriyel) dönemden post-modern (post-endüstriyel) döneme geçişi ve bu geçişin gelişmiş ve gelişmekte olan küresel şehirler üzerindeki etkisini inceliyor.

Kent teorisi ve araştırmalarının temel kavramlarına ilişkin argümanları örnek olay incelemeleri ile destekleyen Mark Abrahamson, Lagos’tan Los Angeles’a, Paris’ten Pekin’e ve İstanbul’a çağdaş küresel kentleri mercek altına alıyor.

Örnek olay incelemeleri, özet, ek okuma önerileri ve terimler sözlüğü ile zenginleştirilmiş bu çalışma, kavramlarla somut mekânlar arası bağlantı kurmada ve çağdaş kentsel gelişmenin küresel doğasını kavramada yol gösterici bir ders kitabı niteliği taşıyor.

  • Künye: Mark Abrahamson – Kent Sosyolojisi: Küresel Bir Giriş, çeviren: Tuba Kara, Küre Yayınları, sosyoloji, 295 sayfa, 2023

Max Weber – Mektuplar (2023)

Max Weber’in hayat, siyaset ve bilime dair mektupları, onun entelektüel evrenine yeni bir bakış sunuyor.

Sosyoloji, ekonomi ve siyaset bilimi alanlarına yaptığı derin katkılarla tanınan Weber’in akademik yazışmaları, onun entelektüel gücüne ve akademik yolculuğuna dair bir kanıt oluşturuyor.

Bu eşsiz yazışma koleksiyonu, Weber’in ailesi, dostları, meslektaşları, öğrencileri ve çağdaşlarıyla olan derin etkileşimlerini ortaya çıkararak sosyal bilimler tarihinin en dönüştürücü dönemlerinden birinin zengin dokusunu gösteriyor.

Weber’in öğrencilerine ve meslektaşlarına yazdığı mektuplar sadece onun olağanüstü zekâsını ve anlatım kabiliyetini değil, aynı zamanda etrafındaki zihinleri besleyen ve onlara meydan okuyan cömert ruhunu da ortaya koyuyor.

Her sosyal bilim öğrencisi için bir hazine olan bu mektuplar Weber’in bilimsel yolculuğunun inceliklerine dair derin bir kavrayış sağlıyor.

  • Künye: Max Weber – Mektuplar: Hayat, Siyaset ve Bilim, çeviren: Lütfi Sunar ve Ahmed Faruk Ergün, Albaraka Yayınları, mektup, 356 sayfa, 2023