Kolektif – Sosyoloji Sözlüğü (2020)

600’den fazla madde içeren sağlam bir sosyoloji sözlüğü.

Avrupa’nın yanı sıra Amerika gelenekleri ve yaklaşımlarını barındırmasıyla da dikkat çeken çalışma, sosyoloji alanından maddeler, ekoller, kuramlar, kuramcılar ve alandaki belli başlı tartışmaları barındırıyor.

Dünyanın farklı coğrafyalarından, alanında uzman akademisyenlerin katkıda bulunduğu çalışma, sosyolojinin klasik konuları kadar kültürel değişim, genetik, küreselleşme, haberleşme teknolojileri, yeni savaşlar ve terörizm gibi, alanın ilgilendiği görece yeni konuları da açıklıyor.

Öğrenciler ve akademisyenlerin yanı sıra, sosyolojiye ilgi duyan her okurun muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – Sosyoloji Sözlüğü, editör: Bryan S. Turner, çeviren: Y. Gurur Sev, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 1016 sayfa, 2020

Kolektif – Kolektif Hafıza Kitabı (2020)

Kolektif hafıza son yıllarda en çok gündeme gelen kavramlardan.

Peki, kolektif hafıza tam olarak ne anlama geliyor.

İşte bu usta işi derleme de, kavramın anlamını ve kökenini çok yönlü bir bakışla ortaya koymasıyla büyük bir boşluğu dolduruyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, öncüler ve klasiklerden çağdaş çalışmalara, kolektif hafızayı konu edinen eski ve yeni çalışmaları çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Alana giriş yapmak isteyen her okurun muhakkak edinmesi gereken bir eser.

  • Künye: Kolektif – Kolektif Hafıza Kitabı, derleyen: Jeffrey K. Olick, Vered Vinitzky-Seroussi ve Daniel Levy, çeviren: Zehra Can, Ümit Keskin ve Tarık Özbek, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 363 sayfa, 2020

Richard Jenkins – Sosyal Kimlik (2016)

Kim olduğumuzu nasıl biliriz ve başkaları kimliğimizi ne oranda belirler?

Bu sorunun yanıtını arayan sosyolog Richard Jenkins, kimlik hakkında derinlemesine düşünüyor ve bunun hakkında sağlam bir sosyolojik çerçeve oluşturuyor.

Kendilik, toplumsal cinsiyet, gruplar ve kategoriler, cemaatler ve kurumlar, bu incelemedeki kimi anahtar kavramlar.

  • Künye: Richard Jenkins – Sosyal Kimlik, çeviren: Gül Bostancı, Everest Yayınları

Ozan Çavdar – Sivas Katliamı (2020)

2 Temmuz 1993’te, Sivas’ta, Madımak Otel’de, saatlerce süren, ne polisin ne de jandarmanın hiçbir şekilde müdahale ettiği bir kuşatmanın ardından otuz üç insan yobazlar tarafından yakılarak katledildi.

Madımak, kendi başına korkunç bir olaydır, fakat aynı zamanda Çorum, Ortaca, Maraş, Malatya ve Gazi Mahallesi’nde yaşanan katliamlarla benzer hattı takip eder, aynı zihniyetin elinden çıkmadır.

Katliamın gerçekleştiği zaman on yaşında olan Ozan Çavdar’ın bir bellek çalışması olarak okunabilecek bu çalışması ise, Madımak’ın ardında bıraktığı büyük yıkımı çok yönlü şekilde kayda alıyor.

Sivas’ta yakınları öldürülen insanların Madımak’ı nasıl hatırladığını, nasıl anlattığını, nasıl andığını ve bu travmatik anıyla nasıl başa çıktığını inceleyen Çavdar, Sivas’ta yakınları öldürülen kişiler ve ailelerle yapılan derinlemesine görüşmeler çerçevesinde yas ve bellek çalışmaları literatürüne önemli bir katkıda bulunuyor.

Çavdar’ın çalışması, Fransız sosyolog Maurice Halbwachs’ın kolektif bellek kavramsallaştırmasını irdelemesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Ozan Çavdar – Sivas Katliamı: Yas ve Bellek, İletişim Yayınları, siyaset, 272 sayfa, 2020

Frédéric Vandenberghe – Alman Sosyolojisinin Felsefi Tarihi (2016)

Alman sosyal teorisinin evrimini kapsamlı bir bakışla inceleyen önemli bir çalışma.

Frédéric Vandenberghe başta Marx, Simmel ve Weber olmak üzere, Frankfurt Okulu’ndan Horkheimer, Adorno ve Habermas’ın düşüncelerini çok yönlü bir bakışla izliyor, ayrıca bu düşünürlerin tezleri bağlamında özgürleşmenin olası yolları üzerine düşünüyor.

  • Künye: Frédéric Vandenberghe – Alman Sosyolojisinin Felsefi Tarihi, çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Ayrıntı Yayınları

Eray Yılmaz – Türkçe Çocuk Gazetelerinde Osmanlı Kimliği (2020)

Geç Osmanlı döneminde, bilhassa Tanzimat’ın da etkisiyle Osmanlı iktidarı, Müslüman ve gayrimüslim tüm unsurları ortak bir vatan paydasında, yani Osmanlı kimliğinde buluşturmayı amaçlıyordu.

Bunun önemli araçlarından biri de çocuk gazeteleriydi.

İşte Eray Yılmaz’ın bu değerli çalışması, 1869-1908 tarihleri arasında yayınlanmış Türkçe çocuk gazetelerinde Osmanlı kimliğinin nasıl işlendiğini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, bunu dönemin siyasal tartışmaları, gelişmeleri ve önerileriyle birlikte araştırıp tartışması.

Yazar burada, Türkçe çocuk gazetelerinin hangi ihtiyaçla ortaya çıktığını, bu gazetelerin yayıncıları ve yazarlarının kimler olduğunu, devletle ilişkilerinin ne düzeyde gerçekleştiğini, okurlarının kimler olduğunu, imparatorluğun hangi şehirlerinde takip edildiklerini, gazetelerin kimlik tartışmalarına nasıl katıldığını, Osmanlı kimliğinin unsurları olarak ifade edilen ahlâk, ilim, dil, tarih ve coğrafya anlayışını nasıl ifade ettiklerini ve bütün bu temalar ile gelenek ve modernleşme arasında nasıl bir ilişki kurduklarını kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

  • Künye: Eray Yılmaz – Türkçe Çocuk Gazetelerinde Osmanlı Kimliği (1869-1908): Ahlâk, İlim, Dil, Tarih ve Coğrafya, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 350 sayfa, 2020

William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık (2020)

Kimliğimizi belirleyen şey tam olarak nedir?

William E. Connolly’nin yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu özgün çalışması, kimliklerin oluşum sürecini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Her kimliğin bir dizi farklılıkla bağlantılı olarak ve bu farklılıklardan bazılarının da kötü, anormal veya akıldışı, özetle “öteki” olarak tanımlanması üzerine kurulduğunu belirten Connolly’e göre, öteki de, sırf varlığıyla bile kimliğin kesinliğini, doğruluğunu, normalliğini, akılcılığını şüpheli kılmaktadır.

Öteki’nin bu nedenle, tarih boyunca hep “doğru” kimliği benimsemeye davet edildiğini, olmuyorsa üzerinde baskı kurulup susturulduğunu, o da olmuyorsa yok edildiğini belirten Connolly, Nietzsche’nin “hınç” kavramı ve Foucault’nun bu kavrama yaptığı katkılardan yola çıkarak hıncın toplumsal ve siyasal ifadesinin nasıl oluştuğunu ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Connolly bununla da yetinmeyerek, demokratik bir kimlik siyasetinin imkânlarını da tartışıyor.

Yazara göre, demokratik kimlik siyaseti, ötekilere kimlik dayatmaktan, farklılığı cezalandırmaktan ve anormal olarak nitelemekten kaçınır, tartışmaya açıktır, kendisine belli bir mesafe ve ironiyle bakar, ötekine özen gösterir ve hayatın zenginliğine saygı duyan bir etiğe dayanır.

Öte yandan Connolly, bu tezleri, sürekli yeni düşmanlar yaratma üzerine kurulu verili “ulus” kimliği bağlamında da tartışıyor.

Yazara göre, hayatın en temel meseleleri artık ulus-devlet sınırları içinde çözülemeyecek ölçüde küreselleşmiştir ve bu nedenle de demokratikleştirmeyi uluslararası ölçeğe yaymak bir zorunluluktur.

  • Künye: William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık: Siyasetin Açmazlarına Dair Demokratik Çözüm Önerileri, çeviren: Ferman Lekesizalın, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2020

Stuart Hall – Tarihin İronileri (2016)

Kültürel kuramcı ve sosyolog Stuart Hall kıymetlimizdir.

Zira Richard Hoggart ve Raymond Williams ile birlikte İngiliz Kültürel Çalışmaları ekolünün kurucularındandır.

Daha da önemlisi Hall, siyahi bir adam olarak klişe bir atlet ya da komedyen rolü dışında kamusal bir entelektüel rolünü işgal etmeyi tercih edişiyle, kendisinden sonra gelenler için rol model oldu.

‘Tarihin İronileri’ başlıklı elimizdeki kitap ise, Hall ile yapılmış ufuk açıcı bir söyleşi.

Annie Paul’un gerçekleştirdiği söyleşi, Hall’un entelektüel gelişimi, beslendiği kaynaklar, sistemi ve katkıları hakkında çok önemli ipuçları barındırıyor.

  • Künye: Stuart Hall – Tarihin İronileri, söyleşi: Annie Paul, çeviren: Utku Özmakas, Zoom Kitap, söyleşi, 88 sayfa, 2020

Kolektif – Sığınmacı Devrimi (2020)

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre, bugün dünyada 65 milyon sığınmacı var.

Bu da dünyada her 100 kişiden birinin sığınmacı olduğu anlamına geliyor.

Peki, özellikle son yıllarda büyük bir soruna dönüşen sığınmacılık, Fransız Devrimi, Sanayi Devrimi veya dijital devrim gibi, dünyayı tümüyle dönüştürecek bir devrim potansiyeline sahip mi?

İşte bu kitap, tam da konuyu böyle bir perspektiften izlemesiyle büyük öneme haiz.

Dünyanın çeşitli köşelerinde çalışan yirmi altı Alman muhabirinin temasa geçebildikleri sığınmacılarla yaptıkları röportajlardan oluşan kitap, mülteci kamplarında bekletilen, yerleştikleri veya sığındıkları ülkeye uyum sağlamaya çalışan, kaçışları sırasında yakınlarını kaybetmiş veya sakatlanmış insanların iç burkan öykülerini bir araya getiriyor.

Kenya’dan Avustralya’ya, İsrail’den Etiyopya’ya kadar geniş bir coğrafyaya yayılan bu öyküleri kuşatan genel politik ve sosyolojik bağlamı da ihmal etmeyen çalışmayı benzerlerinden farklı ve özgün kılan diğer bir yön ise, Avrupa merkezli “mülteci krizi” söylemini yıkarak yerine değişimi merkeze alan, yenilikçi, duyarlı ve hümanist bir bakış açısı getirmeye çalışması.

Kitap, sığınmacılığın, tarihte örneği görülmüş büyük çaplı devrimlere benzer değişimler getireceğini savunuyor.

  • Künye: Kolektif – Sığınmacı Devrimi: Son Göç Dalgası Dünyayı Nasıl Tümüyle Değiştirdi?, derleyen: Marc Engelhardt, çeviren: İlknur Aka, Yapı Kredi Yayınları, sosyoloji, 336 sayfa, 2020

Gürdal Aksoy – Dersim (2016)

Dersim bağlamında, Ermenilerin Alevi Kürt kültürü üzerindeki etkileri ve devamlılığını inceleyen, alana dair öncü bir çalışma.

Dersim’de Ermeni etkileri ve etnik kaynaşma, bölgede Türkleşen ve Kürtleşen Ermeniler, Alevilik ile Ermeni Hıristiyanlığı arasındaki ilişki ve Ermenilerin Dersim’de tarihsel sürekliliği gibi pek çok ilgi çekici konu, bu kitapta.

  • Künye: Gürdal Aksoy – Dersim, İletişim Yayınları