Metin Tükenmez – Toplumbilim ve Spor (2009)

Metin Tükenmez ‘Toplumbilim ve Spor’da, sporun toplumsal değişimle birlikte hangi evrelerden geçtiğini gösteriyor.

Tükenmez, toplumların kendine özgü yaklaşımlarını ortaya koymak için, kendilerinden önceki kuşakların deneyim ve birikimlerinden nasıl yararlandıklarını, sporun tarihine doğru bir yolculuğa çıkarak yapıyor.

Böylece arkaik toplumlardan imparatorluklara, feodal toplumdan modern çağa, sporun toplumsal arenada nasıl bir seyir izlediği, çalışmanın çerçevesini oluşturuyor.

Günümüz Türkiye’sinde sporun sadece futbol olarak düşünüldüğü, herkesin malumu.

İşte bu kitap, geçmişte yaşayan toplumlardan günümüze, sporun ne denli zengin çeşitlilikte olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Metin Tükenmez – Toplumbilim ve Spor, Kaynak Yayınları, spor, 304 sayfa

Yiannis Papadakis – Ölü Bölgeden Yankılar (2009)

Kıbrıs Üniversitesi Sosyal Antropoloji Bölümü’nde doçent olarak görev yapmakta olan Yiannis Papadakis ‘Ölü Bölgeden Yankılar’da, Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünü, birebir tanık olduğu olaylardan yola çıkarak anlatıyor.

Türkiye’de, Kıbrıs’ın her iki yakasında “Ölü Bölge”de karma köy olan Pyla/Pile’de alan araştırmaları yapan Papadakis, her iki tarafa dair izlenimlerini duyarlı bir üslupla sunuyor.

Papadakis, ikiye bölünmüş başkentin Rum kesimi olan Lefkosia’nın bir mahallesinde yaşıyor ve ardından, Kıbrıslı Türkleri bulmak için öteki tarafa, Lefkoşa’ya geçerek kolektif kimliklerin izini sürüyor.

  • Künye: Yiannis Papadakis – Ölü Bölgeden Yankılar: Kıbrıs’ın Bölünmüşlüğünü Aşmak, çeviren: Burcu Sunar ve Hatice Safa, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 312 sayfa

Ceren Lordoğlu – İstanbul’da Bekâr Kadın Olmak (2018)

Türkiye’nin herhangi bir şehrinde herhangi bir kadın, gece vakti korkmadan, ürkmeden evine dönemez.

Kadınlar bu konuda ne hissediyor?

Peki, yine aynı kadınlar buna karşı ne gibi direnme yöntemleri ortaya koyuyor?

Sosyal dışlanma, sosyal mesafe ve sosyal sınır gibi konularla ilgilenenler için önemli saptamalar barındıran bu özenli çalışma, bekâr kadınların mekânla ilişkili görünür hale gelen sosyal dışlanma deneyimlerini kapsamlı bir bakışla inceliyor.

Ceren Lordoğlu, İstanbul’da birbirinden farklı sınıfsal ve kültürel özelliklere sahip bekâr kadınların mekânla ilişkili yaşadıkları sınırlılıkları ve aynı zamanda bunlarla baş etme, direnme yöntemlerini ve güçlenmelerini, birebir görüşmelere dayanarak görünür kılıyor.

Çalışma, mekânla toplumsal cinsiyet arasındaki karşılıklı ilişkinin takibini ayrıntılı bir bakışla ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Ceren Lordoğlu – İstanbul’da Bekâr Kadın Olmak, İletişim Yayınları, sosyoloji, 248 sayfa, 2018

Kolektif – Türkiye’de Farklı Olmak (2009)

‘Türkiye’de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler’ başlıklı bu araştırma, hatırlanacağı gibi, 19 Aralık 2008’de kamuoyuna açıklanmış ve büyük yankı uyandırmıştı.

Araştırma, dindarlık ve muhafazakârlık arasındaki yakın ilişkiyi derinlemesine irdelemeye ve Anadolu kentlerinde farklı kimlik ya da yaşam tercihleri olan kişilerin, din ve muhafazakârlıktan kaynaklanan baskı ve ötekileştirme ile karşı karşıya kalıp kalmadıklarını saptıyor.

Araştırma, Şerif Mardin’in gündeme getirdiği “mahalle baskısı” tartışmasını somutlaştırmayı, bunun kime yöneltildiğini anlamayı amaçlıyor.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Farklı Olmak: Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler, araştırma grubu: Binnaz Toprak, İrfan Bozan, Tan Morgül ve Nedim Şener, Metis Yayınları, siyaset, 211 sayfa

Michael Löwy – Demir Kafes (2018)

Michael Löwy’nin Max Weber’e ilgisi, uzun yıllar öncesine dayanır.

Löwy’nin 1969’da yazdığı ‘Weberoloji’ adlı denemesi, Weber’in temel kitabı ‘Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’na ilişkin yöntem tartışmasıydı.

Löwy şimdi de, Weber’in Karl Marx’la ilişkisini, kendi deyimiyle “Weberci Marksizm” olarak tanımladığı durumu tartışıyor.

Löwy, Weber’in kültürel karamsarlığına, yani bürokratik kapitalist uygarlığa ilişkin, “çelik gibi sert” benzetmesiyle ortaya koyduğu teşhisi ve Weber’in gözünden kapitalizmin bizim için hazırladığı geleceği zengin bir perspektifle yorumluyor.

  • Künye: Michael Löwy – Demir Kafes: Max Weber ve Weberci Marksizm, çeviren: Nihan Çetinkaya, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 176 sayfa, 2018

Hasan Ünal Nalbantoğlu – Arayışlar (2009)

‘Arayışlar’, Hasan Ünal Nalbantoğlu’nun bilim, kültür ve üniversite konularına odaklandığı yazılarından oluşuyor.

Nalbantoğlu metinlerinde, günümüzde kültürün, bilimin, üniversitenin geçirdiği dönüşümleri eleştiriyor; bunun aşılması için alternatiflerin neler olabileceğine odaklanıyor.

Yazar, Türkiye insanının bilgiyle ilişkisini sakatlayan, kültürel anlamda “kitch”leşmeye neden olan etkenleri irdelerken, ulus-devletin öncelikleri ile ticarileşmenin kıstırdığı üniversiteyi de kıyasıya eleştiriyor.

Kitapta ayrıca, Nalbantoğlu’nun Behice Boran, Muzaffer Şerif Başoğlu, Mübeccel Kıray ve Şerif Mardin gibi bilim insanlarının üretimlerini değerlendirdiği metinleri de yer alıyor.

  • Künye: Hasan Ünal Nalbantoğlu – Arayışlar, İletişim Yayınları, bilim, 430 sayfa

Kolektif – Edebiyat ve Sosyoloji (2018)

Toplum olmadan edebiyat, edebiyat olmadan toplum olmaz.

Başka bir deyişle, edebiyat ile sosyoloji birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü bünyesinde düzenlenmiş “Sosyoloji Seminerleri”nin ilk kitabı olan bu çalışma, edebiyat ve sosyoloji ilişkisini farklı perspektiflerden irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Edebiyatın sosyolojiden veya sosyolojinin edebiyattan nasıl yararlandığı,
  • Türkiye’deki okuma pratiğinin ülkenin sosyolojisine dair neler söylediği,
  • Ve edebiyat ile sosyolojinin birbirini ne şekilde beslediği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Köksal Alver, M. Kayahan Özgül, Kurtuluş Kayalı, Handan İnci, Ayfer Tunç ve Ayşen Şatıroğlu.

  • Künye: Kolektif – Edebiyat ve Sosyoloji, Alfa Yayınları, edebiyat inceleme, 160 sayfa, 2018

Sema Erder – Zorla Yerleştirmeden Yerinden Etmeye (2018)

Türkiye tarihini, ülkenin iskân politikaları ekseninde yeniden okuyan ve bu bağlamda toplum mühendisliğini, bizzat bunun en etkili araçlarından biri olarak kullanılagelen iskân politikaları ekseninde tartışan çok önemli bir eser.

İşçi göçü, gettolaşma, gecekondulaşma, çocuk göçü, uluslararası göç, insan ticareti, yerel siyaset, kentsel gerilim gibi konularda yaptığı değerli araştırmalarıyla bildiğimiz Sema Erder, kitabında başlangıç olarak, iskân kurumunun, zorunlu göç aracılığıyla “toplum, devlet ve mekân” ilişkilerini nasıl yönettiğini irdeliyor.

Kitabın devamında ise şu konular tartışılıyor:

  • Osmanlı döneminde iskân kurumunun oluşumu, kurumsallaşması, işleyişi ve etkileri,
  • İskân kurumunun Osmanlı toplumunda savaşta ve barışta nasıl uygulandığı, kozmopolit toplumu nasıl ürettiği ve bunun toplumsal yaşamı ve farklı toplumsal kesimleri nasıl etkilediği,
  • Cumhuriyet’in kuruluş dönemindeki iskân kurumu ve uygulamalarının Batı Anadolu ve Doğu Anadolu’da farklılaşan karakteri,
  • Balkan göçü bağlamında iskân kurumunun dış göç kurumu olarak anlamı,
  • İç iskân uygulamaları bağlamında 1950’den bu yana değişen iskân anlayışı,
  • Afetler veya kamu yatırımları nedeniyle yerinden edilip mülksüzleştirilenler,
  • Yeni iskân kanununun inşaat sektörünün “kolaylaştırıcısı” olma işlevleri…

Künye: Sema Erder – Zorla Yerleştirmeden Yerinden Etmeye: Türkiye’de Değişen İskân Politikaları, İletişim Yayınları, kent çalışmaları, 312 sayfa, 2018

Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz – Kültürel Antropoloji (2018)

Alanın tanınan isimlerinden Robert Lavenda ve Emily Schultz imzalı bu nitelikli eser, sosyal bilimler, özellikle de antropoloji ve sosyoloji hakkında bir temel kaynak oluşuyla önemli.

Toplamda 12 bölümden ve bir ek bölümden oluşan bu kapsamlı çalışma,

  • Antropolojinin alt dalları,
  • Modernizm, postmodernizm ve sonrasında antropolojinin dönüşümü,
  • Ahlâk antropolojisi,
  • yüzyıl başlarında ırkçılık karşısında kültür,
  • Kültürün evrimi,
  • Kültür ve simgecilik,
  • Küresel dünyada kültür kavramının dönüşümü,
  • Anlam yaratma ve dil,
  • Dil, kültür ve toplum,
  • Dillerarası etkileşim ve değişim,
  • Anlam yaratma ve sanat,
  • Dünya görüşü ve din,
  • Sekülerizm, köktendincilik ve yeni dini akımlar,
  • Toplumsal örgütlenmenin boyutları,
  • Kast, sınıf, ırk ve etnik köken,
  • Cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsellik,
  • yüzyılda cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve feminizm,
  • Siyasal antropoloji,
  • Sömürgeciliğin kültürel mirası,
  • Sömürgecilik sonrası dünyada sosyokültürel değişim,
  • Küresel kapitalist ekonomide rahatsızlık ve sağlık,
  • Ve bunun gibi pek çok konu irdeleniyor.

Kitabın sonunda verilen etnografya metinlerini yazmak ve okumak konusundaki ek bölüm ise, saha çalışması yapıp metin yazacak veya etnografi metinleri okuyacak kişiler için bir rehber niteliğinde.

Kitabın, Türkiye’deki antropoloji çalışmalarına özgün bir katkı sunacağını söylemeliyiz.

  • Künye: Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz – Kültürel Antropoloji: Temel Kavramlar, çeviren: Dilek İşler ve Onur Hayırlı, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 364 sayfa, 2018

Daniel G. Bates ve Amal Rassam – Ortadoğu Halkları ve Kültürleri (2018)

Yanı başımızda kadim bir coğrafya olan Ortadoğu hakkında neler biliyoruz?

Ülkenin Suriyeli göçmen ve sığınmacılarla imtihanına bakıldığında, neredeyse hiçbir şey!

Daniel Bates ve Amal Rassam imzalı bu nitelikli sosyal-antropolojik çalışma, Ortadoğu halkları ve kültürleri hakkında bir başucu kitabı olmaya aday.

Yazarlar Ortadoğu’yu din, kimlik, İslam kültürü, toplum düzeni, topluluk kimlikleri, etnik gruplar, tarım, değişen köy yaşamı, kent hayatı, kadınların toplumdaki yeri ve iktidarın yereldeki örgütlenme biçimleri gibi zengin perspektiflerden irdeliyor.

Ortadoğu’nun bugün içinde bulunduğu belli başlı sorunların da ele alındığı çalışmayı, bölge hakkında aydınlanmak isteyenlerin muhakkak okuması gerekiyor.

  • Künye: Daniel G. Bates ve Amal Rassam – Ortadoğu Halkları ve Kültürleri, çeviren: M. Barış Gümüşbaş, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 392 sayfa, 2018