Kolektif – Mekân ve Millet (2018)

Türk ve Yunan pek çok akademisyenin katkılarıyla ortaya çıkan ‘Mekân ve Millet’, iki ülkede bağlamında coğrafya ve milliyetçilik konusunu geniş kapsamda irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitapta,

  • Mekânla ilişkili ulus ve modernlik öncesi anlamlandırmalar,
  • Modernleşmecilerle ulus-devlet kurucularının projeleri arasındaki çelişkiler,
  • İki ülke arasında yarım yüzyılı aşkındır süren Kıbrıs’la ilgili meselelerin kökenleri,
  • Trakya, İzmir, Antakya ve İstanbul gibi şehirlerde mekânla toplumsal ilişkilerin somutlaşmasının sosyolojik ve tarihsel dinamikleri,
  • Ütopya olarak ulusal topraklar,
  • yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda değişen yerel ağlar,
  • Yunanistan’da devlet ve kilise sınırları ile vaat edilen toprakları uyuşturmak,
  • Nurettin Topçu’nun düşünceleri bağlamında, Türk milliyetçiliğinde din ve coğrafyanın rolü,
  • Kuzey Kıbrıs’ta coğrafi uzmanlık ve yer isimlerinin değişmesi
  • Kıbrıs Rum ulusal kimliğinin gelişimi,
  • Osmanlı Trakya’sında kolektif kimliklerin inşası,
  • Ve İstanbul’un Osmanlı mirasına ilişkin anlatılar gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitap, mekân ve milliyetçilik bağlamında, Türkiye ve Yunanistan’ın nasıl benzer geçmişlere sahip olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Anastasia Stouraiti, Alexander Kazamias, Yonca Köksal, Yannis Tsiomis, Anastassios Anastassiadis, M. Asım Karaömerlioğlu, Yael Navaro, Caesar V. Mavratsas, Paraskevas Konortas, Georgios Agelopoulos, Reşat Kasaba ve Ayşe Öncü.

  • Künye: Kolektif – Mekân ve Millet: Yunanistan ve Türkiye’nin Coğrafyalarının Oluşumu, derleyen: P. Nikiforos Diamandouros, Thalia Dragonas ve Çağlar Keyder, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 288 sayfa, 2018

Kolektif – İran: Ulusal Kimlik İnşası (2009)

Hamid Ahmedi’nin editörlüğünü üstlendiği ‘İran: Ulusal Kimlik İnşası’ başlıklı bu çalışma, İran kimliğinin oluşumundaki tarihsel, toplumsal ve siyasi temelleri irdeliyor.

Kitaba alınan çok sayıda makale, İran’da ulus kavramının ve toplumsal kimliğin oluşumu; ülkede din ve milliyet ilişkisi; Şah Pehlevi’nin modernizm çabaları; İran’da siyasal ideoloji; Sasani, Safevi ve İslam devrimi gibi dönemlerde İran kimliğinin tarihsel değişimi; İran şehir hayatının kimlikler ve siyasetler üzerindeki etkisi gibi birçok konuyu ele alıyor.

Kitapta, konunun teorik çerçevesi çizildikten sonra, alan incelemeleri yoluyla da İran kimliğinin oluşumu araştırılıyor.

  • Künye: Kolektif – İran: Ulusal Kimlik İnşası, editör: Hamid Ahmedi, çeviren: Hakkı Uygur, Küre Yayınları, siyaset, 339 sayfa

Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?) (2015)

Göç ve kentleşme alanlarında önemli çalışmalar yapmış Sema Erder, iç ve dış göçlerle sürekli yeniden yapılanan İstanbul’un sosyolojik dönüşümünün kaydını tutuyor.

İstanbul’a göç edenlerin bu kente taşıdıkları hayat tarzları, kentte gecekondunun doğuşu ve kentsel dönüşümün mağdur ve muhatapları konularında bir başucu kitabı.

  • Künye: Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Joseph Schumpeter – Emperyalizmlerin Sosyolojisi (2018)

Joseph Schumpeter’in bu önemli çalışması, emperyalizmin tarihsel ve toplumsal dinamiklerini aydınlatıyor.

Emperyalizmin, güncel toplumsal, siyasi ve iktisadi şartlardan ziyade geçmiş zamanın üretim ilişkileriyle açıklanabilecek unsurlar üzerinde büyük rol oynadığını söyleyen Schumpeter, emperyalizmi ortaya çıkaran yaşamsal zorunlulukların kaybolması durumunda emperyalizmin de zamanla ortadan kalkması gerektiğini belirtiyor.

‘Emperyalizmin Sosyolojisi’, özellikle emperyalizmin taşıyıcısı olan toplumsal yapıların çökmesi halinde, emperyalizmin nasıl çözüldüğünü geniş kapsamda tartışmasıyla önemli.

  • Künye: Joseph Schumpeter – Emperyalizmlerin Sosyolojisi, çeviren: Cem Bico, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 152 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman – Kapımızdaki Yabancılar (2018)

Son zamanlarda bütün dünyayı etkisi altına alan göçmenlik meselesi, Avrupa’nın eski korkularını depreştirmesine vesile olması yönüyle dahi olsun incelenmeyi ziyadesiyle hak ediyor.

Zygmunt Bauman ince ama etkili çalışması, Avrupa’da şu anda yaşanan göç paniğini ve bunun o eski korkular adına nasıl suistimal edildiğini gözler önüne seriyor.

Bauman bunu yaparken, bir yandan bizi nefretin antropolojik kökenlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor, öte yandan bu kadar muazzam tarihsel deneyime sahip olduğu halde Batılının bu kaygılarını ehlileştirememesinin altındaki tarihsel, siyasi ve sosyolojik etken ve bahaneleri tartışıyor.

Ben bu sözleri yazarken, nasırlaşmış bir duyarsızlık ve ahlaki körlükten doğan başka bir trajedi gelip çatmak için pusuda bekliyor.” diyen Bauman, kamuoyunun, reyting açgözlüsü medya ile işbirliği içinde mülteci trajedisinden bıkkınlık noktasına doğru gitgide ve durmaksızın yaklaştığına dair işaretlerin biriktiğini söylüyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Kapımızdaki Yabancılar, çeviren: Emre Barca, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 96 sayfa, 2018

Kolektif – Behice Boran Kitabı (2018)

Behice Boran, Türkiye’de sosyalizm idealini dillendirmenin bile büyük cesaret sayıldığı bir dönemde, bütün baskı ve dayatmalara karşı durarak sosyalizmin Türkiye’deki yolculuğuna tarihsel katkılarda bulundu.

Bunun yanı sıra Boran’ı, Türkiye yakın siyaset tarihinin önemli bir figürü olduğu gibi, ülkedeki başka pek çok ilke imza atmış öncü bir kadın olarak da biliriz.

İlk kadın sosyolog, ilk sosyalist kadın milletvekili ve ilk kadın siyasi parti başkanı, bu ilklerden yalnızca birkaçı.

İşte bu kitap da, Behice Boran üzerine farklı kişilerin yazıları ile kendisinin seçme metinlerini bir araya getiriyor.

Kitabın yazarları, Behice Boran’ın düşünce dünyasını ve siyasi mücadelesini kapsamlı bir bakışla serimliyor, kendisinin bir sosyalist, bilim insanı, kadın ve siyasetçi olarak portresini ortaya koyuyor.

Kitabın devamında da, Behice Boran’ın felsefesini en iyi veren seçme metinlerine yer verilmiş.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: İlhan Tekeli, Hasan Ünal Nalbantoğlu, Gökhan Atılgan, Fatmagül Berktay, Can Açıkgöz, Oya Baydar, Metin Çulhaoğlu, Semih Gümüş ve Nabi Yağcı.

Künye: Kolektif – Behice Boran Kitabı, hazırlayan: Emir Ali Türkmen, Dipnot Yayınları, siyaset, 548 sayfa 2018

Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası (2018)

‘Sözcüklerin Dünyası’, siyaset sosyolojisi alanında önemli çalışmalara imza atmış Abram de Swaan’ın önemli eserlerinden biri.

Kitapta,

  • Dilin bir iletişim aracı olarak ortaya çıkışının kökenleri,
  • Dilin iletişim değeri,
  • Yeryüzü üzerindeki eşitsiz metin değiş tokuşu,
  • Dil ve siyaset ilişkisi,
  • Kültür sosyolojisinde dillerin ele alınış biçimleri,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Sömürgecilik sonrası dünyada, dil üzerinden kurulan yeni iktidar biçimlerini gözler önüne sermesiyle de dikkat çeken kitap, çok dilli toplumlarda dil siyasetini ve genel olarak da dil ve siyaset ilişkisini ayrıntılı bir bakışla tartışmasıyla büyük öneme haiz.

  • Künye: Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası, çeviren: Sinem Gül, Dost Kitabevi, sosyoloji, 295 sayfa

Martin Ford – Robotların Yükselişi (2018)

Makinelerin kullanılmaya başlanmasıyla pek çok insanın nasıl işlerini kaybettiği konusunda bilgi ve deneyim sahibi olsak da, yapay zekânın bu anlamda yaratacağı sonuçları tam anlamıyla idrak ettiğimiz söylenemez.

Yapay zekâ, şimdilerde bize daha ziyade keyifli ve eğlenceli yönleriyle görünse de, aslında uygulamaya geçildiğinde, birçok kişiyi işinden edecek bir tehlike olarak karşımızda duruyor.

Hem de, öyle küçümsenecek bir tehlike değildir bu.

Martin Ford da ‘Robotların Yükselişi’nde, yapay zekânın istihdam alanlarını insansızlaştırması sonucunda muazzam bir işsizlik ve eşitsizlik dalgası riskiyle karşı karşıya olduğumuzu, daha da kötüsü, bizzat tüketici ekonomisinin çökebileceğini belirtiyor.

Ford’da göre, teknoloji bugün öylesine korkutucu bir boyut almıştır ki, artık yüksek eğitim ve maharet gerektiren işler dahi yapay zekânın tehdidi altındadır.

Yazar, bilgi teknolojisi sayesinde bazı şeyler ucuzlasa da, yapay zekânın, yani teknolojinin ilerlemesi nedeniyle mavi ve beyaz yakalı işlerin buharlaşacağını, orta sınıf ailelerin büyük bir krize savrulacağını söylüyor.

Ford’un kitabı, korkutucu gerçekler anlatıyor, fakat aynı zamanda, gelecekte bugünkünden de korkunç eşitsizlikler ve ekonomik güvensizlikle boğuşmamamız için neler yapılabileceğini de irdeliyor.

  • Künye: Martin Ford – Robotların Yükselişi: Yapay Zekâ ve İşsiz Bir Gelecek Tehlikesi, çeviren: Cem Duran, Kronik Kitap, inceleme, 336 sayfa, 2018

Mahfi Eğilmez – Değişim Sürecinde Türkiye (2018)

Osmanlı’dan bu yana bizde yaşanan sosyo-ekonomik evrimin karakteristik özellikleri nelerdir?

Daha önce okuru aydınlatan farklı çalışmalarıyla bildiğimiz Mahfi Eğilmez, bize özgü ahbap-çavuş kapitalizmini karşılaştırmalı bir yaklaşımla değerlendiriyor.

2000’lerde, bilhassa küresel krizden sonraki süreçte, dünyada köklü değişimler yaşandı.

Gittikçe bozulan bir sistem olduğu halde, kapitalizmin giderek tek ekonomik model haline gelmesinin yanı sıra, Çin’in yükselişi, Rusya’nın yeniden süper güç olma çabaları ve bunlara ek olarak Trump’ın başkan seçilmesiyle küreselleşmeye karşı korumacı politikalara dönmeyi planlaması, bunlardan yalnızca birkaçı.

Türkiye’ye baktığımızda ise, AKP iktidarıyla beraber yaşanan dönüşümler, sonuçlarına bakıldığında bunlardan bütün bu olanlardan çok daha fazla etkili oldu.

Eski değerler ve yaklaşımlar altüst oldu, toplum bölündü ve ekonomi de doğal olarak bundan nasibini aldı.

İşte Eğilmez’in çalışması, Osmanlı’dan günümüze uzanan bir perspektifle, söz konusu köklü değişimin nedenlerini ve bizi nereye sürüklediğini irdeliyor, 2000’li yıllarda küresel sistemde ve Türkiye’de yaşadığımız sosyal, kültürel ve ekonomik değişimin nasıl oluştuğunu ve bunların beraberinde getirdiği sonuçları derinlemesine analiz ediyor.

  • Künye: Mahfi Eğilmez – Değişim Sürecinde Türkiye: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sosyo-Ekonomik Bir Değerlendirme, Remzi Kitabevi, ekonomi, 248 sayfa, 2018

Yasin Durak – Emeğin Tevekkülü (2018)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Nisan tarihli AKP grup toplantısında şöyle demişti:

“Sanayicilere sesleniyorum. Bir tane fabrikada grev söz konusu mu? Böyle bir şeyde anında müdahalemizi yapıyoruz. Ve OHAL anında bir çözüm kaynağı oluyor.”

Yasin Durak’ın, şimdi ikinci baskısı yapılan ‘Emeğin Tevekkülü’ de, Konya’daki çalışma ilişkilerindeki “dindar-muhafazakâr” görünüm üzerinden, Türkiye’nin son yıllardaki ekonomik-politik seyrinde, eşitsizliği pekiştiren uygulamaların büyük ölçüde neo-liberal İslamcı iktidar bloğu eliyle yürütüldüğünü gözler önüne seriyor.

Her şey bir yana, sadece 2000’li yıllar dahi, dindar-muhafazakârlığın neo-liberal kapitalizme bağlılık yemini ettiğinin ispatı olarak karşımızda duruyor.

Neoliberalist kapitalist vahşet, sınır tanımıyor.

Fakat her seferinde, bu vahşetten çıkar sağlayanlar, var olan eşitsizliği bin bir türlü oyunla örtbas ediyor.

İşte Türkiye’de bu oyunların en öne çıkanlarından biri de, din faktörüdür.

Bu kitaba katılan görüşmecilerden biri şöyle diyor:

“Hepsi Allah’tandır… işvereni zenginlikle sınıyor işte. Onun sınavı o, benim sınavım bu, fakirlik…”

Durak’ın önemli çalışması, dindarlığın, işçilerin ve patronların üretim sürecine bakışlarını ve karşılıklı konumlanmalarını nasıl etkilediğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor ve dinsel sosyalleşmenin, emek sürecinde tahakküm ilişkilerine ve politik hegemonyaya nasıl elverişli bir zemin oluşturduğunu gözler önüne seriyor.

Durak’ın değerlendirmeleri, Konya Organize Sanayi Sitesi’ndeki işçi-işveren ilişkileri üzerine yaptığı sağlam bir araştırmaya dayanıyor.

  • Künye: Yasin Durak – Emeğin Tevekkülü: Konya’da İşçi-İşveren İlişkileri ve Dindarlık, İletişim Yayınları, sosyoloji, 144 sayfa, 2018