Frédéric le Play – Seçilmiş Metinler (2017)

1806-1882 arasında yaşamış, Fransız toplum mühendisi ve siyasetçi Frédéric le Play, sosyoloji tarihinde çok önemli bir isim.

Zira kendisinin, 1855’te 36 Avrupalı işçi ailesi üzerine yaptığı detaylı çalışmada kullandığı yöntemler, daha sonra yapılacak birçok çalışmaya örnek teşkil etmişti.

İşte bu kitapta bir araya getirilen metinler, le Play’in düşünce dünyasını ve sistemini kapsamlı bir biçimde ortaya koymalarıyla çok önemli.

Kitapta, le Play’in,

  • Sosyal reformlar,
  • Din,
  • Mülkiyet,
  • Aile,
  • Çalışma,
  • Çalışma alanında temel uygulamalar,
  • Ücret,
  • Tasarruf,
  • Tarım,
  • Ortaklıklar,
  • Toplumsal eşitsizlikler,
  • “Seçkin” sınıflar,
  • Hoşgörüsüzlük,
  • Bürokrasi,
  • Ve devrimin şartları gibi konulardaki görüşleri yer alıyor.

le Play’in buradaki metinleri, hem kendisinin muhafazakâr bir sosyal bilimci olarak portresini sunuyor hem de sosyolojinin Fransa’daki gelişimini gözler önüne seriyor.

Künye: Frédéric le Play – Seçilmiş Metinler, çeviren: Ahmet Kerem Yılmaz, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 272 sayfa

Pierre-André Taguieff – Antisemitizm (2017)

Bir ırkçı düşünce olarak antisemitizm, temel anlamıyla Yahudilere yönelik nefret anlamına geliyor.

Fakat antisemitizm, bir kavram olarak ortaya çıkışından günümüze büyük dönüşümler de geçirdi.

Bu dönüşümler nedeniyle, günümüzde antisemitizm kavramı farklı biçimlerle karşımıza çıkan Yahudi düşmanlığını tam olarak karşılıyor diyemeyiz.

Örneğin bugün Musevilik ve ona duyulan dinsel tepki de var, radikal Siyonizm karşıtlığı da var.

Veya Hıristiyanların Yahudi karşıtlığı da var, ırkçı ve ulusalcı eğilimlerin Yahudilere yönelik düşmanlığı da.

Buna, Yahudi meselesi konusunda anti-kapitalist ve devrimci yapıların aldığı ikircikli pozisyonları da dâhil edebiliriz.

Pierre-André Taguieff, yukarıda kısmen özetlediğimiz tarihsel yaklaşımların bir analizi bağlamında, antisemitizme dair bu kavram kargaşalarını ortadan kaldırarak kavramı yeni baştan çözümlüyor.

  • Künye: Pierre-André Taguieff – Antisemitizm, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi, siyaset, 139 sayfa

Khanna Omarkhali (ed.) – Kürdistan’da Dini Azınlıklar (2014)

Kürdistan’da İslami ana akımın dışındaki dini yapılar için bir kılavuz.

Yezidilik’ten Aleviliğe, Haqqa ve Khaksar gibi Sûfi oluşumlardan Derviş tarikatlarına birçok dini grubun özel yönleriyle irdelendiği kitap, Kürt Yahudilerle ilgili tarihsel verilere dayanan bazı materyaller içermesiyle de önemli.

  • Künye: Kolektif – Kürdistan’da Dini Azınlıklar, editör: Khanna Omarkhali, çeviren: İbrahim Bingöl, Avesta Yayınları

Fırat İlim – Bahtin: Diyaloji, Karnaval ve Politika (2017)

Felsefe, sosyoloji ve edebiyat kuramına önemli katkılarda bulunmuş M. Bahtin hakkında, Türkiye’de telif eser eksikliği mevcut.

Bu boşluğu dolduran elimizdeki kitap, Bahtin’in düşüncelerine giriş niteliğinde bir eser.

Fırat İlim kitabında, Bahtin’in,

  • Diyalojik kuramını,
  • Diyalojik bir model olarak Dostoyevski poetikasını,
  • Dilbilim eleştirisini,
  • Söylem türleri ve üstdilbilim kuramını,
  • Tarihsel poetika ve kültürel mücadele,
  • Folklorik kronotop ve kültürel ayrışma,
  • Diyalojik mücadele araçları,
  • Karşı kültür olarak karnaval,
  • Karnaval ve karnavalesk,
  • Rabelais ve tarihsel görev,
  • Halk mizahı ve grotesk gerçekçilik,
  • Ve nesnel kültür sorunsalı gibi, kavramlarını ayrıntılı bir bakışla serimliyor.

Kitabın, kimilerinin Marksist, kimilerinin de liberal olarak tanımladığı, günümüzün en çok tartışılan entelektüellerinden birinin düşünce dünyasına inmek için yetkin bir kılavuz olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Fırat İlim – Bahtin: Diyaloji, Karnaval ve Politika, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 224 sayfa

Neil Smith – Eşitsiz Gelişim: Doğa, Sermaye ve Mekân Üretimi (2017)

Coğrafya, mekân, doğa, sosyal teori ve tarih alanlarında çalışmalar yürüten Neil Smith, eleştirel coğrafyanın önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor.

‘Eşitsiz Gelişim’ ise, Smith’in, siyasetin coğrafyasını ve coğrafyanın siyasetini konu edindiği, yakın zamana kadar aralarında ciddi anlamda ilişki gelişmemiş bu iki düşünsel geleneği birleştirdiği önemli bir kitap.

Henri Lefebvre’in ‘Mekânın Üretimi’nde bıraktığı yerden tartışmaya devam eden Smith, doğa ideolojisini, doğanın üretimini, mekânın üretimini, coğrafi farklılaşmanın ve eşitlemenin diyalektiğini, mekânsal ölçek ve sermayenin hareketlerini ve sermayenin yeniden yapılandırılmasını tartışıyor.

Sermayenin egemenliğinde coğrafi mekânın son yıllarda daha önce görülmedik ölçüde yeniden yapılandırıldığını belirten Smith, Üçüncü Dünya’nın sanayileşmesi ve yeni uluslararası işbölümünün, artan milliyetçilik ve yeni savaş jeopolitiğinin kapitalizmin coğrafyasından bağımsız gelişmeler olarak düşünülemeyeceğini söylüyor.

Coğrafi mekânın yeniden yapılandırılmasını motive eden teorik mantığı açığa çıkaran çalışma, bu yönüyle eleştirel mekân teorisine nitelikli bir örnek.

  • Künye: Neil Smith – Eşitsiz Gelişim: Doğa, Sermaye ve Mekân Üretimi, çeviren: Esin Soğancılar, Sel Yayıncılık, kent çalışmaları, 332 sayfa

Hasan Münüsoğlu – Irk Lekesi (2017)

Türkiye’de antropoloji, liselerde ve üniversite hazırlık kitaplarında yakın zamanlara kadar hep “ırkbilim” olarak verildi.

Yani bu koca disiplin, bizde daha çok “kurukafacılık” ya da “kafatasçılık” olarak daraltılıp anlatıldı.

Bunun müsebbipleri, kuşkusuz “yerli ve milli” kaygı ve önceliklerini bilimin önüne koyan siyasi elitlerin bizzat kendisiydi.

Türkiye’nin önde gelen antropologlarından Tayfun Atay’ın deyişiyle, antropoloji bizde önce imal edilen, ardından ihmal edilen bir bilimdir.

İşte Hasan Münüsoğlu, elimizdeki bu önemli çalışmasında, emek verdiği bu bilim disiplininin ülkemizdeki sorunlu doğuşunu eleştirel bir bakışla irdeliyor.

Bilhassa Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde antropolojinin kurulma ve kurumlaşma sorunlarını irdeleyen çalışma, Şevket Aziz Kansu, Afet İnan, Seniha Tunakan, Muzaffer Süleyman Şenyürek ve Nermin Erdentuğ gibi isimlerin antropolojiye yaklaşımlarını ve çalışmalarını, dönem siyaseti ekseninde inceliyor.

Türkiye’nin antropoloji tarihinde “ırk lekesi”nin nasıl bulaştığını daha iyi kavramak ve bununla gerçek anlamda yüzleşmek isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Hasan Münüsoğlu – Irk Lekesi, Heretik Yayıncılık, antropoloji, 214 sayfa

Sharman Apt Russell – Açlık (2014)

Nispeten tatsız bir konuyu işlemekle birlikte, ilginç ayrıntılar sunması ve üslubuyla öne çıkan bir çalışma.

Sharman Russell, açlığın vücuttaki psikolojik ve fiziksel etkilerinden orucun manevi, politik yönlerine, toplumların açlığa mucizevi bir şekilde adapte olmasından kıtlık ve açlığın güncel tehditlerine ilgi çekici birçok konuyu ele alıyor.

  • Künye: Sharman Apt Russell – Açlık, çeviren: Engin Süren, Maya Kitap

Marshall Sahlins – Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler (2014)

Hem teorik açıdan önemli yenilikler getiren hem de tarihsel bir süreç bağlamında teorisini sınayan, yapısalcı antropoloji alanında öncü bir çalışma.

Sahlins, Kaptan Cook’un Hawaii Adaları’na gidişiyle yaşanan dönüşümü, birbirinden uçurumla ayrılmış iki farklı kültürün karşılaşmasındaki enteresan detayları su yüzüne çıkarıyor.

  • Künye: Marshall Sahlins – Tarihsel Metaforlar ve Mitsel Gerçeklikler, çeviren: Taylan Doğan, Bgst Yayınları

Leo Löwenthal – Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum (2017)

Yazar kimin için konuşmaktadır?

Yazarın zihninde, örneğin, yalnızca kendisi ve sınırlı bir seçkinler grubu oluşturan okurlar mı vardır?

Edebiyat sanat mıdır meta mı, yoksa bunların ikisi de midir?

Leo Löwenthal bu önemli eserinde, Descartes’tan bugüne edebiyat ve sanatın gelişimini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Bilhassa edebiyatın sunduğu sosyolojik imkânları sorgulamasıyla dikkat çeken incelemesinde Löwenthal,

  • Popüler kültürün tarihsel konumu,
  • ve 17. yüzyıllarda eğlence,
  • Sanatçı ve izleyici ilişkisindeki dönüşüm,
  • Sanat ve popüler kültür tartışması,
  • Edebiyat ve toplum,
  • Yazarın toplumdaki konumu,
  • Edebi materyaller olarak toplumsal sorunlar,
  • Ve başarının toplumsal belirleyicileri gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Löwenthal’in kitabında öne çıkan bazı tespitleri ise şöyle:

  • “Edebiyat, uluslardan ve çağlardan özel altgruplara ve zamanlara uzanacak biçimde, toplumsal gruplarda tutunum sağlayan temel sembollerin ve değerlerin özellikle uygun bir taşıyıcısıdır.”
  • “Popüler emtia, öncelikle çokluğun (multitude) sosyo-psikolojik niteliğinin belirteçleridir.”
  • “Kitle iletişim araçlarının örgütlenmesini, içeriğini ve dilsel sembollerini inceleyerek, çok sayıda insanın emellerinin, önyargılarının, ortak inançlarının, davranış ve tutumlarının tipik biçimleri hakkında bilgi edinebiliriz.”
  • “Popüler edebi ürünler, en azından edebiyatın sanat ve meta olarak iki ayrı alana bölündüğü on sekizinci yüzyıldan beri, içgörü ve hakikat iddiasında bulunamazlar. Fakat modern insanın hayatında önemli bir kuvvet haline geldikleri için çağdaş toplumda insanın incelenmesine yönelik teşhis aletleri olarak bu ürünlerin sembollerinin değeri ne kadar vurgulansa azdır.”
  • “Çağımızın özellikle Rönesans dönemindeki şafağından beri, yaratıcı sanatsal edebiyat insan ile toplum arasındaki ilişkiyi incelemek için asli kaynaklardan birini teşkil ediyor.”
  • “İnsanın toplumla ruhsal ilişkisinde uzun süreçler çerçevesinde yaşanan değişimin incelenmesi fazlasıyla ihmal edilmiştir. Umudumuz, bu alanı edebiyatın yardımıyla nihayet sosyologların perspektifine taşıyabilmemizdir.”
  • “Edebiyat sadece insanın toplumsallaşmış davranışını değil onun toplumsallaşma sürecini de gösterir; sadece tekil deneyimden değil aynı zamanda o deneyimin anlamından da söz eder.”
  • “Yazarın biricik ve önemli bir yapıt yaratma arzusu, onu o güne dek adlandırılmamış kaygı ve umutları başarıyla odağa taşıyan yeni ve çarpıcı ifadeler keşfetmeye zorlar.”
  • “Yazar, birey konusunda uzmanlaşmış bir düşünürdür.”
  • “Edebiyat yazarının yapıtı, bireyin toplumla ilişkileri konusunda uzman olan sosyolog için kilit bir kaynak olabilir.”
  • “Edebiyatın sosyolojik yorumları, belli bir kültürel fenomenin birbirinden kopuk incelemeleri olmanın ötesine geçerek, insan hakkındaki en değerli tanıklıkların bazılarını sosyolojik bir çerçeveye oturtma çabaları haline gelebilir.”

Künye: Leo Löwenthal – Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum, çeviren: Beybin Kejanlıoğlu, Metis Yayınları, sosyoloji, 248 sayfa

Richard Sennett – Yabancı (2014)

Bir yabancı olmanın ne demek olduğuna dair iki deneme.

Bunlardan ilki, 16. yüzyılın şafağında küresel bir ticaret imparatorluğunun merkezi haline gelen Venedik’te istenmeyen ilan edilmiş Yahudiler.

İkincisi ise, hayatının büyük bölümünü sürgünde geçiren, 19. yüzyılın Rus reformcusu Alexandr Herzen’in hayatı etrafında gelişiyor.

  • Künye: Richard Sennett – Yabancı, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları