Deniz Bağrıaçık – Sorsana, Bizi Sevmiş mi? (2017)

Bir arkadaşımızın yanında yabancı bir dostunu görünce merakımız depreşir.

Acaba o yabancı bizi sevmiş midir?

Yeterince sıcakkanlı, yeterince misafirperver miydik?

Yemeklerimiz nasıldı?

Bizim hakkımızda neler düşünüyor?

Deniz Bağrıaçık, çok orijinal bir fikirden yola çıkan çalışmasında, Türkiye’de yaşayan “yerleşik yabancılar”ın ülkemize dair görüş ve değerlendirmelerini ortaya koyuyor.

Şu an bizde yaşamlarını sürdüren Amerika ve Avrupa’nın yanı sıra, Afrika, Japonya, Avusturalya, Yeni Zelanda, Ortadoğu, Latin Amerika gibi pek çok ülke ve farklı meslek gruplarından birçok kişiyle birebir görüşmelerle oluşan kitap, bu şehre sınırsız tutku duyanlar kadar, kaosta savrulanlar, Türk erkeklerinden yakınanlar, Türklerin çalışkanlığına, misafirperverliğine hayran kalanlar, bireylerin kent hayatında bile aile ilişkilerinin bu denli birbirine bağımlı olmasına hayret edenler ve Türk kadının cesaretine saygı duyanlara kadar çok geniş çerçevede ve zengin bir Türkiye portresi sunuyor.

Bu çalışma, öncelikle yabancıların gözünden bir Türkiye analizi okumak isteyen, başkalarının bizim hakkımızda tam olarak ne dediğini merak edenlere hitap ediyorsa da, aynı zamanda, tarafsız gözlem ve değerlendirmeler barındırmasıyla, şu an burada yaşayan yabancıların da Türkiye’yi daha iyi tanımasına vesile olacak.

  • Künye: Deniz Bağrıaçık – Sorsana, Bizi Sevmiş mi?, Yapı Kredi Yayınları, kültür, 224 sayfa, 2017

Kolektif – “Biz de insanız yavrum ya!” (2014)

Nefret suçu üzerine aydınlatıcı makaleler ile vaka ve tanıklıklardan oluşan önemli bir çalışma.

Askerde öldürülen Ermeni genç Sevag Balıkçı, panzere çıktığı için polisin şiddetine maruz kalan Dilşat Aktaş, bedensel engelinden ötürü ayrımcılığa uğrayan Şafak Pavey kitaptaki birçok vaka ve tanıklıktan bazıları.

  • Künye: Kolektif – “Biz de İnsanız Yavrum ya!”, hazırlayan: Esra Açıkgöz ve Hakan Alp, İletişim Yayınları

Pınar Uyan Semerci, Emre Erdoğan ve Elif Sandal Önal – “Biz”liğin Aynasından Yansıyanlar (2017)

Türkiye’de özellikle son yıllarda, siyasilerin de büyük çabaları neticesinde, dikkat çekici bir toplumsal ayrışma gözlemleniyor.

İşin kötü tarafı ise, bunun yalnızca geçici bir durum olmayıp artık gençlere ve hatta çocuklara kadar inmiş olması.

İki buçuk yılı bulan bir TÜBİTAK araştırmasının kitaplaşmış hali olan elimizdeki eser, gençlerde kimlikler ve ötekileştirmenin nasıl dönüştüğünü kayıt altına alıyor.

Farklı disiplinlerin bakış açılarından yararlanan ve birebir görüşmelerle desteklenen çalışma,

  • Ötekileştirmenin nasıl gerçekleştiğini,
  • Gençlerin kimliksel aidiyetlerinde hangi belirleyicilerin geçerli olduğunu,
  • Ötekileştirme mekanizmasının nasıl işlediğini,
  • Kimliklerin inşa edilişini ve ötekileştirme mekanizmalarının oluşumunu etkileyen temel faktörleri,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konuyu aydınlatıyor.

Kitap, hem bizdeki ötekileştirme, önyargı ve ayrımcılığın toplumsal alana ne denli yoğun sirayet ettiğini daha iyi kavramak hem de buna karşı ne yapabileceğimizi anlamak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Pınar Uyan Semerci, Emre Erdoğan ve Elif Sandal Önal – “Biz”liğin Aynasından Yansıyanlar: Türkiye Gençliğinde Kimlikler ve Ötekileştirme, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 335 sayfa, 2017

İoannis N. Grigoriadis – Kutsal Sentez (2014)

Yunanistan ve Türkiye’de milliyetçilik ve din arasındaki ilişki konusunda yeni argümanlar sunan bir kitap.

Bu kitabın yazarı İoannis Grigoriadis’in burada yanıtlamaya çalıştığı temel soru şu: Nasıl oldu da, Türkiye ve Yunanistan gibi birbirinden apayrı özelliklere sahip iki ülkede de, milli kimlik dinle ilişkilendirildi?

İoannis Grigoriadis, Yunan ve Türk milliyetçiliğinin, düşünüldüğünden daha fazla ortak yön barındırdığını, her ikisinin de din sorununu ele alış biçiminin, ulus inşası sürecinde bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor.

  • Künye: İoannis N. Grigoriadis – Kutsal Sentez, çeviren: İdil Çetin, Koç Üniversitesi Yayınları

Yasin Aktay ve Ahmet Kızılkaya – Hepimiz Ötekiyiz (2014)

Türkiye’de dışlanmışlık, ötelenmişlik ve mağduriyet algısının, farklı kimlik katmanları tarafından nasıl algılanıp yaşandığına dair geniş çaplı bir inceleme.

Birebir görüşmelere dayanan çalışma, Türkiye’de kültürel, siyasal kimlik algılarını; mahalle baskısı, ötekileştirme ve ayrımcılığın bu algıya etkilerini ortaya koyuyor.

  • Künye: Yasin Aktay ve Ahmet Kızılkaya – Hepimiz Ötekiyiz, Tezkire Yayınları

Süreyya Su – Güzelin ve Çirkinin Ötesinde: Estetiğin Halleri (2017)

Halen Sakarya Üniversitesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Süreyya Su’dan, modern ve çağdaş sanatın serüvenine eşlik eden estetik tartışmaları ve sanatla ilgili felsefi ve sosyolojik düşünceleri inceleyen sağlam bir çalışma.

Güzelin ve çirkinin ötesinde bir estetik anlayışını temellendiren felsefi söylemler nelerdir?

Modern ve çağdaş sanatta ortaya çıkan çeşitli ifade biçimleri ve farklı malzeme türleri hangi düşüncelerin ürünüdür?

Süreyya Su, bu soruların yanıtlarını arıyor ve bunu yaparken de geçen yüzyılın başından bugüne değin estetik alanında sürdürülen felsefi tartışmaları izliyor.

Kitapta,

  • Araçsal akıl, kültür endüstrisi ve sanat,
  • Estetik bir deneyim olarak modern hayat,
  • Fotoğraf ve sanat,
  • Varlık ve sanat,
  • Estetiğin konusu olarak doğru yaşam,
  • Estetiğin yapıbozumu olarak avangard sanat,
  • Ve Yüce estetiğinin postmodern durumu gibi, estetiğin alanına giren pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Çalışmanın, modern ve çağdaş sanatı ortaya çıkaran ve besleyen düşüncelerin ne olduğuna ilişkin merakını gidermek isteyenler için nitelikli bir kaynak olduğunu özellikle belirtelim.

  • Künye: Süreyya Su – Güzelin ve Çirkinin Ötesinde: Estetiğin Halleri, Can Yayınları, sanat, 223 sayfa, 2017

Pierre Bourdieu – Eril Tahakküm (2014)

Ünlü düşünür Pierre Bourdieu’den, eril düzenin tarihsel yapıları ile bunun bilinçli ya da bilinçsiz izdüşümlerine dair, daha sonra söz konusu alanda yapılmış birçok çalışmaya öncülük etmiş sıkı bir analiz.

Bourdieu, kendine özgü sosyo-analitik perspektifiyle, eril tahakkümün ürünü olan algılama ve değerlendirme biçimlerini en ince ayrıntısına kadar deşifre ediyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Eril Tahakküm, çeviren: Bediz Yılmaz, Bağlam Yayınları

Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları (2017)

Bilen bilir: Soma maden katliamı olduğunda, bir işçi ambulansa bindirilirken “Çizmeleri çıkarayım mı, sedye kirlenmesin” demişti.

Yine yakın zamanlı bir örnek daha: Maden işçileri koltuklar kirlenmesin diye bir otobüstü ayakta yolculuk etmişti.

Yalnızca bu iki örnek bile, işçinin sadece devasa bir ekonomik sömürü ve düşük ücretle değil, aynı zamanda kültürel/toplumsal kodlar, önyargılar ve ezberlerle de boğuştuğunu göstermeye yeter.

  • Bir işçi kıyafetinden ve konuşmasından dolayı küçük görülmekten korkar,
  • Nasırlaşmış ellerini saklar,
  • Üst-orta sınıftan insanların kendisini küçümsediğini bilir,
  • Çocuklarının kendisi gibi sömürülen ve ezilen bir işçi olmasından korkar,
  • Kendisini, kendisinden daha paralı kişilere “bey” demek zorunda hisseder,
  • Ve daha nicesi…

İşte Richard Sennett ve Jonathan Cobb, ufuk açıcı çalışmaları ‘Sınıfın Gizli Yaraları’nda, bunun gibi pek çok örnek eşliğinde, işçilerin, ekonomik sömürünün yanı sıra toplumsal ilişkilerinde ve gündelik hayatlarında sınıf bilincini nasıl deneyimlediklerinin izini sürüyor.

Kitap, bir sınıfa ait olmanın kültürel/toplumsal dinamikleri ve işçi sınıfından bireylerin bunu nasıl deneyimledikleri hakkında çok iyi bir sorgulama.

  • Künye: Richard Sennett ve Jonathan Cobb – Sınıfın Gizli Yaraları, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 269 sayfa, 2017

Ali Dayıoğlu – Kuzey Kıbrıs’ın “Ötekileri” (2014)

Kuzey Kıbrıs azınlıklarını ele alan ilk araştırma.

Dayıoğlu, Rumlar, Marunîler, Romanlar, Aleviler ve Kürtler gibi uzun yıllardır burada varlık gösteren grupları; Kuzey Kıbrıs’ta azınlık haklarıyla ilgili uluslararası hukuk belgelerini, Kuzey Kıbrıs’taki azınlık mevzuatını ve uygulamaları detaylıca ele alıyor.

  • Künye: Ali Dayıoğlu – Kuzey Kıbrıs’ın “Ötekileri”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Susann Sitzler – Kardeşler: Hayatımızın En Uzun İlişkisi (2017)

Kardeşi olanlar şanslıdır. Zira onlar, toplumsallaşmanın ilk adımlarını daha dışarıya çıkmadan deneyimler.

Bu kitabın yazarı gazeteci Susann Sitzler’in de bir öz, iki üvey ve üç yarı kardeşten oluşan kalabalık bir ailesi var.

Dolayısıyla kendisinin, kardeşliğin nasıl zengin bir potansiyele sahip olduğu hakkında söyleyeceği çok şeyi var.

  • Kardeş nedir?
  • Kardeşler birbirlerinden ne zaman rahatsız olurlar?
  • Kardeşlerden nasıl kurtulunur?
  • Kardeşler nereden edinilir?
  • İnsanın kardeşinin olması neden iyidir?

Sitzler, yukarıdaki sorulara yanıt verirken, her ailenin eşsiz ve benzersiz olduğunu, her kardeşlik ilişkisinin kendine özel olduğunu gözler önüne seriyor.

Son yıllarda kardeşlik çalışmaları büyük hız kazanmış durumda.

Kimilerine göre kardeşler, kişiliğin gelişiminde anne babalar kadar önemli rollere sahip.

İşte Sitzler’in çalışması da, her ne kadar kendi kardeşlik deneyiminden yola çıksa da, psikoloji, sosyoloji, tarih ve etnoloji gibi farklı disiplinlerden yararlanmasıyla, kardeşlik konusunda aydınlatıcı ve zengin bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Susann Sitzler – Kardeşler: Hayatımızın En Uzun İlişkisi, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, kültür, 303 sayfa, 2017