Hakan Övünç Onur – Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulübü (2011)

  • TÜKETİM TOPLUMU, NEVROTİK KÜLTÜR VE DÖVÜŞ KULÜBÜ, Hakan Övünç Onur, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 327 sayfa

 

Hakan Övünç Onur, ilgi çekici ilk kitabı ‘Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulubü’nde, Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un dünya çapında ün kazanmış romanını çok yönlü bir bakışla irdeliyor. Övünç burada, romanda tasvir edilen dünya ile belli başlı karakterlerini merkeze alarak, tüketim toplumunu, nevrotik kültürü, zihinsel terörizmi ve bilinçdışı arketipleri irdeliyor. Bunu yaparken, günümüz dünyasını, yani uygarlığın gelip dayandığı kaotik aşamayı da eleştirel bir gözle değerlendiren yazar, aynı zamanda kitabını Baudrillard, Gramsci, Marcuse, Horkheimer, Adorno ve Žižek gibi önemli düşünürlerden alıntılarla da zenginleştiriyor.

Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel – Türkiye’de Töre ve Namus Cinayetleri (2011)

  • TÜRKİYE’DE TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİ, Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel, Destek Yayınları, sosyoloji, 240 sayfa

İki yazarlı elimizdeki kitap, Türkiye’nin en temel toplumsal sorunu olan töre ve namus cinayetlerini sosyolojik bir bakışla inceliyor. İki yıllık süre içinde, kırk iki ceza tevkif evinde doğrudan bu tür suçları işleyen 224 kişi ile görüşülerek hazırlanan kitap, bu sorunu anlamak ve çözmek için çare arayanlara önemli bir katkı sunuyor. Kitap, töre ve namus cinayetlerinin hukukla olan ilişkisini; toplumsal değerlerin ve normların bu konudaki rolünün ne olduğunu; bu cinayetlere neden olan düşüncede kadına karşı nasıl bir ayrımcılık olduğunu ve bu cinayetlerde kadına karşı şiddeti meşrulaştıran temel parametrelerin ne olduğunu ortaya koyuyor.

Mehmet Küçük (der.) – Modernite Versus Postmodernite (2011)

  • MODERNİTE VERSUS POSTMODERNİTE, derleyen: Mehmet Küçük, Say Yayınları, sosyoloji, 528 sayfa

 

Postmodern söylem ve bunun çevresinde gelişen tartışmalar, Türkiye’de genel olarak pek misafirperverce karşılanmadı. Bunun için dile getirilen gerekçelerden biri, postmodern söylemin “kafa karışıklığı” yaratıyor olmasıydı. İşte Mehmet Küçük’ün derlediği ve ilk baskısı 1993’te yapılan bu kitap, postmodern düşünce alanında kalem oynatmış belli başlı isimlerin üretimlerini bir araya getiriyor. Küçük’ün modernite ve postmoderniteyi anlaşılabilir bir üslupla değerlendirdiği sunuş yazılarından oluşan bölümle başlayan kitap, devamında, modernite ve postmodernite konularını geniş bir çerçevede irdeleyen farklı düşünürlere ait çeviri metinlere yer veriyor. Son bölümde de, modernite ve postmoderniteye dair öne çıkan tartışmaların benzeştiği ve ayrıştığı noktalar, yine muhtelif isimlerin makaleleri üzerinden ele alınıyor.

David Swartz – Kültür ve İktidar (2011)

  • KÜLTÜR VE İKTİDAR, David Swartz, çeviren: Elçin Gen, İletişim Yayınları, sosyoloji, 424 sayfa

 

Sosyoloji profesörü David Swart, ‘Kültür ve İktidar’ başlıklı elimizdeki kitabında, Pierre Bourdieu’nün sosyolojik araştırmalarını çok yönlü bir okumaya tabi tutuyor. Swartz, sosyolojik bilgiye dair üst-kuram, kültürel eylem kuramı (Habitus), iktidar mücadelesi alanları, toplumsal sınıflar ve iktidar mücadelesi, toplumsal eşitsizlik ve entelektüel alanlar gibi, Bourdieu’nün katkıda bulunduğu belli başlı konuları ve tartışmaları ele alıyor. Çalışma, 20. yüzyılın en önemli sosyologlarından olan Bourdieu’nün dünyasını, kavramlarını ve kuramsal itirazlarını yetkin bir şekilde ortaya koyduğu gibi düşünürün bazı çelişkilerine de işaret ediyor.

Jean-Louis Rocca – Çin’in Sosyolojisi (2011)

 

Çin, gerek tarihi gerek sahip olduğu özgün yapısıyla, sürekli ilgi odağı olan ülkelerden.

Fransız sosyolog Jean-Louis Rocca da, ‘Çin’in Sosyolojisi’nde, sosyal bilimlerin araçlarını kullanarak Çin toplumunun özgüllüklerini çözümlüyor.

Rocca’nın çalışması, bu devasa ülkedeki toplumsal tabakalaşmayı; bireylerin ve toplulukların pratik ve imgelerini; doğrudan toplumsal ilişkileri ve sergilenen iktidar ilişkilerini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Rocca bu incelemeyi yaparken, “Çin’in demokrasi açığı nasıl anlaşılabilir” ve “Siyasal iktidarla toplum arasındaki bu ikircikli ilişkilerin içeriği ne?” gibi hayati soruların da yanıtını arıyor.

  • Künye: Jean-Louis Rocca – Çin’in Sosyolojisi, çeviren: Arzu Nilay Kocasu, İletişim Yayınları, sosyoloji, 143 sayfa

Pınar Selek – Maskeler, Süvariler, Gacılar (2011)

  • MASKELER, SÜVARİLER, GACILAR, Pınar Selek, Ayizi Kitap, sosyoloji, 208 sayfa

 

Pınar Selek, ilk baskısı 2001’de yapılan ‘Maskeler, Süvariler, Gacılar’da, bir altkültür mekanı olarak Ülker Sokak’taki hayatı, travesti ve transseksüellerle yaptığı görüşmeler aracılığıyla anlatıyor. İstanbul Beyoğlu’ndaki Ülker Sokak’ta, 1996 baharında çok yönlü bir düzenleme operasyonu yaşandı. Operasyonla amaçlanan, travesti ve transseksüeleri sokaktan sürmekti. Fakat sokak sakinlerinin bu düzenlemeye karşı verdiği mücadele, olayın uzun süre gündemde kalmasına vesile oldu. İşte Selek, sosyolojik-siyasî bir bakış açısıyla, bu sürecin derli toplu bir panoramasını sunuyor. Ataerkil dışlama ve eşcinsellik altkültürünü Türkiye bağlamında inceleyerek çalışmasına başlayan Selek, Ülker Sokak’ta yaşanan şiddeti, hem mekânı “temizlemeyi” amaçlayan dışlayan aktörler hem de burada yaşayan dışlananların gözünden anlatıyor.

Jack Goody – Yaban Aklın Evcilleştirilmesi (2011)

  • YABAN AKLIN EVCİLLEŞTİRİLMESİ, Jack Goody, çeviren: Koray Değirmenci, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 240 sayfa

 

Türkçede yeniden yayımlanan Jack Goody imzalı ‘Yaban Aklın Eleştirisi’, antropolog Claude Lévi-Strauss’un ünlü eseri ‘Yaban Düşünce’ye bir nazire. Goody burada, yazıya sahip toplumlar ile yazısız toplumlar arasındaki farkları inceliyor. Yazar çözümlemesini de, bir yandan yazının düşünce biçimleri ve bilişsel süreç üzerindeki etkileri, bir yandan da toplumsal kurumlar üzerindeki etkisi yönünde genişletiyor. “Düşünce sistemleri nasıl işler?”, “Toplumsal örgütleniş ile düşünce arasında nasıl bir ilişki vardır?” ve “Yaban toplulukların çeşitli düşünüş biçimlerine rağbet etmemeleri nasıl açıklanabilir?” Goody’nin yanıtını aradığı sorulardan.

Ahmet Murat Aytaç – Ailenin Serencamı (2007)

  • AİLENİN SERENCAMI, Ahmet Murat Aytaç, Dipnot Kitabevi, sosyoloji, 212 sayfa

 

‘Türkiye’de Modern Aile Fikrinin Oluşması’ alt başlıklı ‘Ailenin Serencamı’, aile ile modernleşme arasındaki ilişkiye dair önemli bir kitap. Çalışmanın temel tezi, ailenin Türk modernleşmesinde, bir dönüştürme alanı olarak tanımlandığı, bundan dolayı da ailenin modern bireyleri üretecek bir araç olarak algılandığı şeklinde özetlenebilir. Bu sürecin başlıbaşına bir gerilim yarattığını öne süren çalışma, aile ve siyaset arasındaki ilişkiyi irdelemeye, öncelikle siyasi aklın aileyi kavrama biçimini eleştirmekle başlıyor. Konuyu “geleneksel aile” veya akrabalık ilişkileri üzerinden izlemekten çok, onu modernleşme süreci çerçevesinden inceleyen çalışma, özellikle bu yönüyle ilgiye değer.

Kimberly Hart – Modernliği Dokumak (2011)

  • MODERNLİĞİ DOKUMAK, Kimberly Hart, çeviren: Elçin Gen, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 217 sayfa

 

‘Modernliği Dokumak’, Kimberly Hart’ın, Batı Anadolu’nun Yuntdağ bölgesindeki Örselli köyünde 1998-2008 arasında yürüttüğü etnografik araştırmalara dayanıyor. Bir halı dokuma kooperatifinin bulunduğu köyde gözlemlerde bulunan Hart, kırsal yörede geleneklerin ve modernliğin nasıl üretildiği, kalkınma projelerinin toplumsal dönüşümdeki rolleri, akrabalık ilişkileri, toplumsal iktidar ve sosyo-ekonomik farklılıkların dini faaliyetleri nasıl etkilediği gibi konuları irdeliyor. Anadolu’nun kırsalının gündelik yaşamı konusundaki saptamalarıyla dikkat çeken kitap, bilhassa sosyoloji ve antropoloji alanlarında çalışanlar için iyi bir kaynak.

Handan Çağlayan – Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar (2007)

  • ANALAR, YOLDAŞLAR, TANRIÇALAR, Handan Çağlayan, İletişim Yayınları, kadın, 278 sayfa

 

Handan Çağlayan’ın ‘Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar’ı, Kürt hareketinde kadınlar ve kadın kimliğinin oluşumuna odaklanıyor. Kitap, ekler dışında, Kürt kadınının günümüzdeki konumunu, erken dönem milliyetçi ideolojide kadınların yerini, yeni bir kimlik inşa süreci olarak 1980 sonrası Kürt kadın hareketinin gelişmesi, yasal partilerde kadınlar ve politikacı kadın kimliği ve nihayet Kürt kadın kimliğinin oluşumu, bileşenleri ve dinamikleri gibi konular yer alıyor. Çağlayan’ın çalışması, kadınların siyasette özne olup olmadıkları sorusuna, ortaya koyduğu önemli bulgularla sağlam bir yanıt veriyor.