Mehmet Doğan – Bilim ve Teknoloji Tarihi (2010)

Mehmet Doğan ‘Bilim ve Teknoloji Tarihi’nde, baş döndürücü bir hızla kaydedilen bilimsel gelişmelerin tarihini dünya ve Türkiye ekseninde araştırıyor.

Çalışmasına, bilimin dünyanın farklı medeniyetlerinde kaydettiği gelişmelerle başlayan Doğan, bazı teknolojiler ile bilim alanlarının gelişimini ve Cumhuriyet Türkiye’sinde ortaya konan bilimsel gelişmeleri anlatıyor.

Tüm çağları ve kültürleri kapsayan bilimsel olayların izini süren yazar, böylelikle kolay okunur ve bilim tarihinin özeti niteliğinde bir esere imza atmış.

Kitap, sadece fen ve teknik bilimler öğretimi alan öğrencilere değil, bilimsel/teknik gelişmeleri derli toplu bir kaynaktan öğrenmek isteyenlere de hitap ediyor.

  • Künye: Mehmet Doğan – Bilim ve Teknoloji Tarihi, Anı Yayıncılık, bilim, 296 sayfa

Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi (2010)

‘Avrupa’da Demokrasi’, geniş bir zaman diliminde Avrupa’da demokrasinin gelişimine, geçirdiği dönüm noktalarına odaklanıyor.

Antik Yunan’da demokrasinin nasıl filizlendiğiyle çalışmasına başlayan Luciano Canfora, Büyük İskender ve kölelik zamanlarından günümüze, Avrupa’nın demokrasiyi kurmasındaki dönüm noktalarını tespit ediyor.

Canfora, genel oy hakkının kazanılması, Soğuk Savaş süreci, Fransız Devrimi, Marksizmin Doğu ve Batı Avrupa’daki etkisi, Paris Komünü, Rus Devrimi ve faşizm zamanları gibi süreçlerden gelişerek ya da zayıflayarak yol alan Avrupa demokrasisini anlatırken, tarihin yanı sıra, sosyoloji ve siyaset biliminden de yararlanıyor.

  • Künye: Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi, çeviren: Neşenur Domaniç ve Nusret Ayhan, Literatür Yayıncılık, siyaset, 347 sayfa

Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam (2010)

 

‘Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam’, Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos’un 1920 öncesi dönemi kapsayan anılarını bir araya getiriyor.

Anılarda, Mübadele öncesi Şile’de gündelik hayat, Şile yerlilerinin denizle ilişkisi, Müslüman ve Ortodoks Hıristiyan Şile halkının birbirleriyle nasıl ilişkiler kurdukları ve Şile ekonomisinin temelleri konularında çok önemli bilgiler yer alıyor.

Kitaptaki anılar, Şile’ye dair duygusal ve sevgi dolu üsluplarıyla da dikkat çekiyor.

Yunanistan’daki Küçük Asya Araştırmaları Merkezi arşivinde bulunan anılar, 1939’dan beri mübadillerle yapılan sözlü tarih çalışmalarının bir parçası.

  • Künye: Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam, çeviren: Elisabevet Haritonidis Kovi, Kitap Yayınevi, anı, 200 sayfa

Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri (2010)

Sungur Savran’ın ‘Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri’nin ilk cildi olan elimizdeki eser, 1908-1980 zaman aralığındaki mücadelelere odaklanıyor.

Savran, 20. yüzyıl Türkiye’sinin politik gelişiminin sınıf mücadelelerinin prizmasından ele alınmadıkça doğru biçimde kavranamayacağını belirtiyor.

Çalışma bu fikirden hareketle, 30’lu yıllardan başlayarak 70’li yıllara kadar Türkiye solunu etkisi altına almış olan Kemalizm ile 80’li yıllarda sol Kemalizme, hâkim ideolojinin sınırları içinden bir alternatif oluşturmaya yönelen sol liberalizmle hesaplaşıyor.

1908 Jön Türk devrimi konusunda bir bölümün de yer aldığı kitapta, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze sermaye birikimi, sınıf mücadeleleri, devlet ve burjuva kesim ekseninde gelişen hareketlilik kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın hazırlanmakta olan ikinci cildi ise, sınıf mücadelelerini 1980-2010 zaman aralığında irdeliyor.

  • Künye: Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri, Yordam Kitap, siyaset, 253 sayfa

Stefan Breuer – Milliyetçilikler ve Faşizmler (2010)

Önde gelen Max Weber araştırmacılarından biri olmasının yanı sıra, sağ politikanın tarihi hakkındaki çalışmalarıyla da dikkat çeken Stefan Breuer ‘Milliyetçilikler ve Faşizmler’de, Fransa, İtalya ve Almanya örnekleri üzerinden milliyetçiliği ve faşizmi inceliyor.

Breuer, milliyetçilik ve faşizm arasındaki değişken ve gerilimli ilişkiyi, özellikle bu ilişkinin ampirik-tarihsel biçimlenişini incelemesiyle ilgi çeken bir çalışmaya imza atmış diyebiliriz.

Liberal milliyetçilik, sol milliyetçilik ve sağ milliyetçilik gibi temel milliyetçilik türleri; Milliyetçiliğin işlev değişimi, faşist partilerin örgüt yapısı, Fransız milliyetçileri, ultra milliyetçilik, İtalya’da faşizmin beslendiği kaynaklardan sendikalizm, Almanya’da Nazi faşizmini doğuran etkenler ve “ırk aristokratçılığı”, Breuer’in odaklandığı konulardan birkaçı.

Künye: Stefan Breuer – Milliyetçilikler ve Faşizmler, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen, İletişim Yayınları, siyaset, 263 sayfa

Emre Aracı – Naum Tiyatrosu (2010)

 

Emre Aracı ‘Naum Tiyatrosu’ başlıklı elimizdeki çalışmasında, İtalyan operasının, 19. yüzyıl İstanbul’unda ciddi anlamda filizlenmeye başladığı Naum Tiyatrosu’nu kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Aracı, Beyoğlu’ndaki Naum Tiyatrosu’nu, inşaatından yok oluşuna, sanatçı profilinden seyirci mozaiğine, opera repertuvarından varyete temsillerine ve karnaval balolarından yaşanan skandallara kadar birçok yönüyle ele alıyor.

1848 yılında inşa edilen tiyatro, 1870 yılına kadar yaklaşık otuz yıl boyunca şehrin kültür ve sanat hayatında önemli roller üstlenmişti. Çok sayıda belgeyle desteklenen ve görsel malzemesiyle de dikkat çeken çalışma, bu ünlü tiyatroya dair yetkin bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Emre Aracı – Naum Tiyatrosu, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 406 sayfa

Jean-François Solnon – Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa (2010)

On dördüncü yüzyıldan yirminci yüzyıla Osmanlılar ile Hıristiyan Avrupa’nın tarihini, kültürel alışverişini ve zaman içinde birbirlerine karşı değişen algılarını izleyen ödüllü bir çalışma.

Jean-François Solnon, bizde daha önce ‘Sarık ve İstanbulin’ adıyla çevrilen bu kitabında, iki kültür arasındaki ilişkinin elçilik heyetleri, tercümanlar, sanatçılar ve seyyahlarla belirlendiğini gösteriyor ve iki toplum arasında da oldukça zengin karşılıklı bir hayranlığın bulunduğunu ortaya koyuyor.

Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasındaki ilişkiler daha çok savaş ve çatışma merkezliydi.

Buna verebileceğimiz en güçlü örnekler ise İstanbul’un fethi, Viyana Kuşatması ve İnebahtı Savaşı’dır.

Oysa birbirinden apayrı bu iki toplum arasında savaşlar ve çatışmadan başka ilişkiler de mevcuttu.

Claudio Magris’in bir zamanlar dediği gibi: “Avrupa ile Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaşması, savaşan ve birbirini yiyip bitiren iki ayrı dünyanın sonunda farkına bile varılmadan nasıl iç içe geçip birbirlerini zenginleştirdiklerinin büyük örneğidir.”

Solnon da, Osmanlı ve Avrupa arasındaki karşılıklı hayranlığı edebiyat, resim, müzik, tiyatro, koleksiyonlar ve koleksiyoncular, moda, eğlence dünyası gibi pek çok örnek üzerinden anlatmasıyla dikkat çekiyor.

Çalışmanın, 2010 Avrupa Tarih Kitabı ödülünü kazandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Jean-François Solnon – Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa, çeviren: Ali Berktay, İş Kültür Yayınları, tarih, 720 sayfa, 2019

Gültekin Uçar – Koçgiri (2019)

Gültekin Uçar’ın bu özgün çalışması, aşiret kavramını, aşiretlerin oluşum ve dönüşümü Koçgiri aşiretlerinin tarihsel yolculuğu ve güncel sosyolojilerini merkeze alarak irdeliyor.

Uçar, “aşiret” kavramının Ortadoğu’daki etno-dinsel toplulukları tanımlamakta yetersiz olduğunu savunuyor ve “aşiret” olarak tanımlanan halk topluluklarını “etnos”, toplulukların içinden ortaya çıkan yönetsel mekanizmayı ise “aşiret” olarak tanımlıyor.

“Asabiyye”nin kaynağının ise topluluğun kandaşlığı değil, aslında sınıfsal-siyasal bir yapılaşmanın nüvesi olan “aşiret” mekanizması olduğu, Uçar’ın bir diğer tezi.

Belgelerde ve literatürde Koçgiri bölgesinin ele alınma biçimini ele alarak açılan kitapta,

  • Modern öncesi tarihsellikte aşiret kavramı,
  • Türkiye’de modern zaman tarih yazınında “aşiret”, “etnos” ve “asabiyye” kavramlarının ele alınışı,
  • Modernleşme öncesinde Kızılbaş/Alevi Kürtlerde aşiret,
  • Tarihsel, sosyal-kültürel bağlamıyla Koçgiri ve Kızılbaş/Alevi Kürt aşiretler,
  • Devletin merkezileşme sürecinde Kızılbaş Kürt aşiretler,
  • İttihat Terakki’den Cumhuriyet’e aşiret politikaları,
  • Cumhuriyet dönemine geçiş ve Koçgiri “hadisesi”,
  • “Koçgiri Hadisesi”nin niteliği ve kimlik inşasındaki rolü,
  • Koçgiri’de nüfus-göç-“aşiret”-siyaset İlişkisi,
  • Günümüzde Koçgirili aşiret mensuplarının inanç ve etnik kimlik aidiyet algıları,
  • Koçgirililerin kimlik inşa unsurları olarak dost-düşman algısı,
  • Koçgirililerin sosyal-siyasal durumları ve yönelimleri,
  • Ve bunun gibi dikkat çekici konular tartışılıyor.

Künye: Gültekin Uçar – Koçgiri: Aşiret, Kimlik, Siyaset, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 224 sayfa, 2019

Jean Baudrillard – Karnaval ve Yamyam (2019)

Jean Baudrillard’ın yeniden basılan ‘Karnaval ve Yamyam’ı, Batının dünyanın geri kalanını Hıristiyanlaştırma, kolonizasyon, dekolonizasyon ve küreselleşme gibi tarihsel süreçler yoluyla sömürgeleştirmesinin çarpıcı sonuçlarını izliyor.

Batıya özgü dini, teknolojik, ekonomik ve politik değerlerin küresel düzeyde tekrarlandığını ve bunun karnavala dönüştürülen bir süreç olarak yaşandığını belirten Baudrillard, dünyanın geri kalanının bunun cazibesine kapılmasına karşın, bazı toplumları Batının birer karnaval düzenine, başka bir deyişle Batının komik birer taklidine indirgediğini belirtiyor.

Baudrillard, Batının ve onun temsil ettiği bu gücün de, bizzat Batının komik taklidine dönüşmüş söz konusu toplumlar tarafından yavaş yavaş tahrip edildiği, yutulup “yenildiği”ni ve böylece olağanüstü bir tersine çevrilme sürecinden geçirildiğini belirtiyor.

Baudrillard bu duruma örnek olarak da 16. yüzyılda yaşanan bir yamyamlık olayını anlatır.

Bu tarihte, yerlilerin hiç direnmeden Hıristiyanlığa geçişini kutlamak üzere Portekiz’den Brezilya’ya özel olarak gelen başrahipler, buradaki yerliler tarafından kızartılıp yenmişti.

Baudrillard bu olaydan yola çıkarak Batının ahlaki değerlerinin, ekonomik akılcılığının; gelişme, performans ve gösteri ilkelerinin küresel boyutlara varan ihracı sonucunda, buna benzer karnaval ve yamyamlık özelliklerini taşıyan ikili bir biçimin çıktığını belirtiyor.

Baudrillar’ın son dönem kitaplarından olan ‘Karnaval ve Yamyam’, aynı zamanda düşünürün simülasyon ve simgesel değiş tokuş gibi önemli kavramlarını yeniden yorumladığı bir metin olmasıyla da önemli.

  • Künye: Jean Baudrillard – Karnaval ve Yamyam, çeviren: Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 75 sayfa, 2019

Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları (2010)

Arif Tekin ‘Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları’nda, İslam kaynaklarından ve Hz. Muhammed, halifeler ve sahabelerin evlilik yaşamından hareketle, İslam’ın ilk dönemlerinde kadın-erkek ilişkilerini irdeliyor.

Kitapta ilk olarak, teorik bilgiler ağırlıkta olacak şekilde, Kur’an ve hadislerinde kadın konusu inceleniyor.

Tekin ardından, pratik bilgiler ekseninde Hz. Muhammed’in kadınlarını ve başta dört halife olmak üzere, cennetle müjdelenen on seçkin sahabinin kadınlarla ilişkilerini kapsamlı bir şekilde ele alıyor ve böylece, İslam’da kadın-erkek ilişkilerinin düzenlenişi ve sosyal hayatta kadının yeri konusunda kapsamlı bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları, Berfin Yayınları, din, 294 sayfa