Edward Hallett Carr – Komintern ve İspanya İç Savaşı (2010)

Edward Hallett Carr ‘Komintern ve İspanya İç Savaşı’nda, Komintern’in İspanya’daki devrim-karşı devrim sürecine yaklaşımını, oraya gönderdiği Komintern görevlilerini ve burada kullandığı yöntemleri irdeleyerek, bir anlamda, Komintern’in İspanya’daki sicilini ortaya koyuyor.

Carr’ın eseri, Moskova’nın, Komintern aracılığı ile İspanya karşısındaki tutumunda, devrimci hedeflerin yerini, ilerleyen zamanlarda Sovyet devletinin güvenlik hedeflerinin aldığını gözler önüne sermesiyle dikkat çekiyor.

İspanya iç savaşını, Komintern’in izinden giderek inceleyen yazar, Sovyetlerin yaklaşımının İspanya devriminin akıbetini nasıl değiştirdiğini gösteriyor.

  • Künye: Edward Hallett Carr – Komintern ve İspanya İç Savaşı, çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, tarih, 183 sayfa

Heath W. Lowry – Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki nitelikli çalışmasında, 1461-1583 zaman aralığında Trabzon’un İslamlaşması ve Türkleşmesi sürecini inceliyor.

Yazar kitabının ilk bölümünde 15. yüzyıl Bizans ve Osmanlı tarihlerini inceleyerek, Trabzon’un Osmanlılar tarafından fethedilişinin şehrin yerli nüfusu üzerindeki etkisini araştırıyor.

Lowry ikinci bölümde, şehrin nüfus profilini veriyor ve takip eden üç bölümde de, 1523, 1553 ve 1583 yıllarının tahrir defterlerini inceleyerek, şehrin İslamlaştırılmasının 1523 ile 1583 yılları arasında gerçekleştiğini gösteriyor.

Yazar kitabının altıncı bölümünde, Trabzon şehrinin İslamlaştırılması sorununu ele alıyor ve ardından, Osmanlı fethinden altmış ile yüz yirmi yıl sonra, şehrin Hıristiyanlarının büyük ölçüde İslamiyete döndürüldüklerini ortaya koyuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Trabzon Şehrinin İslamlaşması ve Türkleşmesi, çeviren: Demet Lowry ve Heath W. Lowry, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, tarih, 247 sayfa

Bekir Onur – Oyuncaklı Dünya (2010)

Bekir Onur ‘Oyuncaklı Dünya’da, oyuncağın toplumsal tarihini anlatıyor.

Ağırlıklı olarak sanayi ürünü oyuncakların tarihini ele alan Onur, dünya oyuncak tarihini izliyor ve aynı zamanda dünyadaki oyuncak ve çocuk müzelerini de geziyor.

Yazar ayrıca, Türkiye’nin belli başlı kentlerini gezerek, oyuncak sanatından, imalatından geriye ne kaldığını da araştırıyor.

Kitabının giriş bölümünde, çocuğa yapılacak bir yatırım için neden oyuncak müzesinin gerekli olduğu sorusunun yanıtını arayan Onur, Anadolu’nun oyuncak varlığını, arkeoloji müzelerindeki oyuncakları ve Anadolu’daki folklorik oyuncakları da anlatıyor.

Yazar ardından, oyuncağın Türkiye’deki ve dünyadaki serüvenini masaya yatırıyor.

  • Künye: Bekir Onur – Oyuncaklı Dünya, İmge Kitabevi, inceleme, 547 sayfa

Erol Toy – Türk Gerilla Tarihi (2010)

Erol Toy ‘Türk Gerilla Hareketi’nde, Oğuzlar’dan Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bir zaman diliminde, Türk tarihindeki gerilla hareketlerini inceliyor.

Oğuz boylarının siyasal birliğini oluşturan Oğuz Ata, Hıristiyan Türk gerillaları, Alperenler, İslam mücahitleri, Yeniçeriler, Şeyh Bedrettin, Barbaros kardeşler, Pir Sultan Abdal, Kurtuluş Savaşı’nda kahramanlıklar sergileyen Üç Mehmetler, Yörük Ali, Gökçen Efe, Çerkes Ethem, Sütçü İmam, Şahin Bey ve Topal Osman gibi Milli Mücadele kahramanları, Toy’un bu anlamda ele aldığı isimlerden birkaçı.

  • Künye: Erol Toy – Türk Gerilla Tarihi, Gürer Yayınları, tarih, 324 sayfa

Zafer Toprak – Türkiye’de Milli İktisat 1908–1918 (2019)

Zafer Toprak’ın ‘Türkiye’de Milli İktisat’ı, bundan tam kırk yıl önce yazılmış olmasına rağmen alanda bir klasik olmaya devam ediyor.

İkinci Meşrutiyet yıllarının “milli iktisat” politikasının, Türkiye’nin bağımsızlığa yöneliminde önemli bir başlangıç olduğunu ortaya koyan Toprak, bu durumun 19. yüzyılın ülkeyi bağımlı kılan liberal dünyasına bir başkaldırı, bir ulusal kimlik arayış süreci olduğunu belirtiyor.

Toprak, dönemin iktisat politikasını, birincil el kaynaklarla ve ayrıntıyla ele alarak Osmanlı’nın son döneminde bankacılık, para politikası, millî şirketler, kapitülasyonlar gibi temel konular çerçevesinde dönemin iktisat tarihini inceliyor.

Basında çıkan tartışmalarda zamanın ruhunu ortaya koymasıyla da dikkat çeken çalışmasında Toprak, milli iktisadın, hem Müslüman bir orta sınıfın yaratılması, hem de savaş ekonomisi içinde ülkenin iaşe sorununu, para politikasını, sanayileşmesini çözmeye yönelik bir çözüm olarak gündeme gelişini ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.

  • Künye: Zafer Toprak – Türkiye’de Milli İktisat 1908-1918, İş Kültür Yayınları, tarih, 752 sayfa, 2019

Harry G. Gelber – Çin ve Dünya (2010)

Tarihçi Harry G. Gelber ‘Çin ve Dünya’ başlıklı kapsamlı çalışmasında, M.Ö. 1100’den günümüze, dünyanın en eski ve en büyük devletlerinden Çin uygarlığının farklı hanedanlar altında, farklı türden yabancılarla ilişkilerini aydınlatıyor.

Çalışmanın özgünlüğü, bu Asyalı devin, özellikle yabancıların gözünden ve yabancılarla ilişkileri üzerinden tarih boyunca nasıl kurgulanıp idare edilmeye çalışıldığını göstermesidir diyebiliriz.

Çin’in tekrarlanıp duran bazı döngülerden geçtiğini, çalkantı ve karmaşadan güçlü merkezi hükümete, oradan gene çalkantı ve karmaşaya dönüştüğünü söyleyen Gelber, görünürdeki her döngüye yol açan, Çin devletinin belli başlı üç sorununa işaret ediyor.

Yazara göre bunlar, nüfus artışı, şahsa dayalı merkezi idare ve oynak, değişken sınırlardır.

Yazar, her üç sorunu da ayrıntılı bir biçimde irdeliyor.

  • Künye: Harry G. Gelber – Çin ve Dünya, çeviren: H. Hülya Kocaoluk, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 437 sayfa

Eric Jones – Avrupa Mucizesi (2010)

Eric Jones, ‘Avrupa ve Asya’nın Tarihinde Çevre, Ekonomi ve Jeopolitik’ alt başlığını taşıyan ‘Avrupa Mucizesi’nde, Avrupa deneyimiyle ilgili genellemelerin esasına iniyor; Avrupa’nın ekonomik deneyiminde doğal çevrenin nasıl bir rol oynadığını irdeliyor ve ulus-devlet biçimindeki siyasal düzenlemelerin, daha önemlisi bu devletler arasındaki işlevsel ilişkilerin, Avrupa’nın ekonomik büyümesini ne ölçüde etkilediğini araştırıyor.

“Ekonomik büyüme ve kalkınma neden Avrupa’da başladı?” sorusundan hareketle çalışmayı kaleme alan Jones, modern Avrupa’yı öncelleyen koşulları, öteki büyük Avrasya uygarlıklarıyla yaptığı karşılaştırmalar ekseninde değerlendiriyor.

Jones’un ayrıntılı karşılaştırmalarında ayrıca, Çin ve Hindistan ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nun da yer alması, çalışmanın Türkiye’yi ilgilendiren önemli bir yönüdür diyebiliriz.

  • Künye: Eric Jones – Avrupa Mucizesi, çeviren: Ahmet Fethi, Hil Yayın, tarih, 405 sayfa

Erdoğan Alkan – Yunus’tan Luther’e Çağrı (2010)

Erdoğan Alkan ‘Yunus’tan Luther’e Çağrı’ isimli elimizdeki romanında, Avrupa’da Reform ve Hümanizma gibi düşünce akımlarının doğuşunda Yunus Emre’nin rolünü irdeliyor.

Alkan romanını, Fransız araştırmacı Pierre Saghers’in, Yunus Emre üzerine yayımladığı kitabında ortaya attığı bir sorudan yola çıkarak yazmış.

Osmanlı zindanında yatan bir İtalyan tacirin Yunus Emre’nin şiirlerini çevirdiğini ve Martin Luther, Erasmus ve Sebastian Franck’ın da bunları kendi dillerine çevirdiklerini söyleyen Seghers, böylelikle Rönesans ve Hümanizma hareketinin bu üç önemli isminin, özgürlükçü düşüncelerin ilk tohumlarını, kendilerinden yüz yıl önce yaşayan Yunus Emre’den aldıklarını savunuyordu.

Alkan da, söz konusu iddiadan hareketle bu romanında, 16. yüzyıl Avrupa’sı ile 13. ve 14. yüzyıl Anadolu’sunda yaşanan siyasal erk ve din savaşları arasındaki benzerliklerin izini sürüyor.

  • Künye: Erdoğan Alkan – Yunus’tan Luther’e Çağrı, Arkadaş Yayınevi, roman, 158 sayfa

A. Raşit Kaya – İspanya (2019)

İspanya yalnızca Avrupa’nın değil, dünyanın en ilginç ülkelerinden biridir.

Çünkü İspanya siyasal yaşamı, siyaset biliminin jargonuna yeni kavramlar armağan ettiği gibi, toplumsal/siyasal gelişme, değişme konularına ilgi duyanlara da yeni ve farklı düşünme olanakları sunuyor.

İşte Raşit Kaya’nın elimizdeki çalışması, İspanya’nın dört dörtlük bir siyasi tarihini sunmasıyla bu alana ilgi duyanlar için kaçırılmayacak bir fırsat.

Burada, kıyım gibi bir iç savaştan sonra faşizme yenilen, faşizmin bütün baskılarına ve uzun yıllar iktidarda olmasına rağmen yine de yönünü demokrasiye dönen ve bu yönüyle özellikle Türkiye gibi ülkeler açısından ders mahiyetinde bir tarihe sahip olan İspanya’nın kendine has dinamikleri ele alınıyor.

Kitapta,

  • İspanyol Kurtuluş Savaşı ve sonrasında yaşananlar,
  • General Miguel Primo de Rivera’nın diktatörlüğü ve İspanya’da iç savaşa götüren yol,
  • İç savaşın neden olduğu yeni siyasi yapı,
  • Faşizmin zaferi ve Franco’nun iktidara gelişi,
  • İç savaş sonrası ve II. Dünya Savaşı sonrasındaki yeni düzende İspanya’nın rolü,
  • İspanya’da demokrasiye geçiş süreci,
  • İspanya’nın “Aydınlar Dilekçesi”,
  • Demokrasiye geçiş sürecinde Franco’cu Devlet’in çözülmesi,
  • İspanyolların yeni anayasası “La Magna Carta Española”nın hazırlanma süreci,
  • İspanya’nın AB’ye giriş sürecinde yaşananlar,
  • Ve bunun gibi pek çok konu ele alınıyor.

Künye: A. Raşit Kaya – İspanya: Faşizmden Demokrasiye, Ayrıntı Yayınları, 208 sayfa, 2019

Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt (2019)

Beşinci Murad’ın tek oğlu olan Selahaddin Efendi, II. Abdülhamid yönetiminin en karanlık, en kâbus dönemlerinde yaşadı.

Beşinci Murad henüz üç aylık saltanat sürmüşken tahttan indirilmişti ve Selahaddin Efendi de henüz on beş yaşındayken ailenin diğer fertleriyle birlikte gözetim altında yaşamak zorunda kalmıştı.

Bu acımasız tecrit, Beşinci Murad’ın öldüğü 1904 yılına kadar tam 28 yıl boyunca devam etti.

Selahaddin Efendi bu dönemde, zamanının önemli bir kısmını defterlere yazmaya ayırdı.

Edhem Eldem’in her bir bölümü döneme ilişkin analizlerle irdelediği yazıları eşliğinde sunulan bu kitap, Selahaddin Efendi’nin “Sada-yı Mahpus” (Hapisteki Ses) adı altında topladığı yazı ve kayıtlarına ek olarak günlüklerini de kapsıyor.

Son dönem Osmanlı tarihinin en ilginç ve özgün kaynaklarından birini oluşturan bu defterler, Eldem tarafından yeni harflere aktarılıp ayrıntılı açıklama ve yorumlarla bu kitapta sunuluyor.

Kitap, Selahaddin Efendi’nin metinlerinin tıpkıbasımlarının yanı sıra, Eldem’in her cildi tarihsel ve toplumsal bağlamı içine yerleştiren giriş yazılarıyla birlikte okuyuculara sunuluyor.

Dizinin bu ilk cildinde ise, Beşinci Murad ile Cléanthi Scalieri (1833-1892) arasındaki gizli yazışmanın kayıtları ele alınıyor.

Scalieri, Proodos (Terakki) mason locasının başındayken, o sırada henüz şehzade olan Murad’a yakınlığıyla bilinirdi.

Genç veliahdı 1872 yılında masonluğa kabul ettirmiş, kısa saltanatından sonra da onu tekrar tahta geçirmek için mücadele etmiş, 1878’de Atina’ya kaçtıktan sonra da Murad’la haberleşmeye devam etmişti.

1883 ile 1886 yılları arasındaki bu iki yönlü yazışmayı Çırağan cephesinde yürüten Selahaddin Efendi, bu deftere de kaydederek bugüne kadar gelmesini sağlamış.

Eldem’in yayına hazırladığı malzemenin bütününü tanıtıp dönemin genel bir değerlendirmesini yaptığı uzun giriş yazısıyla birlikte, Selahaddin Efendi’nin buradaki metinleri ve yazışmaları, II. Abdülhamid döneminin en karanlık süreçlerinden birine ışık tuttuğu gibi, dönemin siyasi ve zihniyet dünyasını daha iyi anlamamıza da vesile oluyor.

  • Künye: Edhem Eldem – V. Murad’ın Oğlu Selahaddin Efendi’nin Evrak ve Yazıları, 1. Cilt: V. Murad ile Cléanthi Scalieri, İş Kültür Yayınları, tarih, 224 sayfa, 2019