Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü (2010)

Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar’ın uzun soluklu araştırmalarının ürünü olan ‘İhtilalin İçyüzü’nün ilk bölümü 1962, ikinci bölümü de 1965 yıllarında Milliyet gazetesinde tefrika edilmişti.

Yazarlar burada, Türkiye’nin yakın siyasî ve sosyal hayatının en önemli olaylarından biri olan 27 Mayıs darbesini öncesi ve sonrasıyla ele alıyor.

Darbenin gizli kalmış yönlerini araştırıp tespit eden çalışma, bu yönüyle dönemin tarihi açısından büyük öneme haiz.

Ayrıca yazarların, Milli Birlik Komitesi’nde yer alan üyelerle yetinmeyerek, olaylara tanık olan başka kaynaklara da başvurmaları, çalışmayı nitelikli kılan hususların başında geliyor.

İpekçi ve Coşar, 1950 seçimlerinden önce orduda kurulan teşkilattan ve darbenin hazırlık aşamasından, iktidarı ele geçiren komitede yaşanan tasfiye hareketine kadar geçen dönemi, tanıklıklar ve belgelerle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Abdi İpekçi ve Ömer Sami Coşar – İhtilalin İçyüzü, İş Kültür Yayınları, siyaset, 481 sayfa

Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri (2019)

Zerdüştilik, cahiller ve peşin hükümlülerin en kolay saldırdığı dinlerdendir.

Bunlardan kimileri Zerdüşt ve Zerdüştiliğe hakaret etmekte, kimileri bu dini “ateşperestlik” olarak küçümsemekte, işi daha da abartan kimileri de Zerdüştiliği din olarak dahi görmemekte.

Daha önce yaptığı önemli çalışmalarla bildiğimiz Kadri Yıldırım ise, orijinal Zerdüşti ve İslami kaynaklara dayanarak Zerdüşt, Avesta ve Zerdüşti doktrin hakkında aydınlatıcı bir rehber kitaba imza atmış.

Yıldırım, kitabının girişinde, Zerdüştî ve İslami kaynakları kapsamlı bir şekilde tanıtıyor, birinci bölümde Zerdüştî kaynaklara göre, ikinci bölümde de İslami kaynaklara göre Zerdüşt, Avesta ve temel öğretileri inceliyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri, İslam tarihinden Zerdüştiliğin nasıl ele alındığını ve bunun daha sonra İslam’daki Zerdüştilik algısını nasıl biçimlendirdiğini ortaya koyması.

Konu hakkında bilgilere dayalı ve sağlıklı bir kaynak isteyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Kadri Yıldırım – Zerdüşti ve İslami Kaynaklara Göre Zerdüşt Avesta ve Temel Öğretileri, Avesta Yayınları, tarih, 424 sayfa, 2019

Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu (2019)

“Bellek” genellikle tarihin eşanlamlısı olarak kullanılır, ama “tarih-aşırı” bir kategori halini alarak onu ele geçirme yönünde kendine özgü bir eğilim gösterir.

Böylece geçmişi, geleneksel olarak tarih diye adlandırılan disiplininkinden daha geniş ilmekli bir ağın içine alarak, bu geçmişe büyük ölçüde öznellik ve “yaşanmışlık” dozu katar.

Bellek günümüzde Batı toplumlarının kamusal uzamını istila etmiş halde.

En azından Enzo Traverso, böyle düşünüyor.

Traverso bu incelemesinde, bellek ve tarih algımızdaki dönüşümü kayda alıyor.

Geçmişin, şimdiki zamana eşlik ettiğini ve medyanın fazlaca abarttığı, kamusal güçlerin genellikle keyiflerince yönettiği bir “bellek” olarak şimdiki zamanın kolektif imgelemine kök saldığını belirten Traverso, belleğin, “anma takıntısı”na dönüştüğünü ve “bellek mekânları”nın değer kazanmasının, hatta kutsallaştırılmasının gerçek bir “yer tapınması” halini aldığını savunuyor.

Traverso, bundan böyle artık her şeyin bellek oluşturmak anlamına geldiğini ve geçmişin; kültürel duyarlılıklara, etik sorgulamalara ve şimdiki zamanın politik gereklerine göre ayaklanıp yeniden yorumlandıktan sonra kolektif belleğe dönüştüğünü ifade ediyor.

Yazara göre, tarihsel alanlar reklam stratejileriyle kitlelerin beğenisine hitap eden, düzenlenmiş ziyaret yerlerine ve müzelere dönüştürülmüş ve böylece “bellek turizmi” şekillenmiştir.

Kitap, tarih ile bellek arasındaki ilişkileri araştırmayı ve geçmişin kamusal kullanımlarının bazı veçhelerini tahlil etmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Enzo Traverso – Geçmişi Kullanma Kılavuzu: Tarih, Bellek, Politika, çeviren: Işık Ergüden, İletişim Yayınları, tarih, 136 sayfa, 2019

Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki çalışmasında, Osmanlı’nın kuruluş aşaması hakkında geliştirilebilecek yeni bir yaklaşımı, 14. ve 15. yüzyılın günümüze kalmış en erken kaynaklarını arayarak geliştirmeye çalışıyor.

Yazar ilk olarak, Paul Wittek’in, Osmanlı’nın doğmasını sağlayan güç, Hıristiyan komşularına karşı İslamiyet’i yaymaktı görüşünü (gazâ) tartışıyor.

Yazar ardından, seyahatnameler, günümüze kalmış 14. ve 15. yüzyıl Osmanlı belgeleri, kitabeler ve Bizans ve erken Osmanlı tarih anlatılarına dayanarak, Osmanlı’nın İslami temelli olmaktan ziyade, herkese açık bir ganimet konfederasyonu işlevini gördüğünü savunuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 185 sayfa

Beki L. Bahar – Bir Zamanlar Çıfıt Çarşısı (2010)

Beki L. Bahar’ın ‘Bir Zamanlar Cıfıt Çarşısı’nda bir araya gelen yazıları, Anadolu’da antik çağlardan itibaren yaşayan Yahudilerin Bursa, Edirne ve Eskişehir’deki izlerini sürüyor.

Bu şehirlerde, kuruluş yıllarından itibaren varolan Yahudi topluluklarının, Roma ve Bizans dönemlerinden günümüze yaşadıkları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

Söz konusu şehirlerde dünden bugüne varlığını sürdüren Yahudi cemaatleri, sinagoglar ve onların özellikleri, Yahudi mahalleleri ve evleri, akrabalık ilişkileri, evlilik gelenekleri, cemaat içinde kendi hikâyeleriyle öne çıkmış portreler ve cemaatin karşı karşıya geldiği olaylar, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

  • Künye: Beki L. Bahar – Bir Zamanlar Çıfıt Çarşısı, Pan Yayıncılık, tarih, 204 sayfa

Halit Kaya – Refet Bele (2010)

Halit Kaya elimizdeki kitabında, Atatürk’ün yanında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında emeği geçen Refet Bele’nin askeri ve siyasî macerasını anlatıyor.

Kaya, Osmanlı Devleti’nin son döneminin genel bir değerlendirmesini yaptıktan sonra, Refet Bele’nin yetişmesinde etkisi olan olayları ve Bele’nin ailesi, eğitimi ve 1. Dünya Savaşı’ndan önceki görevlerini anlatıyor.

Kitabının ikinci bölümünde, Bele’nin 1. Dünya Savaşı’ndaki faaliyetlerini ele alan Kaya, ardından sırasıyla, Bele’nin Milli Mücadele dönemi ile Mudanya Mütarekesi’nden sonra Trakya ve İstanbul’daki çalışmalarına odaklanıyor.

Yazar, kitabının son bölümünde ise, Bele’nin Cumhuriyet dönemindeki faaliyetlerini irdeliyor.

  • Künye: Halit Kaya – Refet Bele, Bengi Yayınları, biyografi, 302 sayfa

Gregori Nikolayeviç Kazbegi – Bir Rus Generalinin Günlükleri (2019)

Gregori Nikolayeviç Kazbegi, Gürcü bir general olarak Rus ordusunda görevliydi.

Kazbegi, 1874 yılının baharında, “Türkiye Gürcistan’ı” olarak nitelendirdiği Artvin ve çevresini ziyaret etmişti.

Kazbegi, üç ay boyunca bu bölgede pek çok noktayı dolaşmış, bu ziyaretlerinden edindiği izlenimlerini günlüklerine yazmış.

Günlükler, Kazbegi’nin olağanüstü gözlem ve gücü ve harikulade doğa bilgisiyle bilhassa dikkat çekiyor.

Günlükler, önemin Artvin’indeki gündelik, toplumsal ve kültürel yapı hakkında çok değerli bilgiler barındırıyor.

Günlükte bunun yanı sıra, Şavşatlı devrimcilerin yenilgisi ile sonuçlanan Selim Himşiaşvili öncülüğündeki “On Binlerin İsyanı”nın tarihsel arka planına, Yusufeli’nde o dönemde hâlâ yaşamakta olan 80 Hristiyan ailenin varlığına, Artvinli Ermenilerin ilginç yaşantılarına, eski dilde yazılmış İncil’i okumak için yirmi saat yaya yolculuğun ardından Artvin’e ulaşan Gürcü bir rahibe ve bunun gibi pek çok ilginç bilgiye ulaşıyoruz.

  • Künye: Gregori Nikolayeviç Kazbegi – Bir Rus Generalinin Günlükleri: Türkiye Gürcistanı’nda Üç Ay, çeviren: Rıdvan Atan, Doruk Yayınları, günlük, 176 sayfa, 2019

Georges Vigarello – Ortaçağ’dan 20. Yüzyıla Şişmanlığın Tarihi (2016)

Ortaçağ’da şişmanlar, ataları simgeledikleri için beğeni toplarken, günümüzde neden ayıplanıyor?

Sosyolog ve tarihçi Georges Vigarello, şişmanlığa dair olumsuz algının modern Avrupa’da oluşma sürecini araştırıyor.

Kitap, Ortaçağ’ın oburlarından 21. yüzyılın bir deri bir kemik mankenlerine uzanan özgün bir şişmanlık tarihi.

  • Künye: Georges Vigarello – Ortaçağ’dan 20. Yüzyıla Şişmanlığın Tarihi, çeviren: Yasemin Kayacan, Doğan Kitap, kültür tarihi, 312 sayfa, 2016

Riccardo Mandelli – Son Sultan (2016)

Riccardo Mandelli’nin İtalyan Devlet Arşivi, Dışişleri Bakanlığı Arşivi ve San Remo Belediye Arşivi’ne dayanan bu önemli çalışması, son Osmanlı Sultanı Vahdeddin’in San Remo’daki üç yılında yaşadıklarının kapsamlı bir incelemesini sunuyor.

Kitapta,

  • Vahdeddin’in ülkeyi nasıl terk ettiği,
  • Mustafa Kemal’in Vahdeddin’in yanındaki ajanlarının kimler olduğu,
  • Sultan Vahdeddin’in Mussolini ile neden görüştüğü,
  • Mussolini’nin Türkiye’yle ilgili planlarının ne olduğu,
  • İtalyan polisinin, Sultan Vahdeddin’in her adımını neden izlediği ve ne gibi raporlar tuttuğu,
  • Sultan Vahdeddin’in özel doktoru Reşad Paşa’nın ölümünün ardındaki sır perdesinin ne olduğu,
  • Sultan Vahdeddin’in zehirlenip zehirlenmediği,
  • İtalyan polisinin bu ani ölümle ilgili kimlerden şüphelendiği,
  • Ve buna benzer önemli tarihi bilgiler, burada.

Künye: Riccardo Mandelli – Son Sultan, çeviren: Feza Özemre, Timaş Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2916

Nur Altınyıldız Artun – Muhafaza/Mimarlık (2019)

Nur Altınyıldız Artun’un bütün akademik ve mesleki hayatında, derin bir harabe ilgisi vardır.

Artun’un asıl odaklandığı konu da, tarihsel çevreyi korumanın Türkiye’ye özgü politika ve ideolojileriydi.

Koruma kavramını, İstanbul özelinde, İmparatorluk döneminde toplumun kültürel söylemine katıldığı 19. yüzyıl ortalarından, kurumsallaşmasını tamamladığı 1970’lere kadar araştırması, Artun’un muazzam katkılarından biridir.

Artun bu dönem aralığında, ekonomik ve ideolojik önceliklere paralel biçimde şekillenen kentleşme ve mimarlık uygulamaları ve söylemleri üzerinden İstanbul’da tarihsel çevrenin geçirdiği değişimleri inceler.

İşte bu kitap da, Artun’un çalıştığı alan üzerindeki birikiminin en iyi örneklerini sunan makalelerini içeriyor.

Kitaptaki “İstanbul’un Mimarlık Mirası ve Koruma İdeolojisi” başlıklı ilk makale, İstanbul’a özgü koruma tasarılarının Osmanlı’dan 1960’lara uzanan dönüşümünün arka planına odaklanıyor.

“Harabe Manzaraları/İhtişam Hatıraları, İmparatorlukla Cumhuriyet Arasındaki Eşikte

Siyaset ve Mimarlık” makalesinde Nur Artun, Osmanlı İmparatorluğu’nun Cumhuriyet Türkiye’sine devrettiği harabelere odaklanarak kent üzerinden yapılan hem inkılapçı hem de muhafazakâr siyasetlerin İstanbul efsanesine bakışlarını, korumaya dair ürettikleri söylemleri ve imar uygulamaları adı altında gerçekleşen kentsel dönüşümleri inceliyor.

Nur Artun, kitabın ek bölümünde yer alan “Harabe Kavrayışının Tarihi” başlıklı makalesinde ise, 1970 sonrası koruma politikaları ve bunların kent ve mimarlık üzerindeki sonuçlarına odaklanıyor.

  • Künye: Nur Altınyıldız Artun – Muhafaza/Mimarlık, derleyen: Bilge Bal, İletişim Yayınları, mimari, 183 sayfa, 2019