Nevzat Onaran – Emvâl-i Metrûke Olayı (2010)

Nevzat Onaran ‘Emvâl-i Metrûke Olayı’ başlıklı çalışmasında, Osmanlı Devleti’nde ve Cumhuriyet Türkiyesi’nde Ermeni ve Rumların mallarına en konulma süreçlerini ele alıyor.

Konuya dair kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gizli ve açık oturumlarında olayın nasıl ele alınıp tartışıldığını da araştıran Onaran, Emvâl-i Metrûke meselesini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

1915’te ve sonrasında Anadolu’da neler yaşandığının ekonomik boyutunu analiz eden ve altı bölümden oluşan çalışmanın ilk dört bölümünde, 1915’ten 1930’lu yıllara kadar geçen dönemde Ermeni ve Rum mallarına el konulması, dağıtılması ve satılması konuları inceleniyor.

Kitabın sonunda ise, belgelerin yanı sıra, Meclis’teki gizli ve açık celse görüşmelerinin tutanakları veriliyor.

Kitapta ayrıca, 12 Eylül darbesinin azınlık mallarıyla ilgili uyarısını içeren genelgesi de yer alıyor.

  • Künye: Nevzat Onaran – Emvâl-i Metrûke Olayı: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi, Belge Yayınları, tarih, 606 sayfa

Taylan Sorgun – Halil Paşa (2010)

Taylan Sorgun ‘Halil Paşa’ adını taşıyan elimizdeki kitabında, Enver Paşa’nın amcası olan, değişik cephelerde savaşmış Halil Paşa’nın anılarını ve bu anılar aracılığıyla, İttihat ve Terakki partisinin bir kesitini sunuyor.

Halil Paşa’nın İttihat ve Terakki’nin güçlü aktörlerinden biri haline gelişi; Makedonya’da yürüttüğü mücadele; Kutülamare ile Bakü’deki başarıları ve Damat Ferit Paşa’nın sadrazamlığı zamanında Bekirağa Bölüğü Hapishanesi’ne kapatılışı, kitaptaki dikkat çeken anılardan birkaçı.

Halil Paşa’nın anılarının yanı sıra, Sorgun’un yaptığı araştırmalar sonucu ortaya çıkan belgeleri de ihtiva eden çalışma, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan gerilimli bir dönemin panoramasını çiziyor.

  • Künye: Taylan Sorgun – Halil Paşa, Destek Yayınevi, anı, 288 sayfa

Kolektif – Devlet ve Maduniyet (2010)

‘Devlet ve Maduniyet’, ilk kez İtalyan Marksist Antonio Gramsci tarafından kullanılmış “madun” kavramından ve maduniyet çalışmalarından yola çıkarak Türkiye ve İran’da modernleşmeyi, toplum ve devleti konu edinen yazılardan oluşuyor.

Yazılar, devlet eliyle yerinden edilme olgusu, farklı etnik ve dini kimliklerin devlet karşısındaki eşit hak talepleri ve toplumsal cinsiyet sorunu ve kadının toplumsal yaşamındaki yeri gibi başlıklar ekseninde iki ülke arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları işliyor.

Kitapta,

  • Zaman ve iş disiplini bağlamında Türkiye ve İran’da modernleşme,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde işçiler ve devlet,
  • Jön Türk politikalarına Rus Ortodoksların tepkileri,
  • İran’da 1927-1929 arasını kapsayan yeni düzende muhalifler,
  • Kemalist Cumhuriyette Osmanlı mirası,
  • Rıza Şah’ın İran’ında işçiler,
  • Milli Mücadelenin ardından yapılan reformlara sufilerin tepkileri,
  • Türkiye’de Kemalist modernizasyona bir tepki olarak Menemen Olayı,
  • Rıza Şah dönemi kadın aktivizmi,
  • Türkiye’de İsviçre Medeni Kanunu’nun kabulünden önce ve sonra çokeşlilik.
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Touraj Atabaki, Donald Quataert, Vangelis Kechriotis, Stephanie Cronin, Erik Jan Zürcher, Kaveh Bayat, Hülya Küçük, Umut Azak, Afsaneh Najmabadi ve Nicole van Os.

  • Künye: Kolektif – Devlet ve Maduniyet, derleyen: Touraj Atabaki, çeviren: Serhan Afacan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 264 sayfa

Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı (2020)

Nietzsche’nin de dostu olan Erwin Rohde, tam bir Antik Yunan dünyası bilginidir.

‘Psykhe’ ise, kendisinin ruhlar kültünü Yunan dünyası üzerinden irdelediği, tam 600 sayfayı bulan bir başyapıttır.

Rohde’nin hem antropolojik hem de folklorik çalışmalardan yararlanan bu eseri, öylesine çığır açıcıdır ki ruha dair erken Yunan düşüncesi üzerine çağdaş araştırmaların başlamasına vesile oldu.

Homeros ve Hesiodos’un şiirlerinden mitolojik kahramanlara, dini adetlerden Eleusis Gizemlerine, filozoflardan halk edebiyatına uzanan ‘Psykhe’, konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla, Yunanlar ölülerle bağını hiç kesmedi.

Örneğin bir Solon yasası, ölü birinin kötülenmesini yasaklamıştı.

Ölü bir kişinin soyundan gelenler atalarını karalayan birine yasal takibat yapmak durumundaydı.

Bu da ölülerin ruhuna borçlu oldukları dini görevler arasındaydı.

Kitapta bu ve bunun gibi pek çok konu yer alıyor ve daha da önemlisi, Antik Yunan dünyasındaki ruh kültünün kendilerinden sonraki toplumları nasıl etkilediği hakkında önemli ayrıntılar da yer alıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ölmek, görünen her şeye, duyularla algılanabilir maddi olana içsel olarak ölmek, felsefenin amacı ve meyvesidir.

‘Ölüme hazır olmak’ kâmil filozofun mührüdür.

Böyle biri için felsefe, onu bedenden ve onun arzularından, telaşından, şiddetli heyecanlarından ilelebet kurtaran ve onu tamamıyla ebediyete ve onun sessizliğine geri veren kurtarıcıdır.”

“Ölüm başka bir varoluş biçimine geçiş mi, yoksa kişisel yaşamın tamamen sona ermesi midir?

Bilge için her ikisi de eşit derecede makbuldür, zira yaşamın değerini uzunluğuna göre değil, içeriğinin zenginlikleriyle ölçer.”

“Yunanlar, aklileştirilmiş bir Tanrı inancını yaratma onurunu Yahudilerle paylaşmaktadırlar; buna karşılık, uygarlaşmış insanın ruhun doğası ve kaderini algılama şeklini binlerce yıl boyunca belirleme onuru tek başına onlara aittir.”

  • Künye: Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, tarih, 600 sayfa, 2020

Serge Gruzinski – Orada Saat Kaç? (2010)

Tarihçi Serge Gruzinski ‘Orada Saat Kaç?’ta, 16. yüzyılda, Meksikolu Heinrich Martin ile İstanbul’da yaşayan isimsiz bir yazarın, çok farklı coğrafyalarda bulunmalarına rağmen, ortak hisleri ve duyuşlarıyla dünyayı nasıl benzer biçimde algıladıklarını ortaya koyuyor.

Yazar, ele aldığı kişilerin bakış açıları aracılığıyla, başka dünyalara dair sorgulamaların temeline iniyor ve bu sorgulamaların yalnızca yakın dönemdeki iletişim teknolojilerinin yarattığı etkilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda uzak geçmişte de benzer durumların yaşandığını gözler önüne seriyor.

Kitap bir yönüyle de, insanların birbirlerini anlama çabalarının ve sınırları yıkmaya yönelik girişimlerinin hikâyesi olarak da okunabilir.

  • Künye: Serge Gruzinski – Orada Saat Kaç?, çeviren: Özcan Doğan, Doğu Batı Yayınları, tarih, 220 sayfa

Ahmet Doğan – 1968 Devrimci Eğitim Şûrası ve 1969 Öğretim Boykotu (2010)

Eğitimci Ahmet Doğan’ın elimizdeki çalışmasının ilk bölümü, Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) tarafından düzenlenen 1968 Eğitim Şûrası’nı; ikinci bölümü ise 1969 yılındaki Büyük Öğretmen Boykotu’nu ele alıyor.

Doğan, Türkiye eğitim tarihinin dönüm noktalarından olan Eğitim Şûrası’nın toplanma nedenlerini, nasıl çalıştığını, Şûra’da alınan kararları ve ertesinde yaşananları ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Doğan ardından, yine öğretmen mücadelesinin önemli süreçlerinden biri olan ve Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Mehmet Başaran ve Dursun Akçam gibi isimlerin öncülüğünde başlayan 1969 Öğretim Boykotu’nu ve sonuçlarını irdeliyor.

  • Künye: Ahmet Doğan – 1968 Devrimci Eğitim Şûrası ve 1969 Öğretim Boykotu, Bilim ve Gelecek Kitaplığı, inceleme, 144 sayfa

Mehmet Doğan – Bilim ve Teknoloji Tarihi (2010)

Mehmet Doğan ‘Bilim ve Teknoloji Tarihi’nde, baş döndürücü bir hızla kaydedilen bilimsel gelişmelerin tarihini dünya ve Türkiye ekseninde araştırıyor.

Çalışmasına, bilimin dünyanın farklı medeniyetlerinde kaydettiği gelişmelerle başlayan Doğan, bazı teknolojiler ile bilim alanlarının gelişimini ve Cumhuriyet Türkiye’sinde ortaya konan bilimsel gelişmeleri anlatıyor.

Tüm çağları ve kültürleri kapsayan bilimsel olayların izini süren yazar, böylelikle kolay okunur ve bilim tarihinin özeti niteliğinde bir esere imza atmış.

Kitap, sadece fen ve teknik bilimler öğretimi alan öğrencilere değil, bilimsel/teknik gelişmeleri derli toplu bir kaynaktan öğrenmek isteyenlere de hitap ediyor.

  • Künye: Mehmet Doğan – Bilim ve Teknoloji Tarihi, Anı Yayıncılık, bilim, 296 sayfa

Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi (2010)

‘Avrupa’da Demokrasi’, geniş bir zaman diliminde Avrupa’da demokrasinin gelişimine, geçirdiği dönüm noktalarına odaklanıyor.

Antik Yunan’da demokrasinin nasıl filizlendiğiyle çalışmasına başlayan Luciano Canfora, Büyük İskender ve kölelik zamanlarından günümüze, Avrupa’nın demokrasiyi kurmasındaki dönüm noktalarını tespit ediyor.

Canfora, genel oy hakkının kazanılması, Soğuk Savaş süreci, Fransız Devrimi, Marksizmin Doğu ve Batı Avrupa’daki etkisi, Paris Komünü, Rus Devrimi ve faşizm zamanları gibi süreçlerden gelişerek ya da zayıflayarak yol alan Avrupa demokrasisini anlatırken, tarihin yanı sıra, sosyoloji ve siyaset biliminden de yararlanıyor.

  • Künye: Luciano Canfora – Avrupa’da Demokrasi, çeviren: Neşenur Domaniç ve Nusret Ayhan, Literatür Yayıncılık, siyaset, 347 sayfa

Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam (2010)

 

‘Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam’, Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos’un 1920 öncesi dönemi kapsayan anılarını bir araya getiriyor.

Anılarda, Mübadele öncesi Şile’de gündelik hayat, Şile yerlilerinin denizle ilişkisi, Müslüman ve Ortodoks Hıristiyan Şile halkının birbirleriyle nasıl ilişkiler kurdukları ve Şile ekonomisinin temelleri konularında çok önemli bilgiler yer alıyor.

Kitaptaki anılar, Şile’ye dair duygusal ve sevgi dolu üsluplarıyla da dikkat çekiyor.

Yunanistan’daki Küçük Asya Araştırmaları Merkezi arşivinde bulunan anılar, 1939’dan beri mübadillerle yapılan sözlü tarih çalışmalarının bir parçası.

  • Künye: Natalia Adamantidu ve Yeoryios E. Papastratos – Mübadele Öncesinde Şile’de Yaşam, çeviren: Elisabevet Haritonidis Kovi, Kitap Yayınevi, anı, 200 sayfa

Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri (2010)

Sungur Savran’ın ‘Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri’nin ilk cildi olan elimizdeki eser, 1908-1980 zaman aralığındaki mücadelelere odaklanıyor.

Savran, 20. yüzyıl Türkiye’sinin politik gelişiminin sınıf mücadelelerinin prizmasından ele alınmadıkça doğru biçimde kavranamayacağını belirtiyor.

Çalışma bu fikirden hareketle, 30’lu yıllardan başlayarak 70’li yıllara kadar Türkiye solunu etkisi altına almış olan Kemalizm ile 80’li yıllarda sol Kemalizme, hâkim ideolojinin sınırları içinden bir alternatif oluşturmaya yönelen sol liberalizmle hesaplaşıyor.

1908 Jön Türk devrimi konusunda bir bölümün de yer aldığı kitapta, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze sermaye birikimi, sınıf mücadeleleri, devlet ve burjuva kesim ekseninde gelişen hareketlilik kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın hazırlanmakta olan ikinci cildi ise, sınıf mücadelelerini 1980-2010 zaman aralığında irdeliyor.

  • Künye: Sungur Savran – Türkiye’de Sınıf Mücadeleleri, Yordam Kitap, siyaset, 253 sayfa