Süha Ünsal – İkazcı Mehmet Şükrü (2009)

Süha Ünsal ‘İkazcı Mehmet Şükrü’de, hukukçu, gazeteci ve politikacı olarak Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e geçişin önemli aktörlerinden birinin biyografisini sunuyor.

Milli Mücadele döneminde ‘İkaz’ adında bir gazete çıkaran Mehmet Şükrü Bey, Sivas Kongresi’nden sonra da Büyük Millet Meclisi’ne katılmış.

Mehmet Şükrü Bey, Meclis’in ilk aylarındaki muhalif çizgisini daha sonra da devam ettirmiş.

Ünsal, İttihatçı geçmişi ve savaş yıllarında askeri savcılık yapmış olmasına rağmen, bütün düşüncelerini bir hukuksal çerçevede tanımlamaya çalışan ve kanunun üstünlüğü düşüncesinden hiç taviz vermeyen bir kişiliğe sahip Mehmet Şükrü Bey’in kapsamlı bir biyografisini sunuyor.

  • Künye: Süha Ünsal – İkazcı Mehmet Şükrü, Dipnot Yayınları, biyografi, 423 sayfa

Mark A. Kishlansky – Batı’nın Kaynakları (2009)

Mark A. Kishlansky, iki cilt halinde hazırladığı ‘Batı’nın Kaynakları’nda, Batı medeniyetinin kültürel, edebi, felsefi ve siyasal köklerini inceliyor.

Çok sayıda belgeden yararlanan yazar, başvuru niteliğindeki çalışmasında klasik dönemden başlayarak, yaratılış destanları; antik ve klasik dönemde Yunanistan; Roma dönemi; Ortaçağ Avrupası ve İslam dünyası; Rönesans ve reform çalışmaları; din savaşları; bilim ve ticaret; Aydınlanma; Fransız Devrimi; 19. yüzyılda toplum ve kültür; sanayileşme dönemi; aklın ve bedenin özgürleşmesi; emperyalizm; 20. yüzyılda yaşanan savaşlar ve Doğu Avrupa’nın dönüşümü gibi birçok konuyu, kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

  • Künye: Mark A. Kishlansky – Batı’nın Kaynakları, çeviren: Mehmed Kürşad Atalar, Açılım Kitap, tarih, 2 Cilt, 1216 sayfa

Mehmet Vedat Onat – Yakın Tarihimizde Masonluk Üzerine Bir Derleme (2009)

Masonluk hakkında yayımlanan kitapların sayıca çok oluşu, Türkiye’de konunun her daim ilgi çektiğinin en iyi göstergelerinden.

Mehmet Vedat Onat da, ‘Yakın Tarihimizde Masonluk Üzerine Bir Derleme’de, ağırlıklı olarak 1876-1908 zaman aralığındaki masonluk faaliyetlerini inceliyor.

Masonluk çalışmalarına ve bu çalışmaların günümüze uzanan yansımalarına odaklanması kitabın dikkat çeken bir diğer yanı da, İstibdat devri denen baskıcı bir dönemde yayımlanmış olması.

On sekizinci yüzyıldan sonra, kitle iradesinin tarihi şahıslara geçmesini istemeyen gizli bir teşkilatın insanların hayatında aktif rol oynamaya başladığını söyleyen Onat, teşkilatın geçmişten günümüze uzanan çalışmalarını anlatıyor.

  • Künye: Mehmet Vedat Onat – Yakın Tarihimizde Masonluk Üzerine Bir Derleme, Assos Yayınları, inceleme, 104 sayfa

Hraç Norşen – Çileli Ağavni (2009)

Hraç Norşen ‘Çileli Ağavni’de, çocukluğu boyunca babaannesi Ağavni Norşen’den duyduğu aile hikâyelerini anlatıyor.

Ağavni Norşen’in genç kızlığından yaşlılığa uzanan hayatını anlatan yazar, böylece aile tarihinin de bir dökümünü yapmış oluyor.

Babaannesinin anlattıklarını ilk dinlediğinde küçücük bir çocuk olduğunu söyleyen Norşen, babaannesinin hayat hikâyesini, Sivas Suşehri’ne bağlı olan köyü Pürk’ü, ailesinin hiç tanımadığı fertlerine dair hatıralarını ve her birinin yaşadığı acı olayları aktarıyor.

Norşen’in kaleme aldığı anlatı, Ağavni Norşen’in çileli hayatı üzerinden, Ermenilerin bu topraklarda maruz kaldıkları baskıyı kayda geçirirken Türkiye yakın tarihine ışık tutuyor.

  • Künye: Hraç Norşen – Çileli Ağavni, Aras Yayıncılık, anlatı, 251 sayfa

Sebastian Haffner – Hitler Üzerine Notlar (2019)

Daha önce bu sayfada da yer verdiğimiz ‘Bir Alman’ın Hikâyesi’, Nazi iktidarının nasıl herkese ve hayatın her alanına dokunduğunu ve günün birinde sıradan insana da uzanacak şekilde hayatı nasıl cehenneme çevirdiğini gözler önüne seren, döneme dair en çarpıcı tanıklıklardan biri olarak tarihe geçmiş bir kitaptır.

Bizde de çok sevilen kitabın yazarı Sebastian Haffner, şimdi de Adolf Hitler’in hayatı, icraatları, başarıları, yanılgıları, hataları, suçları ve ihaneti üzerine şahane bir eserle karşımızda.

Haffner’in yetmiş yaşında yazdığı kitap, hem üslubu hem de güçlü içeriğiyle ve en önemlisi de tezleriyle, hele hele ‘Bir Alman’ın Hikâyesi’ni sevmiş olanların özellikle okuması gereken bir çalışma.

Kitabı etkileyici kılan hususların başında, Haffner’in, Hitler ve Almanlar arasındaki ilişki konusunda dürüst davranması ve malumatfuruşluktan uzak durması olduğunu özellikle vurgulamalıyız.

Haffner, tarihin bu en acımasız, en vicdansız ve en alçak karakterinin hikâyesini gerçekçi bir tarza anlatırken, aynı zamanda Hitler ile Almanlar arasındaki hikâyenin Hitler’in ölümüyle sona ermediğini de özellikle belirtiyor.

  • Künye: Sebastian Haffner – Hitler Üzerine Notlar, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, biyografi, 208 sayfa, 2019

Sinan Onuş – Kızılca Kıyamet (2016)

Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında çok konuşulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın önde gelen isimlerinden Ali Rıza Bey ile Kurtuluş Savaşı’nda önemli roller almış Dr. Mehmet Fuat Bey, yaşadıkları dönemde tarihin akışına yön veren aktörlerdendi.

Bu iki ismin günlüklerinden yola çıkan elimizdeki kitap ise, 93 Harbi’nden Kurtuluş Savaşı’na uzanan sıkıntılı bir dönemin kaydını tutuyor.

Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı’nın nedenleri ve sonuçları; Kafkas Cephesi’nden İtalya-Avusturya Cephesi’ne uzanan hatta yaşananlar; İngilizler, Fransızlar, Almanlar, Ruslar ve Yunanlar’ın rolü; Mondros Mütarekesi’nden Sevr’e ve Milli Mücadele’ye uzanan süreç, Dumlupınar ve Sakarya savaşları ve daha fazlası…

  • Künye: Sinan Onuş – Kızılca Kıyamet, Kırmızı Kedi Yayınevi

Christopher Hill – İngiliz Devrimler Çağı (2016)

1530-1780 arasında İngiltere’nin dünya tarihini etkileyen devrim sürecinin kapsamlı bir analizi.

250 yıllık zaman dilimindeki sosyal ve politik gelişmeleri yakından izleyen Christopher Hill’in temel savı ise,  1640-1660 İngiliz demokratik devriminin, Sanayi Devrimi’nin koşullarını yarattığı şeklinde özetlenebilir.

  • Künye: Christopher Hill – İngiliz Devrimler Çağı, çeviren: Lale Akalın, Kaynak Yayınları

Taline Ter Minassian – Komintern’in Seyyar Militanları (2019)

1920’lerden başlayarak Sovyetler Birliği’nin dış politikası Ortadoğu, Akdeniz, Yakın Asya ve azınlıklara nasıl bakıyordu?

Fransız tarihçi Taline Ter Minassian ‘Komintern’in Seyyar Militanları’nda, bu konuyu tüm ayrıntılarıyla ve 1920’lerden Soğuk Savaş’a ve günümüze uzanarak irdeliyor.

Kitapta,

  • Sovyet şarkiyatında azınlıkların yeri,
  • İran’daki Sovyet politikasında kilit bir azınlık olarak Ermeniler,
  • Sovyetler ve Meşhed Devrimci Komitesi,
  • Yirmili yıllarda Suriye ve Lübnan Komünist partilerinin iç yapıları ve dış ilişkileri,
  • Sovyetler’in Kuzey İran işgali ve beraberinde getirdiği sorunlar,
  • Ortadoğu’da komünist partilerin kuruluşunda azınlıkların rolü,
  • İran Azerbaycan’ında Sovyet etkisi,
  • Mahabad Kürt Cumhuriyeti ile Sovyetler arasındaki ilişkiler,
  • Sovyetlerin Ortadoğu’da azınlıkların korunması politikasının yıllar içindeki dönüşümü,
  • Ve bunun gibi, çok önemli konular irdeleniyor.

Şunu da özellikle belirtelim:

Minassian’ın kitabı, geniş kapsamının yanı sıra, azınlıklar arasından gelip Sovyet ütopyasının “Seyyar militanları” olarak görev üstlenmiş kişilerin sıra dışı hikâyelerini anlatmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Taline Ter Minassian – Komintern’in Seyyar Militanları: Sovyetler Birliği ve Ortadoğu’daki Azınlıklar, çeviren: Erden Akbulut, Yordam Kitap, tarih, 381 sayfa, 2019

M. Şinasi Acar – Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri (2016)

Takvimler, şifa tasları, hokka ve divitler, rahleler, çekmeceler, buhurdanlar, kum saatleri, mühürler, teraziler, dikiş nakış araçları…

Şinasi Acar’ın bu muhteşem çalışması, Osmanlı toplum yaşamında yer almış soyut ve somut pek çok nesneyi; nesnelerin yapım teknikleri, kullanım yer ve yöntemleri ve sanatkârları hakkında bilgilerle zenginleştirerek ele alıyor.

  • Künye: M. Şinasi Acar – Osmanlı’da Günlük Yaşam Nesneleri, YEM Yayın

Rıza Yıldırım – Bektaşiliğin Doğuşu (2019)

Bektaşilik, Yeniçeri Ocağı’nda egemen bir mezhepti.

Yeniçeri Ocağı da, bilindiği gibi, Osmanlı Devlet sistemindeki merkezî bir yere sahipti.

Bu durumda, Bektaşi Tarikatı ile Osmanlı Devleti arasında çok yakın ve güçlü bir bağdan bahsedilebilir.

Öte yandan devletle çok yakın bağı olan bu tarikat, aynı zamanda Osmanlı dinî-siyasal kültürünün çevresine itilmiş unsurların toparlandığı bir şemsiye kimlik işlevi de görüyordu.

Bu durumda, ilginç bir paradoksla karşı karşıya bulunuyoruz.

Bu durumda, asıl akla takılan sorular şunlar:

Birbirine taban tabana zıt görünen bu iki işlev aynı tarikatta nasıl bir araya geldi?

Bektaşi Tarikatı, bir yandan Osmanlı sisteminin dışladığı derviş dindarlığının birleşme ve kaynaşma platformu haline gelirken diğer yandan nasıl sistemin çekirdeği olan Yeniçeri ordusunun resmî tarikatı olabildi?

İşte Rıza Yıldırım’ın on yıllık araştırmasının meyvesi olan ‘Bektaşiliğin Doğuşu’ başlıklı bu çalışması, Bektaşi Tarikatı’nın Hacı Bektaş’tan başlayıp Balım Sultan’a kadar uzanan iki buçuk yüzyıllık kuruluş serüvenini inceleyen harika bir monografi.

Yıldırım bunu yaparken, Orta Çağ Anadolu’sunda İslâm Pratikleri, modern tarih yazıcılığında Hacı Bektaş Veli, Bektaşi Yolu’nun teşekkülü, Bektaşiler ve Rum abdalları ve Rum abdallarının tasavvuf anlayışı gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

  • Künye: Rıza Yıldırım – Hacı Bektaş Veli’den Balım Sultan’a Bektaşiliğin Doğuşu, İletişim Yayınları, din, 368 sayfa, 2019