Mehmet Akan ve Timur Kuran – Türkiye’de Postanın Mikrotarihi (2019)

Posta denince aklımıza ilkin mektup, pul veya damga gelir.

Hâlbuki posta koleksiyonerlerinin de çok iyi bildiği gibi, posta söz konusu olunca en az bunlar kadar yaygın olarak kullanılan posta formları da vardır.

Posta formlarını meraklısı dışında pek kimse bilmez, öte yandan bunların tarihsel gelişimi bize çok şey söyler.

Ne yazık ki, bu konuyu ele alan yeterli kaynak bulunmamaktadır.

Bu kitabın koleksiyoner olan iki yazarı, tam da bu eksiklikten yola çıkarak posta formlarının Osmanlı’dan günümüze gelişimini kapsamlı bir şekilde izliyor.

Bu alanda bir başvuru kaynağı olarak öne çıkan çalışmanın, tam 816 sayfalık elimizdeki ilk cildinde yazarlar, posta formlarının Osmanlı döneminde başlayan tarihini belgeliyor ve bunların derli toplu bir kataloğunu çıkarıyor.

Çalışma, çeşitli form kategorilerine dair teknik bilgiler vermekle kalmıyor.

Yazarlar aynı zamanda, tarihten bugüne dönemlerin siyasi, iktisadi, kültürel, sanatsal ve toplumsal dokusunun formlara nasıl yansıdığını, ayrıca formları kullananların üzerlerine düştükleri kayıtların bize neler söylediği gibi daha özel ve merak uyandırıcı pek çok bilgiyi de sunuyor.

İlk cilt, posta formlarının ortaya çıktığı Osmanlı dönemine genel bir bakışın ardından İstanbul’da ve Ankara’da iki ayrı hükümetin bir arada var olduğu 1920’lere ve oradan çok partili dönemin başladığı 1950’lere uzanıyor.

Kurtuluş Savaşı dönemine ait bazıları Osmanlı formülerlerine sürşarjla, bazıları elle hazırlanmış, bazıları kısıtlı şartlarda basılmış nadir ve benzersiz posta formlarıyla başlayan inceleme, otuz yıllık döneme dair nadide form örnekleriyle sürüyor.

  • Künye: Mehmet Akan ve Timur Kuran – Türkiye’de Postanın Mikrotarihi, 1920-2015, Cilt 1: 1920-1950, İş Kültür Yayınları, tarih, 816 sayfa, 2019

William Sheridan Allen – Naziler İktidarı Nasıl Ele Geçirdi? (2016)

Weimar Cumhuriyeti’nin son yıllarında, 3. Reich’ın ilk yıllarında Nordheim adlı küçük ve durgun bir Alman şehrinde olup bitenler, nasıl oldu da Dünya’daki bütün taşları yerinden oynattı?

William Sheridan Allen bu kitabında, Nazilerin demokrasiyi bir araç olarak kullanıp ardından bunu nasıl demokrasiyi adım adım ortadan kaldırdıklarının sıkı bir incelemesini sunuyor.

Yasal kayıtlar ve birincil kaynaklarla yapılan röportajlara dayanan kitap, 20. yüzyılın en büyük ikilemlerinden birini ele alırken diktatörlüğün demokrasiyi nasıl sinsice ortadan kaldırdığını ve Nazilerin iktidarı ele geçirip nasıl kötüye kullandıklarını gösteriyor.

  • Künye: William Sheridan Allen – Naziler İktidarı Nasıl Ele Geçirdi?, çeviren: Zarife Biliz, Alfa Yayınları, tarih, 465 sayfa, 2016

Jeremy Brecher – Grev! (2019)

Jeremy Brecher, bize bugüne kadarki ABD emek tarihinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

İlk kez 1972’de yayımlanan, daha sonra farklı baskılarla güncellenen kitap, 1877’deki Büyük Kargaşa’dan 1977’deki UPS taşımacılar grevine, 1934’te Minneapolis sokaklarından 1960’lardaki Vietnam Savaşına, yoksulluğa ve ırkçılığa karşı kitlesel gösterilerden İllinois Decatur’a ve 1990’ların savaş alanına kadar, kitlesel işçi sınıfı eylemleri ve örgütlenmelerinin kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Örgütlü işçilerin ve sınıf temelli toplumsal hareketlerin gücünü bir kez daha gözler önüne seren kitap, emek hareketi ve ABD tarihine önemli ve eleştirel bir perspektif sunmasıyla çok değerli.

Amerika’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana emek tarihi üzerine yayımlanmış en önemli kitaplardan biri olan ‘Grev!’in asıl vazgeçilmezliği ise, hem şirket gücüne hem de sendika bürokrasisine direnen sıradan insanların bakış açısı ve ruhunu yansıtarak tüm sınırları aşan işçi topluluğu dayanışmasını vurgulaması.

  • Künye: Jeremy Brecher – Grev!, çeviren: Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, emek tarihi, 560 sayfa, 2019

Michael Walzer – Haklı Savaş Haksız Savaş (2017)

Milliyetçilik, savaş ve ırkçılık üzerine eserler kaleme almış Michael Walzer, ‘Haklı Savaş Haksız Savaş’ta, saldırganlık, tarafsızlık, teslimiyet, siviller, misilleme gibi kavramlar üzerinden savaş ve ahlakın ana meselelerini irdeliyor.

Ele aldığı konuyu, Atinalıların Melos saldırısından ABD’nin Vietnam’daki katliamına kadar birçok örnek üzerinden inceleyen Walzer, savaşların, insanların yüzleşebileceği en ciddi ahlak sınavları olduğunu gözler önüne seriyor.

Yazarın, ele aldığı konuyu özellikle ahlaki bir çerçeveye oturtması ve çağdaş felsefeciler ile ilahiyatçılara sık sık ithafta bulunması, çalışmayı ayrıca sahici kılan unsurlardan.

Kitap, adil savaş fikrine dair modern çalışmaların en önemlilerinden biri.

  • Künye: Michael Walzer – Haklı Savaş Haksız Savaş: Tarihten Örneklerle Desteklenmiş Ahlaki Bir Tez, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, siyaset, 440 sayfa, 2017

Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın (2010)

Fatma Kılıç Denman bu incelemesinde, 26 Ekim 1908’de Selanik’te yayınlanmaya başlayan, İttihatçı genç erkeklerin çıkardığı ve bazen kadınların yazılarının da yer aldığı ‘Kadın’ isimli dergiye odaklanıyor.

Osmanlı kadın hareketine katkıda bulunan dergi, aynı zamanda İttihat ve Terakki Partisi’nin ilkelerini aktarmak gibi siyasi bir misyon da üstlenmişti.

İkinci Meşrutiyet döneminin bir arka planını ve Jön Türklerin ideolojik yapılarını, sosyal ve siyasî fikirlerini anlatarak çalışmasına başlayan Denman, ardından derginin karakteristik özelliklerini, misyon ve felsefesini ve dönemin kadın eksenli tartışmalarının ayrıntılı bir dökümünü veriyor.

  • Künye: Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın, Libra Kitap, tarih, 272 sayfa

Mustafa Şener – Türkiye Solunda Üç Tarz-ı Siyaset (2010)

Mustafa Şener ‘Türkiye Solunda Üç Tarz-ı Siyaset’te, 1961-1971 döneminde soldaki üç ana akımın, yani Yön Devrim Hareketi’nin (YDH), Milli Demokratik Devrim’in (MDD) ve Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) siyasal strateji konusundaki tezlerini inceliyor; aralarındaki farklılıkların nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koyuyor.

Eser, sol hareketin en güçlü olduğu döneme odaklanması ve buradan hareketle solun günümüzde yaşadığı krizin nedenlerini anlamaya çalışmasıyla özellikle dikkat çekiyor diyebiliriz.

Şener, kuramsal ve tarihsel bir arkaplan çizdikten sonra, söz konusu hareketleri inceliyor ve ardından, üç hareketin stratejik tercihlerini, karşılaştırmalı olarak değerlendiriyor.

  • Künye: Mustafa Şener – Türkiye Solunda Üç Tarz-ı Siyaset, Yordam Kitap, tarih, 384 sayfa

Can Şafak – Necmettin: Bir Devrimcinin Hatırası (2019)

Necmettin Giritlioğlu, Yapı İşçileri Sendikası’nın grevinin başladığı sabah, Aliağa Rafinerisi’nin kapısında vurularak öldürüldüğünde henüz 26 yaşındaydı.

Tarih, 22 Ağustos 1970.

Giritlioğlu, Sendika’nın Genel Başkanı’ydı.

Türkiye’nin hızla 12 Mart faşizmine doğru yol aldığı zorlu yıllardı.

Grevler, direnişler, sürüyordu.

Kavel’de, Kozlu’da, Paşabahçe’de,  Singer’de,  Gamak’ta,  Demir Döküm’de…

15-16 Haziran Direnişi yaşanmış, işçi sınıfı ne kadar örgütlü ve güçlü olduğunu göstermişti.

İşte Can Şafak’ın sözlü tarihe ağırlık veren elimizdeki biyografisi, Necmettin Giritlioğlu’nun kısa ama dolu dolu yaşanmış hayatının izini sürüyor.

Yoldaşları, en yakınında bulunmuş dostları ve kardeşleriyle yapılan söyleşilere dayanan kitap, Giritlioğlu’nun hiç bilinmeyen yanlarını, çocukluğunu, ilk gençlik yıllarını ve mücadelesini aydınlatıyor.

Kitap, aynı zamanda çok güzel bir dönem okuması.

Şafak, solun, işçi hareketinin ve devrimci dalganın yükselmeye başladığı 60’lı yılların ve 1970’in sağlam bir fotoğrafını çekiyor.

  • Künye: Can Şafak – Necmettin: Bir Devrimcinin Hatırası, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 272 sayfa, 2019

Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm (2019)

İslâm kültürlerinde son yüzyıllar boyunca, çok anlamlılık ve çoğulculuğun bütün görünümleri karşısında görece yüksek bir hoşgörüden gitgide aşırıya varan bir hoşgörüsüzlüğe doğru bir değişimin yaşandığı, son zamanlarda sıklıkla dile getirilen tezlerden.

Arap dili ve edebiyatı ve İslâm alanlarında uzmanlaşmış Thomas Bauer, 14. yüzyıl âlimlerinin Kur’an’ın değişik tefsirlerini bir zenginleşme sayarken, günümüz Müslümanları için Kur’an’ı farklı okuma tarzlarının varlığının bile neden katmerli bir rezalet anlamına geldiğini derinlemesine inceliyor.

Bauer’in bu kitapta anlattığı şekliyle müphemlik, aynı değerin, aynı normun farklı yorumlanabileceği, hatta aynı anda farklı yorumların geçerlilik taşıyabileceğini kabul eden bir zihniyeti ve kültürel tutumu kastediyor.

Yazara göre bunun bir sebebi de, İslâm kültürlerinin, geçmişten bugüne geçirdikleri dönüşüm içinde, modernleşme süreçlerini belli ki müphemliği tahrip eden bir süreç olarak yaşamalarıdır.

Daha açık bir ifadeyle, Batılı modernliğin kesinlik “takıntısı,” müphemlik kültürünü gitgide tahrip etmiş ve bu süreçte İslâm “ilâhiyatlaşarak” katılaşmıştır.

Klasik İslâm’ın nispeten yüksek müphemlik hoşgörüsü ile modern çağın İslâm’ının nispeten çok daha düşük olan müphemlik hoşgörüsünü karşı karşıya koyarak örnekleyen çalışma, aynı şekilde müphemlikle kurduğu ilişkinin, bir kültürün merkezî önemdeki bir özelliğini teşkil ettiğini, bu ilişkinin o kültürün birçok sahasını kalıcı biçimde etkilediğini ve onu bilmeden birçok gelişmenin doğru anlaşılamayacağını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thomas Bauer – Müphemlik Kültürü ve İslâm: Farklı Bir İslâm Tarihi Okuması, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

Ilan Pappé – Modern Ortadoğu (2019)

Şu ana kadar Ortadoğu’nun modern tarihi konusunda yazılan kitaplar, insanlardan, halklardan, kadınlardan ve kültürlerden ziyade, genel olarak bölgenin geçirdiği siyasal ve ekonomik dönüşümlerle ilgilenmişti.

Bizde daha önce ‘İsrail Hakkında On Mit’ adlı aydınlatıcı kitabı da yayımlanmış Ilan Pappé ise, bu nitelikli eserinin merkezine işçileri, köylüleri, kadınları ve kültürü (edebiyat, şiir, tiyatro ve sinema dâhil) yerleştiriyor.

Başka bir deyişle ‘Modern Ortadoğu’, politika ve ekonomiyi arka plana atarak seçkin olmayan grupların tarihinin izini sürüyor.

Siyasi anlaşmazlıklar ve ekonomik krizler yüzünden kalbura dönmüş Ortadoğu modern çağını kısaca ele alarak çalışmasına başlayan Pappé, devamında da,

  • Ortadoğu’nun 20. yüzyıl kırsal ve kent tarihi,
  • Müzik, dans ve sanatın Ortadoğu’nun popüler kültür dünyasındaki yeri,
  • Yazınsal yapıtların tarihi,
  • İlk romanlar,
  • Necip Mahfuz’un Ortadoğu edebiyatındaki yeri,
  • Şiir sanatı,
  • Ortadoğulu kadınların tarihi,
  • Milliyetçilik ve feminizm,
  • Kadınlar ve siyasal İslam,
  • Ekonomik değişim ve kadınların konumu,
  • Entelektüel bir söylem olarak siyasal İslam,
  • İslami geleneklerin kişisel alanı,
  • Modern Ortadoğu’da Hıristiyanlık,
  • Elektronik medyanın, uydu televizyonunun ve internet devriminin Ortadoğu’ya yansımaları,
  • Ortadoğu’da aşırı kentleşmenin tehlikeleri,
  • Arap Baharı’nın Ortadoğu’ya etkileri,
  • Ve bunun gibi daha pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Çalışma, Ortadoğu insanının, Batı ve Amerikan medyasından, çeşitli politikacıların sözlerinden ve algılayışlarından çıkan yüzeysel ve çoğunlukla vahşi imajının tersine, inançları, müziği, gelenekleri ve âdetleriyle özgün bir dünyaya sahip olduğunu gözler önüne sermesiyle özellikle dikkat çekiyor.

  • Künye: Ilan Pappé – Modern Ortadoğu: Toplumsal ve Kültürel Bir Tarih, çeviren: Gül Atmaca, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2019

Özkan Öztaş – Sovyetler Birliği’nde Kürt Sanatı (2016)

Kürtlerin Rönesansı olarak görülen Sovyetler Birliği döneminde Kürtlerin edebiyat, müzik, sinema, tiyatro ve basın-yayın faaliyetlerindeki üretimlerinin nitelikli bir incelemesi.

Kitapta, Ekim Devrimi’nde Kürtlerin rolü ve Kürt tarihinin en uzun soluklu gazetesi Riya Teze ile Kürtlere ses soluk olmuş Erivan Radyosu’nun tarihi konularında da önemli bilgiler yer almakta.

  • Künye: Özkan Öztaş – Sovyetler Birliğinde Kürt Sanatı, Yazılama Yayınları