Louise Michel – Komün (2015)

Öğretmen, anarşist-militan ve feminist Louise Michel’in, içinde aktif olarak yer aldığı Paris Komünü’ne dair tanıklığı, burada.

Paris Komünü, Fransa’da iki buçuk ay gibi kısa bir süre iktidarda kalmasına rağmen hem sosyalizm tarihinde hem de genel olarak dünya tarihinde büyük iz bıraktı.

Michel, Paris Komünü’nü, “Bir dünyanın molozları üzerinde son saatinde doğan başka bir dünya” olarak tanımlıyor.

Komün’ün ilk günlerinde Versailles’ın saldırıları, Komün ordusu bünyesinde görev almış kadınlar, devrimci dalganın taşraya yayılışı ve sarayın devrimcilere yönelik kıyımı konularında bir başucu kitabı.

Kitaptan iki alıntı:

“Gece nöbetlerimizde özgürlük için mücadeleden bahsetmeyi seviyorduk, şimdi de yeni bir germinal beklentisi içinde #Komün günlerinden ve 71 kıyımından yükselen şafağa kadar, bir yüzyıldan fazla gibi gelen yirmi beş yıldan bahsedeceğiz.”

“Mademki özgürlük için atan her yüreğin yalnızca biraz kurşuna hakkı var, ben de kendi payımı istiyorum.”

Louise Michel hakkında bir çalışma arayanlar Mary Talbot’ın ‘Kızıl Azize’ kitabına da bakabilir.

  • Künye: Louise Michel – Komün, çeviren: Şule Çiltaş, Ayrıntı Yayınları

Ivan Illich ve Barry Sanders – ABC: Aklın Modernleşmesi (2015)

Ivan Illich’in ‘Gölge İş’te ele aldığı vernaküler alanın yok edilmesi ve öğretilmiş anadilin hâkim kılınması temasını devam ettiren bir çalışma.

Illich ve Barry Sanders burada, dil, metin ve bunların tarihsel ve dinsel kaynakları ile modernleşmenin kaynağındaki yerini derinlemesine tartışıyor.

  • Künye: Ivan Illich ve Barry Sanders – ABC: Aklın Modernleşmesi, çeviren: İsmail Avcı ve Ümit Şahin, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 176 sayfa, 2015

Chris Harman – Doğu’da Fırtına Koptu (2019)

1917-18’de üç büyük imparatorluk dört yıllık toptan savaşın yükü altında çöktüğünden bu yana, Elbe nehrinin doğusunda 1989’un son döneminde yaşananlara benzer bir politik kargaşaya tanık olunmadı.

1989 yılı sosyalist hareket için çok ama çok zor bir yıldı.

O yıl sosyalist hareketin ezici çoğunluğunun şaşkınlık dolu bakışları altında on binlerce insan “gerçekleşmiş sosyalizm ülkesi” Doğu Almanya’dan, çürüyen kapitalizmin ülkesi emperyalist Almanya’ya kaçmak için adeta birbirlerini ezerek tel örgüleri ve duvarları aşmaya başladılar.

Nihayet Batı’nın çürümüşlüğünden Doğu’yu koruyan Berlin Duvarı da bando, mızıka ve bayram havası içinde yıkıldı, parçalandı ve kapitalizmin ebedi zaferinin bir sembolü olarak küçük parçalara bölünüp parça parça satıldı.

Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Bulgaristan ve Romanya’yı yaklaşık 45 yıldır yöneten tek partili politik yapılar ekonomik kriz ve halk hareketinin baskısı altında yıkıldı.

Bu öyle şiddetliydi ki, bu ülkelerin dev komşusu SSCB de bu yıkıcı dalgadan kurtulamadı.

Ünlü İngiliz Marksist Chris Harman’ın, bu süreçten bir süre önce yayımladığı bu makalesi ise, hem Stalinist rejimleri derinlemesine bir sorgulamaya tabi tutmuştu hem de bu rejimlerin aşağıdan mücadele ile devrilip küresel kapitalizme entegre olacaklarını öngörmüştü.

Bu devletlerin çöküşü hakkında o dönem yazılmış en iyi analizlerden biri olan kitap, Berlin Duvarı’nın yıkılışına giden sürecin harika bir analizini sunuyor ve bunu yanı sıra, Gorbaçov’un o zaman pek bilinmeyen ve pek yüzeye çıkmamış hesaplarını da gözler önüne sermişti.

‘Doğu’da Fırtına Koptu’ uzun zamandır temin edilemiyordu.

Kitap şimdi, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

  • Künye: Chris Harman – Doğu’da Fırtına Koptu: Doğu Avrupa’da Stalinizmin Çöküşü, çeviren: Betül Dilan Genç, Z Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2019

Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi – Malta Mektupları (2015)

İttihat ve Terakki partisinin önde gelen isimlerinden, Ahmet İzzet Paşa kabinesinde Adliye nazırı görevini yürütmüş Şeyhülislam Mustafa Hayri Efendi’nin, yaklaşık bir buçuk sene sürmüş Malta sürgünü zamanındaki mektupları.

Bu mektuplar, Osmanlı’nın bir dönemine ışık tutmasıyla önemli.

Malta’dan ayrıldığı 18 Kasım 1920 tarihine kadar tutuklu kaldığı yaklaşık bir buçuk sene boyunca eşi Unise Hanım’a, oğulları Suat, Münip ve Hakkı’ya gönderdiği mektuplarda Mustafa Hayri Bey, esaret hayatının güçlüklerinden bahsediyor ve ailesine nasihatlerde bulunuyor.

1914’te şeyhülislam olan Mustafa Hayri Efendi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Harbi’ne girmesine dinen cevaz veren ünlü Cihad-ı Ekber Fetvası’nı hazırlayan isimdi.

İşgal döneminde sürüldüğü Malta’dan Kuva-yı Milliye ve Hint Müslümanlarının girişimleri sonucu kurtulan Mustafa Hayri Efendi, vatana döndükten sonra Mustafa Kemal Paşa’nın siyasete davetini kabul etmedi.

  • Künye: Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi – Malta Mektupları, hazırlayan: Ali Suat Ürgüplü, İş Kültür Yayınları, anı, 232 sayfa, 2015

Kolektif – Faiz Meselesi (2020)

Modern iktisadi düşünce literatüründe “paranın kirası” olarak tanımlanan faiz, neden bu denli popülerdir?

Popülerdir, çünkü toplumda borçlanma ihtiyacının bir zaruret olmasıyla doğrudan ilişkilidir.

Daha da önemlisi, faizli borç ilişkilerinin en önemli özelliklerinden biri, tarihin köklü dönüşüm süreçlerinden istifade ederek kendini yenilemeyi başarmasıdır.

Bu şahane derleme de, faiz meselesini Antik Çağ’dan günümüze uzanarak izliyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Anaakım dinlerin faiz yasağına direnemeyişinin nedenleri,
  • Faizin tarihi öncülleri olarak din, siyaset ve iktisat bağlamında Antik Çağ Mezopotamya medeniyetlerinde sosyal hayatın dinamikleri,
  • Antik Çağ medeniyetlerinde faizli borç ilişkilerinin kurumsal kökenleri,
  • Antik Yunan ve Antik Roma’da faizli borç ilişkilerinin sosyal maliyeti,
  • Hinduizm ve faizli borç ilişkilerinin dinamikleri,
  • Budist ekonomi doktrininde faiz ve borç ilişkileri,
  • Erken dönem Yahudi tarihinde faiz ve borç ilişkileri,
  • Ortaçağ Avrupası’nda Yahudi tefecilerin durumunu açıklayan temel teorik argümanlar,
  • Yahudi toplumlarında faizli borç ilişkileri ve temel eğitim,
  • Thomas Aquinas’da ve Martin Luther’de faiz kavramına dair tartışmalar,
  • John Calvin düşüncesinde faizli borç ilişkileri,
  • Geç Dönem İslâm fakihlerinin faiz yasağının kökeni ve sürekliliğine ilişkin görüşleri,
  • Modern bankacılığın kökleri ve İslâm medeniyetlerinde finansal enstrümanlar,
  • Osmanlı toplumunda faizsiz finans arayışları,
  • Ortodoks ve Heterodoks iktisat ayrımı bağlamında modern kapitalizmin faiz yaklaşımı…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Murat Ustaoğlu, Servet Bayındır, Betül Mutlugün, Muhammet Sait Bozik, Selim Demez, Halil Tunalı, Ferda Güvenilir, Ahmet İncekara, Esra Türköz, Mehmet Akyol, Akmyrat Amanov, Elif Haykır Hobikoğlu, Sena Yağmur Yeşiltepe, Murat İstekli, Abdüsselam Sağın, Dilek Demirbaş, Safa Demirbaş, Halil Şimşek, Gülden Poyraz, Zehra Betül Ustaoğlu ve Adem Levent.

  • Künye: Kolektif – Faiz Meselesi: Tarihte Örnek Uygulamalar, derleyen: Murat Ustaoğlu ve Ahmet İncekara, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 412 sayfa, 2020

Apraham Kasapyan – Kaç Kişisiniz Boğos Efendi? (2015)

1902 Tekirdağ doğumlu Apraham Kasapyan, 1972’de İstanbul’da hayatını kaybetti.

Bu kitap, 1915’te ailesi ve akrabalarıyla birlikte ölüme gönderilen Kasapyan’ın o yıllara dair tanıklığını barındırıyor.

1915’ten sonra on yıllarca süren bir suskunluk duvarının ardında yaşayan Türkiye Ermeni toplumundan bir bireyin kaleminden kan donduran, gerçek bir survivor anlatısı.

Ermenilerin bu topraklarda yaşadıklarının boyutlarını gözler önüne seren, yürek yakan hikâyeler…

  • Künye: Apraham Kasapyan – Kaç Kişisiniz Boğos Efendi?, çeviren: Öjeni Höllüksever, Aras Yayıncılık, anı, 128 sayfa, 2015

Ahmet Arslan – İbni Haldun (2019)

Arnold Toynbee’nin de övgüyle bahsettiği İbni Haldun, neden bu denli önemli?

Birincisi, İbni Haldun özgün “umrân bilimi” kavramıyla, insanın toplumsal hayatını ve örgütlenmesini başlı başına bağımsız bir bilimin konusu yapmayı düşünen ilk filozoftur.

İkincisi ise, İbni Haldun, çağdaş anlamda tarih biliminin ve tarih felsefesinin, ayrıca sosyolojinin kurucularından biri olarak kabul edilir.

Ahmet Arslan’ın şimdi dördüncü baskıya ulaşan elimizdeki eseri de, İbni Haldun’un sistemi hakkında bizde yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri.

Arslan burada, İbni Haldun’un toplumbilimi, tarih ve siyaset konularındaki görüşleri, din-felsefe ilişkileri üzerine çözümlemelerini derinlemesine bir şekilde masaya yatırıyor.

  • İbni Haldun ve tarih,
  • İbni Haldun’da tarih ve felsefe,
  • Umrânın aşamaları,
  • Uygarlığın çöküşü ve asabiye,
  • Umrânın devlete ve dine bakışı,
  • İbni Haldun öncesi İslam’da din ve felsefe ilişkileri,
  • İbni Haldun’da felsefe-din ilişkileri,
  • Ve daha fazlası…

Batı dünyasında İbni Haldun üzerine önemli çalışmalar yapılmış olsa da, bizde bu konu yeteri kadar işlenmemiştir.

Arslan’ın çalışmasını, bu muazzam boşluğu dolduran usta işi bir analiz olarak öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Arslan – İbni Haldun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 451 sayfa, 2019

Erdinç Obuz – Yüreğim Sol’madan (2019)

1970’lerde, Türkiye’nin doğu bölgelerinde güçlü bir devrimci mücadele vardı.

Ne yazık ki, bu sürecin yeteri kadar irdelendiği söylenemez.

Erdinç Obuz da bu önemli çalışmasında, bizzat kendisinin de içinde bulunduğu 1975-1985 arası Malatya, Erzincan, Elazığ ve Dersim bölgesindeki devrimci mücadeleyi ele alıyor.

Devrimci hareketin o zaman merkezinde bulunan isimlerin tanıklığı üzerine kurulu çalışma, bölgede o dönem olup bitenleri enine boyuna masaya yatırıyor ve böylece Türkiye’nin yakın tarihi hakkında çok önemli ayrıntılar veriyor.

Obuz’un çalışması, hareketin genel seyrini ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda, Türkiye devrimci hareketine yönelik değerlendirmeler, eleştiriler ve öneriler de sunuyor.

Kitapta görüşülen isimlerden bazıları şöyle:

Mehmet Tekin, Mehmet Biter, Nazım Doğan, Sedat Kesim, Mahmut Memduh Uyan, Yaşathak Arslan, İbrahim Ulutaş, Ziya Uncu, Ali Alfatlı, Ali İhsan Pektaş, Ali Demiralp, Muharrem Düzova, Yasin Ketenoğlu, Mehmet Ali Yılmaz, Melih Pekdemir, Haşim Aydıncak, Cemil Bal, Hüseyin Çuhadar.

  • Künye: Erdinç Obuz – Yüreğim Sol’madan: Malatya, Dersim, Elazığ, Erzincan’da Devrimci Mücadele, Nota Bene Yayınları, siyaset, 408 sayfa, 2019

Rıdvan Akar – Aşkale Yolcuları (2009)

Rıdvan Akar, ilk baskısı 1999’da yapılan ‘Aşkale Yolcuları’nda, azınlık karşıtı politikaların tipik bir örneği olan Varlık Vergisi olayına ışık tutmaya çalışıyor.

Resmi tarih anlayışını eleştirel bir bakışla irdeleyen çalışmasında Akar, Varlık Vergisi’nin öncesindeki gelişmeleri; kanunun nasıl çıktığını; fişlemelerin nasıl yapıldığını; azınlık mallarının haraç mezat satılışını; azınlıklara verilen cezaları; çalışma kamplarını; basının ve aydın kesimin Varlık Vergisi’ne nasıl yaklaştığını; vergiyle ne amaçlandığını ve vergi sonrası tartışmaları kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Çalışma, Varlık Vergisi ve doğurduğu sosyoekonomik sonuçlarla ilgili tartışmaya nitelikli bir katkı sunuyor.

  • Künye: Rıdvan Akar – Aşkale Yolcuları, Doğan Kitap, inceleme, 229 sayfa

Alice Taşcıyan – Bağrıma Taş Bastım (2009)

Alice Taşcıyan ‘Bağrıma Taş Bastım’da, Anadolu’da doğup Fransa’da hayata gözlerini yuman annesi Varvar Hanım’ın hayat hikâyesini anlatıyor.

Varvar Hanım’ın hayatı, 1915’te gerçekleşen acı olayları da barındırdığı için ayrıca önem arz ediyor diyebiliriz.

Anadolu’da, günümüz Türkiye’sinde bulunan Sebaste (Sivas) yakınlarındaki küçük bir köy olan Ulaş’ta 1909 yılında doğan Varvar Hanım, Tehcir esnasında köylerinden sürüldüklerini, babasının ve ağabeylerinin katledildiğini, annesini bu esnada kaybettiğini ve Sivas’taki kimsesizler yurdunda dört yıl kaldığını söylüyor.

Kitabın devamında, Varvar Hanım’ın yurt dışına sığındıktan sonraki hayatına dair anlatımları yer alıyor.

  • Künye: Alice Taşcıyan – Bağrıma Taş Bastım, çeviren: Meryem Mine, Pencere Yayınları, anı, 164 sayfa