Terry Cannon – Kara Panter Partisi’nin Hikâyesi (2018)

1960’ların ortalarında Amerika’da kurulan Kara Panterler, siyahilerin hakları için silahlı mücadele de dâhil olmak üzere yoğun bir mücadele yürütmüş ve hızla ülkenin gündemine oturmuştu.

Yazık ki bizde, Kara Panterler hakkında halen yeteri kadar kaynak bulunmuyor.

İşte, 1968 devrimci hareketinden gelen Terry Cannon’un şimdi Türkçeye kazandırılan elimizdeki kitabı, bu boşluğu doldurmaya aday bir çalışma.

Cannon’un coşkulu bir tarzda kaleme aldığı kitabı, Kara Panterler’in modern devletin ezilen kimliklere uyguladığı baskıya karşı nasıl bir duruş sergilediğini ve bu örgütün hem kurulduğu dönem hem de günümüz açısından ne gibi roller üstlendiğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Terry Cannon – Kara Panter Partisi’nin Hikâyesi: Tüm İktidar Halka, çevirmen: Esra Karaoğullarından, Edebi Şeyler Yayınları, siyaset, 96 sayfa, 2018

Evelyne Bloch-Dano – Sebzelerin Efsanevi Tarihi (2015)

Evelyne Bloch-Dano, dünya kültür tarihinde ihmal edilmiş sebzeye hak ettiği değeri veriyor.

Lahana turşusunun Hollanda denizciliğinin gelişmesine katkısı ve cadılar bayramında balkabağından önce hangi sebzenin yer aldığı benzeri konular kadar, barındırdığı sebze yemekleri tarifleriyle de ilgiyi fazlasıyla hak eden bir kitap.

Kitaptan öğreneceğimiz diğer ilgi çekici konular ise şöyle:

  • Rönesans döneminde enginar, afrodizyak etkilerinden dolayı çok rağbet görüyordu.
  • Avrupalılar yerelması yemeyi Kanada yerlilerinden öğrenmişlerdi.
  • Marcel Proust taze fasulye tutkunuydu.
  • Gregor Mendel kalıtım yasasını bezelyeler üzerinden keşfetmişti.
  • Domatesin adamotuyla karanlık ilişkisi, Avrupalıların uzun süre ondan sakınmalarına sebep olmuştu.
  • Külkedisi balkabağından arabası sayesinde prensesliğe terfi etmiş, başka bir prensesin prenses olduğuysa bir bezelye tanesi sayesinde anlaşılmıştı.
  • Biber gazının ana maddesi olan capsaicine’i en yoğun olarak barındıran biber türlerinden biri Kuzey Hindistan’da keşfedilmişti…

Künye: Evelyne Bloch-Dano – Sebzelerin Efsanevi Tarihi, çeviren: Nihan Özyıldırım, Ruhun Gıdası Kitaplar

C. W. Ceram – Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler (2015)

Arkeolojinin insanoğlunun yarattığı ilk uygarlıklara dair keşiflerinin keyifle okunacak bir hikâyesi.

Eski çağın görkemli heykel ve tapınaklarından piramitlerin gizemlerine, Nemrut dağının altındaki saray söylentisinden II. Montezuma’nın hazinesine pek çok ilgi çekici konu, bu meşhur romanın konuları arasında.

  • Künye: C. W. Ceram – Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler, çeviren: Hayrullah Örs, Remzi Kitabevi

George Rudé – Fransız Devrimi (2015)

Hollanda’daki “yurtseverler” gibi, Avrupa’da güçlü toplumsal muhalefetler bulunmasına rağmen, 1789 devrimi neden Fransa’da gerçekleşti?

George Rudé bu nitelikli incelemesinde, toplumu dönüştürmeye yönelik etkiler yaratan bu ilerici atılımın ortaya çıkışını anlamak için, dönemin Fransız toplumuna, kurumlarına ve hükümet düzenine kapsamlı bir şekilde bakıyor.

Rudé bunu yaparken, dönemin sağlam bir toplumsal ve siyasi tasvirini yapıyor.

  • Künye: George Rudé – Fransız Devrimi, çeviren: Ali İhsan Dalgıç, İletişim Yayınları

Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi (2018)

Sicilya, Addaura’daki Yontma Taş Devri’ne ait mağaraların birinde, ayağa kalkmaya çalıştığı takdirde kendi kendisini boğacak şekilde bağlanarak yere oturtulmuş bir adam ve etrafında ayakta duran birkaç insanın bulunduğu bir sahne resmedilmiştir.

Bu oyma, cezalandırmanın en eski kaydı olarak değerlendirilir.

Başka bir deyişle bu oyma, cezalandırmanın tarihinin, insanın tarihi kadar eskiye dayandığının kanıtıdır.

İşte Lewis Lyons da bu önemli kitabında, insanlık tarihine koşut bir şekilde ortaya çıkmış ve gelişmiş cezalandırmanın tarihsel dönüşümünü kayda alıyor.

Kitabın ilk dört bölümü, modern zamanların hukuk ve ceza sisteminin temelini oluşturan cezalandırmaya dair eski fikir ve eylemlerin Avrupa, Orta Doğu ve Asya’daki ilk medeniyetlerden itibaren tarihi bir değerlendirmesini sunuyor.

Kitabın son dört bölümü ise, hapis, bedensel ceza, idam ve dünya çapında kullanımı kanundışı olarak kabul edilen, fakat bir dönemler yargı sürecinin temel unsurunu oluşturan işkence gibi, dört ana cezalandırma yöntemi üzerine araştırmalardan oluşuyor.

Günümüzde de Hammurabi döneminde olduğu gibi kısas, caydırma, engelleme ve ıslah; cezalandırmanın temel nedenlerini oluşturuyor.

Lyons’un kitabı ise, cezalandırmanın tarihsel serüvenini kapsamlı bir bakışla izlemesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Lewis Lyons – Cezalandırmanın Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, hukuk, 245 sayfa

Bertrand Bareilles – Paris’te Bir Türk (2018)

1806 ve 1811 yılları arasında Paris’te, Osmanlı’nın fevkalade büyükelçisi sıfatıyla bulunmuş Abdürrahim Muhib Efendi’nin adı tarihçilerce pek anılmasa da, aslında önemli görevler ifa etmiş bir diplomattı.

Örneğin Muhib Efendi, Divan’ın bir elçiyi bir Hıristiyan ülkesinde bu kadar uzun zaman bırakmış olmasının ilk örneği olduğu gibi, kendisi de Fransa’da kaldığı süreçte Napolyon döneminin dışişleri bakanları Talleyrand, Champagny ve Maret ile sıkı pazarlıklara girişmiş, devamında General Sebastiani’nin İstanbul’a gönderilmesini sağlamış ve böylece Osmanlı’nın Fransa ile önemli bir müttefiklik sözleşmesinin sağlanmasına vesile olmuştu.

Bu kitabın yazarı Bertrand Bareilles ise, önceleri İstanbul’da Fransızca öğretmenliği yaparken, Abdülhamid döneminde sarayla yakınlaşmış ve bu dönemde siyasete yön veren önde gelen isimlerle yakın ilişkiler kurmuş bir oryantalistti.

Kitap, Muhib Efendi’nin siyasi ve bireysel macerasının izini sürüyor, bunu yaparken de bir döneme ışık tutuyor.

  • Künye: Bertrand Bareilles – Paris’te Bir Türk: Abdürrahim Muhib Efendi, çeviren: Birsel Uzma, Kırmızı Kedi Yayınevi, tarih, 114 sayfa, 2018

Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (2018)

“Geride kalanları, kadın ve çocukları yük vagonlarına tıkıp batıya sürdüler. Nereye gittikleri, dönüp dönemeyecekleri belirsizdi.”

Şu ana kadar Dersim katliamı hakkındaki bilinmeyenler, tam olmasa da kısmen ortaya çıktı.

Orada, o dönemde yaşananlar yavaş yavaş aydınlığa çıkıyor.

İhlami Algör’ün derlediği ve şimdi genişletilmiş bir baskıyla yayınlanan bu kitaptaki tanıklıklar ise, yaşanan o büyük trajediye daha yakından, bu olayları bizzat yaşamış insanların gözünden bakmalarıyla benzerlerinden ayrılan, altın değerinde bir tarihsel belge.

‘Ma Sekerdo Kardaş?’taki (N’etmişiz Kardaş?) tanıkların anlatımlarının merkezinde Surbahan köyü yer alıyor.

Mercan Surbahan köyü, Kuzey Munzurlar silsilesine ait Kılıçkaya Dağı eteğinden Erzincan Ovası’na bakar.

1960’lı yıllara kadar köyün adı “Surbahan” idi.

Yeni adı Kılıçkaya.

1937-38’de Dersim’e yapılan harekâtın komutasının bir ayağı Surbahan köyünde üslendi.

Sonunda “harekât” tırpanı Surbahan köyünü de biçti.

Kitapta anlatıldığı kadarıyla, öldürülmüş erkeklerin kemikleri Ağbaba Dağı’nın dibinde Zıni

Gediği çukurunda, Kısmikör, Mağaçur, Brastik, Galolar, Balıbey köylerinden toplanarak kurşuna dizilmiş komşularının kemikleriyle birlikte gömüldü.

Geride kalanları, kadın ve çocukları yük vagonlarına tıkıp batıya sürdüler.

İşte tam on bir kişinin tanıklığına dayanan kitap, o süreçte Surbahan köyünden batıya sürülen birkaç ailenin hafızasından hareketle 1938-48 aralığına bakıyor ve bunu yaparken de, bu tarihlerin öncesi ve sonrasına uzanıyor.

Böylece, yaklaşık yüz yıllık bir zaman dilimine yayılan bu tanıklıklar, Dersim’de yaşananlar kadar, Erzincan’da Rus İşgali, Ermenilerin Erzincan’ı terk etmek zorunda kaldıkları yılları da kapsıyor.

  • Künye: Kolektif – Ma Sekerdo Kardaş? (N’etmişiz Kardaş?): “Dersim 38” Tanıklıkları, derleyen: İlhami Algör, İletişim Yayınları, anı, 199 sayfa, 2018

Jean-Pierre Corteggiani – Büyük Piramitler (2009)

Mısırbilimci Jean-Pierre Corteggiani, Kahire’deki Fransız Doğu Arkeolojisi Enstitüsü’nün bilimsel ve teknik ilişkiler sorumlusu.

Corteggiani, alt başlığı ‘Bir Efsanenin Günlüğü’ olan ‘Büyük Piramitler’de, çeşitli çağların tanıklıkları, efsaneler ve bilimsel gerçekler ışığında, nasıl yapıldıklarına dair gizemin hâlâ devam ettiği büyük piramitleri anlatıyor.

Corteggiani, gravürler, ilk keşiflerin rölöveleri, kazıların fotoğrafları, Gize bölgesinin hazineleri, havadan görünüşler, bilgisayar kayıtları gibi çok sayıda belgeden yararlanarak, bu gizemi aydınlatmaya çalışıyor.

Kitap, piramitlerin kuruluşunu, onlara dair efsanelerle harmanlayarak veriyor.

  • Künye: Jean-Pierre Corteggiani – Büyük Piramitler, çeviren: Elif Gökteke, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 128 sayfa

Kolektif – Rönesans ve Osmanlı Dünyası (2018)

Sanat tarihi alanında çok güncel bir çalışma olarak tanımlayabileceğimiz ve şimdi ikinci baskısına ulaşan bu derleme, Rönesans dönemi Avrupa’sı ile Osmanlı ilişkilerini farklı yönleriyle irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitap bilhassa, iki kültür arasındaki ticari temaslardan bilgi değişimine, mimarinin ilham kaynaklarından müzikal etkileşime birçok konuyu ayrıntılı bir bakışla ele almasıyla önem arz ediyor.

Kitapta,

  • Doğu ile Batı, Hıristiyan ve Müslüman dünyalar arasında entelektüel ve kültürel etkileşimler,
  • On birinci yüzyıldan on altıncı yüzyıla Akdeniz’de maddi kültür ve entelektüel merak,
  • Venedik ile Doğu Akdeniz arasındaki kültür aktarımında kitapların rolü,
  • Giacomo Gastaldi’nin Anadolu haritalarının ortak bir Venedik-Osmanlı kültürel uzamının evrimine dair söyledikleri,
  • Papa II. Pius’tan Papa XVI. Benedictus’a, Hıristiyan Avrupa ile İslami Osmanlı İmparatorluğu arasında kurulan eski ve yeni sınır çizgileri,
  • Jean Bodin örneği bağlamında, 16. yüzyılda İslam ve Osmanlı yönetimi hakkında olumlu görüşler,
  • Memlük, Osmanlı ve Rönesans kitap ciltleri,
  • Avrupa piyasalarında Osmanlı tekstilleri,
  • Ve Yunan felsefesinin hamisi olarak II. Mehmet’in Latin ve Bizans perspektifleri gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Claire Norton, Anna Contadini, Palmira Brummett, Deborah Howard, Caroline Campbell, Sonja Brentjes, Owen Wright, Zweder von Martels, Asaph Ben-Tov, Noel Malcolm, Alison Ohta, Suraiya Faroqhi ve Anna Akasoy.

  • Künye: Kolektif – Rönesans ve Osmanlı Dünyası, derleyen: Anna Contadini ve Claire Norton, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat tarihi, 340 sayfa, 2018

Anne Applebaum – Gulag (2009)

Gulag, birçok siyasî ve adli tutuklunun bulunduğu, büyük Sovyet toplama kamplarıydı.

Dönemin diğer kamplarının aksine, Gulag’lara dair araştırmaların sayısı sınırlı.

İşte Anne Applebaum bu çalışmasında, 1917’de kurulup 1986’ya kadar açık kalan kamplardaki yaşamı, belgeler ve tanıklıklar aracılığıyla anlatarak, bu eksikliği bir nebze gideriyor.

Gulag’ların köklerinin Çarlık Rusya’sına, 17. yüzyıla dayandığını ve Rus Devrimi’nden sonra kampların Sovyet sisteminin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini savunan Applebaum, Gulag’ların büyümesinin 1940’lar boyunca devam ettiğini ve 1950’lerin başında doruk noktasına ulaştığını iddia ediyor.

Yazar, kampların tarihçesini, bunların Bolşevik Devrimi’nde yer alan kökenlerini, ekonomide önemli bir yer edinecek şekilde gelişimlerini, buradaki yaşamı ve arkasında bıraktığı travmayı, çok sayıda belge ve tanıklık aracılığıyla anlatıyor.

  • Künye: Anne Applebaum – Gulag, çeviren: Ufuk Demirbaş, Arkadaş Yayınevi, tarih, 680 sayfa