Timothy E. Gregory – Bizans Tarihi (2008)

Timothy E. Gregory, Ohio State Üniversitesi’nde Bizans Tarihi ve Klasik Arkeoloji profesörü olarak görev yapıyor.

Gregory, görsel zenginliğiyle de öne çıkan ‘Bizans Tarihi’ isimli bu kitabında, Bizans İmparatorluğu’nun tarihi serüvenini, en parlak dönemlerini ve gerileyişini anlatıyor.

Dolayısıyla kitabın, imparatorluğun MS 306’dan, Konstantinopolis’in 1453’teki düşüşüne kadarki seyrini, nitelikli gözlemler eşliğinde izlediğini söyleyebiliriz.

Bizans dünyasında heretikler, travesti rahibeler, manastır hayatı, imparatorlar ile sıradan Bizanslıların yaşantısı ve saraylı kadınlar, Gregory’nin kapsamlı analizinde, okurun karşısına çıkan konulardan birkaçı.

  • Künye: Timothy E. Gregory – Bizans Tarihi, çeviren: Esra Ermert, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 358 sayfa

Sedat Laçiner – Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk Dış Politikası (2008)

Sedat Laçiner ‘Ermeni Sorunu, Diasporada ve Türk Dış Politikası’nda, yıllardır Türkiye’nin yüzleşmekten imtina ettiği Ermeni sorununa odaklanıyor.

Ermeni sorununun Osmanlı’daki doğuşuyla kitabına başlayan Laçiner, ardından soykırım olup olmadığını irdeliyor.

Burada, önyargılı olmamayı amaçlayan yazar, her iki tarafın da soykırıma dair tezlerini masaya yatırıyor.

Daha sonra kitap, 20. yüzyıl boyunca Ermeni milliyetçiliğinin, 1915 olayları üzerinde nasıl bir milliyetçilik ve Ermeni kimliğini ürettiğini anlatıyor.

Laçiner, Ermenilerin acılarını yaşatarak ayakta kalabildiğini, Türklerinse acılarını unutarak ayakta kalabildiğini savunuyor.

  • Künye: Sedat Laçiner – Ermeni Sorunu, Diaspora ve Türk Dış Politikası, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Yayınları, siyaset, 654 sayfa

Orhan Yılmaz – Türkiye’nin İlk Komünistlerinden Zileli Halil Yalçınkaya (2008)

Orhan Yılmaz günün birinde, yaşadığı köyde bir zamanlar Zileli Halil isminde bir komünist bulunduğunu öğrenir.

Yılmaz’ın, uzun bir araştırmanın sonucunda kaleme aldığı bu ilginç ismin hikâyesi, hem bir biyografi hem de bir sosyal tarih çalışması özelliklerini barındırıyor.

Mihri Belli ve Rasih Nuri İleri’nin önsözlerini kaleme aldıkları kitapta, bu iki ismin yanı sıra, Nail Çakırhan, Sevim Belli, Vedat Türkali ve Hasan İzzettin Dinamo gibi isimlerin Zileli Halil’e dair anıları yer alıyor.

TKP’nin ilk çekirdek kadrolarına katılan Zileli Halil’in hapisler, işkenceler ve sürgünlerle örülü hayatı, tanıklıklarla okura sunuluyor.

  • Künye: Orhan Yılmaz – Türkiye’nin İlk Komünistlerinden Zileli Halil Yalçınkaya, Bilge Kültür Sanat Yayınları, biyografi, 192 sayfa

Elizabeth A. Thompson – Hunlar (2008)

Aynı zamanda bir edebiyat tarihçisi de olan Elizabeth A. Thompson ‘Hunlar’da, Tuna ve Ren nehirleri üzerinde ortaya çıkarak Avrupa tarihine yön veren Hun İmparatorluğu’nu anlatıyor.

Thompson kitabında ilk olarak, başlıca bilgi kaynaklarına dayanarak Hunlar’ı anlatıyor; imparatorluğun Romalılarla diplomatik ilişkilerini; zaferlerinin ve yenilgilerinin sebeplerini; davranışlarına etki eden nedenleri ve Hunlar’ın toplumsal yapılanmalarını betimliyor.

Thompson’ın birçok kaynaktan beslenen kitabı, okuyucuyu, Attila’dan önceki ve sonraki Hunlar hakkında bilgilendiriyor.

  • Künye: Elizabeth A. Thompson – Hunlar, çeviren: M. Sibel Dinçel, Phoenix Yayınları, tarih, 375 sayfa

William A. Pelz – Modern Avrupa Halkları Tarihi (2017)

Siyasi tarih, kapitalizm ve işçi sınıfı tarihi alanlarında çalışan William A. Pelz’in elimizdeki kitabı, benzer tarih kitaplarından farklı bir tarzda yazılmış.

Pelz burada, Avrupa tarihinde yaşanan gelişmeleri, resmi veya değil, tarihçilerin inşa ettikleri perspektiften takip etmek yerine, bizzat Avrupa halklarının gözünden izliyor.

Anaakım tarih çalışmaları, din adamları, seyyahlar, dâhiler, komutanlar, aydınlar, burjuvalar ve yöneticilerin merkezinde olduğu aktörlerin tarihi yaptıkları teziyle hareket eder.

Bu kitap ise, söz konusu geleneksel anlatıya temelden karşı çıkarak, muğlak ve belirsiz addedilerek görmezden gelinmiş halkların tarihin nesnesi değil, bizzat öznesi olduğu fikrinden yola çıkıyor.

Pelz buradan yola çıkarak, halkların gözünden Avrupa’nın son 600 yılının ve bu süre zarfında yaşanmış büyük devrimlerin izini sürüyor.

Derebeylerin “ilk gün” hakkından dünya savaşı cephelerinde vatanperverlik dayatmasını reddeden askerlere, fabrika işgallerinden köylü ayaklanmalarına, genel grevlerden kadın hareketlerine, tarihe yön vermiş pek çok olay, burada.

Bu harika kitap, Avrupa tarihindeki sınıfsal çatışmaların; sömürülen, isyan eden kadın ve erkeklerin nitelikli bir hikâyesi.

  • Künye: William A. Pelz – Modern Avrupa Halkları Tarihi, çeviren: Nil Tuna, Kolektif Kitap, tarih, 320 sayfa, 2017

Asef Bayat – Sokak Siyaseti (2008)

Asef Bayat ‘Sokak Siyaseti’nde, 1979’daki İran İslam Devrimi başta olmak üzere, ülkedeki yoksul halkın, İran tarihindeki çalkantılı dönemlerindeki ayaklanmalarını inceliyor.

Kitabın en ilgi çeken yanı, siyasetin belli bir azınlığın tekelinde kaldığı üçüncü dünya ülkelerinde, sıradan insanların, bireylerin, ailelerin, gecekondu sakinlerinin, işsizlerin ve yeraltı dünyası sakinlerinin siyasetini, ya da tam adıyla sokak siyasetini, kapsamlı bir biçimde araştırmasıdır diyebiliriz.

Bayat, yoksulların siyaseti icra etmek için başvurdukları araçları, “aşağıdan gelen” muhalefetin, siyasi elitlerin nasıl üstesinden gelebildiğini İran örneği üzerinden anlatıyor.

  • Künye: Asef Bayat – Sokak Siyaseti: İran’da Yoksul Halk Hareketleri, çeviren: Soner Torlak, Phoenix Yayınları, siyaset, 334 sayfa

Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri (2018)

Önde gelen Marksist eleştirmenlerden Fredric Jameson elimizdeki çalışmasında, on dokuzuncu yüzyıl gerçekçi romanının üzerine derinlemesine bir sorgulama gerçekleştiriyor.

Bu sorgulamayı Balzac, Flaubert, Zola, Tolstoy, Pérez Galdós ve George Eliot gibi isimlerin eserleri üzerinden ilerleyerek yapan Jameson, gerçekçiliği ikili karşıtlıklar üzerinden irdeliyor.

Yazar, gerçekçiliği, gerçekçilik ve epik, gerçekçilik ve idealizm, gerçekçilik ve doğalcılık, gerçekçilik ve sosyalist gerçekçilik, gerçekçilik ve modernizm gibi ikili zıtlıklar bağlamında tartışıyor ve bunu yaparken söz konusu eserlerde gerçekçiliğin siyasal ve metafizik boyutları nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor.

Gerçekçilikle modernizm arasındaki karşıtlığın içinde başından beri bir tarihsel tahkiye olduğunu belirten Jameson, bu eserleri ortaya çıkaran koşulları daha iyi kavramak için, kaçınılmaz olarak edebiyat tarihinin dışına çıkıp o dönemin kültürel tarihine ve üretim tarzlarına, başka bir deyişle söz konusu dönemin özgül kapitalist koşullarına odaklanmamız gerektiğini gösteriyor.

Jameson’a göre, gerçekçilik bir ideolojidir ve bunun da burjuvazi ve burjuva günlük hayatının ortaya çıkışıyla sıkı bir ilişkisi vardır.

Jameson kitabının ikinci bölümündeyse, gerçekçiliğin, ileri teknoloji savaşının sürdüğü bugünkü durumunu ele alıyor.

Kendisine göre bu yeni küresel gerçeklikte, tarih ve zaman algısını dönüştürmeyi dert edinmiş yazarlar, tarihsel veya bilimkurgu türleri aracılığıyla romana ve gerçekçiliğe yeni bir boyut kazandırıyorlar.

  • Künye: Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri, çeviren: Orhan Koçak, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 360 sayfa, 2018

Evangelia Balta – Gerçi Rum İsek de, Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz (2014)

Evangelina Balta’dan Türkçe konuşan Rum Ortodokslar olan Karamanlılar ile Karamanlıca edebiyat, Karamanlıca kitaplar ve süreli yayınlar araştırmalarına nitelikli bir katkı.

Kitapta, Anadolu Ortodokslarının tarihi, Türkçe konuşan Rumların kendilerine dair tanımlamaları, Karamanlıca kitap ve süreli yayınların üretimi ve Karamanlıca kitapların içeriği gibi konular araştırılıyor.

  • Künye: Evangelia Balta – Gerçi Rum İsek de, Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz, İş Kültür Yayınları

Joachim Radkau – Doğa ve İktidar: Global Bir Çevre Tarihi (2017)

İnsanlık tarihinin izlerini hemen her yerde, insan eli değmemiş zannedilen yerlerde, erozyona uğramış dağlık bölgelerde, steplerde, balta girmemiş ormanlarda bile bulmak mümkün.

Başka bir deyişle insan-doğa ilişkisi, dünya tarihi ile iç içe geçmiş, ondan bağımsız düşünülemeyecek bir ilişkidir.

İşte Joachim Radkau elimizdeki bu dikkat çekici kitabı da, kapsamlı bir dünya çevre tarihi.

Radkau bu incelemenin merkezine, insan pratiklerinin çevreye etkilerini alıyor ve bunu yaparken de, çevre tarihini sürdürülebilirlik kıstası çerçevesinden yazıyor.

Kitabı en özgün kılan hususun da bu olduğunu söylemeliyiz.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Çevre tarihinin bir disiplin olarak gelişimi,
  • İnsanlık için bir geçim aracı olarak doğanın yeri,
  • Çevre tarihinde, küresel kes-yak tarımı ve yakma saplantısı,
  • Av ve evcilleştirme süreci ve “medeniyetin” gelişimi,
  • “Toprak Ana” ve “Gökyüzündeki Baba” ile özetlenebilecek dinsel ekoloji,
  • İnsani mühendisliklere karşı zincirleme ekolojik tepkiler,
  • Kısıtlı alanda su uygarlıkları olarak Venedik ve Hollanda,
  • Sıtma, sulama ve ormansızlaştırmadan sonra, endemik hastalıklarla doğanın intikam alışı,
  • İnsanın doğa üzerinde iktidar kurma biçimleri,
  • Çevre tarihinde bir dönüm noktası olarak sömürgecilik,
  • Modern çevre bilincinin sömürgeci ve adalı kökenleri,
  • Hindistan’ın çevre tarihinde sömürgecilik ve sömürgecilik sonrası dönüm noktaları,
  • Günümüzde insanın doğayı tüketmesinin sonuçları,
  • Tarımın siyasallaşması,
  • Ağaçlandırma hareketi ve ekolojik orman savunucularının yükselişi…

Radkau’nun çalışması, bu ve bunun gibi, çevre konularına duyarlı ve tarihe ilgili okurunu cezbedecek pek çok dikkat çekici konuyu ele alıyor.

Kesinlikle öneriyoruz.

Bu kitabı okuyanların, Ronald D. Gerste’nin ‘Hava Nasıl Tarih Yazar’ adlı kitabını da beğeneceklerini düşünüyoruz.

  • Künye: Joachim Radkau – Doğa ve İktidar: Global Bir Çevre Tarihi, çeviren: Nafiz Güder, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 694 sayfa, 2017

 

Ronald D. Gerste – Hava Nasıl Tarih Yazar (2017)

İbn Haldun yüzyıllar önce “Coğrafya kaderdir.” tespitini yapmıştı.

Ronald Gerste’nin elimizdeki bu çok ilginç kitabı da, tam da okurunu bu tespit üzerine düşündürmesiyle önemli.

Antikçağdan günümüze iklimin ve hava değişikliklerinin tarihteki büyük olaylara nasıl zemin hazırladığı, Gerste’nin çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Yazar bu tezini adım adım geliştirirken,

  • Roma’nın bir dünya imparatorluğuna dönüşmesini sağlayan etkenleri,
  • Amerika kıtasını Colomb’dan çok önce Vikinglerin hangi iklim avantajlarından yararlanarak keşfettiklerini,
  • Maya medeniyetinin neden bir anda yeryüzünden silindiğini,
  • İklimsel değişikliklerin devrimlere zemin hazırlayıp hazırlamadığını,
  • Napoléon’un Rusya’daki büyük tarihsel yenilgisinin Rusya’nın zorlu hava şartlarıyla ilişkisini,
  • yüzyıldaki iklim felaketlerinin geleceğe yön verme ihtimallerini,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Gerste, iklimin dinamik yapısını ve bunun bazen nasıl kritik sonuçlar yarattığını anlatırken, aynı zamanda bugün oldukça gündemde olan iklim sorunları konusuna nasıl yaklaşmamız gerektiği hakkında iyi ipuçları da sunuyor.

  • Künye: Ronald D. Gerste – Hava Nasıl Tarih Yazar, çeviren: Meltem Karaismailoğlu, Kolektif Kitap, 224 sayfa, 2017