Lars T. Lih – Lenin’i Yeniden Keşfetmek (2018)

Daha önce burada ‘Lenin’ adlı kitabına yer verdiğimiz Lars Lih’ten, Lenin’in ‘Ne Yapmalı?’ adlı önemli eseri üzerine, yürütülegelen tartışmalara kapsamlı bir yanıt.

Lenin’in 1902’de yayınlanan söz konusu kitabı, kimilerine göre yeni bir parti tipinin kurucu belgesiydi, kimilerine göre Bolşevizmin esasını oluşturan öncü parti modeline yönelik bir tartışmaydı, kimilerine göreyse, Lenin’in işçi sınıfına yönelik elitist tavrının dışavurumuydu.

Lih, çağdaş Rus ve Alman kaynaklarına dayanan uzun soluklu çalışmalarla ortaya çıkmış bu kitabında, ‘Ne Yapmalı?’ hakkındaki söz konusu görüşlerin tümünün de gerçeği yansıtmadığını gözler önüne seriyor.

Lih, Lenin’in bu kitaptaki argümanlarının, asıl gücünü işçilerin devrimci eğilimlerinden aldığını belirtiyor.

Lenin’in Alman Sosyal Demokrasi hareketine özel hayranlığı olduğu ise, Lih’in buradaki en dikkat çekici tezi.

Lih’in bu önemli çalışması, Bolşevizm, Sovyetler ve Lenin hakkında ilgi çekici sorular soran, aynı zamanda Lenin’e dair efsanelerle hesaplaşarak Lenin’in devrimci perspektifini güncelleyen bir kitap olmasıyla çok değerli.

Yazar, ‘Ne Yapmalı?’yı kapsamlı bir şekilde tartışmakla kalmıyor, aynı zamanda kitabın kendisi tarafından yapılmış bir çevirisini de sunuyor.

  • Künye: Lars T. Lih – Lenin’i Yeniden Keşfetmek, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 896 sayfa, 2018

Kolektif – Viking Dünyası (2015)

Hem Vikinglerin anayurtlarını hem de kendi ülkeleri dışındaki bölgeler üzerindeki etkilerini irdeleyen, barındırdığı çok sayıda veriyle de ilgi çeken bir inceleme.

Arkeolojiden filolojiye, tarihten nümizmatiğe ve karşılaştırmalı din çalışmalarına pek çok alandan gelen yaklaşık 70 yazarın değerlendirmelerini barındıran kitap, Vikinglerin dünyasına daha yakından bakmak isteyenleri cezbedecek türden.

  • Künye: Kolektif – Viking Dünyası, editör: Stefan Brink ve Neil Price, çeviren: Ebru Kılıç, Alfa Yayınları

Peter Linebaugh – Londra İdamları (2015)

On sekizinci yüzyıl İngiltere’sinde, ücretin parasallaştırılmasına ve bunu düzenleyen özel hukuk mülkiyetine meydan okuyan kadın ve erkeklerin darağacına gönderilmelerinin hikâyesi.

Kapitalizmin kitlelerin kanını emerek yükseldiği ve emekle sermaye arasındaki mübadele ilişkisinin ilk kurulduğu zamanların tarihsel/sınıfsal analizi.

‘Makine Kırıcılık’ adlı harika kitabın yazarı olan Peter Linebaugh’tan, kapitalizmin bugünkü azgın haline nasıl geldiğimizle ilgili yine muhteşem bir inceleme.

  • Künye: Peter Linebaugh – Londra İdamları, çeviren: Çiğdem Demir, Otonom Yayıncılık

Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı (2009)

Erdem Sönmez ‘Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı’nda, Annales Okulu’nun Türkiye’deki tarihyazımına etkilerini, başlangıçtan 1980’e uzanan bir süreçte irdeliyor.

Kitabına, Annales Okulu’ndan önceki tarihçilik ve tarihyazımını anlatarak başlayan Sönmez, ardından okulun tarih ve tarihyazımı anlayışını ele alıyor.

Hemen devamında, Türkiye’deki çağdaş tarihçilik anlayışının izini süren yazar, son olarak da okulun Türkiye’deki tarihyazımına nasıl etkide bulunduğunu, Fuad Köprülü, Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ ve Halil İnalcık gibi, Türkiye’de 1980 öncesi sosyal tarihçiliğinin dört önemli isminin tarih anlayışlarından hareketle çözümlüyor.

  • Künye: Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı, Daktylos Yayınları, tarih, 240 sayfa

Arzu Terzi – Abdülhamid’in Mirası (2009)

Arzu Terzi, tam adı ‘Bağdat Musul’da Abdülhamid’in Mirası Petrol ve Arazi’ olan kitabında, söz konusu bölgenin, Osmanlı tarihinde ilk kez bir padişahın şahsi mülkü haline getirilmesi sürecini, döneme ait fotoğraflar ve belgeler eşliğinde veriyor.

Kitapta, bölgede padişah mülkü haline getirilen petrol yatakları, II. Abdülhamid’in bu yatakları işletme imtiyazını alışı, yabancı devletlerin çeşitli şahıslar aracılığıyla Osmanlı Devleti’ne yaptıkları imtiyaz talepleri, bölgedeki çıkar çatışmaları, Abdülhamid’in bu mücadele karşısında uyguladığı politikalar ve nihayet, padişahın bölgedeki şahsi mülkünün devletleştirilmesi süreci, ayrıntılı bir şekilde inceleniyor.

  • Künye: Arzu Terzi – Abdülhamid’in Mirası: Petrol ve Arazi, Timaş Yayınları, tarih, 317 sayfa

J. Rendel Harris ve Helen B. Harris – Ermeni Mektupları (2009)

İki yazarlı ‘Ermeni Mektupları’, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Anadolu’da, Türklerce Ermenilere yönelik şiddet hareketlerini gözlemleyen 37 mektubu bir araya getiriyor.

Rendel Harris ve eşi Helen Harris, 1896-1897 yılları arasında tanık oldukları şiddet hareketlerini, bu şiddetin kendilerinde uyandırdığı ruhsal, ahlâki ve maddi tepkileri, İngiltere’deki yakınlarına rapor ederler.

Daha sonra mektuplar, İngiliz bir yayınevi tarafından kitaplaştırılacak ve Avrupa’nın dikkatini, Ermenilerin yaşadıkları mağduriyete yöneltecekti.

Osmanlı’nın son döneminde olup bitenlere dair önemli ayrıntılar sunan mektuplar, birer tarihi belge niteliğinde.

  • Künye: J. Rendel Harris ve Helen B. Harris – Ermeni Mektupları, çeviren: Ömer Öztürk, Yaba Yayınları, mektup, 160 sayfa

Stewart Gordon – On Altı Batıkta Dünya Tarihi (2018)

Stewart Gordon bu özgün çalışmasında, gemilerin batıklarından yola çıkarak onları yaratan toplumların gelişimi ve dönüşümünü izliyor.

Gordon burada, binlerce yıl önce Nil’in sularında gezen ilk teknelerden 2012’de Akdeniz’de karaya oturan Costa Concordia’ya kadar tamı tamına on altı örneği ele alırken, ayna zamanda gemi yapımı teknolojilerinin gelişmesinin coğrafi keşifler kadar bilim dünyasındaki keşiflere de nasıl olanak tanıdığını gözler önüne seriyor.

Gordon’ın burada ele aldığı her bir gemi batığını, hem geminin veya teknenin teknolojik donanımı ve tasarımı bağlamında hem de geminin yapıldığı zamanın ekonomisi, toplumu, fikir hareketleri, siyasi rekabetleri ve savaşları bağlamında inceliyor.

Kitap, dünya tarihine çok özgün bir pencereden baktığı gibi, genel olarak eski küçük ve yerel denizcilik dünyasının zamanla günümüzün birleşik ve küreselleşmiş denizcilik dünyasına nasıl dönüştüğünü de adım adım izliyor.

  • Künye: Stewart Gordon – On Altı Batıkta Dünya Tarihi, çeviren: Zülal Kılıç, Kitap Yayınevi, tarih, 302 sayfa, 2018

Michel Bruneau – Küçük Asya’dan Türkiye’ye (2018)

Küçük Asya ya da Anadolu, 20. yüzyılın başında, 1923’te Yunanistan ve Türkiye arasında imzalanan dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mübadele anlaşması (Lozan Antlaşması) ile sona eren, yoğun ve şiddetli etnik temizlik ve kıyımların merkezi oldu.

Dolayısıyla Küçük Asya, tıpkı uzun zaman dilimindeki gibi yakın dönem kısa zaman dilimlerinde de, yalnızca tekrarlanan fetih teşebbüslerinin değil, aynı zamanda farklı şiddette ve etkide etnik-kültürel homojenleştirmelerin de nesnesi haline geldi:

Önce Helenleştirme, ardından Türkleştirme.

İşte Coğrafyacı ve Helenbilimci Michel Bruneau’nun bu muhteşem çalışması, bu sürecin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Çalışmanın asıl önemi ise, yakın dönemde yaşanan bu çalkantıların boyutunu anlayabilmek için, bunları özellikle Bizans, sonrasında Osmanlı gibi çoketnili imparatorluklardaki, sonrasında da bunların devamı olan Yunanistan ve Türkiye gibi ulus-devletlerdeki teritoryal meselelerle bağlantılandırarak, coğrafi-tarihsel bir perspektife yeniden yerleştirmesi.

Bu bağlamda kitap, Anadolu’nun kadim halklarının, dinî ve etnik topluluklarının; Rumların, Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin ve Asuri-Keldanilerin yazgısına dair, tarihin eski dönemlerinden bugüne uzanan nitelikli bir inceleme sunuyor.

Yazar, toprak meselesinin Küçük Asya’da her dönemde büyük önem arz ettiğini ve bu meselenin iki emperyal halk olarak Yunanlar ve Türkler arasında ve ayrıca iki egemen din olarak İslâm ve Ortodoks Hıristiyanlık arasında, başka coğrafyalarda, örneğin Balkanlar’da ya da Kafkasya’da yaşanandan çok daha sert mücadelelere mahal verdiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Michel Bruneau – Küçük Asya’dan Türkiye’ye: Azınlıklar, Etnik-Milli Homojenleştirme, Diasporalar, çeviren: Ayhan Güneş, İletişim Yayınları, tarih, 376 sayfa

David I. Kertzer – Papa ve Mussolini (2018)

Tarihte de bugün de, dini kurumların başında bulunan kişilerin ve bizzat bu kurumların kendilerinin faşist diktatörlüklere kol değnekliği yaptığını görüyoruz.

Bu ilişki çok açık ve nettir.

Biz yine de bunun daha eski bir örneğine, Papa XI. Pius’un İtalya diktatörü Mussolini’nin “başarı” merdivenlerini hızla çıktığı ve Avrupa’da faşizmin yükseldiği bir dönemdeki utanç verici konumuna bakalım.

David Kertzer’in bu incelemesi, XI. Pius’un Mussolini’yle imzaladığı ve İtalya ile Roma Katolik Kilisesi arasındaki savaşı sona erdiren Lateran Antlaşması’nı ve sonrasında yaşananları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Lateran Antlaşması, Kilise ile devletin birbirinden ayrılmasına son vermiş, böylece Mussolini’nin faşist hükümetinin hareket alanı artmış ve Kilise bunu yaparak faşist iktidar ile istekli bir ortaklık gerçekleştirmişti.

Kertzer’in çalışması, diktatörlük ile din ve diktatörlük ile Kilise arasındaki ilişkinin bilinmeyenlerini ortaya koymasıyla, en önemlisi de günümüze ışık tutmasıyla çok önemli.

  • Künye: David I. Kertzer – Papa ve Mussolini: XI. Pius’un Gizli Tarihi ve Avrupa’da Faşizmin Yükselişi, çeviren: Ahmet Arslan, Ayrıntı Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2018

Jean-Baptiste Chabot – Asur Edebiyatı (2009)

Jean-Baptiste Chabot ‘Asur Edebiyatı’nda, başkentleri Edessa (Urfa) olan Asurların Aramice yazılmış edebiyatlarını inceliyor, bu dilin trajik ölümünün izini sürüyor.

Chabot bunu, Aramice yazılmış kutsal olmayan ilk edebi metinlerden, bu dilin edebi bir dil olarak kaybolmaya başladığı zamanlara uzanarak yapıyor.

İlk ürünlerine bakıldığında, Asur edebiyatının yetkin bir düşünce ve kültür düzeyine sahip olduğunu söyleyen Chabot, buna örnek olarak da Aramice’nin çok tanrılı dinlerden günümüze kalan kısa kitabelerini ve ilk Hıristiyan Asur eserlerini gösteriyor.

Yazar, Asur edebiyatının altın çağını yaşadığı dönemleri ve ortadan kalkmasının öyküsünü sunuyor.

  • Künye: Jean-Baptiste Chabot – Asur Edebiyatı, çeviren: Vedii İlmen, Yaba Yayınları, inceleme, 160 sayfa