David Vincent – Mahremiyet: Kısa Bir Tarih (2017)

Son yıllarda, özellikle de sosyal ağların gündelik, hatta özel hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelişi, mahremiyetin ortadan kalktığına dair şikâyetlerin daha sık dillendirilmesini de beraberinde getirdi.

Bu nitelikli kitap ise, bugün açık bir tehdit altında olan mahremiyetin 14. yüzyıldan bugüne uzanan gelişimi ve yaşadığı muazzam dönüşümü konu ediniyor.

Yalnız kalmak bir haktır.

Peki, kendimizi neden gönüllü olarak ifşa ediyoruz?

Vincent, bu sorunun yanıtını ararken,

  • Ev hayatının dönüşümü,
  • Refah ve mülkiyet ilişkisi,
  • Ev tasarımının evrimi,
  • Şehirleşme,
  • Yüz yüze iletişim,
  • Dinsel inanç ve dinsel ritüeller,
  • Ve yeni teknolojiler gibi birçok konu ve kavram üzerinde yeniden ve derinlemesine düşünüyor.

“Mahremiyetin internetten önceki on yılları zamanın sisi içinde kaybolmuş gibi görünüyor,” diyen Vincent, çalışmasında mahremiyetin kapsamlı bir tarihçesini sunduğu gibi, aynı zamanda insanın, kültürün geçirdiği olağanüstü dönüşümü de kayda alıyor.

  • Künye: David Vincent – Mahremiyet: Kısa Bir Tarih, çeviren: Deniz Cumhur Başaraner, Epos Yayınları, 232 sayfa, 2017

Neil Faulkner – Halkların Rus Devrimi Tarihi (2017)

Ekim Devrimi’ne sosyalist bir perspektiften bakan, her okurun rahatça anlayabileceği tarzda kaleme alınmış bir çalışma.

“Rus Devrimi, dünya tarihinin muhtemelen en yanlış anlaşılmış olayıdır,” diyen Faulkner, bu devrimin yükselen demokrasi taleplerine yanıt veren, bir demokrasi ve yaratıcılık patlaması olduğunu belirtiyor.

Yazar, Ekim Devrimi, kapitalizmde büyük bir gedik yaratmakla birlikte, sonradan geri çekildiğini ve karşı-devrimle yıkıldığını söylüyor.

Rusya’da Çarlık iktidarına karşı ezilenlerin nasıl örgütlendiklerini irdeleyerek açılan kitap,

  • Lenin ve Bolşeviklerin tarih sahnesine çıkışı,
  • 1917’de büyük devrimin yapılışı,
  • Devrimin, kapitalizmin aşılması konusunda dünyaya nasıl umutlar verdiği,
  • Sovyetlerin 1918-1938 döneminde yaşananlar,
  • Ve Stalin’in Bolşevik Devrimi’ndeki konumu gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Kitabın, Bolşevik Devrimi’nin 100. yılını yaşadığımız şu günlerde, tarihte büyük bir gedik yaratmış bu deneyimin öncesi ve sonrası için önemli bir kaynak olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Neil Faulkner – Halkların Rus Devrimi Tarihi, çeviren: Tuncel Öncel, Yordam Kitap, tarih, 272 sayfa, 2017

 

Kolektif – Prusia’dan Bursa’ya (2014)

Şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış kimi fotoğraflar da barındıran, zengin bir Bursa monografisi.

Kitap, şehrin Antikçağ’dan bugüne tarihini ayrıntılı bir şekilde verdiği gibi, Ahilik teşkilatının esasları, etnik ve dini faktörlerin ticarete yansımaları gibi, şehrin 8500 yıllık ekonomik tarihini ortaya koyan bilgi, öykü ve anekdotlar da sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Prusia’dan Bursa’ya, hazırlayan: Erdoğan Bilenser, Yapı Kredi Yayınları

Jacques Pauwels – Hayırlı Savaş Söylencesi: İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika (2017)

Amerika Birleşik Devletleri’nin 2. Dünya Savaşı’ndaki rolü, kendilerinin savunageldikleri gibi başından sonuna değin pirüpak mıydı, yoksa birbirinden kirli ilişkilerin ve ittifakların üzerine mi inşa edilmişti?

Jacques Pauwels’in elimizdeki kitabı, ikincisinin daha ağır bastığını gözler sermesiyle, bir anlamda ABD’nin gizli tarihi niyetine okunacak bir inceleme.

  • ABD’li vatandaşlar savaştan önce neden faşizme o denli yoğun yakınlık duyuyordu?
  • ABD’li büyük kartellerin Nazilerle ilişkileri neydi?
  • Amerika neden Nazilere karşı harekete geçmede neden bu kadar geç davrandı?
  • Amerikalıların Dresden’i kentini yerle bir etmesinin altındaki nedenler nelerdi?
  • Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının asıl amacı neydi?
  • Soğuk Savaş’ın ortaya çıkmasında, Amerika’nın bu savaştaki çelişik tutumunun payı neydi?

Pauwels bu ve bunun gibi birçok soruya yanıt ararken, ABD’nin dünyanın ikinci büyük savaşındaki rolünü çok yönlü bir bakışla aydınlığa kavuşturuyor.

  • Künye: Jacques Pauwels – Hayırlı Savaş Söylencesi: İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, tarih, 368 sayfa, 2017

Sevilay Kaygalak – Kapitalizmin Taşrası (2008)

Sevilay Kaygalak ‘Kapitalizmin Taşrası’nda, 16. yüzyıldan 19. yüzyıla, Bursa’da kaydedilen kapitalist ilişki biçimlerinin şehir ve şehrin sosyal hayatındaki etkisini inceliyor.

Kaygalak kitabının ilk bölümünde, kapitalizm ve kentsel değişime; ikinci bölümde, Osmanlı toplumsal yaşamındaki değişimlerin kentlere etkilerine odaklanılıyor.

Çalışmanın üçüncü bölümünde, bir Osmanlı Anadolu kenti olan Bursa’nın demografik özellikleri ve ipek, ham ipek üretimi yoluyla yarattığı yerel ekonomisi anlatılıyor.

Kaygalak, kitabının son bölümünde de, 19. yüzyılda Bursa’daki değişimin sosyo-ekonomik ve mekânsal boyutlarını, bu sürecin kapitalist niteliğini ortaya koyarak analiz ediyor.

  • Künye: Sevilay Kaygalak – Kapitalizmin Taşrası, İletişim Yayınları, inceleme, 242 sayfa

Hester Donaldson Jenkins – Robert Kolej’in Kızları (2008)

Hester Donaldson Jenkins ‘Robert Kolej’in Kızları’nda, Osmanlı topraklarındaki misyonerlik faaliyetlerini, Mary Mills Patrick ve Robert Kolej üzerinden izliyor.

Patrick, ülkesi Amerika’dan Türkiye’ye gelerek İstanbul Kız Koleji’nin müdireliğini üstlenmişti.

Kitapta, Patrick’le başlayan ve daha sonra gelenekselleşen eğitim anlayışı ele alınıyor.

Bu eğitim kurumunun öteki din ve mezheplere hoşgörülü yaklaşma kültürüyle Amerika ve Avrupa’daki feminist anlayışı Türkiye’ye getirme misyonuyla hareket ettiğini belirten Jenkins, Osmanlı’nın son dönemlerinde kurulan ve o zamandan bu yana Türkiye’deki eğitimin en önemli ve başarılı duraklarından biri haline gelen Kolej’in kapsamlı bir hikâyesini sunuyor.

  • Künye: Hester Donaldson Jenkins – Robert Kolej’in Kızları, çeviren: Ayşe Aksu, Dergah Yayınları, inceleme, 280 sayfa

Ernest Jackh – Yükselen Hilal (2008)

Atatürk’ün ‘Yükselen Hilal’i yazdığı için bizzat kutladığı Ernest Jackh, Osmanlı’nın son döneminde yaşananlara ve ardından ondan sonra tarihteki rolünü oynamaya başlayan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş serüvenine odaklanıyor.

Türkiye’nin modern Avrupa’yı hedeflemesi; 1. Dünya Savaşı’nda oynadığı rol; bir zamanlar başörtüsü, fes, harem gibi konulara nasıl yaklaşıldığı; Osmanlı’nın bağnazlıkla mücadele edişi; Jön Türkler ve Balkanlar’daki olaylar, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

Kendini Türk dostu olarak tanımlayan Jackh, 1940’larda Amerika’da yayımlanan kitabıyla, hep yanlış anlaşıldıklarına inandığı Türkleri dünyaya anlatmayı amaçlamıştı.

  • Künye: Ernest Jackh – Yükselen Hilal, çeviren: Sakıp Murat Yalçın, Ikarus Yayınları, tarih, 303 sayfa

Hıfzı Topuz – Paris ’68: Bir Devrim Denemesi (2008)

‘Paris ’68’, Paris’te başlayarak hızla dünyaya yayılan 1968 hareketini, o dönem orada bulunan Hıfzı Topuz’un tanıklığıyla sunuyor.

1968 Mayısında Paris’te başlayan kıvılcımı, “doğaçlama ve başarısız ama kansız ve güler yüzlü bir devrim denemesi” olarak tanımlayan Topuz, sadece bu kıvılcıma beşiklik eden Paris’i değil, bunun, Meksika, Vietnam, ABD, Çekoslovakya, İtalya ve Türkiye gibi ülkelere yansımalarını da odaklanıyor.

Topuz, kendi tanıklığıyla, Daniel Cohn-Bendit gibi dönemin efsane önderlerini, hareketin başlamasını, gelişmesini, hemen ardından önüne geçilemeyen bir sel haline gelişini ve “şimdi iktidar” diyerek başkaldıran hareketin vardığı noktayı anlatıyor.

  • Künye: Hıfzı Topuz – Paris ’68: Bir Devrim Denemesi, Agora Kitaplığı, anı, 114 sayfa

Kolektif – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Salgın Hastalıklar ve Kamu Sağlığı (2017)

Özellikle Sanayi devriminden sonra, Avrupa’da devlet yapısı büyük oranda dönüştü.

Bu durum beraberinde “sağlıklı vatandaş” düşüncesinin ortaya çıkmasına ve böylece kamu sağlığı uygulamalarının yaygınlaşmasına vesile oldu.

Dolayısıyla kamu sağlığı ile modernleşme süreci arasında kopmaz bir ilişki var.

Bu kitap ise, salgın hastalıklar ve kamu sağlığı uygulamalarını Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet dönemleri bağlamında izlemesiyle alana önemli bir katkı sunuyor.

Osmanlı’nın ve Cumhuriyet’in genel sağlık politikasını kapsamlı bir şekilde ortaya koyan çalışma, devletin sağlıklı vatandaş yetiştirmek için ortaya koyduğu kurumları, sağlık politikalarının nasıl bir zihniyet değişimine işaret ettiğini ve bireylerin bu amaçla nasıl seferber edildiğini araştırıyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Salgın Hastalıklar ve Kamu Sağlığı, editör: Burcu Kurt ve İsmail Yaşayanlar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 254 sayfa, 2017

Helge Hesse – 80 Cümlede Dünya Tarihi (2008)

İnsanlığın belleğinde yer etmiş, artık anonimleşmiş sözler vardır.

İşte Helge Hesse’in elimizdeki keyifli kitabı, bu sözlerin hangi koşullarda, kim tarafından söylendiğini anlatıyor.

Hesse, “Kendini tanı”, “Para kokmaz”, “Amaca giden her yol mubahtır”, “Benim imparatorluğumda güneş hiç batmaz”, “Devrim kendi çocuklarını yer”, “Ama dünya yine de dönüyor”, “Bizden sonra tufan!”, “Mülkiyet hırsızlıktır” ve “Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!” gibi sözlerin ışığında, okurunu, tarihin tozlu sayfalarında bilgilendirici bir seyahate davet ediyor.

  • Künye: Helge Hesse – 80 Cümlede Dünya Tarihi, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen ve Gül Gürtunca, Doğan Kitap, tarih, 324 sayfa