Naci Kutlay – Osmanlı’dan Günümüze Kürtler (2014)

‘Osmanlı’dan Günümüze Kürtler’, Kürt tarihi alanında pek çok çalışması bulunan Naci Kutlay’ın Kürdoloji notlarını bir araya getiriyor.

Kutlay’ın kitabında öne çıkan konular şöyle:

  • Osmanlı Devleti’nde Kürdistan eyaleti bağlamında imparatorluğun eyalet sistemi,
  • Safevi gücü karşısında Osmanlı-Kürt uzlaşması,
  • Kürt tarihinde Mirler ve Şeyhler,
  • 20. yüzyılda ilk Kürt ulusal hareketinin oluşumu,
  • İttihat ve Terakki partisinin Kürtleri asimile etme çabaları,
  • Ermeni milli hareketi ile Kürtler arasındaki ilişki,
  • 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda Kürtler,
  • Cumhuriyet tarihindeki Kürt isyanları,
  • Ve Türk solunun Kürtlere yaklaşımı…

Künye: Naci Kutlay – Osmanlı’dan Günümüze Kürtler, Dipnot Yayınları, tarih, 379 sayfa

Namık Sinan Turan – İmparatorluk ve Diplomasi (2014)

Namık Sinan Turan, Avrupa’da yaşanan Rönesans sürecinden sonra gelişen yeni diplomasi anlayışı karşısında Osmanlı İmparatorluğu’nun nasıl bir tavır geliştirdiğinden başlayarak Osmanlı’nın diplomasi yaklaşımının gelişimini araştırıyor.

Yazar kitabına, Osmanlı’nın kuruluş yıllarında Bizans, Balkan ve Akdeniz devletleriyle diplomatik ilişkilerini analiz ederek başlıyor.

Çalışmanın devamında ise, Osmanlı-Avrupa ilişkilerinin tarihsel gelişimi, Rönesans’la birlikte Avrupa’da yeni bir diplomatik düzenin kuruluşu ve Osmanlı’nın buna karşı tutumu, Osmanlı’nın modernleşme süreci ve kriz dönemlerindeki diplomasi uygulamaları gibi konular irdeleniyor.

  • Künye: Namık Sinan Turan – İmparatorluk ve Diplomasi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 568 sayfa

Ersin Onay – Topraktan Sahneye (2017)

Bilindiği gibi piyanist Prof. Ersin Onay, Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nin kurucusu.

Uluslararası düzeyde sanat eğitimi veren ve bundan 30 yıl önce Ankara’nın bozkırında beş öğrenciyle kurulan bu fakülte, müzik ve sahne sanatları bölümlerinden yüzlerce sanatçı yetiştirdi.

İşte Onay’ın bu deneyimini paylaştığı ‘Topraktan Sahneye’, fakültenin kuruluş sürecini, düzenlediği etkinlikleri anlatması ve bölüm üyelerinin Anadolu’da verdikleri konserlerin halkta ne denli güçlü karşılık bulduğunu ortaya koymasıyla önemli.

Bu süreçte katkı sunmuş 120 sanatçının yazılarıyla desteklenen kitap, bu örnek kurumun nasıl tasarlanıp kurulduğunun ve geliştiğinin öyküsünü anlattığı gibi, Anadolu’ya yönelen sanat çalışmalarının önemini ve bunların daha aydınlık, daha çağdaş kuşaklar yetiştirmek için ne kadar elzem olduğunu gözler önüne seriyor.

Hem uluslararası normlarda bir sanat eğitimi düzeninin nasıl kurulacağının ve her aşamada toplumla birlikte olmanın, toplumsal projeler üretip uygulamanın nasıl başarılabileceğinin muhteşem bir örneğini görmek için bu kitabı muhakkak okumak gerek.

  • Künye: Ersin Onay – Topraktan Sahneye, Sun Yayınevi, müzik, 348 sayfa

Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri (2017)

Savaş denen korkunçlukta insana yaşamak adına ümit veren biricik şey hemşirelerin varlığı.

Bir asker, savaştığı cephede hırsla ve acımasızca bir diğer askeri yok etmeye çabalar, hemşireler ise olağanüstü fedakârlıklarıyla yok edilmeye çalışılan hayatı gayretle savunur.

İşte bu kitap, 1963-1974 yılları arasında Kıbrıs savaşında gönüllü olarak hizmet vermiş 28 hemşirenin sıra dışı deneyimlerine yer veriyor.

Kitaba katılan hemşireler, savaş koşullarında yaşadıklarını bizimle paylaşırken, savaşların merkezinde yer alırken neler hissettiklerini, bu deneyimlerinin daha sonraki yıllarını nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.

Kitap, bu anlatımlardan yola çıkarak Kıbrıs’ta yaşanan savaşın nitelikli bir sözlü tarihini sunduğu gibi, Kıbrıs’ta hemşirelik mesleğinin gelişimini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Fatma Çeki – Kıbrıs’ın Mücahit Hemşireleri, editör: Fatma Sevgi Hatipoğlu, Kalkedon Yayınları, anı, 200 sayfa

Ömer Öztürk – Elveda Üsküdar (2008)

Ömer Öztürk’ün, ‘Elveda Üsküdar’ı, İstanbul kadim semtlerinden Üsküdar’a bir güzelleme.

Yitip giden güzelliklerin bıraktığı buruk tat, Öztürk’ün anlatısında ağırlıklı payı alıyor.

Öyküler, söyleşiler, incelemeler ve denemeler barındıran kitap, Öztürk’ün daha önceki çalışmalarından da aşina olduğumuz üzere, eski İstanbul’a dair bilgi, belge ve görsel malzemelerle zenginleştirilmiş bir arşiv niteliğinde.

Öztürk İstanbul’un bir kitaba benzediğini ve bu kitabın hiç bitmeyecek denli zengin olduğunu söylüyor.

İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden olan Üsküdar’ın anlatıldığı kitabın sonunda da, yazarın kendi arşivinden seçtiği resimler bulunuyor.

  • Künye: Ömer Öztürk – Elveda Üsküdar, Lamure Yayınları, anlatı, 176 sayfa

Koçi Bey – Koçi Bey Risaleleri (2008)

Enderun’da eğitim görmüş, bilim ve siyaset alanlarında bilgili ve zamanının seçkin isimlerinden Koçi Bey, IV. Murad’a ve I. İbrahim’e sunduğu risaleleriyle ünlüdür.

Bu risalelerden IV. Murad’a sunulanı, devlet idaresi ve saltanat işlerindeki sorunlara, geçmişteki örneklere dayanarak tedbirler sunarken, I. İbrahim’e sunulan risale ise Osmanlı devlet teşkilatına dairdir.

Risalelerde, padişahın çeşitli hallerde nasıl hareket etmesi, vezirler ve kumandanlara nasıl emir vermesi, hatta ne gibi kelimeler kullanması gerektiğine kadar birçok ayrıntı yer alıyor.

İki risalenin yer aldığı kitabın sonunda bir sözlük, kaynakça, dizin ve eserin tıpkıbasımı yer alıyor.

  • Künye: Koçi Bey Risaleleri, yayına hazırlayan: Seda Çakmakcıoğlu, Kabalcı Yayınları, tarih, 320 sayfa

Tanyeri Erkman ve Murat Belge – Bu Şehr-i İstanbul Ki (2017)

Tanyeri Erkman ve Murat Belge’nin Açık Radyo’da hazırlayıp sundukları Bu Şehr-i İstanbul Ki’, kendi dinleyicisini yaratmış kült bir yapımdı.

Program İstanbul’un muhtelif mekânlarını anlatıyor, ama bunu da şiirlerle, şarkılarla ve anılarla harmanlayarak sumasıyla dikkat çekiyordu.

Dinleyici bu programla, Şehzadebaşı’ndan Galatasaray’a, Kalamış’tan Kurtuluş’a ve Samatya’dan Balat’a, bu şehrin birçok durağını adım adım geziyordu.

Tanyeri Erkman’ın 1996 yılında erken yaşta aramızdan ayrılmasıyla sonlanan program, yalnızca İstanbul’u değil, İstanbul insanının kültürel ve gündelik hayatında yer etmiş ayrıntıları ve anekdotları özgün bir tarzda dinleyicilerine sunmasıyla önemliydi.

Şimdi bu kült programın kayıtları elimizdeki kitapta bir araya getiriliyor.

O güzel program, taş plaklardan çalınan o şahane müzikleri olmazsa olmaz diyenlerin de, kitabın içinde yer alan bir QR kod sayesinde programın müziklerine ulaşma imkânı var.

Artık İstanbul için bitti denen dönemler yaşıyoruz.

Erkman ve Belge’nin kitaplaşan programı sayesinde İstanbul’un şu haline bakıp bir anlamda nostalji yaşıyoruz, fakat en önemlisi de, bu kadim şehrin nasıl bir kültürel zenginlik barındırdığı ve ne olursa olsun bunun asla bitirilemeyeceği mesajını da alıyoruz.

  • Künye: Tanyeri Erkman ve Murat Belge, Bu Şehr-i İstanbul Ki, Encore Yayınları, şehir, 416 sayfa

Betül İpşirli Argıt – Harem-i Hümayun Cariyeleri (2017)

Osmanlı sarayında cariyeler, bitimsiz bir ilgiye mazhar olan konulardan. Yerli ve yabancı tarihçiler kadar okurlar da, bir gizem bulutuyla sarmalanmış Osmanlı haremine meraklıdır.

Betül İpşirli Argıt da bu dikkat çekici çalışmasında, harem kadınlarına bu sefer farklı bir pencereden, sarayın himaye ilişkileri çerçevesinden bakıyor.

Argıt, himaye ilişkilerinin Harem-i Humayun’la sınırlı kalmayarak, kadınların saraydan çıkmalarından sonraki süreçte de nasıl devam ettiğini ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Kitap, haremden çıkan kadınların sarayla ilişkilerinin tümüyle sona ermediğini, tam tersine bu kadınların ağırlıklı olarak yönetici zümre ve özellikle de Enderun mensuplarıyla evlenerek sarayla irtibatlarını koparmadıklarını gözler önüne seriyor.

  • Himaye ilişkilerinin saray ve kadınlar açısından anlamı neydi?
  • Bu himaye ilişkileri, saray müessesesinin ve siyasi mekanizmanın işleyişi konusunda bize neler söyler?
  • Saraydan çıkan cariyeler, sarayla toplum arasında ne gibi ilişkilerin kurulmasına aracılık ediyordu?

Bu sorulara tatmin edici yanıtlan sunan çalışma, saraylı kadınları merkeze alarak onların deneyimlerini, kişisel dünyalarını, yaşam şartlarını ve toplumsal statülerini açıklığa kavuşturuyor.

  • Künye: Betül İpşirli Argıt – Harem-i Hümayun Cariyeleri, Kitap Yayınevi, tarih, 372 sayfa

Ali Emirî Efendi – Osmanlı Doğu Vilayetleri (2008)

Ali Emirî Efendi’nin 1. Dünya Savaşı sırasında kaleme aldığı ‘Osmanlı Doğu Vilayetleri’, daha çok Osmanlı’nın Diyarbakır vilayetine odaklanıyor.

Yazar kitabında, Diyarbakır vilayetinin zengin kültür ve tarihi özelliklerini sıralarken, bölgenin Türk egemenliğine nasıl geçtiği, demografik yapısı ve Ermeni meselesi gibi konuları da anlatıyor.

Yaşadığı dönemde Osmanlıcılık görüşünü benimseyen yazar, kitabını, Osmanlı’nın son dönemindeki çalkantılı durumdan kaynaklı olarak, vatan sevgisi ve birlik temalarıyla kurmuş.

Çalışmanın asıl önemi ise, Milli Mücadele öncesi Doğu vilayetlerine dair önemli ayrıntılar barındırması.

  • Künye: Ali Emirî Efendi – Osmanlı Doğu Vilayetleri, yayına hazırlayan: Abdülkadir Yuvalı ve Ahmet Halaçoğlu, Babıali Kültür Yayınları, tarih, 246 sayfa

Jacqueline van Maarsen – “Benim Adım Anne Frank” (2008)

Jacqueline van Maarsen’in adı, Anne Frank’ın günlüğünde Joop olarak geçer.

Kendisi de Yahudi olan Maarsen, 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudilere uygulanan eziyeti bizzat gördü ve yaşadı.

Yazarın ‘Benim Adım Anne Frank’ isimli bu kitabı da, 1941 yılında Yahudi Lisesi’nde okurken Anne Frank’la tanışmasına ve bundan sonraki döneme dair anılarından oluşuyor.

Maarsen ile Anne Frank arasında, Anne Frank’ın gizlenmesinden bir yıl önce çok yakın bir ilişki kurulmuştu.

Kitap, babası Hollandalı bir Yahudi, annesi Fransız bir Katolik olan Maarsen’in, çocukluğuna ve ailesine dair anlatımları ile Anne Frank’a dair anılarından, fotoğraflarından ve kendisine göndermiş olduğu kartlardan oluşuyor.

  • Künye: Jacqueline van Maarsen – “ Benim Adım Anne Frank”, çeviren: Burak Sengir, Agora Kitaplığı, anı, 206 sayfa