George Smith – Babil Tarihi (2024)

George Smith’in ‘Babil Tarihi’ adlı eseri, 19. yüzyılın ikinci yarısında Mezopotamya ve özellikle Babil uygarlığı üzerine yapılan araştırmaların önemli bir ürünüdür.

Smith, dönemin önde gelen Asurluluk bilimcilerinden biri olarak kabul edilir ve bu kitapta Babil’in tarihini, kültürünü ve medeniyetini kapsamlı bir şekilde incelemiştir.

Smith, kitabında Babil çivi yazısını çözme çalışmalarına yaptığı önemli katkılara yer verir.

Çivi yazılı tabletleri deşifre ederek Babil mitolojisi, dini inançlar, tarihsel olaylar ve günlük yaşam hakkında değerli bilgiler elde etmiştir.

Smith, Gılgamış Destanı’nın ilk kez İngilizceye çevrilmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Bu destan, dünya edebiyatının en eski örneklerinden biri olarak kabul edilir ve insanlık koşulu, ölümsüzlük arayışı gibi evrensel temalara değinir.

Kitapta Babil astronomi ve matematik sistemleri hakkında detaylı bilgiler sunulur.

Babillilerin gökyüzünü gözlemleyerek takvimler oluşturdukları, gezegen hareketlerini takip ettikleri ve karmaşık matematiksel hesaplamalar yaptıkları anlatılır.

Smith, Babil hukuk sistemini ve toplumsal yapısını inceleyerek, bu uygarlığın gelişmiş bir hukuk anlayışına sahip olduğunu ve karmaşık bir sosyal yapıya sahip olduğunu gösterir.

Kitapta Babil İmparatorluğu’nun kuruluşu, yükselişi ve çöküşü kronolojik bir sırayla incelenir.

Babil’in bölgedeki diğer uygarlıklarla olan ilişkileri ve siyasi mücadeleleri ele alınır.

‘Babil Tarihi’, Babil uygarlığına olan ilgiyi artırmış ve bu alandaki bilimsel çalışmalara önemli bir katkı sağlamıştır.

Smith’in çalışmaları, Babil’in sadece bir medeniyet değil, aynı zamanda insanlık tarihinin en eski ve en gelişmiş uygarlıklarından biri olduğunu göstermiştir.

Eser, öncelikle Babil uygarlığının öncesini, kuruluşundan Medler ile ittifaka, sonrası Persler tarafından fethedilmesine kadar geçen uzun yüzyılların akıcı bir anlatımını içeriyor.

Kitabın özgün yanlarından biri uzun çabalar sonucunda bulunup tercüme edilmiş ilk anıtların çözülüşünün temel alınmasıdır.

Babilliler ilk astronomi, matematik, mimari ve birçok alanda büyük keşifler yapıp geliştiren bir toplumdu.

Olağanüstü bir yazı sistemi geliştirmiş, kil tabletlere ve papirüslere yazılmış eserlerden oluşan etkileyici kütüphaneler kurmuşlardı.

Okur bu kitapta, Babil’in asma bahçelerinin muhteşemliğinin ötesinde de bilgiler bulacaktır; bilim ve sanattaki muazzam gelişimin arka planında yer alan bitmek bilmeyen savaşlar, isyanlar, fetih ve yağmalar, imparatorluğu çöküşe götüren süreçteki “genel ahlaki ve zihinsel çürüme.

Babil Tarihi, yalnızca profesyonel tarihçiler ya da konuya özel bir ilgi duyanlar için değil, bugünkü medeniyetin tarihteki derin köklerini anlamak isteyen herkes için bir başvuru kaynağıdır.

  • Künye: George Smith – Babil Tarihi, çeviren: İlhan Kaya, Sümer Yayıncılık, tarih, 104 sayfa, 2024

Kolektif – Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğunun Yükselişi (2024)

‘Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğunun Yükselişi’, 18. yüzyılın sonlarından 20. yüzyılın başlarına kadar uzanan, dünyayı derinden etkileyen Sanayi Devrimi’ni ve bu devrimin baş aktörü Britanya’yı mercek altına alıyor.

Kitapta, alanında uzman pek çok tarihçinin makaleleri bir araya getirilerek, bu dönemdeki ekonomik, kültürel ve toplumsal dönüşümlerin çok yönlü bir analizi yapılıyor.

Burada, Sanayi Devriminin dünyaca ünlü uzmanlarından Joel Mokyr, Jan de Vries, Pat Hudson, Maxine Berg, J. R. Ward gibi isimlerin makalelerinin yanı sıra Andrew Porter, Anthony Howe, Dane Kennedy, Simone Gunn, Michael Winstanley, Clark Nardinelli ve Ruth Watts gibi imparatorluk tarihçilerinin değerlendirmeleri yer alıyor.

Sanayi Devrimi’nin sadece bir teknolojik devrim olmadığı, aynı zamanda toplumların ve uluslararası ilişkilerin şekillenmesinde de belirleyici bir rol oynadığı vurgulanıyor.

Kitap, Britanya’nın bu dönemde nasıl dünyanın en güçlü imparatorluklarından biri haline geldiğini ve bu yükselişin küresel tarih üzerindeki etkilerini mercek altına alıyor.

Eser, Türkiye’deki ilgili alanlardaki çalışmalara yeni bir soluk getirirken hem akademik çevreler hem de tarih meraklıları için kapsamlı bir kaynak niteliğinde.

Özetle, bu kitap, Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğu’nun yükselişi hakkında derinlemesine bilgi edinmek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir eser.

  • Künye: Kolektif – Sanayi Devrimi ve Britanya İmparatorluğunun Yükselişi, derleyen: Hasan Aksakal, Beyoğlu Kitabevi, tarih, 412 sayfa, 2024

Tony Judt – Savaş Sonrası (2024)

Tony Judt’ın etkileyici çalışması ‘Savaş Sonrası: 1945 Sonrası Avrupa Tarihi’, İkinci Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerinden sonra Avrupa’nın yeniden yapılanma sürecini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Judt, bu eserinde, savaş sonrası Avrupa’nın siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel dönüşümünü incelikli bir dille analiz ediyor.

Savaşın yaralarını sarmak ve bölünmüş bir kıtayı yeniden bir araya getirme çabalarını mercek altına alıyor.

Marshall Planı, Avrupa Birliği’nin kuruluş süreci ve Soğuk Savaş’ın Avrupa üzerindeki etkileri gibi önemli dönüm noktalarını detaylı bir şekilde inceliyor.

Komünizm ve kapitalizm arasındaki ideolojik mücadelelerin Avrupa’daki yansımalarını ve bu mücadelelerin kıtanın siyasi ve sosyal yapısını nasıl şekillendirdiğini analiz ediyor.

Savaş sonrası dönemde ulus devletlerin güçlenmesi ve Avrupa kimliğinin ortaya çıkışı arasındaki çelişkili ilişkiyi ele alıyor.

Savaş sonrası Avrupa’da yaşanan hızlı sosyal ve kültürel değişimleri, kadın hakları, göç, gençlik hareketleri gibi konular üzerinden değerlendiriyor.

Savaş sonrası Avrupa’da felsefe, edebiyat ve sanat alanlarında yaşanan gelişmeleri ve bu gelişmelerin siyasi ve sosyal hayata etkilerini inceliyor.

Judt, Avrupa tarihine dair geniş bir perspektif sunarak, karmaşık olayları anlaşılır bir şekilde açıklıyor.

Yazar, Avrupa’nın savaş sonrası tarihindeki olumlu ve olumsuz gelişmeleri objektif bir şekilde değerlendiriyor.

Kitap, Avrupa’nın günümüzdeki sorunlarını anlamak için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Judt’ın akıcı ve anlaşılır üslubu, kitabı geniş bir okuyucu kitlesi için erişilebilir kılıyor.

Sonuç olarak kitap, Avrupa’nın 20. yüzyılın ikinci yarısında yaşadığı dönüşümü anlamak isteyen herkes için önemli bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Tony Judt – Savaş Sonrası: 1945 Sonrası Avrupa Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Alfa Yayınları, tarih, 1016 sayfa, 2024

Avedis Hadjian – Türkiye’nin Gizli Ermenileri (2024)

Avedis Hadjian’ın kaleme aldığı ‘Türkiye’nin Gizli Ermenileri’, 1915’ten sonra Türkiye’de yaşamaya devam eden Ermenilerin hikayelerini derli toplu bir şekilde sunuyor.

Yazar, bu zorlu süreçte kimliklerini gizlemek zorunda kalan, dilini ve kültürünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan insanların hikayelerini, uzun yıllar süren araştırmaları ve yüzlerce kişiyle yaptığı görüşmeler sonucunda ortaya koyuyor.

Hadjian, 1915’ten sağ kurtulanların ve onların torunlarının yaşadığı zorlu süreci anlatıyor.

Kimliklerini korumak için Müslüman, Kürt veya başka bir kimlikle yaşamak zorunda kalan insanların hikayeleri, kitabın merkezinde yer alıyor.

Yazar, Ermeni kökenli insanların nasıl bir hayat yaşadıklarını, hangi zorluklarla karşılaştıklarını ve kimliklerini nasıl koruduklarını detaylı bir şekilde anlatıyor.

Ermeni dilinin, geleneklerin ve kültürel mirasın kaybolma sürecini inceleyen Hadjian, bu kayıpların bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini de ele alıyor.

Hrant Dink’in cinayeti sonrası bazı Ermenilerin kimliklerini açıklamaya başlamaları ve bu durumun toplum üzerindeki etkileri de kitapta önemli bir yer tutuyor.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Ermeni kimliğini koruyan ve gelecek nesillere aktarmaya çalışan insanların hikayeleri, kitaba umut ve direnç dolu bir atmosfer katıyor.

Kitap, uzun yıllar boyunca görmezden gelinen veya hafızalardan silinmeye çalışılan bir hikayeyi gün yüzüne çıkarıyor.

Hadjian’ın çalışması, 1915 Ermeni Soykırımı sonrası Türkiye’deki Ermenilerin durumu hakkında önemli bir tarihsel belge niteliği taşıyor.

Kitap, kimlik, aidiyet, hafıza ve unutma gibi evrensel temalara değinerek, okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor.

Hadjian, kitabıyla adalet ve hakikat arayışının önemini vurguluyor ve unutulanların sesini duyurmaya çalışıyor.

  • Künye: Avedis Hadjian – Türkiye’nin Gizli Ermenileri, çeviren: Akın Emre Pilgir, İletişim Yayınları, inceleme, 624 sayfa, 2024

Kolektif – Toplumsal Hareketlerin Asrı (2024)

Bu çalışma, Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihini, toplumsal hareketlerin prizmasından yeniden değerlendiriyor.

Farklı toplumsal grupların tarihteki yerini ve mücadelelerini ele alarak, daha zengin ve çok boyutlu bir tarih anlatısı sunuyor.

Çalışma, Türkiye tarih yazımına yeni bir soluk getirerek, daha kapsamlı ve çok sesli bir tarih anlatısı sunuyor.

Toplumsal hareketlerin tarihteki rolünü vurgulayarak, Türkiye’nin karmaşık ve dinamik tarihsel süreçlerine dair daha derin bir anlayış kazanmamızı sağlıyor.

Kitap, bugüne kadar eksik bırakılan bu etkeni mercek altına alarak sadece bu toplumsal hareketlere odaklanmıyor, aynı zamanda Cumhuriyet tarihini toplumsal hareketler üzerinden ve onların etkilerini göz önüne alarak da aşağıdan bir perspektif ile değerlendiriyor.

Kitaptaki yazılar Cumhuriyet’in 100 yıllık tarihini işçiler, köylüler, çiftçiler, kentliler, işsizler, kadınlar, gençler, öğrenciler, Kürtler, Aleviler gibi farklı sınıfsal, mesleki, etnik, dini, cinsiyet ve yaş gruplarını farklı dönemlerde oluşturdukları toplumsal hareketleri göz önünde bulundurarak ele alıyorlar.

  • Künye: Kolektif – Toplumsal Hareketlerin Asrı, derleyen: Y. Doğan Çetinkaya, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 354 sayfa, 2024

Edward W. Said – Filistin Sorunu (2024)

Edward Said’in ‘Filistin Sorunu’ adlı eseri, Filistin-İsrail çatışmasını tarihsel, siyasi ve kültürel bir perspektifte ele alan önemli bir çalışma.

Said, bu kitapta, Filistin sorununun kökenlerini, gelişimi ve güncel durumunu derinlemesine analiz eder.

Said, Filistin sorununu sadece güncel bir çatışma olarak değil, uzun ve karmaşık bir tarihsel sürecin ürünü olarak ele alır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması, İngiliz mandası, Birleşmiş Milletler kararları ve 1948 Arap-İsrail Savaşı gibi önemli dönüm noktalarını detaylı bir şekilde inceler.

Said, siyasi güçlerin Filistin sorunundaki rolünü ve bu sorunun uluslararası siyaset üzerindeki etkilerini analiz eder.

Büyük güçlerin bölgedeki çıkarlarını, İsrail devletinin kuruluşunu ve Filistin halkının mücadelesini ele alır.

Said, Filistin sorununu sadece siyasi bir mesele olarak değil, aynı zamanda kültürel bir çatışma olarak da görür.

Batı’nın Ortadoğu’ya bakış açısını, oryantalizm kavramı üzerinden eleştirir ve Filistin kimliğinin inşası üzerinde durur.

Said, Filistin halkının kendi perspektifinden bir tarih sunarak, genellikle Batı medyasında ve akademik çalışmalarda ihmal edilen bir bakış açısı ortaya koyar.

Filistin sorununu sömürgecilik ve emperyalizm bağlamında ele alarak, uluslararası güçlerin bölgedeki rolünü ve Filistin halkının maruz kaldığı haksızlıkları vurgular.

Said, kitapta Filistin sorununa kalıcı bir çözüm bulunması için çeşitli önerilerde bulunur.

Adil bir barışın ancak iki devletli çözümle mümkün olabileceğini savunur.

  • Künye: Edward W. Said – Filistin Sorunu, çeviren: Alev Alatlı, Alfa Yayınları, siyaset, 392 sayfa, 2024

Imma Eramo – 20 Hilede Antik Dünya (2024)

Bu kitap, antik dünyanın karmaşık siyasi ve sosyal yapısını 20 farklı hile üzerinden inceleyen kapsamlı bir çalışma.

Yazar, bu stratejilerin antik dönemde nasıl kullanıldığını, modern dünyayla olan benzerliklerini ve günümüz strateji analizine nasıl katkı sağladığını derinlemesine araştırıyor.

Kitabın temel amacı, antik dünyanın siyasi hilelerini ve liderlerin başarılarını, günümüz okurunun anlayabileceği bir dilde ve modern bir perspektifle sunmaktır.

Eramo, antik Yunan, Roma ve diğer medeniyetlerden örnekler vererek, güç mücadelelerinin, ittifakların ve entrikaların nasıl şekillendiğini gösterir.

Yunan şehir devletlerinin iç siyaseti, Roma İmparatorluğu’nun genişleme stratejileri, savaş taktikleri gibi konular detaylı bir şekilde incelenir.

Devletler arasındaki ilişkiler, antlaşmalar ve ittifakların nasıl kurulduğu ve bozulduğu analiz edilir.

Tarihin en etkili liderlerinin kişisel özellikleri, konuşma becerileri ve halkı etkileme yöntemleri incelenir.

Antik dünyada haberlerin nasıl yayıldığı, dedikoduların nasıl kullanıldığı ve kamuoyunun nasıl şekillendirildiği gibi konulara değinilir.

Savaş taktikleri, kuşatma yöntemleri ve lojistik gibi askeri konular tarihsel örneklerle desteklenir.

Bu kitabın kahramanları tarihin çeşitli karakterleridir; bazı efsane isimlerin yanında daha az tanıdık, ancak başarılarının büyüklüğü açısından eşit derecede önemli kişiler de burada kendine yer bulur.

Hepsi, rekabetçi ortamlardan zaferle çıkar ya da rahatsız edici durumlardan en az bir defa yara almadan kurtulur.

Yunanlar Truva’yı alır, Dido Kartaca’yı kurar, Themistokles Salamis’te zafere ulaşır, Romulus Sabin kadınlarını kaçırır.

Tüm bunlarınsa tek bir ortak noktası vardır: hile.

Kitaptan bir alıntı:

“Sparta’da bile, savaşı aldatma ve hile ile kazanan komutan ödül olarak bir öküz alırken düşmanları silah gücüyle yenen komutansa bir horozla yetinmek zorunda kalırdı.”

  • Künye: Imma Eramo – 20 Hilede Antik Dünya, çeviren: Gonca Topal, Monografi Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2024

Kolektif – Askeri Devrimlerin Dinamikleri (2024)

‘Askerî Devrimlerin Dinamikleri: Savaşın Değişen Yüzü, 1300-2050’ kitabı, 1300’lerden günümüze uzanan geniş bir zaman diliminde askeri değişimleri ve devrimleri inceleyen kapsamlı bir çalışma.

Kitap, savaşın sadece bir güç mücadelesi değil, aynı zamanda karmaşık insan ilişkilerinin, sosyal yapıların ve teknolojik gelişmelerin bir yansıması olduğunu ortaya koyuyor.

“Askerî devrim” kavramını derinlemesine inceleyerek, bu kavramın tarihsel kökenlerini ve farklı yorumlarını sunar.Askerî devrimlerin, sadece teknolojik yeniliklerle değil, aynı zamanda kültürel ve ideolojik dönüşümlerle de şekillendiğini vurgular.

1300’lerden günümüze kadar olan süreçte savaşın nasıl değiştiğini, teknolojik gelişmelerin savaş taktiklerini ve stratejilerini nasıl etkilediğini detaylı bir şekilde analiz eder.

Savaşın sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal hayata olan etkilerini inceler.

Savaşların devletlerin yükselişi ve düşüşü, toplumların dönüşümü ve uluslararası ilişkilerin şekillenmesi üzerindeki etkilerini vurgular.

Kitap, gelecekteki savaşların nasıl olabileceği üzerine tahminlerde bulunur.

Yapay zekâ, biyoteknoloji ve diğer teknolojik gelişmelerin savaş alanını nasıl değiştirebileceğini tartışır.

  • Künye: Kolektif – Askeri Devrimlerin Dinamikleri: Savaşın Değişen Yüzü, 1300-2050, derleyen: MacGregor Knox, Williamson Murray, çeviren: S. Erdem Türközü, Fol Kitap, tarih, 296 sayfa, 2024

Henri Pirenne – Ortaçağ Kentleri (2024)

Uzun vadede derin sosyal, ekonomik, kültürel ve dini hareketlerin eşit derecede derin temel nedenlerden kaynaklandığını savunan “Pirenne Tezi”, günümüzde ortaçağ tarihçilerinin başvurduğu kaynaklardan biri olmayı hâlâ sürdürüyor.

Bu teze dayanarak Henri Pirenne ‘Ortaçağ Kentleri’nde Batı Avrupa’da ticaretle birlikte ekonominin nasıl canlandığını ve kentlerin nasıl doğduğunu inceliyor.

Tüccar sınıfının oluşumuna, burjuvazinin doğuşuna ve belediye kurumlarının kuruluşuna ışık tutuyor; tüm bunlar ve kentler arasındaki ilişkiyi toplumsal, ekonomik, kültürel ve dini hareketler üzerinden irdeliyor.

Karolenj döneminin ve Avrupa’nın kentsel dönüşümünün ilk zamanlarının karmaşık tarihini aydınlatan vazgeçilmez bir kaynak…

Özellikle Akdeniz ve Kuzey Denizi bölgelerinde ticaretin yeniden canlanması, Orta Çağ şehirlerinin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynadı.

Ticaretin büyümesi, ekonomik faaliyetlerin, kültürel alışverişin ve siyasi gücün merkezi haline gelen kentlerin gelişmesine yol açtı.

Ticaret ve sanayinin genişlemesiyle birlikte yeni bir sosyal sınıf olan burjuvazi ortaya çıktı.

Tüccarlar, zanaatkârlar ve bankacılardan oluşan bu sınıf, geleneksel feodal düzeni sarstı ve yeni ekonomik, sosyal yapıların oluşmasına katkıda bulundu.

Pirenne, şehirlerin Orta Çağ toplumunu şekillendirmede büyük öneme sahip olduğunu vurgular.

Şehirler, ekonomik büyüme, kültürel yenilik ve siyasi bağımsızlık için fırsatlar sundu.

Aynı zamanda öğrenme ve entelektüel değişimin merkezleri olmuşlardır.

  • Künye: Henri Pirenne – Ortaçağ Kentleri, çeviren: İlkay Öz, Alfa Yayınları, tarih, 160 sayfa, 2024

Jane Caplan – Nazi Almanyası (2024)

Nazi Almanyası her ne kadar pek çok tartışmada tekilleştirilmeye ve istisnalaştırılmaya çalışılsa da tarihsel bir fenomendir, tarihselleştirilmeye ihtiyaç duyar.

Hem benzer iktidarlar kurma peşinde olanların hem de buna aman vermemeye çalışanların onun tarihinden öğreneceği çok şey vardır.

Nazi Almanyası üzerine çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Jane Caplan da bu vahşetin bir daha yaşanmaması için bu kısa giriş kitabında Nazi Partisi’nin ve Nazi Almanyası’nın tarihini 1923’teki “Birahane Darbesi”nden Hitler’in 1945’teki intiharına kadar olan süreci toplumsal, siyasal ve pek tabii tarihsel boyutlarıyla kapsamlı bir şekilde ele alarak anlatıyor.

Kitap, özellikle üniversite öğrencileri ve konuya genel bir bakış açısı edinmek isteyen okuyucular için ideal bir başlangıç noktası.

Kitap, Nazizmin temellerini oluşturan ırkçılık, antisemitizm ve totaliterizm gibi kavramları açıklıyor.

Adolf Hitler’in siyasi kariyerini, Nazi Partisi’nin güçlenmesini ve iktidara gelmesini anlatıyor.

Nazi rejiminin nasıl kurulduğunu, devlet aygıtının nasıl oluşturulduğunu ve toplumun nasıl kontrol altına alındığını inceler.

İkinci Dünya Savaş’nın nedenlerini, seyrini ve sonuçlarını geniş bir perspektifle ele alır.

Nazi Almanyası’nın Yahudilere karşı işlediği soykırımı ile savaşın son yıllarında yaşanan gelişmeleri ve rejimin çöküşünü analiz eder.

  • Künye: Jane Caplan – Nazi Almanyası: Yükselişi ve Çöküşüne Kısa Bir Giriş, çeviren: Tansel Demirel, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2024