Ryan Gingeras – Mafya, Eroin, Devlet (2024)

Yeraltı dünyasının devletle girift ilişkisi, Osmanlı’nın son döneminden bugüne modern Türkiye’nin tarihini oluşturdu, oluşturmaya da devam ediyor.

Son onyıllarda mafya ve organize suç çetelerine dair skandallar sadece gündelik siyaseti değil, Türkiye’nin yapısal koşullarını da etkiledi.

Afyon üretimi ve uyuşturucu kaçakçılığının kirli ticaretindeki karanlık eller, büyük bir ticari endüstrinin de sahipleri oldu.

İmparatorluktan ulus devlete geçişte uyuşturucu, mafya ile devlet arasında karmaşık bir ilişkiler ağı ördü.

Bu ilişkiler, yolsuzluğu ve şiddeti Türkiye’nin tarihinin ana başlıkları hâline getirdi.

Türkiye ve Amerika’daki arşiv kaynaklarından hareketle mafya, eroin ve devletin ulusal güvenlik siyasetini nasıl belirlediğini anlatan bu çalışma, Susurluk ve Ergenekon gibi davalarla karabatak gibi kimi zaman su yüzüne çıkan kimi zaman kendini gizleyen “derin devlet”in tarihini de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Ryan Gingeras – Türkiye’nin Alacakaranlığı: Mafya, Eroin, Devlet, çeviren: Reyyan Karakuş, Fol Kitap, tarih, 480 sayfa, 2024

Christian Mann – Gladyatörler (2024)

Bu kitabı okurken, arenada bir gladyatörün omuzlarına binen yükü hissedecek, dövüşlerin gerilimi ve heyecanı içinde kaybolacaksınız.

  • Gladyatörlerin kaderine seyircilerin nasıl karar verdiğini öğrenmeye hazır mısınız?

Christian Mann, gladyatör dövüşlerinin büyülü dünyasını, heyecan verici bir anlatımla gözler önüne seriyor.

Etrüsklerin kadim ritüellerinden doğan bu ölümcül oyunların, Roma’nın siyasi arenasındaki rolünden, geç antik dönemin sonuna dek geçen sürecini ele alıyor.

Gladyatörlerin nerelerden ve nasıl toplandığını, onları ölümüne dövüşe hazırlayan sıkı eğitimlerini, savaşçıların günlük yaşamlarının perde arkasını, kullandıkları silahları ve rütbelerine göre ayrıldıkları sınıfları detaylarıyla anlatıyor. Roma’nın dört bir köşesinde yankılanan arenaların toplumsal ve kültürel önemini, sürükleyici bir dille keşfetmenizi sağlıyor.

  • Bu ölüm kalım savaşlarının ardındaki gerçekleri keşfetmek ister misiniz?

Gladyatörlerin hayal kırıklıkları, umutları ve zaferleri hakkında daha fazla bilgi edinmek için bu eşsiz eseri kaçırmayın!

Bazıları aldıkları yaralar nedeniyle, bazıları bitkin düştüğü için dövüşe devam edememiş ve bazıları da dövüş sırasında rakiplerince silahsız bırakılmıştı.

Bir gladyatör pes ederse hakem dövüşü durdurur ve kazananı kucaklardı.

Sonra Roma gladyatör dövüşlerine özgü bir kurala gelirdi sıra: Kaybedenin yaşayıp yaşamayacağına karar vermeye.

Seyirciler dövüş sırasında da boş durmuyorlardı.

En sevdikleri gladyatörü alkışlamışlar, bağırışlarla ve tezahüratlarla desteklemişlerdi.

Ama şimdi, kaybedenin cesurca ve ustalıkla dövüşüp dövüşmediğine ve dolayısıyla hayatının bağışlanmasını hak edip etmediğine karar vermeleri gerekiyordu.

  • Künye: Christian Mann – Gladyatörler, çeviren: Ayşe Çevik, Runik Kitap, tarih, 122 sayfa, 2024

Robert J. C. Young – Beyaz Mitolojiler (2024)

Robert Young’un ‘Beyaz Mitolojiler’i, tarih ve Batı’nın temel kavramlarını sorgulamak için çıkılan bir yolculuğa işaret ediyor.

Young, Avrupa merkezciliği tuzağından kaçınan bir tarih yazmanın mümkün olup olmadığını sorguluyor ve tarihin sadece bir Batı efsanesi mi olduğunu merak ediyor.

Bu düşünceler, sömürge sonrası çalışmalar alanında önemli bir yön çiziyor ve alana devasa bir etki yapıyor.

Sömürge sonrası teori, edebiyat ve tarih alanlarında çalışan herkes için zorunlu bir okuma olan bu kitap, Homi Bhabha’nın önsözde belirttiği gibi, orijinal ve paha biçilmez bir müdahalede bulunuyor ve en köklü figürleri bile kendi pozisyonlarını yeniden düşünmeye sevk ediyor.

  • Künye: Robert J. C. Young – Beyaz Mitolojiler: Tarih Yazımı ve Batı, çeviren: Bensu Altunsoy, Alfa Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2024

David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi (2024)

Modern Avrupa’yı şekillendiren önemli olayları, fikirleri ve bireyleri ön plana alan ‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’, Aydınlanma’dan günümüze kıtanın tarihini gözler önüne seriyor.

Kalıcı devrim temasından yararlanan David S. Mason bir yandan devrimlerin politik, ekonomik ve bilimsel nedenlerini ve sonuçlarını araştırırken bir yandan da insan hakları ve demokrasinin gelişimi, Avrupa kimliği ve entegrasyon sorunlarını inceliyor.

‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’ bir ülke tarihine ya da belirli bir zaman diliminin ayrıntılı kronolojisine odaklanmak yerine her bir bölümde Avrupa’yı şekillendiren en önemli olaylara değiniyor.

Aydınlanma, Fransız Devrimi, Marx ve Darwin’in teorileri, 1848 ve 1917 devrimleri, Almanya ve İtalya’nın birleşmesi, Avrupa emperyalizmi, dünya savaşları, soğuk savaş, Avrupa Birliği’nin gelişimi ve genişlemesi ve Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güncel sorunlar gibi konular hakkında Avrupa tarihine geniş bir yelpazeden bakmak isteyen okuyucular bu kitabın haritalar, zaman çizelgeleri, fotoğraflar ve bir sözlükle desteklenen son derece ilgi çekici bir anlatımı olduğunu görecektir.

  • Künye: David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi, çeviren: Bekir Çelikcan, Say Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2024

David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi (2024)

Modern Avrupa’yı şekillendiren önemli olayları, fikirleri ve bireyleri ön plana alan ‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’, Aydınlanma’dan günümüze kıtanın tarihini gözler önüne seriyor.

Kalıcı devrim temasından yararlanan David S. Mason bir yandan devrimlerin politik, ekonomik ve bilimsel nedenlerini ve sonuçlarını araştırırken bir yandan da insan hakları ve demokrasinin gelişimi, Avrupa kimliği ve entegrasyon sorunlarını inceliyor.

‘Kısa Modern Avrupa Tarihi’ bir ülke tarihine ya da belirli bir zaman diliminin ayrıntılı kronolojisine odaklanmak yerine her bir bölümde Avrupa’yı şekillendiren en önemli olaylara değiniyor.

Aydınlanma, Fransız Devrimi, Marx ve Darwin’in teorileri, 1848 ve 1917 devrimleri, Almanya ve İtalya’nın birleşmesi, Avrupa emperyalizmi, dünya savaşları, soğuk savaş, Avrupa Birliği’nin gelişimi ve genişlemesi ve Avrupa’nın karşı karşıya olduğu güncel sorunlar gibi konular hakkında Avrupa tarihine geniş bir yelpazeden bakmak isteyen okuyucular bu kitabın haritalar, zaman çizelgeleri, fotoğraflar ve bir sözlükle desteklenen son derece ilgi çekici bir anlatımı olduğunu görecektir.

  • Künye: David S. Mason – Kısa Modern Avrupa Tarihi, çeviren: Bekir Çelikcan, Say Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2024

Maurice Sartre – Helenistik Anadolu (2024)

Ephesus, İyonya, Bergama, Troya, Karya, Likya, Kapadokya, Komagene…

Her biri ismini uygarlığa kazıyan ve üzerinde yaşadığımız kentler…

MÖ 334’ten itibaren İskender’in fethiyle Anadolu’daki siyasi durum bambaşka bir çehre kazanır.

Yeni devletlerin kuruluşu, siyasi yıkımlar, Helenleşmiş yerli krallıkların ortaya çıkışı, birkaç bağımsız kentin varlığını sürdürmesi ve Galat istilalarıyla Helenistik Anadolu tarihinde savaşlar ve kargaşa hiç eksik olmaz.

Bir yandan Doğu’daki Ahamenişlerin baskısı diğer yandan Batı’daki Yunan-Roma şehir modeli ve örgütlenmesinin Anadolu’da bıraktığı derin izler bu coğrafyanın Doğu ve Batı arasında sürekli değişen yazgısının bir parçası sayılacaktır.

Roma’nın ikinci yüzyılın başında Küçük Asya’ya gelişi ise durumu bir kez daha değiştirecektir.

Arkeoloji dünyasının son dönem keşiflerinden yararlanarak epigrafi ve nümismatikten yoğun bir şekilde beslenen Maurice Sartre, antik çağların en büyüleyici ve merak edilen dönemi olan Helenistik Anadolu’ya ilişkin son derece özgün bir eser kaleme alır.

Sartre, yalnızca Batı Anadolu (ya da Antik Yunan’ın doğusu) ile yetinmeyip tüm Anadolu coğrafyasının birbiriyle nasıl bir alışveriş halinde olduğunu ustalıkla gösterir.

Çalışmanın yayıldığı geniş saha Ege’deki adalar, Trakya, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz bölgeleri, Pontus ve Doğu Anadolu’ya kadar uzanır.

Kitaptaki en ilginç bölümler ise yazıtların ve belgelerin okunmasıyla somutlaşır.

Bu pasajlar o dönemin ticaret ve şehir hayatına dair son derece değerli bilgiler verir.

Bunun yanında anlaşmalar, hukuki yapı, kararnameler, festivaller, armağan ve adaklar, dinî törenler, tanrı ve tanrıçaların öyküleri ve bütünüyle gündelik yaşamdan sunulan kesitler Anadolu’nun çokça dile getirilen zengin mirasını yetkin bir şekilde ortaya koyar.

  • Künye: Maurice Sartre – Helenistik Anadolu: Ege’den Kafkasya’ya, çeviren: Hakan Meral, Doğu Batı Yayınları, tarih, 496 sayfa, 2024

Paul Thompson, Joanna Bornat – Geçmişin Sesi (2024)

‘Geçmişin Sesi: Sözlü Tarih’, toplumsal tarihyazımının, tarihin öznesini değiştirmesiyle birlikte ortaya çıkan bir öğrenme ve anlama biçimi olan sözlü tarih yönteminin tekniklerini anlatırken diğer yandan da gerçekleştirilmiş sözlü tarih kayıtlarının izini sürüyor.

Zaman, trajediler ve teknolojik gelişmelerle sürekli değişirken ‘Geçmişin Sesi: Sözlü Tarih’, bu değişimin ilk ve en büyük etkilerini yaşamış olan “sıradan kahramanlar”a uzatılan kayıt cihazları ve sorulan sorularla birlikte hikâyenin gerçeğini ortaya koyuyor.

Kitap, yalnızca sahada çalışan uzmanlar için bir kaynak değil, aynı zamanda tarihe meraklı okurları da sözlü tarihçi olmak için kışkırtan bir yolculuk daveti.

Paul Thompson ile Joanna Bornat, tarih yazımının efsanelerine meydan okuyor.

Sözlü tarihin kendi geçmişini inceliyor ve değerlendiriyor.

Bu kitap daha gerçekçi ve daha dengeli bir tarih yazmak isteyenler için paha biçilmez bir araç.

Kitaptan bir alıntı:

“Sözlü tarih ve hayat hikâyeleri, insanların anılarını ve yaşam tecrübelerini dinlemeye ve kaydetmeye dayanır. Bunlar, ister toplum çalışanları, ister araştırmacılar, tarihçiler, antropologlar, sosyologlar, etnologlar, psikologlar veya diğerlerince olsun, tarihsel, sosyal veya siyasi çalışmaların birçok biçiminde kullanılır. Sözlü tarih ve hayat hikâyesi kayıtları, filmlerde, radyoda, televizyonda, miras geçmişinde, kitaplarda, internette veya müzelerde ve sergilerde sunulabilir ve başkaları için ortak bir kaynak olarak arşivlenebilir.”

  • Künye: Paul Thompson, Joanna Bornat – Geçmişin Sesi: Sözlü Tarih, çeviren: Deniz Vural, Islık Yayınları, tarih, 544 sayfa, 2024

Stefan Winter – Osmanlı Hakimiyeti Altında Lübnan Şiileri (2024)

Lübnan topraklarında yaşayan Şii toplumunun Osmanlı egemenliği altındaki geçmişini konu alan bu çalışma, Ortadoğu tarihinin şimdiye dek göz ardı edilen bir evresine yeni bir bakış açısı getiriyor.

Stefan Winter bu kitapta, 16. ve 18. yüzyıllar arasındaki döneme ait, çoğunlukla yayımlanmamış Osmanlı belgelerine dayanarak, bu bölgedeki Şiilerin Sünni imparatorluğun yönetim sistemine nasıl entegre olduğunu gözler önüne seriyor.

“Lübnan”ın özerk bir yapı olarak ancak 18. yüzyılda ortaya çıktığını ve bu sürecin, yerel Şii önderlerin giderek güç kazanan bir Dürzi-Mârûnî emirliği tarafından önce etkisizleştirilmesi, sonra da şiddet kullanılarak saf dışı bırakılması yoluyla gerçekleştiğini gösteriyor.

‘Osmanlı Hâkimiyeti Altında Lübnan Şiileri’, vakayinamelere dayanan diğer çalışmaların karanlıkta bıraktığı bir döneme belgelerle ışık tutarken, bugün Lübnan’ın en büyük ve en etkin mezhep gruplarından biri haline gelen Şii cemaatinin bölge tarihi içindeki yerini de sorguluyor.

  • Künye: Stefan Winter – Osmanlı Hakimiyeti Altında Lübnan Şiileri (1516-1788), çeviren: Ercan Ertürk, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 280 sayfa, 2024

Edward Frederick Knight – Türkiye’nin Uyanışı (2024)

“Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik!”

1908 yılında, on yıllar süren ve şiddeti giderek artan, devleti de toplumsal yapıyı da kemirip bitiren istibdat rejimi, yerini meşrutiyete bırakmıştı; mutlak hâkim bir padişah ise bir meclis ve bir anayasa ile yetkilerinin kısıtlanmasını kabul etmiş gibi görünmekteydi.

Ancak bu yıllar boyunca yalnızca düşünceleri değil, hemen her türden talepleri kısıtlanmış, yürütülen denge siyaseti nedeniyle kendi etnik, dinsel ya da siyasal kimliklerine radikal düzeylerde bağlanmak zorunda bırakılmış olan halk arasındaki huzursuzluk bitmemişti.

Dünyanın siyaseten ve ekonomik olarak geçirdiği dönüşümün hem bir izdüşümünü yaşamanın kaçınılmaz olması hem de biriken tüm yıpranmışlığıyla devlet sisteminin, modern bir devletin sahip olması gereken olanak ve insan kaynağından uzak olması nedeniyle, istibdat rejiminin yıkılışını hazırladığı ülkenin bütünlüğünü koruması mümkün olmamış, takip eden 15 senede nüfusu iç kavgalar ve savaşlar nedeniyle kırılan Osmanlı İmparatorluğu, siyasi mirasını cumhuriyete, toprak mirasını ise birçok küçük ülkeye bırakarak tarihteki yerini almıştır.

Knight’ın bu çalışması, Osmanlı’nın bu son dönemine ilişkin yetkin değerlendirmeler içerirken, aynı zamanda Batılıların ikiyüzlü, aldatıcı ve değişken politikalarının perde arkasını gözler önüne seriyor.

Knight, özgürlüğün olmadığı bir ülkede, refahın, sağlığın ve huzurun da olamayacağını söyleyen bu çalışmasıyla bir asır öncesinden güncel tartışmalarımıza ışık tutuyor.

  • Künye: Edward Frederick Knight – Türkiye’nin Uyanışı: 1908 Devrimi, çeviren: Zuhal İnal Baycılı, Kanon Kitap, tarih, 288 sayfa, 2024

Steven Mithen – Susuzluk (2024)

Gezegenimiz küresel bir su kriziyle karşı karşıya.

Biliminsanları, tatlı su kaynaklarındaki tükenişin 2050’de dünya nüfusunun yüzde 75’ini etkiler hale geleceğini öngörüyor.

Sınır tanımayan bir kentleşme, doğanın tahrip edilmesi ve iklim değişikliği bu krizin başlıca körükleyicileri.

Steven Mithen, yaşadığımız su krizini Susuzluk’ta tarihsel bir perspektif sunarak ele alıyor.

Neolitik Devrim’den bu yana su, bir meta ve ekonomik güç kaynağı olarak görüldü.

Tarih birbirinden iddialı su yönetim projeleri ve hidrolik mühendisliği örnekleriyle doludur.

Mithen, okuru zamanlar arasında bir yolculuğa çıkarıyor: Tarımsal sulamadaki başarılarıyla uygarlık haline gelen Sümerlerden çölün ortasında bir vaha yaratan Nebatilere, sifonlu tuvaletin mucidi Minoslulardan Roma İmparatorluğu’nun hamamlarına, Konstantinopolis’in şehirler arası sukemerlerinden Çin’in su kanallarına dünyanın dört bir yanına uzanan ‘Susuzluk’, geçmişin deneyimlerini geleceğe yol göstermek üzere bir araya getiren kapsamlı bir kitap.

Steven Mithen arkeoloji profesörü, Reading Üniversitesi’nde rektör yardımcısı.

  • Künye: Steven Mithen – Susuzluk: Antik Dünyada Su ve İktidar, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2024