Abdulhalik Bakır – Eskiçağda Parfüm, Gıda, İlaç Endüstrisi ve Ticareti (2023)

Parfüm, gıda ve ilaç eskiçağlarda insanların en çok ihtiyaç duydukları maddelerin başında yer alıyordu.

Bir kere parfüm kullanmak dinsel hayatın vazgeçilmezlerinden biriydi.

Ayrıca birçok parfüm çeşidinin hem ilaç hem de yiyecek maddesi olarak kullanıldığı bilinen bir gerçek.

Gıda, insanoğlunun, yeryüzündeki macerasının başlangıcından beri hayatını idame etmesinin en önemli kaynağını teşkil ediyor.

Zira yeme içme, yani beslenme olmadan hiçbir varlığın bu dünyada yaşaması mümkün değildir.

Anılan bu iki maddenin (yani parfüm ve gıda) bir nevi tamamlayıcısı olan ilaç ise tarihin en eski devirlerinden beri insanların hastalıklara karşı sağlıklarını korumak uğruna ihtiyaç duydukları önemli bir nesne.

Üstelik gıda maddelerinin birçoğu, tedavide ilaçlar kadar önemli fonksiyonlara sahip bulunuyor.

Bu önemli çalışma söz konusu üç olgunun (parfüm, gıda ve ilaç) birbirleriyle ilişkisini irdeliyor.

  • Künye: Abdulhalik Bakır – Eskiçağda Parfüm, Gıda, İlaç Endüstrisi ve Ticareti, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, arkeoloji, 492 sayfa, 2023

Theda Skocpol – Devletler ve Toplumsal Devrimler (2023)

İnsanlık tarihinde toplumsal devrimler ender görülen olaylardır.

Belki de bu yüzden olsa gerek, tarihin yaklaşık son üç yüzyıllık dönemine insan dünyasının çehresini değiştirmiş Fransız, Rus ve Çin Devrimleri gibi üç geniş çaplı devrimin sığdırılabilmiş olması bugün tarihçilerin ve sosyal bilimcilerin hâlâ kafasını karıştırıyor.

Hatta kimi uzmanlara kalırsa modern çağın kısa tarihini toplumsal devrimlerin “geçit alayı” olarak okumak da mümkün. Başarılı olmuş bu büyük devrimlerin yanı sıra onların gölgesinde kalmış sayısız devrimci hareket de uluslararası siyaset ve sosyolojiye uzun yıllar üzerinde çalışabileceği malzemeler vermeye devam ediyor.

Theda Skocpol’ün kısa süre içinde devrimler tarihi, tarihsel sosyoloji ve siyaset bilimi alanlarının klasiklerinden biri hâline gelmiş bu abidevi eseri, toplumsal devrimlerin anlaşılmasında temel kaynaklardan biri olarak önemini ve güncelliğini hâlâ koruyor.

Büyük çaplı toplumsal değişimlerin dinamiklerini kendi dönemlerinin yapısal koşullarıyla ilişkilendiren Skocpol, modern devletler ile devrimler arasındaki sıkı bağlantıyı ve bunların uluslararası modern devletler sistemiyle ilgisini üç büyük devrim ve onların gölgesinde kalmış İngiltere, Japonya ve Prusya devrimleri gibi örnekler üzerinden çözümlüyor.

Ayaklanmaların, isyanların, çatışmaların ve uluslararası gerginliklerin ortasında, sınıflar, zümreler ve tabakaların değişen çıkarlarının ve ittifaklarının modern çağın örgütlenme biçimleriyle nasıl doğrudan ilgili olduğunu ortaya koyuyor.

Küçük kıvılcımların büyük halk hareketlerini ve onların öngörülemez sonuçlarını nasıl doğurduğunu etkileyici bir berraklıkla sergiliyor.

  • Künye: Theda Skocpol – Devletler ve Toplumsal Devrimler: Fransa, Rusya ve Çin’in Karşılaştırmalı Analizi, çeviren: S. Erdem Türközü, Fol Kitap, siyaset, 560 sayfa, 2023

Marinos Sariyannis – Osmanlı’nın Üç Harflileri (2023)

Bir mezarlığın yanından geçerken içimizi saran bir ürperti duyarız veya uykunun en derin yerinde bu dünyadan göçüp gidenler rüyalarımıza girmek ister.

Adını anınca musallat olmalarından korkup üç harfliler deriz.

Bunların oluş nedenleri farklı zamanlarda farklı biçimlerde yorumlanmış. Osmanlılar, bazen üç harflinin dinine göre yanıt vermiş, bazen de düzeni bozmayacak önlemler almışlar.

Evliya Çelebi’nin anlatılanlarında mezarda dirilenler obur, Cinânî’de cin veya Bîcan’da cadu adıyla Osmanlı tarihinin aca’ib ve garaib yaratıkları olarak sosyal hayatın içinde kendilerine yer bulur.

Marinos Sariyannis, Osmanlı dünya görüşünde bu yaratıkların ne anlama geldiğini, dinî teoloji ile halk inanışlarının kesişimlerini anlatıyor.

Devlet aklının, bugün olağanüstü hatta doğaüstü olarak adlandırdığımız sıradan olayları nasıl gördüğünü zengin kaynaklarla ele alıyor.

Böylelikle, dönemin üç harflilere ilişkin anlatılarından hareketle Osmanlıların dünya görüşünü anlamımız için farklı perspektifler sunuyor.

  • Künye: Marinos Sariyannis – Osmanlı’nın Üç Harflileri: Hortlaklar, Hayaletler, Cinler Arasında, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 96 sayfa, 2023

Bastian Hain – SS (2023)

Bugün SS kısaltması tüm dünyada kötülükle eşanlamlıdır.

SS mensuplarının Avrupalı Yahudilerin ortadan kaldırılmasında oynadıkları rol hafızalara kazınmıştır.

Peki, bu “Kara Tarikat” nasıl ortaya çıktı ve ideolojisi aslında neye dayanıyordu?

Bastian Hain bu kitabında en son araştırmalara dayanarak Üçüncü Reich’ın Staatsschutzkorps’larının tarihini anlatıyor, örgütün kökenlerini, kültünü ve personel seçimini ele alıyor ve SS tarafından işlenen suçları gözler önüne seriyor.

Hem Almanya’da hem de Almanya dışında pek çok defa katliam olaylarına karışmış ve binlerce insanın ölümüne yol açmış olan SS’in tarihi ve örgütlenmesi hakkında son derece önemli bilgiler içeren kitap, SS ile ilgilenen okura doyurucu bilgiler vermenin yanında bu kanlı tarihe bilimsel bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Bastian Hain – SS: Nazi Paramiliter Örgütünün Tarihi ve Suçları, çeviren: Atilla Dirim, Runik Kitap, tarih, 122 sayfa, 2023

Niccolò Machiavelli – Veba Mektubu (2023)

Veba, Antik Çağlardan beri yazarlar tarafından ele alınan bir konu olsa da, Erken Rönesans döneminde trajedinin simgesi hâline geldiğini görüyoruz.

Bunda Avrasya ve Kuzey Afrika’yı kasıp kavuran ‘Kara Ölüm’ün payı elbette büyük.

İlk zamanlar çok can alıp büyük sıkıntılara yol açmasına rağmen ilerleyen süreçte Avrupa’nın birçok noktasına daha iyi yaşam koşulları ve refah getirdi.

Bu argüman biraz daha ileri taşınacak olursa, Kara Ölüm’ün Rönesans’ın ve Reform’un yapı taşlarını oluşturduğu bile söylenebilir.

Boccaccio ve Machiavelli gibi yazarların veba üzerine kaleme aldıkları çalışmalar bu konuya olağanüstü bir edebî ilgi çekti.

Ne var ki Boccaccio, dikkatleri vebadan kaçırmak için komedik unsurlar kullanırken, Machiavelli ise tam tersine vebanın yıkımını bir espriye dönüştürür.

O, vebanın kol gezdiği Floransa’nın komik-grotesk bir temsilini öyle orijinal sonuçlarla ortaya koyar ki, bu mektubu kendi türünde küçük bir başyapıt hâline gelir.

Tarih boyunca kimileri tarafından Machiavelli’ye kimileri tarafından da Strozzi’ye atfedilen bu eser, son zamanlarda araştırmacılar tarafından öne sürülen kanıt ve argümanlarla Machiavelli’nin başyapıtlarından biri olarak kabul görmüştür.

Hakan Sönmez’in Floransa’da yaptığı arşiv çalışmalarından sonra ilk defa Türkçeye çevirdiği ‘Veba Mektubu’ (Epistola della peste), hem vebanın hikâyesini hem de Machiavelli’nin Kara Ölüm karşısında takındığı tavrı okuyucuyla buluşturuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ah zararlı çağ! Ah acıklı mevsim! Bir zamanlar vatandaşların sık sık bir araya geldikleri meydanlar ve pazarlar şimdi toplu mezarlıklar ve aşağılık hırsızlıkların yeri hâline geldi. İnsanlar tek başına dolaşmaya çıktıklarında, onlara arkadaşları yerine bu vebaya yakalanmış insanlar musallat oluyor. Akrabalardan biri diğeriyle karşılaştığında, ağabey kardeşiyle, hatta karı kocasıyla karşılaştığında güvenli bir mesafede duruyor. Daha ne olsun? Anne babalar kendi çocuklarından iğrenip onları terk ediyorlar. Kiminin çiçekleri, kiminin güzel kokulu otları, kiminin süngerleri, kiminin baharatlıkları, kiminin elinde ya da daha doğrusu burnunda tuttuğu çeşitli baharat topakları var; üstelik önlemler sadece bunlardan ibaret.”

  • Künye: Niccolò Machiavelli – Veba Mektubu (Epistola Della Peste), çeviren: Hakan Sönmez, Selenge Yayınları, mektup, 72 sayfa, 2023

Ümit Kurt – Kanun ve Nizam Dairesinde (2023)

‘Kanun ve Nizam Dairesinde’, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi seçkinlerinden Mustafa Reşat Mimaroğlu’nun portresi üzerinden Medz Yeğern’in bürokratik ve idari veçhesine odaklanıyor.

Devasa bir kitlesel şiddetin altyapısını, zeminini ve iklimini hazırlayan bir fail kategorisinin, kanun ve nizam dairesinde iş gören bürokrat ve teknokrat figürlerin izini sürerek, devlet mekanizmasının Osmanlı’dan Cumhuriyet’e sürekliliğini ortaya koyuyor.

Ümit Kurt, devlet destekli kitlesel şiddete doğrudan ve/veya dolaylı yollarla iştirak eden seçkinlerin ve sıradan aktörlerin hangi ölçekte ve motivasyonla bu iştiraki gerçekleştirdiğini anlama ve açıklama girişimini sürdürüyor.

Hamit Bozarslan’ın sunuşuyla açılan kitap, her şeyden önce Ermeni soykırımı dahil artık hiçbir şeyi konuşmayan ve tartışmayan bir ülkede hafızanın canlı tutulmasının ve yenilenmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Ümit Kurt – Kanun ve Nizam Dairesinde: Soykırım Teknokratı Mustafa Reşat Mimaroğlu’nun İzinde Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Devlet Mekanizması, Aras Yayıncılık, tarih, 256 sayfa, 2023

Cornelius Tacitus – Germania-Agricola (2023)

Ünlü Romalı hatip Cornelius Tacitus’un kariyeri Vespasianus döneminde başladı, Titus ve Domitianus dönemlerinde kesintisiz olarak devam etti.

Yaşadığı sürede Roma İmparatorluğu’ndaki bazı değişimlere şahit oldu.

Örneğin Roma kenti önemini kaybetmeye başlamıştı.

Çünkü imparator, şehre artık her zamankinden daha az sıklıkta ve artık bir ev sahibi olarak değil de bir ziyaretçi gibi geliyordu.

Dolayısıyla Tacitus’un eserleri bu değişimin izlerini yansıtır.

Bu kitapta, Begüm Kaynakoğlu’nun özverisiyle Tacitus’un ‘Agricola’ (De vita et moribus Iulii Agricolae) ve ‘Germania’ (De origine et situ Germanorum) adlı eserlerinin Latince çevirileri sunuluyor.

‘Germania’da; bölgenin konumu, halkların kökenleri, inanışları ve tüm Germen kabileleri arasındaki ortak gelenekler anlatılmakta, ayrıca kabileler arasındaki farklılara değiniliyor.

Agricola kısmında ise ‘Agricola’nın hayatı, Britannia’daki askerî başarıları, Britannia’nın doğası ve tarihi ele alınmaktadır.

  • Künye: Cornelius Tacitus – Germania-Agricola, çeviren: Begüm Kaynakoğlu, Selenge Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2023

Ervand Abrahamian – Darbe 1953 (2023)

Tam yetmiş yıl önce, 1953’te İran’da Başbakan Musaddık’ın seçilmiş hükümetine karşı gerçekleştirilen CIA darbesi, hem İran’ın hem de tüm Ortadoğu’nun kaderi üzerinde belirleyici bir etki yaptı, 1979’da Humeyni’yi iktidara taşıyan Devrim’e kadar uzanan etkileri oldu.

Ervand Abrahamian’ın British Petroleum, İngiltere ve ABD Dışişleri bakanlıkları arşivlerinden çıkan yeni belgelere, ayrıca dönemin İranlı siyasetçilerinin hatıralarına ve söyleşilerine dayanarak kaleme aldığı ‘Darbe 1953: Modern ABD-İran İlişkilerinin Kökleri’ adlı kitabı, darbe sürecini İran’da petrolün millileştirilmesi mücadelesinden başlayarak adım adım anlatıyor.

Darbe’yi Soğuk Savaş bağlamında ele alan geleneksel yorumlara karşı çıkan Abrahamian, konuyu emperyal güçlerle yükselen ulus-devletler arasındaki mücadele çerçevesine yerleştiriyor.

İngiltere ve ABD gizli servisleriyle “Yedi Kızkardeş” diye bilinen dev petrol şirketlerinin, Musaddık’ın Petrolü Millileştirme Yasası karşısında nasıl paniğe kapıldıklarını, bunun diğer petrol üreticisi ülkelere örnek olmasından nasıl ürktüklerini, İran içindeki geniş işbirliği ağlarını belgelerin dilinden gözler önüne seriyor.

Sadece dünün değil günümüzün uluslararası ilişkileri açısından da aydınlatıcı bir eser.

Noam Chomsky bu kitap için “Çağdaş dünyayı anlamak konusunda çok büyük bir katkı.” diyor.

  • Künye: Ervand Abrahamian – Darbe 1953: CIA ve Modern ABD–İran İlişkilerinin Kökleri, çeviren: Zeynep Rona, İş Kültür Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2023

Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Toprak Sahipleri ve Çiftliğe Farklı Bakışlar (2023)

Bu kitap yolu bir şekilde “çiftlik” ve genellikle bu toprakları tasarrufunda bulundurmuş “âyan” ile kesişen tarihçilerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış.

  • “Çiftlik tartışması” ve “âyanlar çağı”nın dışında, toprak ve toprak sahiplerine yönelik yeni bir söylem geliştirmek mümkün müdür?
  • Başka bir deyişle, Osmanlı İmparatorluğu’nda belirli bir coğrafyayla kısıtlanmış “çiftlik” ve belirli bir döneme hapsedilmiş “âyan” kavramları nasıl esnetilebilir?
  • Bu esneklik Osmanlı taşra toplumunun sınıflı yapısına dair neler söyleyebilir?
  • Bu yapıda hukukun imkânları ve bazen de boşluklarından kim faydalandı?
  • On sekizinci yüzyıldan on dokuzuncu yüzyıla geçerken Tanzimat Dönemi’nin habercisi olduğu merkezileşme anlatısının silikleştirdiği âyan nasıl eşraflaştı?
  • Bu kesimin toprakları üzerindeki iddiaları başkalaşım geçirirken bu toprakları işleyen köylüler ve geçimleri için verdikleri mücadele nasıl değişti?
  • Nitekim, Osmanlı Devleti, anlatılageldiği üzere, sipahisini sürekli denetleyen, çift-hane sistemine direnç sağlayıp çiftlikleşmeye karşı koyan, kısaca küçük köylüsünü koruyan bir devlet miydi?

İmparatorluğun farklı coğrafyalarından örnekleri bir araya getiren akademisyenler “çiftlik” ve “âyan”a ilişkin geniş literatürün sorduğu dar soruların ötesine geçen bir perspektifle, imparatorluk sathında toprak ve toprak sahipliği arasında daha doğrudan bir ilişki kurma peşinde.

Bu hâliyle “çiftlik” ve “âyan” kavramını klasik Osmanlı tarihçiliğinin sınırladığı coğrafyadan kurtaran bu kitap, iktisadi ve toplumsal tarih meraklılarına, yeni cümleler, farklı kaynaklar ve ezber bozacak bir bakış açısı vaat ediyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Toprak Sahipleri ve Çiftliğe Farklı Bakışlar, editör: Fatma Gül Karagöz, Uğur Bayraktar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 260 sayfa, 2023

Melis Hafez – Tembelliğin İcadı (2023)

Çalışkanlığın yüceltildiği bir dönemde tembel olmak bir ahlak zafiyeti miydi, yoksa değişen kültürel hayatın ritimlerinden biri miydi?

Melis Hafez’in, Osmanlı vatandaşlarının verimliliğinin artırılması için yapılan çağrıları aydınlatan bu parlak değerlendirmesi, modern devleti, kapitalizmi ve burjuva entelektüel seçkinler topluluğunu ilgilendiren, daha büyük çaplı bir küresel dönüşümle ilişkilendiriyor.

‘Tembelliğin İcadı’, bu bakımdan hem Osmanlı araştırmalarında hem de daha geniş kapsamlı olan Avrupa araştırmalarında gelecek nesiller için standartları belirleyen, aydınlatıcı bir çalışma.

Çalışma, tembelliği toplumun ciddi bir hastalığı olarak gören geç dönem Osmanlı söylemlerini, kaygılarını ve Osmanlıları ileriyi düşünen, üretken yurttaşlara dönüştürme ihtiyacını ele alıyor.

Geniş bir Osmanlıca metin ve kaynak topluluğundan yararlanarak bunların çoğunu ilk defa ele alan Hafez, bu yeni üretkenlik kültürünü çözümleyip onun entelektüel ve İslami kaynakları, gelişimi ve sonuçları hakkında incelikli, çok katmanlı ve ikna edici bir tartışma sunuyor.

Hafez’in bu özgün ve esaslı çalışması, ulus projesi bakımından hayati önem taşıyan bir Osmanlı üretkenlik kültürünün hangi yollarla geliştirildiğini ve teşvik edildiğini ele alıyor.

Yeni bir Osmanlı ulusu için İslam’ın oynadığı rolü savunan ve onun taşıdığı önemi vurgulayan İslamcı yazarların bu esnada üretkenlik dilini nasıl kullandıklarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Melis Hafez – Tembelliğin İcadı: Geç Osmanlı’da Verimlilik Kültürü, çeviren: Dara Elhüseyni, Fol Kitap, tarih, 384 sayfa, 2023