Kemal Selçuk – Kurşuni (2008)

Hatırlanacağı gibi ‘Ağaç Adamlar’, Kemal Selçuk’un ilk öykü kitabıydı.

Selçuk’un bu kitabını ‘Ay Aşkları’, ‘Hüznün Kantosu’, ‘Yeniyetmeler’ ve ‘Başkaldırmadan Yaşamaksa Hayat’ başlıklı romanları izledi.

‘Kurşuni’ isimli elimizdeki roman ise, Selçuk’un yazı serüveninin şimdilik son durağı.

Romanda, yazma heveslisi bir bıçkıcı çırağının iç dünyası hikâye ediliyor.

Roman, gencin hikâyesini, kutsal kitap gibi eski zaman anlatılarından filozof Berkeley’e uzanan bir anlatı tekniğini kullanarak veriyor.

Delikanlı, ölmüş ustasının dünyadaki vicdanı olmaya çalışırken, kendisine bu yolculuğunda da, cinler ve perilerden oluşan masalsı bir dünya, kutsal kitap meselleri ve Berkeley eşlik edecektir.

  • Künye: Kemal Selçuk – Kurşuni, Metis Yayınları, roman, 92 sayfa

Konfüçyüs – Erdemin Ardından Git (2008)

‘Erdemin Ardından Git’, Çin’in en büyük düşünürü ve siyaset kuramcısı Konfüçyüs’ün öğrencileriyle yaptığı konuşmalardan yapılan bir derlemeye dayanıyor.

Konfüçyüs’ün tüm öğretisinin ahlak temeline dayanması ve insana sonsuz güveni düşünüldüğünde, kuşkusuz tüm dünyada kendisine yönelen ilginin de şifresi çözülmüş olur.

İşte Konfüçyüs’ün öğrencileri tarafından derlenen bu kitaptaki aforizmalar da, başlıklar halinde, düşünürün öğrencileriyle yaptığı sohbetlerden bir demet sunuyor.

Kitapta, Konfüçyüs’ü tanıtan bir yazının bulunduğunu da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Konfüçyüs – Erdemin Ardından Git, çeviren: Işıtan Gündüz, Notos Kitap, aforizma, 149 sayfa

Carl Gustav Jung – Kişiliğin Gelişimi (2016)

Bilindiği gibi Carl Gustav Jung’un kişilik üzerine yaptığı çalışmalar meşhurdur ve bunlar da ağırlıklı olarak yetişkin kişiliği konusuna eğilmiştir.

Elimizdeki kitabı Jung’un benzer çalışmalarından ayıran yön ise, daha çok çocuğun kişiliğinin gelişimindeki dinamiklere eğilmesi.

Jung, “Kişilik sahibi olmayan hiç kimse bir kişiliği eğitemez.” diyerek çocuk psikolojisinde ebeveynlerin ve eğitimcilerin karakterlerinin belirleyici olduğunu, çocukların, ebeveynlerinin psikolojik tutumlarına derinden dâhil olduklarını söylüyor.

Düşünür bunu yaparken de öğretici ve ilgi çekici pek çok örnek üzerinden ilerliyor.

Çocukları eğitirken, aynı zamanda kendi kişiliklerine üzerine düşünmek isteyen her anne-baba ile eğitimcinin muhakkak bakması gereken bir kitap.

  • Künye: Carl Gustav Jung – Kişiliğin Gelişimi, çeviren: Duygu Olgaç, Pinhan Yayıncılık, psikanaliz, 240 sayfa

Emilio Gentile – “Demokraside Halk Her Zaman Egemendir” (Yalan!) (2017)

İtalyan faşizminin ideolojisi ve kültürü, totalitarizm ve siyasal din konularında birçok çalışması bulunan Emilio Gentile, doğrudan, temsili, müzakereci, katılımcı ve özgürlükçü demokrasinin ve halkın egemenliğinin zayıfladığı ve demokratik faaliyetin hepten “sahne demokrasisi”ne dönüştüğü günümüzü ve bunun barındırabileceği muazzam tehlikeleri tartışıyor.

Gentile temsili demokrasinin, egemen halka sadece seçimlerde figüran olma rolü düştüğü “sahne demokrasisi”ne dönüştüğünü, bu nedenle günümüz demokrasilerinin ağır bir rahatsızlıktan mustarip olduğunu belirtiyor.

Demokraside halkın her zaman egemen olduğu beyanını hangi anlamda yanlış addettiğini ayrıntılı bir şekilde ele alan Gentile bunu yaparken de, 21. yüzyılın başından, dünyada demokrasinin düşmanlarını yenip muzaffer olmasından itibaren, zaman içinde geriye, köklerine doğru halk egemenliğinin zaferi için yürütülen uzun mücadelenin başlangıcı olan 18. yüzyılın demokratik devrimlerine uzanıyor.

Yazar, demokrasinin zafer kazanmasıyla beraber, gerçek demokrasilerde bir rahatsızlık belirtisi görüldüğünü, bütün bu rahatsızlıkların arasında temel ve en uyarıcı olanının da egemen halkta iktidarlara, demokratik kurumlara ve partilere karşı kendisinin artık egemen olmadığına dair giderek derinleşen kanaatle beliren hayal kırıklığı, hoşnutsuzluk ve güvensizlik olduğunu söylüyor.

Demokrasinin güncel tehlikelerine dair sağlam tezler barındıran bu ilginç kitaptan bir alıntı:

“Bugün demokrasiye, iktidarlara ve egemen halkın kendisine atfedilen bütün kusurlar arasında bence en feci olanları, ikiyüzlülük, yalan, kandırma ve sembolik olarak Put sözcüğünde özetlenebilecek, gerçeğin olduğu gibi kabul ve algılanması yerine, yanlış veya yanılsatıcı algılanması ve kavranmasına dair her şey.”

  • Künye: Emilio Gentile – “Demokraside Halk Her Zaman Egemendir” (Yalan!), çeviren: Volkan Çandar, İletişim Yayınları, siyaset, 134 sayfa

Michael R. Matthews – Fen Öğretimi: Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı (2017)

Fen öğretimini, bilim tarihi ve bilim felsefesiyle paralel anlatmanın neden çok önemli olduğunu irdeleyen ve bu yönüyle alanda çalışan öğretmen ve araştırmacılara perspektifler sunan nitelikli bir çalışma.

Michael R. Matthews, fen öğretmenlerinin ele aldıkları konunun tarihini ve felsefesini bilmelerinin hem eğitimin gelişimine hem de öğrencinin zenginleşmesine teorik ve pratik bakımdan ne gibi büyük katkılarda bulunacağını anlatıyor ve bu anlatımında da zengin bir tarihsel arka plandan besleniyor.

Şimdi insanlığın yarattığı muazzam bir zenginlik olarak bilimsel bilginin tarih içinde nasıl ortaya çıktığını, ana kaynaklarının neler olduğunu ve bilimsel bilginin ortaya çıkışını destekleyecek pedagojik faktörler ile çokkültürlü, sorgulayıcı ve değer öncelikli olmanın bilimsel üretimde neden vazgeçilmez olduğunu zengin örneklerle açıklıyor.

  • Künye: Michael R. Matthews – Fen Öğretimi: Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, eğitim, 582 sayfa

Stephen L. Macknik – Zihnin Sihirbazlığı (2014)

Yoktan var olan madeni paralar, görünmez güçler tarafından hareket ettirilen iskambil kâğıtları, ortadan ikiye bölünen güzelim kadınlar…

El çabukluğu sanatı karşısında beynimiz neden bu kadar savunmasız?

Bu yanılsamanın insan olmanın bir parçası olduğunu, bilimsel bir perspektifle ortaya koyan bir kitap.

Çalışmayı, özellikle illüzyonun nörobilimi konusunda aydınlanmak isteyenler okumalı.

  • Künye: Stephen L. Macknik, Susana Martinez-Conde ve Sandra Blakeslee – Zihnin Sihirbazlığı, çeviren: Gülçin Vardar, Alfa Yayınları, psikoloji, 340 sayfa

Guy Warneford Nightingale – Çanakkale Cephesinden Mektuplar (2014)

İtilaf Devletleri’nden bir askerin annesi, kız kardeşi ve babasına gönderdiği mektuplar, Çanakkale savaşının insani boyutunu gözler önüne seriyor.

Mektuplar, İngiliz askerlerin cepheye gelmeden önceki ve cephedeki psikolojilerini sansürsüz tasvir etmesiyle önemli.

  • Künye: Guy Warneford Nightingale – Çanakkale Cephesinden Mektuplar, çeviren: Yahya Yeşilyurt ve Recep Gülmez, Ötüken Yayınları, mektup, 200 sayfa

Terry Eagleton – Tanrı’nın Ölümü ve Kültür (2014)

Seküler çağda Tanrı yok olmadı, farklı kılıklara büründü.

Eagleton Tanrı’dan ziyade, onun gözden kayboluşunun yol açtığı krizle ve kültürün, Tanrı’nın yokluğundan kaynaklı boşluğu kapama vazifesi üstlenmesiyle ilgileniyor.

Düşünür bu tartışmasına da Aydınlanma ile başlayıp, radikal İslam’ın dinamikleri ve sözüm ona teröre karşı savaşın yükselişiyle çerçeveliyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Tanrı’nın Ölümü ve Kültür, çeviren: Selin Dingiloğlu, Yordam Kitap, kültür, 272 sayfa

Halim Kara – Osmanlı’yı Tahayyül Etmek: Tarihsel Romanda Fatih Temsilleri (2017)

Tarihsel romanlar tarihi yeniden okudukları gibi, hem onu yeni baştan yazabilir hem de tümüyle çarpıtabilir.

Modern Türk edebiyatı, karşılaştırmalı edebiyat ve tarihsel roman gibi alanlarda çalışan Halim Kara’dan tarihsel romanların Osmanlı kurguları üzerine nitelikli bir inceleme.

Kara incelemesinin merkezine, Fatih Sultan Mehmet’in tarihsel romanlardaki işlenişini merkeze alarak yapıyor.

Tarihsel romanların birer kurmaca metin olmalarından öte, toplumsal hafızayı ne denli etkilediğini ayrıntılı bir şekilde gözler önüne sermesi, çalışmanın en büyük katkısıdır diyebiliriz.

Kitapta ayrıca,

  • Türk edebiyatının siyasi ve toplumsal işlevleri,
  • Türkiye’de tarihsel romanının ortaya çıkışı ve gelişimi,
  • Resmi tarihyazımının dinamikleri,
  • Ve edebiyatın kimlik oluşumunda üstlendiği roller gibi, birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Yalnızca tarihe ve tarihsel romanlara değil, genel olarak edebiyat incelemeleriyle ilgilenen her okurun bakmak isteyeceği bir çalışma.

  • Künye: Halim Kara – Osmanlı’yı Tahayyül Etmek: Tarihsel Romanda Fatih Temsilleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, edebiyat inceleme, 300 sayfa

Mehmet Fuad Köprülü – Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri (2014)

İstanbul’un fethinden sonra, Osmanlı’nın örneğin saray kuralları veya idari yapılanması gibi kimi kurumları üzerinde Bizans’ın etkide bulunduğu söylenir.

Köprülü bu teze temelden karşı çıkarak Osmanlı’nın ana kurumlarının kendi gelenekleri içinde geliştiğini, her birinin Osmanlı’ya özgü olduğunu savunuyor.

  • Künye: Mehmed Fuad Köprülü – Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri, Alfa Yayınları, tarih, 235 sayfa