Francisco de Vitoria – Dersler (2017)

Modern hukuk ve siyasi düşüncenin gelişimine önemli katkılarda bulunmuş, Salamanca Üniversitesi’nin altın çağı olarak anılan döneminin önemli teologlarından Francisco de Vitoria, aynı zamanda ikinci skolastik akımının da öncüsüydü.

Üniversitede Tommaso d’Aquino’nun, daha aşina olduğumuz ismiyle Aquinolu Tomas’ın düşünceleri üzerine dersler veren de Vitoria’nın yayımlanmış hiçbir kitabı bulunmuyor.

Öğrencileri tarafından ders notlarının bir araya getirilmesiyle ortaya çıkan bu kitap, ilk kez Türkçeye çevriliyor.

de Vitorio burada, dediğimiz gibi Tommaso d’Aquino’nun dini düşüncelerini, bu düşüncelerin gelişimini ve etkilerini kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

1546’da ölen de Vitoria’nın, İspanyolların Amerika’daki sömürgecilik faaliyetlerini ahlaki açıdan sorguladığı da biliniyor.

Bu kitabın önemli katkılarından biri de, de Vitorio’nun bu konuyu işlediği “İspanyolların Yerlilere Savaş Açma Hakkı Üzerine” başlıklı dersinin notlarını da barındırması.

Kitapta ayrıca, de Vitorio’nun “Yeni Keşfedilen Yerliler Üzerine” ile “Sivil İktidar Üzerine” başlıklı dersleri de yer almakta.

  • Künye: Francisco de Vitoria – Dersler, çeviren: Ali Dokuzlu, Cansu Muratoğlu ve Merve Sağıroğlu, Dost Kitabevi, din felsefesi, 278 sayfa

Lâle Aytaman – İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl (2008)

Lâle Aytaman, Türkiye’nin ilk kadın valisi.

Aytaman, 1991 yılında, Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’ın Başbakanlığındaki kabine tarafından Türkiye’nin ilk kadın valisi olarak atanmıştı.

Aytaman, 1995 yılında Muğla Milletvekili olarak Meclis’e girene kadar, dört buçuk yıl bu görevi yürüttü.

İşte bu kitap, kendisi için gurur verici ve kısmen de sıkıntılı olan bu süreçteki valilik görevine dair anılarını bir araya getiriyor.

Çalışma, Aytaman’ın valilik görevine başladıktan sonra, hem devlet erkânının hem de halkın kendisine nasıl yaklaştığını, ilk olmanın heyecanını, aldığı sorumluluğun ağırlığını ve o dönemde yaşadığı kimi acı kimi tatlı anılarını barındırıyor.

  • Künye: Lâle Aytaman – İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl, Turkuvaz Kitap, anı, 392 sayfa

Taha Parla – Din, Devlet, Demokrasi (2017)

Türkiye’nin siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanının önde gelen isimlerinden Taha Parla’nın daha önce yayımlanan ‘Türkiye’nin Siyasal Rejimi: 1980-1989’ çalışması, 12 Eylül’e dair dönem yazılarının derlemesi; ‘Türk Sorunu Üstüne Yazılar: 1998-2007’ de, asker vesayetinin eski gücünü yitirdiği, AKP iktidarının adım adım yükseldiği bir dönemi kapsamlı bir perspektifle anlatıyordu.

Her iki kitap da halen, irdeledikleri dönemler hakkında aydınlanmak için birer rehber niteliğinde.

Parla’nın 2007-2016 arasında çeşitli dergiler için kaleme aldığı siyasi yazılarını bir araya getiren elimizdeki ‘Din, Devlet, Demokrasi’ ise, AKP iktidarının artık yerini sağlamlaştırdığı, AKP’nin dinci ve reaksiyoner politikalarıyla doruğa ulaşan anti-laik uygulamalarına karşı, artık eski gücü kalmamış Kemalist tortuların çatışmalarını ele alıyor.

“Dönemin dikkati çeken çok tehlikeli özelliklerinden biri AKP’nin ortadan kaldırmak istediği ve ihlal ettiği bazı evrensel norm ve değerlerin de Kemalizme yakıştırılıp, genel, yüzeysel ve sözde bir Kemalizm kritiğine dahil edilerek küpeşteden denize atılmasıydı.” diyen Parla, benzer bir yönelim sergileyen İkinci Cumhuriyetçilerin ve “liberal” “solcular”ın buna nasıl önayak olduklarını ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

  • 2007 seçimleri AKP-asker koalisyonunun tescili miydi?
  • Gülenciliğin asıl güçlenişi AKP ile yaptığı dini-siyasi ve çıkarcı ittifakla mı gerçekleşmiştir?
  • Bu dönemde yasama, yürütme yargı ilişkileri nasıl dönüştü?
  • Yeni Anayasanın beraberinde getirdiği sorunlar nelerdir?
  • AKP döneminde sivil toplum nasıl adeta bir silah olarak kullanıldı?
  • Bugün bir Türk-İslam-NATO sentezinden bahsedilebilir mi?

Parla, kitabında bu ve bunun gibi pek çok sorunun yanıtını arıyor.

Kitapta, Türkiye’ye dair meselelerin yanı sıra, Taha Parla’nın ABD Başkanlık seçimi, ABD emperyalizminin ana hatları, kapitalizmin krizleri, otoritarizm, faşizm, laiklik ve dünya anayasalarında laiklik gibi konulara odaklandığı aydınlatıcı yazıları da bulunuyor.

  • Künye: Taha Parla – Din, Devlet, Demokrasi: Siyasi Yazılar 3: 2007-2016, Metis Yayınları, siyaset, 256 sayfa

Süha Tuğtepe – Nişantaşı, Nişantaşı…: Renkli Sinemaskop Yıllar… (2008)

Süha Tuğtepe’nin hoş ve akıcı bir üslupla kaleme aldığı ‘Nişantaşı, Nişantaşı…’, İstanbul’un sosyal tarihinin nitelikli örneklerinden birini sunuyor.

Tuğtepe’nin yaşadığı Nişantaşı, köşe bucağından, mimari özelliklerinden çok, orada tanışılmış, arkadaşlık kurulmuş insanlarla değer kazanıyor.

Kitap bu yönüyle, Nişantaşı ve Teşvikiye caddeleri, kahveleri, tostçuları ve dükkanlarına yer vermesinin yanı sıra, ünlü ve ünsüz, bu semtle özdeşleşmiş birçok insanı da okuyucuyla tanıştırıyor.

Haydar Ergülen’in, “Bunca dostluk biriktiren bir adam kim bilir ne güzel hatıralar da biriktirmiştir,” dediği Tuğtepe’nin şiir tadındaki anıları, okurlarını bekliyor.

  • Künye: Süha Tuğtepe – Nişantaşı, Nişantaşı…: Renkli Sinemaskop Yıllar…, Doğan Kitap, anı, 217 sayfa

Galina Breitkreuz – Şeriata Karşı Kadınlar (2008)

‘Şeriata Karşı Kadınlar’, Afganistan’daki şeriat düzeninde varolmaya çalışmış ve bunu yaparken de büyük mücadeleler ortaya koymuş kadınlarla yapılmış röportajlardan oluşuyor.

  • Gazeteci Nahid Başardost,
  • Kabil Üniversitesi’nde doçent Nesrine Gross,
  • Afganistan’daki kadın-erkek ilişkilerinin aksine, oldukça rahat bir evlilik ilişkisi yaratan köylü kadın Devlet Begüm,
  • General Katul Muhammedsoy,
  • Polis memuru Malalay Kakar,
  • Hamamda çalışan on sekiz yaşındaki Meryem,
  • Beş çocuğuyla zor şartlarda yaşayan Kübra,
  • Ve halı dokuyarak kendi ayakları üzerinde duran Bibi, röportaj yapılan kadınlardan birkaçı.

Kitap, hem erkek egemen hem de şeriatla yönetilen bir ülkede, verili kadınlık anlayışına başkaldıran kahramanları karşımıza çıkarırken, aynı zamanda Afganistan toplumunun nitelikli bir panoramasını da sunuyor.

  • Künye: Galina Breitkreuz – Şeriata Karşı Kadınlar, çeviren: Evrim Tevfik Güney, Cumhuriyet Kitapları, röportaj, 224 sayfa

Fritjof Capra ve Ugo Mattei – Hukukun Ekolojisi: Doğa ve Toplumla Uyumlu Bir Hukuk Sistemi (2017)

Ekolojik yıkımı telafi etmek için, özel mülkiyetin tümüyle aşıldığı yepyeni bir hukuk sistemi inşa etmemiz mi gerekiyor?

Fizikçi Fritjof Capra ile hukukçu Ugo Mattei, modernist yaklaşımın doğaya ve insana mekanikçi bir gözle yaklaştığını, şimdiye kadarki bütün tasarılarını böyle inşa ettiğini ve doğaya saygılı bir ilkeler bütününün, ancak bu mekanikçi görüşün aşılmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyor.

Yazarlar,

  • Doğa kanunları ile hukukun antikçağdan bu yana süren birlikteliğinin bize ne gibi açılımlar sunabileceği,
  • Bilim ve hukuk arasındaki ilişkilerin nasıl yeniden tanzim edilebileceği,
  • Modernitenin mekanikçi mirasının nasıl mekanikçi bir bilim ve mekanikçi bir hukuk inşa ettiği,
  • Ve bütün bu olumsuzluklara karşı nasıl bir eko-hukuksal devrim yaratılabileceği gibi konuları tartışıyor.

Kitap, okurunu, toplumun gücünü artıracak, aynı zamanda devletler ile şirketlerin bugünkü sınır tanımaz güçlerini kısıtlayacak, ekolojik ilkeler ışığında yeniden oluşturulmuş bir düzen üzerine düşünmeye davet ediyor.

  • Künye: Fritjof Capra ve Ugo Mattei – Hukukun Ekolojisi: Doğa ve Toplumla Uyumlu Bir Hukuk Sistemi, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 251 sayfa

Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız (2017)

Nedret Güvenç, sesiyle, duruşuyla, tavrı ve oyunculuğuyla en özgün kadın tiyatro, sinema ve dizi oyuncularımızdan.

Kendisi, henüz 14 yaşında bir öğrenciyken tiyatroyla tanışmış ve ondan sonra da bir ömür boyunca tiyatroyla tutkulu bir birliktelik geçirmiş.

Şu ana kadar 200’den fazla oyunda rol almış, pek çok tiyatro oyunu yönetmenliği yapmış Güvenç’in, aynı zamanda öykü ve deneme kitapları da bulunuyor.

İşte Güvenç bu kitabında da, tiyatroyla bir baştan diğer başa kuşatılmış hayatının dönüm noktalarını anlatıyor.

Yazar, İzmir’deki çocukluğundan büyüdüğü çevreye, tiyatroyla ilgilenmeye başladığı zamandan rol aldığı ilk oyunlara, sanat dünyasında tanımış olduğu önemli şahsiyetlerden beraber çalıştığı tiyatrocu arkadaşlarına, hayatının pek çok bilinmeyenini bizimle paylaşıyor.

Güvenç’in 1940’lı yıllardan bugüne uzanan anıları, aynı zamanda Türkiye yakın tarihinin özgün bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Nedret Güvenç – Kendini Arayan Yıldız, Ayizi Kitap, anı, 360 sayfa

Afet İnan – Anılar (2017)

Profesör Afet İnan’ın oğlu Arı İnan tarafından hazırlanan bu kitap, İnan’ın hayatının bilinmeyen noktalarını aydınlatmasıyla, özellikle kendisine dair yorumların çokça arttığı bugün oldukça önemli bir işlev üstleniyor.

İnan, ‘Geçen Günlerim’ adını verdiği ve yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan kitabında, bir memur çocuğu olarak ülkenin çeşitli yerlerindeki yaşantısını okurlarıyla paylaşıyor ve böylece dönem Türkiye’sinin toplumsal ve siyasi bir fotoğrafını çekiyor.

İnan burada,

  • Çocukluk ve gençlik yıllarını,
  • Memleketi Doyran’ı,
  • Doğduğu yer Kesendire’yi,
  • Adapazarı, Ankara, Mihalıççık, Biga, Alanya, Elmalı, Aydın, Söke, İzmir, Bursa, İnegöl ve Sinop’ta geçen yaşamını,
  • Mustafa Kemal ile tanışma sürecini,
  • Verdiği Yurt Bilgisi derslerini,
  • Kadın hakları alanındaki faaliyetlerini,
  • Tarih çalışmalarına başlamasını,
  • Türk Tarih Kurumu’ndaki çalışmalarını,
  • Cenevre’deki eğitim yıllarını,
  • Çevresinde bulunmuş insanları,
  • Özel yaşamını,
  • Ve bunun gibi pek çok anısını paylaşıyor.

Afet İnan’ın anıları, hem kendi hayatına hem de bir döneme ışık tutmalarıyla önemli bir tarihi belge.

  • Künye: Afet İnan – Anılar, hazırlayan: Arı İnan, Remzi Kitabevi, anı, 312 sayfa

Otto von Busch – Moda Praksisi (2017)

Bu kitap her şeyden önce, Hannah Arendt’in siyaset, iktidar, şiddet, yargı ve sorumluluk üzerine fikirlerini modanın politik gerçekliğine uygulamasıyla dikkat çekiyor.

Arendt’e göre, fikirlerle meşgul olma kapasitemiz, bizi insan yapan yönümüzdür. O halde praksis, işbirliği, katılım ve toplumsal refahın sağlanması idealini de beraberinde getiren bir çeşit “toplumsal birliktelik” şeklidir.

Arendt, katılımcı demokrasinin, kapsayıcı katılım mekanizmalarıyla, modern çağın büyük bir kısmına yayılmış olan ve moda sistemlerinde de sıklıkla gördüğümüz elitist ve bürokratik politik formların aksine hareket ettiğini belirtir.

Bu kitap da, modanın çoksesli bir toplumsal birliktelik biçimi olduğundan hareketle, modayı Arendt’in “praksis” kavramıyla paralel olarak inceliyor.

Kitap, insanın ortak katılımcı gerçekliklerini vurgulayan, kapitalizmin ve toplumun akışına yön veren moda endüstrisinin yönettiği rekabetçi, dışlayıcı ve elitist moda anlayışını dengeleyen araçlar sunmayı amaçlıyor.

Kitabın asıl üzerinde durduğu nokta da, küreselleşme ve emek meseleleri gibi modanın daha yaygın siyasi yönleri değil, sevgi ve insan ilişkileri gibi, modanın daha temel unsurları ve bu unsurların siyasi içerikleri.

Kitap,

  • Günümüzde modanın neden bu kadar güçlü olduğu,
  • Modayı kimin yaptığı,
  • Modanın nerelerde yapıldığı,
  • Modayı politikleştiren unsurların neler olduğu,
  • Modanın gücünün kişisel deneyimlenmesinin nasıl gerçekleştiği,
  • Ve modanın neler yapabildiği hakkında kapsamlı bir kaynak.

Künye: Otto von Busch – Moda Praksisi, çeviren: Dilara Kılıç, Yeni İnsan Yayınevi, moda, 144 sayfa

Boğos Piranyan – Aşçının Kitabı (2008)

Boğos Piranyan, 1896’dan 1914’e dek, Merzifon Amerikan Koleji’nde aşçılık yaptı.

Piranyan’ın ilk baskısı 1914 yılında yapılan ‘Aşçının Kitabı’ ise yemek, tatlı ve turşu başlıklı üç bölümde, çorba, bastı, kebap, köfte, pilav, makarna, musakka, tava, dolma, hamur işi, çeşitleme, balık, tatlı, reçel, sos, ezme, şurup, kek, tatlı, reçel, sos, dondurma ve turşu gibi çok sayıda tarif barındırıyor.

Kitap, özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, İstanbul dışındaki yemeklere dair ayrıntılar barındırmasıyla bir kültür hazinesi niteliğinde.

Kitabın sonunda da, Nazan Maksudyan’ın Merzifon Amerikan Koleji’nin tarihçesini veren bir yazısı bulunuyor.

  • Künye: Boğos Piranyan – Aşçının Kitabı, çeviren: Takuhi Tovmasyan, Aras Yayıncılık, yemek, 184 sayfa