Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı (2017)

Sosyalizm ve komünizmin tarihine ilişkin sayısız eser kaleme almış Marcel Liebman’ın bu kitabı, Bolşevik Devrimi’ne dair en önemli kaynaklardan biri.

Çarlık Rusya’sındaki siyasi ve toplumsal atmosferi serimleyerek çalışmasına başlayan yazar, Fransız Devrimi’nden bu yana olup biten toplumsal hareketlerin en önemlisi olan Rus Devrimi’ni hemen bütün yönleri ve tarihsel ortamıyla kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Rus Devrimi’nin başlıca aşamalarını anlamak, içinde cereyan ettiği havayı gözünde canlandırmak ve ona önayak olanların doktrin bakımından görüşlerini daha iyi kavramak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Marcel Liebman – Rus Devrimi: Bolşevik Zaferinin Kökenleri, Aşamaları ve Anlamı, çeviren: Samih Tiryakioğlu, Ayrıntı Yayınları, tarih, 416 sayfa

Haldun Derin – Çankaya Özel Kalemini Anımsarken (2017)

Haldun Derin, Atatürk, İsmet İnönü ve Celal Bayar’ın cumhurbaşkanı oldukları dönemde Çankaya Köşkü’nde Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Atatürk’ün Kalemi Mahsusası’nda Şifre İkinci Kâtipliği ile bu göreve başlayan Haldun Derin’in Çankaya anıları, 1945’te İnönü’nün Kalemi Mahsus Müdürü oluşuyla devam ediyor ve ardından Bayar’ın dönemine uzanıyor.

Üç cumhurbaşkanı ve üç dönemin atmosferini, o dönemlerin ileri gelenlerini renkli bir üslupla anlatan Derin, anılarında yalnızca 1930’lu ve 1940’lı yıllarda gördüklerini ve gözlemlerini aktarmıyor, aynı zamanda muhteşem Türkçesiyle bize okurken zevk alacağımız edebi bir tat da armağan ediyor.

Derin gibi, Cumhuriyet’in o erken yıllarında yetişen nesilden şu an aramızda bulunan kimse kalmadı.

Dolayısıyla yazarın elimizdeki anıları da, o döneme dair bilinmeyenleri aydınlatmalarıyla ayrıca önemli ve de anlamlı.

  • Künye: Haldun Derin – Çankaya Özel Kalemini Anımsarken, yayına hazırlayan: Cemil Koçak, Doğan Kitap, anı, 384 sayfa

Vijay Prashad – Ulusun Ölümü ve Arap Devrimi’nin Geleceği (2017)

Bir emekçi devrimi olarak ortaya çıkan Arap Baharı, nasıl oldu da mezhepçi bir boğazlaşmaya dönüştü?

Trinity College’de profesör olan Vijay Prashad, bu önemli çalışmasında, rejim değişikliği felsefesini, Irak’ın mahvedilmesinden Libya’nın harap edilmesine, sahada kendini gösterdiği şekliyle izliyor.

Prashad’ın burada ifade ettiği şekliyle rejim değişikliği, silahlı eylemleri tanımlamaktan ziyade, IMF ve Dünya Bankası’nın dayattığı ekonomik kemer sıkma politikalarını ve mezhepçiliği kışkırtan sosyo-politik gündemleri de kapsamakta.

Yazar, yukarıdaki sorunun yanıtını ararken, bölgesel sorunlara tarihsel bir perspektiften bakıyor ve devrimin sönümlenmesine neden olan faktörlerin sağlam bir analizini ortaya koyuyor.

Kitap Arap Devrimlerinin akıbetini Ortadoğu boyunca adım adım izlerken, aynı zamanda IŞİD’in anatomisini, Türkiye’de AKP iktidarının başını çektiği karşı devrim kampını ve buna karşı mücadele edişte önemli bir güç olarak Rojava Devrimi’nin ortaya koyduğu olanakları da derinlemesine inceliyor.

Prashad, her ne kadar Arap Devrimi’nin artık sönümlenmiş olduğunu ortaya koysa da, ekonomik ve toplumsal eşitsizlikleri ortadan kaldıracak, farklılıkları içeren ve kucaklayıcı bir kültürel bakış açısına sahip bir geleceğin kurulmasının imkânlarının da elimizin altında bulunduğunu düşünmekte.

  • Künye: Vijay Prashad – Ulusun Ölümü ve Arap Devrimi’nin Geleceği, çeviren: Senem Erdoğan, Yordam Kitap, siyaset, 239 sayfa

Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023 (2017)

İstanbul, sınırları sürekli zorlanan bir kentsel alan ve doymak bilmez, pervasız bir hırs, bu kentin istimlakini genişletmek için durmadan çaba harcıyor.

Canavar doymak bilmiyor…

AKP’nin “Hedef 2023” sloganının, aslında partinin 21 yıl boyunca iktidarda kalma ve bu süre zarfında da Türkiye’yi, kentlerini ve rejimin kurucu niteliklerini dönüştürmesinin şifresi olduğu, şimdi daha açık.

İktidarın “Hedef 2023” söylemini üzerinde en çok inşa ettiği kent ise, herkesin bildiği gibi İstanbul olageldi.

İstanbul şimdi, kenti tarih, topografya, insan, doğa, sınıf gibi bağlamlarından soyutlayan, her tarafı beton yığınlarına çeviren “Mega projeler”in esiri haline gelmiş durumda.

İşte mimar Sinan Logier ile antropolog Yoann Morvan’ın kaleme aldığı bu kitap, tarihsel bir perspektifle İstanbul’u bir baştan diğerine kat ediyor ve iktidarın dayattığı “mega projelerin” bu kadim şehrin bugünü ve geleceğini nasıl çelişkilerle dolu bir kaosa çevirdiğini gözler önüne seriyor.

Kitap, “Çılgın projelerle” bir şehrin nasıl tüketildiğini ve bu durumun İstanbul’da yaşayan insanların hayatını nasıl tehlikeye attığını daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Sinan Logie ve Yoann Morvan – İstanbul 2023, çeviren: Nilüfer Şaşmazer, İletişim Yayınları, siyaset, 189 sayfa

David Graeber – Tersine Devrimler (2014)

Düşünür ve aktivist David Graeber, günümüz siyasetinde öne çıkan bir dizi konu ve kavramı irdeliyor.

Graeber,

  • Küresel antikapitalist hareketin neden bekleneni vermediğini,
  • Neoliberalizmin neden bir ekonomik proje olmayıp tamı tamına bir politik proje olduğunu,
  • Doğrudan eylem ve doğrudan demokrasiye dayalı hareketlerin tarihsel etkinliğini,
  • Ve Ekim 2010’da Fransa’daki grev dalgası sırasında iklim protestocuları ile petrol işçilerinin şaşırtıcı yakınlaşmalarını tartışıyor.

Künye: David Graeber – Tersine Devrimler, çeviren: Aslı Esen, Everest Yayınları, siyaset, 133 sayfa

Derry Nairn – Yaşasın Devrim! (2014)

Tarihçi Derry Nairn, tarih boyunca halkların sahneye çıkarak yönetimi ele geçirdiği otuz devrimi anlatıyor.

Kitap, Roma Cumhuriyeti’ne karşı Spartaküs öncülüğünde iki bin yıl önce gerçekleştirilen büyük çaplı devrimden başlayarak, Fransız Devrimi, Yahudi Simon Bar Kobha’nın büyük çaplı isyanı, Bolşevik Devrimi ve Güney Amerika’da gerçekleşen devrimler gibi en ünlü, en kanlı, en muazzam devrimler ile geleceğe önemli direniş mirasları bırakmış kimi köylü isyanlarını inceliyor.

  • Künye: Derry Nairn – Yaşasın Devrim!, çeviren: Tuğba Şabanoğlu, Final Kültür Sanat Yayınları, tarih, 318 sayfa

Louis Aragon – Elsa’nın Gözleri (2014)

İlk baskısı 1942’de yapılan Elsa’nın Gözleri’nin tamamı, Hüseyin Demirhan’ın uzun süren çabalarıyla ilk kez Türkçede.

Bu ünlü şiirin ünlü girişi şöyle başlar:

“Ne derinmiş içmeye eğildiğim gözlerin

Gördüm ki güneşlerin yansır oraya tümü

Her umutsuz onlara dalıp bulur ölümü

Ben kendimi yitirdim ta dibinde o yerin

 

Kuşlar gölge düşürür bu duru okyanusa

Sonra bir açar hava ışır gözbebeklerin

Yaz kırpar önlüğüne bulutu meleklerin

Gök bunca mavi vurur ekine vursa vursa (…)”

  • Künye: Louis Aragon – Elsa’nın Gözleri, çeviren: Hüseyin Demirhan, Islık Yayınları, şiir, 155 sayfa

Nazmi Ağıl – Yağmura Bunca Düşkün (2014)

‘Yağmura Bunca Düşkün’, Nazmi Ağıl’ın 1998-2014 arasında yayınlanmış sekiz şiir kitabını bir araya getiriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Girdabının en güvenli ve durgun

merkezine derken döne döne meğer

doruğuna varmışım bir dağın. Vurgun

yemiş gibiyim işte, felçliyim ve her

 

yanım rüzgâra açık, eşiğindeyim

savruluşların. Ufalanıp geliyor taşlar

elimi atsam, yıkılıyor dağ ve deyim

yerindeyse küsüyor dağa ne kadar

 

tavşan varsa içimde. Yüzlercesi şimdi

eteklerde soluk soluğa.(…)”

  • Künye: Nazmi Ağıl – Yağmura Bunca Düşkün, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 475 sayfa

Steven Weinberg – İlk Üç Dakika (2014)

Temel parçacıklar fiziğine yaptığı katkıyla anılan Nobel ödüllü fizikçi Steven Weinberg’in 1976’da yayınlanmış çalışması, evrenin 14 milyar yıllık öyküsünü yetkin bir tarzda sunuyor.

Weinberg, fizikteki standart modelin Büyük Patlama’ya dair deneysel verilerinden yola çıkarak, patlama anına, patlamanın ardından gelen ilk üç dakikada yaşananlara ve patlamanın sonunda evrenin içeriğinin ışık, nötrinolar ve karşı-nötrinolardan ibaret hale gelişine kadar birçok detayı aydınlatıyor.

  • Künye: Steven Weinberg – İlk Üç Dakika, çeviren: Zekeriya Aydın ve Zeki Aslan, Kırmızı Kedi Yayınevi, bilim, 236 sayfa

Donald Spoto – Grace Kelly (2014)

Donald Spoto’nun birebir görüşmeler yaparak hazırladığı kitabı, 1982 yılında ölen Hollywood sinemasının popüler figürlerinden Grace Kelly’nin ayrıntılı bir biyografisini sunuyor.

Spoto, Kelly’nin 1929’daki doğumundan başlayarak, yetiştiği çevreyi, 1950’li yıllarda başladığı sinema kariyerini, Monaco prensi ile evlenerek jet sosyeteye girişini ve bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybedişini anlatıyor.

Kitapta, Kelly’nin çevresinde bulunmuş kişilerin tanıklığına da başvurulmuş.

  • Künye: Donald Spoto – Grace Kelly, çeviren: Demet Altınyeleklioğlu, Artemis Yayınları, biyografi, 322 sayfa