Güven Turan – Bakır Çalığı (2006)

  • BAKIR ÇALIĞI, Güven Turan, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 94 sayfa

‘Bakır Çalığı’, Güven Turan’ın, 1968-2005 yılları arasında kaleme aldığı aforizmalarından oluşuyor. Bu aforizmalar, kadın-erkek ilişkileri, okumak, yazmak, şiir, siyaset, toplum, yaşam ve ölüm gibi çok sayıda konuyu barındırıyor. Daha önce şiir, öykü, roman ve deneme kitapları yayımlanan Turan, yaptığı çok sayıda çeviriyle de bilinir. Bu kitaptaki aforizmaların, aforizma-şiir benzeşmesi düşünüldüğünde, en çok Turan’ın şairlik yönünden beslendiğini söylemek mümkün. Kitaptan birkaç aforizma: “Tarihçiler cinayetlere yüce bir anlam yüklemeye çalışan çok kötü dalkavuklardır.”; “İnsanları yargılamak zorunda olanlar insancıl duyguları yitirmek zorundadırlar. Gerçekte, fazla zorlanmadan bu duruma gelirler zaten.”; “Baktığım zaman, dokunmayı düşünmediğim bir kadın ‘yok’ demektir benim için.”

Rifat N. Bali – Maziyi Eşelerken (2006)

  • MAZİYİ EŞELERKEN, Rifat N. Bali, Dünya Kitapları, inceleme, 255 sayfa

Rifat N. Bali, ‘Maziyi Eşelerken’de, azınlıklar sorununa odaklanıyor. Bali, azınlıklar sorununun ekonomik ve siyasal temellerine ilişkin genel bir çerçeve çizdikten sonra, bu sorunun Türk edebiyat tarihine yansımalarını inceliyor. Özellikle Yahudi azınlığın fıkra, öykü, roman ve şiir gibi yazınsal türlerde hangi imge ve karakteristik niteliklerle işlendiğini ele alıyor. Dolayısıyla kitap bu yönüyle, genel bir sorun olarak baş gösteren, “ben ve öteki” sorunsalı üzerine yapılan bir çözümleme olarak da düşünülebilir. Bali bu sorunsalı özellikle edebiyat üzerinden analiz ederken, “yazar”, “aydın” ve “okur” kavramlarının siyasal erkin rengine göre aldığı biçimleri göstermeyi amaçlıyor. Bali bunu yaparken, Türkiye’nin etnik zenginliği düşünüldüğünde, geçmişi “eşelemeye” çalışıyor.

Karl Popper – Bitmeyen Arayış (2006)

  • BİTMEYEN ARAYIŞ, Karl Popper, çeviren: Mustafa Acar, Plato Film Yayıncılık, otobiyografi, 391 sayfa

‘Açık Toplum ve Düşmanları’ isimli kitabında Karl Marx ve Platon’a yönelttiği eleştirilerle tanınan Karl Popper’ın ‘Bitmeyen Arayış’ı, düşünürün entelektüel yolculuğunun öyküsünü anlatıyor. ‘Bir Entelektüelin Yaşam Öyküsü’ alt başlığını taşıyan kitap, bu otobiyografik yönleriyle, 1994 yılında ölen Popper’in kişisel dünyasından kesitler barındırıyor. “1. Dünya Savaşı patlak verdiğinde henüz 12 yaşındaydım; savaş yılları ve sonrası benim entelektüel gelişimime pek çok bakımda damgasını vurmuştur. Bu yıllar beni, genel geçer fikirlere, özellikle de siyasi fikirlere eleştirel bakar hale getirmiştir.” diyen Popper, bu eserinde, bilim felsefesi, siyaset, fizik, müzik gibi farklı alanlara ilişkin görüşlerini ve bu görüşlerinin zaman içindeki evrimini anlatıyor.

Michel Guérin – Kahraman Sokrates Nietzsche (2006)

  • KAHRAMAN SOKRATES NIETZSCHE, Michel Guérin, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Dharma Yayınları, felsefe, 319 sayfa

Michel Guérin, ‘Kahraman Sokrates Nietzsche’de “mantıkçı” bir Nietzsche’yi göz önünde bulundurmayı amaçlar. Yani kitabın asıl amacı, Guérin’in deyimiyle, Nietzsche felsefesinin realist görüntüsünün, moral bir temelinin olduğunu göstermek. Nietzsche’nin Sokrates’in durumundan etkilendiğini söyleyen Guérin, Sokrates’in kuramsal felsefesinin, felsefeyi bilim yönüne çekerken, Nietzsche felsefesinin, “filozoflar ve din kurucuları arasındaki yakınlık”la ilgilendiğini belirtiyor. Dolayısıyla Guérin’in bu kitabının çerçevesi, Sokrates’e benzeyen ve ondan ayrılan yönleriyle, bir din kurucusu, bir peygamber olarak Nietzsche’nin kendi felsesidir. Guérin’e göre, Nietzsche’yi “kahraman Sokrates” yapan şey, “soruna karşı sesini yükseltmek zorunda” oluşudur. Postmodern çağda, yanılsamanın hakikatin yerini tutmasıyla, geç de olsa büyük ilgi çekmeye başlayan Nietzsche felsefesi, bu kitapta, postmodern çağın tutkusu olan yanılsamayı üretme özellikleriyle ele alınıyor.

Marcus Aurelius – Kendime Düşünceler (2006)

  • KENDİME DÜŞÜNCELER, Marcus Aurelius, çeviren: Furkan Akderin, Alfa Yayınları, felsefe, 161 sayfa

Marcus Aurelius, Roma İmparatorluğu’nun önemli hükümdar filozoflarından. Tam adı Caesar Marcus Aurelius Antoninus Augustos olan Aurelius’un ‘Kendime Düşünceler’i, kimileri tarafından Eskiçağ’ın en önemli felsefi metinlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitap, Aurelius’un siyasi görüşlerinin yanında, aslında bu siyasi görüşleri fazlasıyla aşabilecek felsefi düşüncelerini kapsıyor. Aurelius’un kitaptaki düşünce teşkili, klasik metinlerin karakteristik özelliklerinden olan aforizmik tarzla kurulmuş. “İnsanları sevmeyen birine, onun insanlara davrandığı gibi davranma” diyen Aurelius, aforizmalarından da anlaşıldığı gibi, çocukluğundan itibaren aldığı aristokrat eğitimin hakkını çok iyi veriyor. Daha çocukluğundan itibaren, imparator olacağı belli olduğu için, Latince, Yunanca ve retorik sanatına ek olarak Epiktetusçuluk konusunda yetkin bir eğitim aldı.  Düşüncelerinden anlaşıldığı kadarıyla, Epikurosçuluk ve Yeni Platonculuk’tan da yeterince etkilendiği görülüyor.

Thomas Bernhard – Don (2006)

  • DON, Thomas Bernhard, çeviren: Mustafa Tüzel, Yapı Kredi Kültür Yayınları, roman, 279 sayfa

‘Don’, Türkçe’de sevilen bir yazar olan Avusturya edebiyatının önemli ismi Thomas Bernhard’ın ilk romanı. Fakat şu ana kadar Türkçe’de, ‘Wittgenstein’ın Yeğeni’, ‘Kahramanlar Alanı’ ‘Mahzen’, ‘Bir Vazgeçiş’, ‘Soluk: Bir Karar’, ‘Bir Çocuk’, ‘Tiyatrocu’, ‘Odun Kesmek’ ‘Bitik Adam’, ‘Eski Ustalar’ ve ‘Ses Taklitçisi’ gibi çok sayıda kitabı yayımlanan Bernhard’ın, ilk romanının neden bu kadar geç kaldığı bilinmez. Roman, Schwarzach’ta tıp eğitimi alan bir öğrencinin, yanında staj yaptığı asistan tarafından Weng köyüne gönderilmesiyle başlar. Burada gözlemeye geldiği ressam Strauch, Bernhard’ın düşünce ve dil oyunlarının somutlaştığı kahraman olur.

İvan Sergeyeviç. Turgenyev – Babalar ve Oğullar (2006)

  • BABALAR VE OĞULLAR, Ivan Sergeyeviç. Turgenyev, çeviren: Leyla Soykut, İletişim Yayınları, roman, 335 sayfa

‘Babalar ve Oğullar’, 1862’de yayımlandığında, bir anda pek çok siyasi, edebi ve felsefi tartışmanın odak noktası haline gelmişti. Unutulmaz kahramanı Bazarov’u ile roman, Turgenyev’in en büyük eseri olmasının yanında, Batılılaşmanın çelişkilerini yaşayan, devrimin eşiğindeki Rusya’nın ruhunu derinden yakalayan bir eser olarak, yayımlanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen edebi çekiciliğini hâlâ koruyor. Yayınevinin bu çevirisinin iyi yönlerinden biri,  Vladimir Nabokov’un ‘Babalar ve Oğullar’ üzerine kaleme aldığı bir inceleme yazısı ile Turgenyev’in, romanı nasıl yazdığını anlattığı, anılarından derlenmiş bir yazının yer alması.

A. Yalçın Kaya – Araştırmacı Habercilik (2006)

  • ARAŞTIRMACI HABERCİLİK, A. Yalçın Kaya, Çizgi Kitabevi, gazetecilik, 147 sayfa

Gazetelerin, araştırmacı habercilikten uzaklaştıkları konusu yeni değil, 12 Eylül darbesinden beri dillendirilen bir şikayet. Bu haberleri yapmanın hem zor hem de politik anlamda “tehlikeli” olması, fakat asıl olarak toplumun siyasal, ekonomik ve kültürel yapısına en çok etki eden haberler olması, onu önemli kılan noktalardan başlıcaları. A. Yalçın Kaya’nın ‘Araştırmacı Gazetecilik’i ise bu haber tarzının kavramlarını ve ilkelerini ele alıyor. Çalışma, araştırmacı haberciliğin kimler tarafından yapıldığı, bu haberlerin ne olduğu, nasıl ve neden yapıldığı, haberler yapılırken nelere dikkat edilmesi gerektiği ve diğer haber türlerinden farkının ne olduğu gibi noktaları açıklıyor. Kitap, bir yönüyle de, haber niteliğindeki hızlı düşüşe bir eleştiri olarak da düşünülebilir.

Jean-François Elberg – Çocuklar Koğuşu (2006)

  • ÇOCUKLAR KOĞUŞU, Jean-François Elberg, çeviren: Cengizhan Yiğitler, Agora Kitaplığı, anı, 166 sayfa

‘Çocuklar Koğuşu’, Nazilerin mağduru Dr. Michel Elberg’in, Jean-François Elberg tarafından hikâyeleştirilen anılarından oluşuyor. Romanya’dan Fransa’ya göç eden ve burada aldığı tıp eğitiminden sonra muayenehanesini açan Elberg, bu dönemde Yahudi düşmanlığının kurbanı olarak Nazilerin Fransa’daki Drancy toplama kampına götürülür. Kampta hekim olduğu için çocuklar koğuşunda görevlendirilir ve burada bulunan Paula’yla birlikte, hem çocukların hayatlarını mümkün olduğunca iyileştirmeye hem de bulaşıcı hastalık bahanesiyle çok sayıda çocuğun kamptan firar etmesini sağlamaya çalışırlar. Elberg’in anıları, “Yahudiliğin yaşı yoktur!” diyerek, henüz on dört yaşındaki çocukları dahi ölüme sürecek kadar zalimleşen Naziler’i ve soykırımı kayıt altına alıyor.

Seyla Benhabib – Ötekilerin Hakları (2006)

  • ÖTEKİLERİN HAKLARI, Seyla Benhabib, çeviren: Berna Akkıyal, İletişim Yayınları, sosyoloji, 242 sayfa

‘Ötekilerin Hakları’, ‘Vatandaşlık’ kavramından hareketle bu kavrama dahil olmayan ya da edilmeyen yabancıları, göçmenleri, mültecileri, vatansızları ve vatandaşlıktan çıkarılanları anlatıyor. Seyla Benhabib, konukseverlik bağlamından yola çıkarak yerli yurtlu olmayı, yurtsuz kalmayı, vatandaşlığı, yabancı ya da göçmen olmayı tartışıyor. Bu tartışma çerçevesinde, imparatorluk sonrası dönemlerin keşiflerini, ulus-devlet sınırlarını ve geleceğe dair yeni bir yaşam biçimi için bu varolan ulus-devlet sınırlarının ne kadar mümkün olabileceğini ele alıyor. Bu aşamada, vatandaşlık çerçevesinin dışında kalanların, farklı inanç topluluklarının, yabancı sayıldıkları bir ülkede verili kimlikle nasıl çarpıştıklarını aktarmak çalışmanın başlıca amacı.