Tom McCarthy – Tenten ve Edebiyatın Gizemi (2017)

Tenten, köpeği Milu, arkadaşı Kaptan Haddock ve daha pek çok güzel karakter barındıran ‘Tenten’in Maceraları’ dünyanın en ünlü çizgiroman serilerinden.

Çocukluğunda onunla yolu kesişmeyen kimse yoktur.

Hatta öyle Tenten tutkunları vardır ki, yetişkinliklerinde bile bu çizgiromana karşı duyarlılıklarını, hassasiyetlerini kaybetmezler.

İşte bu kitap, tam da bu etkinin izini sürmesiyle önemli.

Tom McCarthy, 1929 yılında yaratılmış bu ünlü çizgiromanın dünyasına iniyor ve onun hangi yönleriyle böylesi olağanüstü bir başarı yakaladığını irdeliyor.

Bunun için öncelikle Tenten’in yaratıcısı Hergé’nin hayatındaki ayrıntılara bakan McCarthy, Tenten’de gördüğümüz maceraların ne kadarının Hergé’nin bizzat yaşadıklarıyla, ne kadarının kurmaca olduğunu araştırıyor.

Çizgiromanın başarısının altında, Hergé’nin roman sanatının inceliklerini kullanmadaki yeteneğinin gizli olduğunu belirten yazar, buradan hareketle Tenten’in ne kadar edebi bir metin olduğunu sorguluyor.

McCarthy bunu yaparken Barthes, Bataille, Derrida gibi düşünürlerin fikirlerine de başvurmakta.

  • Künye: Tom McCarthy – Tenten ve Edebiyatın Gizemi, çeviren: Cihat Taşçıoğlu, Notos Kitap, edebiyat inceleme, 219 sayfa

Geert Mak – Steinbeck’in Ruhuyla Amerika Yollarında (2017)

Hollandalı Geert Mak, 1950’li yıllarda Avrupa’da yaşayıp Amerika’ya hayranlık duyan gençlerdendi.

Her fırsatını bulduğunda Amerika’ya koşar ve Avrupa’ya döndüğünde de, bıkmadan usanmadan Amerika’da gördükleriyle yaşadığı yeri karşılaştırırdı.

Aynı zamanda, Amerikan edebiyatında çığır açan John Steinbeck hayranı da olan Mak’ın aklına bir fikir gelir: Steinbek’in köpeği Charley ile birlikte 1960 yılında Amerika’yı bir uçtan bir uca gezdiği yolculuğunu, aradan 50 yıl geçtikten sonra yeniden yapmak.

İşte Mak bu amaçla, 2010 yılında aynen Steinbeck ve köpeğinin izlediği rotayı takip ederek New York’tan Connecticut’a, Massachusetts’ten New Hamphshire’a, Detroit’ten Michigan’a, Kuzey Dakota’dan Louisiana’ya ve New Orleans’a uzanan bir yolculuğa çıkar.

Kitap, Amerikan kent ve köylerinde geçen 50 yılın ne gibi dönüşümler yarattığını izliyor ve bunu ilgi çekici olaylar ve insan hikâyeleriyle harmanlayarak tasvir ediyor.

Çalışma, hem Amerika’nın yakın tarihinde adım adım ilerlemekte hem de Amerika ile Avrupa arasındaki bağların izini sürmekte.

  • Künye: Geert Mak – Steinbeck’in Ruhuyla Amerika Yollarında, çeviren: Kadir Türkmen, Literatür Yayıncılık, tarih, 547 sayfa

Nikolay Vasilyeviç Gogol, Andrea Camilleri ve Maja Celija – Burun (2017)

Bir burnun hikâyesi.

Evet evet, bir burnun!

Sahibinin suratından kaçıp sırra kadem basan ve kendine has, tamamıyla bağımsız bir hayat sürmeye başlayan bir burnun hikâyesi.

Gogol’un bu çarpıcı hikâyesi, edebiyatta dönüm noktası teşkil eden metinlerden. Bu gerçeküstü öyküsü, Gogol’un Rus toplumunu hedef aldığı hiciv eserlerinin en iyilerinden biri olarak kabul ediliyor.

Berber İvan Yakovleviç’in sabah kahvaltısındaki ekmeğinin içinden, bir burun çıkar. Fakat çok geçmeden, burnun Binbaşı Kovalev’e ait olduğu ortaya çıkar.

İşi daha da tuhaf hale getiren, burnun bir insan gibi yaşamasıdır. Zira burun beşinci dereceden bir memur olarak Moskova caddelerinde dolaşmakta, üstelik kasım kasım kasılmaktadır.

İşte elimizdeki kitap, bu meşhur öykünün çizgiroman uyarlaması.

Andrea Camilleri’nin keyifli anlatımı ve Maja Celija’nın şahane resimleri, meşhur hikâyeye farklı bir boyut katıyor.

  • Künye: Nikolay Gogol – Burun, anlatan: Andrea Camilleri, resimleyen: Maja Celija, çeviren: Kemal Atakay, Domingo Kitap, çizgiroman, 100 sayfa

Nazif Ay – İslam’a Veda (2017)

Bizde, dinde hurafeler fazladır.

Türkiye’de iktidara gelmiş sağ partilerin çoğu da hem olan hurafeleri kullanmayı çok iyi bilir, hem de hurafe bulamadığı yerde onu icat etmede mahirdir.

Peki dindar tam olarak kime denir?

Din bilimleri alanında uzman Nazif Ay, Türkiye’de dinin ne olduğu ve dindarın tam olarak ne anlama geldiği üzerine düşünüyor.

Tarikat ve cemaatlerin dini ahlaktan uzaklaştırdığını belirten Ay, bu veriyi merkeze alarak bizdeki din anlayışına bakıyor.

Kitabın yanıtını aradığı sorular şöyle:

Mütedeyyin kesim tam olarak kimlerden oluşur?

Belli başlı tarikatlar hangileridir?

Fethullah Gülen mitinin İslamcı kesimdeki karşılığı nedir?

15 Temmuz dindarlar arasındaki bir çatışma mıydı?

Erdoğan’ın Başkanlık talebinin dini boyutu nedir?

Hz. Muhammed yaşasaydı, referanduma “evet” mi “hayır” mı derdi?

Din konusunda güncel tartışmalar için iyi bir kaynak.

  • Künye: Nazif Ay – İslam’a Veda, Librum Kitap, din, 248 sayfa

Donna Rosenberg – Dünya Mitolojisi (2017)

Dünyanın her tarafından edebi değerlerini koruyan söylenceleri bir araya getiren ‘Dünya Mitolojisi’, Türkçedeki ilk baskısını bundan neredeyse yirmi yıl önce yapmıştı. Şimdi 5. baskısına ulaşan, 906 sayfalık bu dev yapıt, aradan geçen zaman içinde konuya dair en iyi kaynaklardan biri olduğunu da ispatlamış oldu.

Kitapta söylenceler, coğrafi dağılımlarına göre yedi ana bölümde toplanmış:

  • Yunanistan ve Roma,
  • Ortadoğu,
  • Kuzey Avrupa,
  • Britanya,
  • Uzakdoğu ve Pasifik adaları,
  • Afrika,
  • Ve Amerika.

Kitabın iyi düzenlendiğinin bir göstergesi de, kültürler arası karşılaştırma olanağı sağlayarak benzerlikleri ve zıtlıkları ortaya çıkarmak çıkarması. Çalışmada bu amaçla, her kültürden yaratılış, bereket ve kahramanlık söylencelerine yer verilmiş.

Her söylencenin girişlerinde tarihsel arka plan, edebi çözümleme ve söylencenin çekiciliğinin nedenleri üstüne açıklamalar da yer alıyor.

Her mitoloji meraklısının kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir kaynak.

  • Künye: Donna Rosenberg – Dünya Mitolojisi, çeviren: Atıl Ulaş Cüce, Bengü Odabaşı, Erdal Cengiz, Erhan Kuzhan, Koray Akten, Kudret Emiroğlu, Tahir Kocayiğit ve Tuluğ Kenanoğlu, İmge Kitabevi, mitoloji, 906 sayfa

Roy Bhaskar – İnsan Bilimlerinin Felsefi Eleştirisi: Natüralizmin Olanaklılığı (2017)

Yayımlanmasının üzerinden geçen kırk yılın ardından sosyal bilim alanında kült hale gelmiş bir kitap.

Kitabın asıl özgünlüğü, pozitivist olmayan bir natüralizm arayışını ortaya koyarak sağlam bir düşünsel alt yapı inşa etmesi ve böylece sosyal bilim yapmak isteyenler için alternatif bir yol ortaya koymasıydı.

Pozitivizm-hermenutik ikilemine düşmeden yönünü tayin etmek isteyen, farklı disiplinlerle kurduğu ilişkilerle zengin bir perspektif kazanan kitap, sosyal teoride önemli yer tutan yapı-fail meselesini de tartışıyor.

Türkiye’de de, bilhassa ilişkisel sosyal bilim alanında çalışanlar için bir başucu çalışması olmaya aday.

  • Künye: Roy Bhaskar – İnsan Bilimlerinin Felsefi Eleştirisi: Natüralizmin Olanaklılığı, çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Nika Yayınevi, felsefe, 296 sayfa

Ernest Hemingway – Tüm Öyküleri (2017)

Özgün anlatım tarzı ve kendine has roman tekniğiyle yalnızca Amerikan edebiyatını değil, dünya edebiyatını da etkilemiş Ernest Hemingway’in öyküleri ilk kez Türkçede tek kitap halinde yayımlanıyor.

868 sayfalık bu oylumlu basım, Hemingway hayranları için arşivlik bir eser.

Hemingway’in öyküleri daha önce ayrı ayrı yayımlanmış, bunlardan da ağırlıklı olarak yazarın ‘Klimanjaro’nun Karları’, ‘Beyaz Fil Tepeleri’ ve ‘Aydınlık ve Temiz Bir Yer’ adlı öyküleri öne çıkmıştı.

Bu baskıda ise, yazarın gölgede kalmış öyküleriyle yukarıda adını andığımız meşhur öyküleri de bulunuyor ki, bu Hemingway Türkçe külliyatına yapılmış muazzam bir katkı.

  • Künye: Ernest Hemingway – Tüm Öyküleri, çeviren: Elif Derviş, Bilgi Yayınevi, öykü, 868 sayfa

Fred Uhlman – Kavuşmak (2017)

Fred Uhlman’ın kısa ama etkili ‘Kavuşmak’ isimli bu romanında anlatıldığı gibi…

Bu çarpıcı roman, Almanya’nın tarihsel ve kültürel zenginliğiyle öne çıkan Svabya bölgesinde geçiyor.

Hikâyenin başkahramanı iki arkadaş, bu bölgede doğmuş, beraber büyümüş iki gençtir.

Fakat bu masum arkadaşlığın üzerine, Nazizmin yükselişiyle doruğa ulaşan Yahudi düşmanlığı bir karabasan gibi çöker.

Kısa bir süre sonra birbirinden ayrılamaz gibi görünen iki arkadaş, şimdi birbirine düşmandır.

Faşizmin ilk olarak savaşlarla veya iktidarların aşırı söylemleriyle değil, iki insan arasında filizlendiğini yetkin tasvirlerle ortaya koyan bir roman.

  • Künye: Fred Uhlman – Kavuşmak, çeviren: Özlem Uygun, Kolektif Kitap, roman, 102 sayfa

Carol Gilligan – Kadının Farklı Sesi (2017)

Sosyal psikoloji alanındaki önemli çalışmalarıyla bilinen feminist teorisyen Carol Gilligan’dan, erkek psikolojisini ve davranışlarını genelleyerek kadınlara da uyarlayan egemen psikoloji bilimiyle bir hesaplaşma.

Gilligan, bu alanda yapılan çalışmalarda erkeklerden edinilen verilerin herkes için uygulanmasına, psikolojik ve ahlaki gelişiminde kadın ile erkek arasında önemli farklar bulunduğunu belirterek karşı çıkar.

Yayımlandığı zaman büyük ilgiyle karşılanan kitap, kadınlar hakkında üretilen toplumsal kuramlara karşı çıkıyor.

Çalışma, kadının psikolojisini, sesini ve haklarını daha görünür kılarak hem daha sonraki çalışmalar için öncü bir rol üstlendi hem de akademinin sınırlarını aşarak siyasi tartışmalara da uzandı.

Egemen psikolojinin kadının erkeğe itaat etmesi gerektiği anlayışını nasıl meşrulaştırdığına daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Carol Gilligan – Kadının Farklı Sesi, çeviren: Duygu Dinçer, Fulden Arısan ve Merve Elma, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 288 sayfa

Czeslaw Milosz – Tutsak Edilmiş Akıl (2017)

Varşova’daki Nazi işgalinin yanı sıra Sovyetlerin ülkesi Polonya’ya yönelik baskılarını da bizzat deneyimlemiş büyük şair ve denemeci Czeslaw Milosz’tan diktatörlüklerin, totaliterliğin altında inim inim inleyen insanlığa bir ağıt.

1953’te yayımlanan kitabın konusu, ağırlıklı olarak komünizmin düşüncelerin ifade edilmesi üzerindeki baskıcı tutumu ve bunun ardında entelektüel dünyada yaşanan çölleşme.

Fakat kitabı yalnızca bundan ibaret görmek, onun sahip olduğu evrensel ve çağlar üstü niteliği basite indirgemek olur.

‘Tutsak Edilmiş Akıl’, güncelliğini halen koruyan ve dünya üzerinde baskıcı yönetimler var oldukça da etkili kalacak bir metin.

Kitap, baskıcı iktidarların aklı neden ele geçirmeye ihtiyaç duyduklarını, zamanla bunda hangi araç ve yöntemleri kullanarak başarılı olduklarını ve buna karşı ruhumuzu ve aklımızı nasıl koruyabileceğimizi anlamak için iyi bir fırsat.

Kitaptan bir alıntı:

“Tek bir şey biliyorum: Eğer arkadaşım, zaferin tatlı meyvelerini yiyecekse, yerküre uzun yüzyıllar için planlı şekilde imar edilecekse, o güne kadar yaşayacaklara yazık. Şimdi yataklarında uyuyorlar ya da aptal eğlencelere veriyorlar kendilerini ve gerçekten her bir eylemleriyle yok oluşa hizmet etmeye uğraşıyorlar.”

Milosz, karamsar bir tablo çiziyor görünse de, iyinin nihayetinde kazanacağına duyduğu derin inançla bize de muazzam bir ümit aşılıyor.

  • Künye: Czeslaw Milosz – Tutsak Edilmiş Akıl, çeviren: Osman Fırat Baş, MonoKL Yayınları, anlatı, 240 sayfa