Luciano Rezzolla – Kütleçekimin Dayanılmaz Çekiciliği (2024)

Seçkin astrofizikçi Profesör Luciano Rezzolla bize Einstein’ın kütleçekim dünyasının kapılarını açıyor.

Uzay-zaman eğriliği ve genel görelilik gibi kavramları kapsamlı olarak açıklayan yazar, kütleçekim fiziğinin kara delikler, nötron yıldızları ve kütleçekim dalgaları gibi en ilginç sonuçlarını gözler önüne seriyor.

Ayrıca yazar, son zamanların en etkileyici bilimsel başarılarından birisini aktarıyor: süper kütleli bir kara deliğin ilk görüntüsü.

Bu sonuçların elde edilmesinde rol oynayan önemli bilim insanlarından biri tarafından kaleme alınan kitapta, görüntünün nasıl elde edildiğinin perde arkasını görecek ve bir kara deliğin yakınında madde ve ışığa neler olduğunu keşfedeceksiniz.

Kara delikler nedir ve evrenimizde var mıdır?

Rezzolla, son birkaç yılda radyo dalgalarıyla çok yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve kütleçekim dalgalarının tespiti yoluyla bu tuhaf ama büyüleyici nesneleri gerçekten nasıl tanımlayabildiğimizi ortaya koyuyor.

Einstein’ın görelilik teorisi, kütleçekimlerinin o kadar güçlü olduğunu öngörür ki hiçbir şey, ışık bile kaçamaz.

Yazar, alanın temellerini ustalıkla açıklarken, aynı zamanda bu son derece karmaşık konular üzerinde pratikte nasıl bilimsel çalışmalar yapıldığına dair bir fikir de veriyor.

Kitap, kara delikler ve evrendeki rolleri ile gelecekteki araştırma beklentilerini net bir şekilde açıklıyor.

  • Künye: Luciano Rezzolla – Kütleçekimin Dayanılmaz Çekiciliği: Kara Delikler Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey, çeviren: Yavuz Ekşi, Alfa Yayınları, bilim, 288 sayfa, 2024

Alain – Mitolojiye Giriş (2024)

Ünlü Fransız deneme yazarı ve filozof Alain, mitoloji üzerine yapılan geleneksel ve tasnifçi çalışmalardan ziyade, mitlerin doğası ve işlevleri ile zaman ve mekânı aşarak insanın düşünce ve davranışları üzerinde nasıl derin bir etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

Mitlerin nasıl oluştuğu ve varlıklarını neden sürdürdüklerine de odaklanan Alain, miti evrensel bir fenomen olarak incelerken onların korkulardan, umutlardan ve dünyayı anlamlandırma ihtiyacından nasıl doğduğunu ele alıyor.

Karmaşık felsefi mefhumları geniş bir kitle için erişilebilir kılmaya çalışan Alain’in berrak üslubuyla kaleme aldığı bu özgün ve ufuk açıcı inceleme, mitolojiye ilk temas için ideal ve aynı zamanda kişinin kendisi üzerine eğilmesi ve inançları hakkında kafa yorabilmesi açısından esaslı bir davettir.

  • Künye: Alain – Mitolojiye Giriş, çeviren: Ada Küçükmetin, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 112 sayfa, 2024

George Santayana – Alman Felsefesinde Bencillik (2024)

‘Alman Felsefesinde Bencillik’ Alman felsefesi ve onun tarih boyunca nasıl şekillendiği üzerine bir inceleme.

Santayana, Harvard College’da yirmi yıl boyunca felsefe dersleri verirken Alman metafiziği üzerine derinlemesine çalışmalar yapmış.

Bu eser, Alman felsefesinin belirsiz ve değişken ilkelerinin altında yatan uğursuz ve saldırgan öğeleri sorguluyor.

Santayana, Alman felsefesinin bencillik ruhunu- düşüncede öznellik ve ahlakta kasıt- ele alıyor ve bu bencilliğin, yeryüzündeki her canlının ve evrendeki her zekanın içinde bulunduğu acıklı durumun gerçek bir ifadesi olduğunu iddia ediyor.

Ancak bu bencilliğin sadece kaçınılmaz bir engel olarak değil, aynı zamanda bir yüceltme ve insan ruhunun uçmaya çağrıldığı yerde zaman kaybetme aracı olarak kullanıldığını eleştiriyor.

Kitabın içeriği, Alman felsefesinin genel karakteri, Protestan mirası, Transandantalizm, Goethe’de bencilliğin ipuçları, Kant’ta egoizmin tohumları gibi konuları içeriyor.

Ayrıca Fichte, Nietzsche, Schopenhauer gibi filozofların çalışmalarına odaklanıyor ve bu düşünürlerin fikirlerinin bencillik ve egoizmle nasıl ilişkilendiğini inceliyor.

Santayana, kitabı, Alman felsefesini anlamaya çalışan ve onu meslekten olmayanların bakış açısından değerlendiren bir yabancı olarak yazdığını belirtiyor.

Eser, Alman felsefesinin tarihsel ve kültürel bağlamını anlamak isteyen okuyucular için değerli bir kaynak olabilir.

Özellikle de Alman felsefesinin savaş ve ideolojiyle ilişkisini derinlemesine incelemek isteyenler için.

  • Künye: George Santayana – Alman Felsefesinde Bencillik, çeviren: Orkutay Bekat, Dorlion Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2024

Laura Beatty – Theophrastus’un İzinde (2024)

Aristoteles’in halefi, botanik biliminin kurucusu Theophrastus üzerine önemli bir çalışma.

Sakin, huzurlu ve meraklı bir adam olan Theophrastus, 2000 yıl kadar önce Ege kıyılarındaki adalarda ve dönemin önemli büyük şehirlerinde yaşamış, Platon’un ünlü Akademi’sinde Aristotales ile çalışmış, Büyük İskender dönemi Yunanistan’ı, Makedonya’sı ve haliyle Anadolu’sunda ayak izleri olan bir filozof.

Theophrastus, mevsimleri ve toprağı neyin yönettiğini açıklamak için mitler yerine duyularına ve gözlemlerine güvenen bir doğa filozofuydu.

Seyahatleri sırasında karşılaştığı muhteşem karakterlerden oluşan zengin hatıra koleksiyonunu parşömenler üzerine yazdı.

Linnaeus’un canlıları sınıflandırma sisteminden, Chaucer’in Canterbury Hikâyeleri’ne, farklı alanlardaki çok sayıda çalışmaya; hatta neredeyse modern roman düşüncesine ilham verdi.

Laura Beatty bu önemli figürü kolektif bilince geri kazandırıyor ve bunu yaparken Theophrastus’un kendi izlerinde seyahat ediyor; etrafımızdaki dünyayı nasıl gördüğümüzü, anladığımızı ve kendimizle nasıl ilişkilendirdiğimizi keşfediyor; bize doğayı nasıl görmemiz gerektiğini öğreten antik çağ insanlarını unuttuğumuzda modern yaşamın neleri kaybettiğini sorguluyor.

  • Künye: Laura Beatty – Theophrastus’un İzinde: Kayıp Filozofun Peşinde Antik Kentlerde, çeviren: Esra Çıldır Kırtay, Kanon Kitap, tarih, 288 sayfa, 2024

Cody Cassidy – Tarihten Nasıl Sağ Çıkılır? (2024)

Tarihin en büyük felaketlerinde insanların hayatta kalma ihtimali zayıftır ama sıfır değildir; en azından nereye gideceğinizi ve ne yapacağınızı biliyorsanız.

Cody Cassidy, ‘Tarihten Nasıl Sağ Çıkılır?’ın her bölümünde modern bilimi kullanarak tarihin en büyük tehditlerinden nasıl kurtulacağınızı gösteriyor.

Bir T-rex’ten kaçmak için ne kadar hızlı koşmanız gerektiğinden, Kara Veba’ya yakalanmamak için şehrin hangi bölgesine gitmeniz gerektiğine kadar, bu kitap size hayatta kalmak için ayrıntılı bir savaş planı sunuyor ve dönem hakkında bilgi edinmenize yardımcı oluyor.

Tarih yeryüzündeki en tehlikeli yer olabilir, ama bu orayı ziyaret edemeyeceğiniz anlamına gelmez.

Ve yanınızda taşıyacağınız bu kitap sayesinde tarihten sağ çıkmayı başarabilirsiniz.

  • Künye: Cody Cassidy – Tarihten Nasıl Sağ Çıkılır?, çeviren: Ülkü Parlak, Say Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2024

Dean Burnett – Duygusal Cehalet (2024)

Duygular…

Tam bir baş belası, değil mi?

Keşke hepimiz daha az duygusal ve çok daha mantıklı olsaydık, belki başımıza gelenlerin yarısına bile katlanmak zorunda kalmazdık.

  • Ama duyguları baş belası olarak tanımlamak gerçekten adil mi?
  • Duygular gerçekten de onsuz daha iyi olacağımız bir tür bilişsel ek mi?
  • Yoksa daha derin bir amaca mı hizmet ediyorlar?
  • Beynimizin değerli kaynaklarını bu kadar fazla kullandıklarına göre, duyguların evrimleşmesinin bir nedeni olmalı.
  • Peki nedir bu sebep?
  • Ve beyinde nasıl işliyorlar?
  • Bir bebeğin anne karnından çıktıktan sadece birkaç saniye sonra büyük bir sıkıntıyla ağlamasını düşünürsek eğer, doğuştan mı geliyorlar?
  • Yoksa zaman içinde ve çevremizle edindiğimiz deneyimlerle mi öğreniliyorlar?

‘Psiko-Lojik’ ve ‘Mutlu Beyin’ kitaplarının yazarı Dean Burnett, ‘Duygusal Cehalet’te tüm bu soruları ve daha fazlasını araştırıyor.

Burnett, kapsamlı araştırmaları uzman analizleriyle birleştirerek, duygusal yaşamlarımızın altında yatan bilimin büyüleyici, samimi ve eğlenceli bir anlatımını ortaya koyuyor.

  • Künye: Dean Burnett – Duygusal Cehalet: Duygu Biliminde Kaybolarak Kendini Bulmak, çeviren: Emine Coşar, Nova Kitap, bilim, 408 sayfa, 2024

Paul Stamets – Mantarlar (2024)

Bu kitap, mantarlarla iş birliği yaparak dünyayı kurtarmaya nasıl yardımcı olabileceğinizi gösterecek.

‘
Mantarlar’ kitabı, okurlara bahçelerde, avlularda ve ormanlık alanlarda nasıl mantar yetiştirileceğini göstermek için tasarlandı çünkü mantarlar doğayla yeniden bağlantı kurmamıza yardım edebilir.

Gizemli bir tür olmasından dolayı korktuğumuz mantarlar, gezegeni insanlığın sebep olduğu ekolojik hasardan korumak için güçlü bir müttefik olabilir.

Bu kitap, ipliksi hücrelerin fungal ağını yani miselyum olarak da bilinen miselyal zarları kullanarak gezegeni iyileştirme üzerine odaklanan ve ekosistemleri kurtarmaya mikolojik açıdan yaklaşan bir el kitabı niteliğinde.

Habitatları iyileştirmek için miselyumu kullanmak “miko-restorasyon” olarak adlandırılıyor.

Geri dönüşüme, organik yetiştirmeye, habitatı iyileştirmeye veya uygulamalı mikolojiye düşkün olanlara bu kitabın yenilikçi bir bakış açısı kazandıracaktır.

Çevre düzenleyici, biyolojik onarımcı, ekolojik ormancı, sürdürülebilir köy plancısı, doktor, bilim insani, fütürist veya mantarlarla tutkulu bir şekilde ilgilenen biriyseniz bu kitabın yaşamınıza ve gelecek nesillere aktaracağınız mantar sevginize değer katmasını umuyoruz.

El değmemiş bir ormanda gezmemiş, petri kabında kültürlenmiş fungus görmemiş, açık ateşte kızartılan taze toplanmış matsutakenin tadına varmamış veya mantara dayanan bir ilaç almamış bile olsanız bu kitabı ve burada tanımlanan pragmatik çevre felsefesini, aydınlatıcı ve teşvik edici bulacaksınız.

Gerçekten de gezegenin sağlığı, funguslara olan saygımıza ve onlarla yapacağımız iş birliğine büyük oranda bağlı.

  • Künye: Paul Stamets – Mantarlar, çeviren: Hatice Pehlevan Berber, Yeni İnsan Yayınevi, bilim, 416 sayfa, 2024

Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi (2024)

Kökleri yeraltına, dalları göğe uzanan ağaç, insanlık tarihinin en kadim ve en kutsal simgelerinden biridir.

Üst, orta ve alt dünyaları birbirine bağlayan ağaç tarihöncesinden beri bir hac ve tapınak merkezi oldu.

Bugün az sayıdaki avcı-toplayıcı halkın hâlâ kutsal ağaçları vardır ve topraklarından sürgün edilmiş olsalar bile o ağaçları ziyaret etmeye devam ediyorlar.

Ortaçağın sonlarında Doğu Avrupa’daki son pagan toplumların dinini değiştirmek isteyen misyonerler kutsal korulara saldırmıştı. Neolitik ilahlardan önce ağaçlar vardı.

Atalarımız onların gölgesine sığınıp dua etti.

Kışın yapraklarını döküp baharda yeniden dirilen ağaç tanrısal tezahürün en arkaik biçimlerinden biridir.

‘Ağaç Mitolojisi’, dünyayı anlamlandırma maceramızın, korkularımızın ve ümitlerimizin tarihine bakıyor.

  • Künye: Ulaş Tanrıkul – Ağaç Mitolojisi: Ritüeller, İnançlar, Mitler, Akademim Yayıncılık, mitoloji, 132 sayfa, 2024

Melih Duygulu – Cumhuriyet ve Müzik (2024)

Cumhuriyet ve Müzik, Cumhuriyetin yüz yıllık müzik serüvenini demokrasi, çoğulculuk, çok kültürlülük gibi temel kavramlar üzerinden ele alıyor.

Siyaset, eğitim, toplumsal değişim, ekonomi, popüler kültür başlıklarıyla dönemin gelişim ve dönüşümünü sorguluyor.

Melih Duygulu, Cumhuriyetin kültür politikalarını geniş bir perspektiften ele aldığı çalışmasında, müzik üzerinden gelenekçiler ile modernlerin mücadelesinin toplumsal farklılıkları nasıl belirginleştirdiğini belge ve tanıklıklarla aktarıyor.

1923’ten itibaren onar yıllık periyotlarla tüm gelişmeleri, müzik ve sanat akımlarını, türleri, kurumları, müzik sektörünü ve zamanına damga vuran sanatçıların çalışmalarını inceliyor ve toplumsal sonuçlarını ortaya koyuyor.

Bu çalışma yalnızca müzisyenlere ve müzik eğitimi alan öğrencilere değil, cumhuriyet döneminde ses kültürünün geçirdiği evreleri anlamak isteyen geniş okur kitlesine de sesleniyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Cumhuriyet yeni sosyolojik modelle beraber yeni müziği yaratmak durumundaydı. Bu hem zorunluluktu hem de gereklilikti. Bu yenileşme hareketi; yeni bir yönetici sınıfını, yeni bir insan tipini, yeni bir ideolojiyi ve yeni bir müziği yaratırken Avrupa kültürüne eklemlenmeyi de beraberinde getirdi.”

  • Künye: Melih Duygulu – Cumhuriyet ve Müzik, İş Kültür Yayınları, müzik, 408 sayfa, 2024

Guido Barbujani – Lucy (2024)

Biz insanlar gezegenin efendileriyiz, ancak içimizde her zaman, yaklaşık 2 milyon yıl önce anormal bir beyin geliştirmeye başlayan ve ardından yaklaşık 200 bin yıl önce Homo sapiens haline gelen ve her yere yayılan o şaşırtıcı iki ayaklı var.

Kendimizi ve insanın doğadaki yerini daha iyi anlamamıza yardımcı olmak için bu kitapta, Lucy’den Neandertallere, esrarengiz Homo naledi’den Ötzi’ye soyu tükenmiş akrabalarımızı ve zamanın derinliklerinde sahip olduğumuz birçok atayı tanıyacağız.

Bizim hikâyemiz ile şempanzelerin hikâyesi, atalarımızdan bazıları iki ayak üzerinde yürümeye başladığında ve onlarınki yürümediğinde birbirinden ayrıldı.

Bunun ne zaman gerçekleştiğini kesin olarak bilmiyoruz.

Ancak yaklaşık 6 milyon yıl önce, insan ve şempanzenin ortak atalarının yaşadığı Afrika’da iklimin değiştiğini biliyoruz.

Bu değişimin sonuçları bitki örtüsünde görülebilir; orman yerini yavaş yavaş uzun ağaçlar açısından fakir yeni bir ortam olan savanaya bırakır.

Çevresel değişim gibi, atalarımızın bu değişime verdiği tepki de yüz binlerce yıl sürdü.

Ancak yavaş yavaş, insanların ve şempanzelerin ortak atalarının bir kısmı savanaya daha sık girmeye başladı ve yeni çevreye uyum sağlamak zorunda kaldı; bir kısmı ise ağaçlarda kaldı.

Biz ilkinin soyundan geliyoruz.

Önde gelen İtalyan genetikçi Guido Barbujani, milyonlarca yıl önce nasıl olduğumuzun ve günlük yaşamın nasıl olduğunun öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Guido Barbujani – Lucy: Neandertal İnsanı ve Biz (İnsanlığın Müthiş Tarihinden Hikâyeler), çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, bilim, 208 sayfa, 2024