Walter Raleigh – Shakespeare’in Hayatı (2024)

Dünya edebiyatının en önemli isimlerinden biri olan Shakespeare, hiç şüphe yok ki tüm zamanların en büyük ozanıdır.

İnsanlık üzerine diğer tüm yazarlardan daha fazla şey söylemiş, üslup güzelliği konusunda da hiç kimse onunla yarışamamıştır.

Hayatına ve yaşadığı döneme dair kaynaklara ulaşımın zorluğu da Shakespeare’i edebiyat tarihinde neredeyse mitolojik bir karakter haline getirmiştir.

Walter Raleigh bu incelemesinde hem pek çok ruha incelikle dokunan Shakespeare’in hayatını ve kişilik özelliklerini farklı açılardan ele alıyor hem de değerini asla kaybetmeyen ölümsüz eserlerini tarihi ve kültürel bağlamlarda değerlendirirken yazılma süreçlerini de inceliyor.

  • Künye: Walter Raleigh – Shakespeare’in Hayatı, çeviren: Başak Çatıkkaş, Maya Kitap, biyografi, 208 sayfa, 2024

Ernest Hemingway – Savaş Üzerine (2024)

“Yiğitlik, baskı altında nezakettir.” -Ernest Hemingway

Birinci Dünya Savaşı’nda Kızıl Haç ambulansı şoförlüğü görevinden The Toronto Star gazetesindeki yaklaşık yirmi beş yıl süren savaş muhabirliğine, Ernest Hemingway, yirminci yüzyılı biçimlendiren pek çok çatışmaya tanıklık etti, bunları eşsiz bir güçle kayıt altına aldı.

Bu dikkat çekici kitap, Hemingway’in savaşın doğası hakkındaki önemli ve zamansız yazılarını bir araya getiriyor.

Çok sevilen romanı ‘Silahlara Veda’dan, İspanya İç Savaşı hakkındaki ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’dan pasajlar, savaşın ve sonrasının psikolojik ve fiziksel etkilerinin benzersiz bir portresini sunuyor.

‘Nehrin Ötesine Ağaçların İçine’den seçilen bölümler, hayatının alacakaranlığında, duygusal yaralar almış bir muvazzaf askerin savaşın doğası üzerine düşüncelerini canlı bir biçimde anlatıyor.

“Başka Bir Ülkede”, “Kelebek ve Tank” gibi klasik kısa öyküleri, Hemingway’in ilk kısa öykü kitabı ‘In Our Time’ ve tek tiyatro oyunu ‘Beşinci Kol’dan seçilen parçaların yanında yer alıyor.

Torunu Seán Hemingway’in titiz bir çalışmayla derlediği bu özel eser, Hemingway’in savaşla ilgili roman ve öykülerinden etkileyici pasajlarla birlikte Mussolini ile yaptığı tarihi röportajı, 1922 Türkiye’sinden gözlemlerini, Normandiya çıkarmasından Paris’in kurtuluşuna kadar pek çok savaş ortamının sarsıcı görgü tanıklıklarını, modern savaşın ortasındaki azim ve yenilgi, cesaret ve korku, aşk ve kayıp üzerine etkileyici kayıtlarını Hemingway’in gazeteciliğinden büyüleyici seçkileriyle sunuyor.

Torunu Seán Hemingway’in, Ernest Hemingway’in yaşamı, savaşlardaki yeri ve kitaptaki yazılarıyla ilgili detaylı bilgiler veren sunuş yazısının, Ernest Hemingway’in askerlik ve muhabirlik dönemlerinden özel fotoğrafların ve oğlu Patrick Hemingway’in önsözünün de yer aldığı ‘Savaş Üzerine’, 20. yüzyıl savaşlarını Hemingway’in gözünden görmek için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Ernest Hemingway – Savaş Üzerine, çeviren: Cahit Kaya, Bilgi Yayınevi, inceleme, 544 sayfa, 2024

Ersin Kalaycıoğlu, Ali Çarkoğlu – Türkiye’de Seçim Dinamikleri (2024)

Türkiye’de siyasal sistemin demokrasiyle bağlarının zayıfladığı kritik bir dönemeçte yurttaşların siyasete katılımının asli biçimi olan oy verme davranışlarını incelemek kritik önem taşıyor.

Zira Cumhuriyet bir ray değişikliği yaşıyorsa meşruiyet kaynaklarının hangi seçmenlerin ne tür kaygı ve motivasyonlarıyla oluştuğunu, hangi yönlerden çarpıştığını, esnediğini ya da katılaştığını anlamak gerekiyor.

Ersin Kalaycıoğlu ve Ali Çarkoğlu bu olağanüstü döneme dünden bugüne tanık olunan tarihsel bağlamların ve siyasal güç devşirmenin modern biçimlerinin perspektifinden bakıyor.

Yaklaşık 15 yıllık bir dönemi (2002-2015) kapsayan saha araştırmaları siyasal manzarayla ilgili sıkça kullanılan bir kavram olan kutuplaşmanın Türkiye’nin kılcal damarlarında nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Ersin Kalaycıoğlu, Ali Çarkoğlu – Türkiye’de Seçim Dinamikleri: Kırılgan Ama Dirençli Bir Süreç?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 400 sayfa, 2024

Georges Dumézil – Mitra Varuna (2024)

Hint-Avrupa Uygarlığı ve mitoloji uzmanı Dumézil, ‘Mitra-Varuna’da yönetici tanrı ve kahramanların nasıl hep ikili sunulduklarına ışık tutuyor.

Tüm Hint-Avrupa din ve sosyal sistemlerinin üç temel üzerine –egemenlik, savaş ve bereket–inşa edildiği teorisini öne süren Dumézil, ‘Mitra-Varuna’nın nasıl dini ve siyasi egemenliği temsil ettiğini okura sunuyor.

Şafak vakti ve Güneş’le ilişkilendirilen Hint tanrısı Mitra ile gökyüzü, okyanus ve suyla ilişkilendirilen Varuna arasındaki ikili ilişkiden yola çıkan Dumézil, Hindistan’dan İrlanda’ya, İran’dan Eski Almanya’ya kadar uzanan bir coğrafyada ikili tanrı ve kahraman motiflerini gösteriyor.

  • Künye: Georges Dumézil – Mitra Varuna: Hükümranlığın İki Hint-Avrupa Temsili Üzerine, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, inceleme, 240 sayfa, 2024

Jürgen Habermas – Meşruiyet Krizi (2024)

Jürgen Habermas, bu kitapta çağdaş Batı toplumlarının gelişiminin altında yatan derin gerilimleri ve kriz eğilimlerini inceliyor.

Modern devletlerin karşılaştığı meşruiyet sorunlarına dair güçlü bir analiz sunuyor.

Ayrıca Batı toplumlarının kapitalizmle ilişkili ekonomik dalgalanmaları dengelemeyi bir dereceye kadar başardığını ancak bunun diğer alanlarda yeni bir dizi kriz eğilimi yarattığını savunuyor.

Çağdaş sosyal ve siyasi analizin klasiklerinden biri olarak kabul edilen ‘Meşruiyet Krizi’; sınıf çatışmasının azalması, yerleşik siyasi kurumlara yönelik hayal kırıklıkları ve refah devletinin krizleri gibi güncel tartışmaları merkezine alan bir dizi konuya ışık tutuyor.

Geç kapitalizmin kriz döngüsü bağlamında gitgide daha fazla ihtiyaç duyduğu anlam üretimi ve meşruiyete dair eksiklikler kitabın odak noktasını oluşturuyor.

Habermas’ın geniş bir yazını da ele alarak ortaya koyduğu ‘Meşruiyet Krizi’, sosyoloji, siyaset ve genel olarak sosyal bilimler ilgilileri için esaslı bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Jürgen Habermas – Meşruiyet Krizi, çeviren: Sedat Erçin, Albaraka Yayınları, sosyoloji, 184 sayfa, 2024

Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon (2024)

Yirminci yüzyılın önemli Fransız filozoflarından Gilbert Simondon’un adı, felsefe dünyasında son dönemde yeniden duyulmaya başlandı.

Bireyleşme, teknoloji, ontoloji ve metafizik üzerine geliştirdiği düşünceleriyle Deleuze, Latour, Stengers ve Stiegler gibi önemli isimlere ilham kaynağı olan Simondon, varoluşa dair yeni bir yaklaşım sunarak çağdaş teknoloji felsefesi, medya teorisi ve bilişsel bilimler gibi birçok alanda derin etkiler yaratarak yerleşik anlayışları köklü bir değişime çağırıyor.

Bireyleşme felsefesinde Aristotelesçi hilomorfizm düşüncesini eleştirirken Bachelard ve Bergson’un düşüncelerini sentezleyip onların da ötesine geçen Simondon, ilişkilerin gerçekçiliğinden bireyleşme rejimlerinin ontolojisini ortaya koyuyor.

Tutkuyla sürülen iz de bellidir: felsefe tarihini bireyleşme kavramına göre yeniden yazmak ve teknolojiyi kültürle etkin bir şekilde bütünleştirebilecek bir felsefi düşünce inşa edebilmek.

Hüsamettin Çetinkaya, Simondon’un düşünce dünyasına yakından bakıyor.

  • Künye: Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon: Bireyleşme Felsefesi, Akademim Yayıncılık, felsefe, 252 sayfa, 2024

Irina Paperno – Dostoyevski Rusya’sında Kültürel Bir Kurum Olarak İntihar (2024)

Halkın ve bilimin gözünde intihar her zaman anlaşılmaya muhtaç olsa da hiçbir zaman açıklanamayan, esrarengiz bir eylem olarak kaldı.

Filozoflar, yazarlar, gazeteciler, bilim insanları yüzyıllar boyunca bu eyleme bir anlam bahşetmeye çalıştılar.

On dokuzuncu yüzyılda –özellikle Rusya’da– intihar; ruhun ölümsüzlüğü, özgür irade ve determinizm, fiziksel ve manevi, birey ve toplum gibi tartışmaların merkezine oturmuştur.

Irina Paperno tıbbi raporlar, gazete kupürleri, sosyal incelemeler, yasalar, kurgusal eserler, intiharların ardında kalan şahsi belgeler gibi çeşitli kaynakları analiz ederek intihar için yapılan bu anlam arayışını resmediyor ve intiharın kamuoyunun ilgi odağı hâline geldiği 1860’lar ila 1880’lerin Rusya’sını mercek altına alıyor.

Paperno, intiharın anlamına dair, Klasik Antik Çağ’dan Rusya’da intihar salgını yaşandığı düşünülen on dokuzuncu yüzyıla kadar ortaya çıkan fikirlere yer veriyor.

  • Künye: Irina Paperno – Dostoyevski Rusya’sında Kültürel Bir Kurum Olarak İntihar, çeviren: Ayşe Çevik, Runik Kitap, inceleme, 322 sayfa, 2024

Richard Zenith – Pessoa (2024)

Portekiz edebiyatının ve Avrupa modernizminin önde gelen isimlerinden Fernando Pessoa, şiir, tiyatro, kurgu, kurgudışı birçok eser kaleme aldı, asıl üne ölümünden sonra kavuştu.

Eline geçirdiği her türden kâğıda karaladığı yazılarını istiflediği meşhur sandığı, 25.000’den fazla belgeyi barındırır.

Farklı heteronimlerle –yani yazarın kendisinden farklı bir edebi tarzda yazan takma kimliklerle–kaleme aldığı bu belgelerden birine Pessoa, “Evren gibi çoğul ol!” notunu düşmüştür.

Pessoa’nın birçok eserinin çevirmeni olan Richard Zenith, bu çoksesli evrenin arkasındaki gizemli yazarın yaşamını titiz ve kapsamlı bir araştırmayla ortaya koyuyor.

Üstelik bu sadece Fernando Pessoa’nın değil, başta Alberto Caeiro, Ricardo Reis, Álvaro de Campos ve Bernardo Soares olmak üzere onlarca heteronimin de yaşam ve yaratım öyküsü.

Devasa bir çalışma.

Pessoa’nın yazıları rehbere ihtiyaç duyan bir şehirdi.

Zenith sayesinde sonunda bir rehberimiz oldu.

  • Künye: Richard Zenith – Pessoa, çeviren: Can Sezer, Everest Yayınları, biyografi, 974 sayfa, 2024

Matt Brown – Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar (2024)

Uzay hakkındaki yaygın efsaneleri çürüten bu eğlenceli ve aydınlatıcı kitapla ilginç bilgiler edinin.

Yazar Matt Brown, Doğru Bildiğiniz Yanlışlar serisinin bu kitabında; gezegenimiz, evren ve “aradaki her şey” hakkında şaşırtıcı gerçekleri bir araya getiriyor!

Popüler bilim kurgu filmlerinin ve TV şovlarının etkisiyle yayılan ve solucan deliklerinden geçme hayaliyle başlayıp, asteroitleri patlatma fikrine kadar uzanan bu yanlış anlamaları inceliyor.

‘Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar’da evrenimizle ilgili kavrayışımızı şekillendiren efsaneler, dedikodular ve yanlış alıntılarla karşılaşacaksınız.

Örneğin, uzay boşluğunda kalmanın kanınızı kaynatacağını ve vücudunuzun patlayacağınız mı düşünüyorsunuz?

Gerçekte, vücudunuz patlamaz ve uzay giysileri olmadan hayatta kalmak mümkündür.

Astronotların sıfır yer çekimi nedeniyle serbestçe süzüldüğünü mü düşünüyorsunuz?

Aslında, Dünya’ya doğru sürekli bir düşüş hâlinde olurlar.

Ya da uzayın tamamen karanlık olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Doğrusu büyük ölçüde yeşildir.

Evrenin nasıl işlediğine dair bu bilgilendirici kitap, size yanlış bilgiler labirentinde yol gösterecek bir rehber niteliğinde.

Uzaylılarla karşılaşıp karşılaşmayacağımızı (SETI, 2040 yılına kadar dünya dışı yaşamın kanıtlarını elde edeceğimizi ileri sürüyor!), bir kara deliğin merkezinde ne olduğunu veya neden Merkür’ün Güneş Sistemi’ndeki en sıcak gezegen olmadığını merak ediyorsanız, bu kitapta doyurucu cevaplar bulacaksınız.

Popüler bilimdeki yanlışları açığa çıkaran ‘Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar’, evrenimiz hakkında keyifli ve eğlenceli bir bakış sunuyor.

  • Künye: Matt Brown – Uzay Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar, çeviren: Sinan Akbaytürk, Orenda Kitap, bilim, 160 sayfa, 2024

Howard Williams – Büyücülüğün Batıl İnançları (2024)

‘Büyücülüğün Batıl İnançları’, Howard Williams tarafından kaleme alınmış, batıl inançların kökenlerini, yaygınlığını ve çeşitliliğini derinlemesine inceleyen bir çalışma.

Kitap, özellikle on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda zirveye ulaşan büyücülük inancının tarihi gelişimini ve bu inançların toplum üzerindeki etkilerini ele alır.

Eserde, büyücülük inancının kökleri, Keldani ve Pers büyüsünden, Yahudi büyücülüğüne, Hristiyan ve modern etkilerine kadar uzanır.

Williams, eserinde büyücülüğün tarihsel süreç içinde nasıl evrildiğini, Antik Yunan eczacılığından Eski Roma kanunlarına, İmparatorluk dönemindeki uygulamalarından Valentinianus ve Valens dönemlerindeki zulümlere kadar detaylı bir şekilde inceler.

Alman ve İskandinav sagalarının yanı sıra, Doğu ve Batı büyücülüğü arasındaki temel farkları da tartışır.

Kitap ayrıca, yeni ve eski inançlar arasındaki uzlaşmaları, ilk Kilise döneminde cadılık anlayışını, Platonik etkileri ve kadın cinsiyetine atfedilen büyücülük inançlarının tarihsel, fizyolojik ve tesadüfi nedenlerini de ele alır.

Charlemagne’ın ciddiyetinden, Anglo-Sakson ve Norman batıl inançlarına, Arap biliminin etkisinden Muhammed’in büyüye inancına kadar geniş bir tarihî yelpaze sunar.

Williams’ın eseri, büyücülüğün ve sapkınlığın Kilise tarafından kasıtlı olarak birbirine karıştırıldığı Orta Çağ bilimine de ışık tutar.

Jeanne d’Arc’tan Gloucester Düşesi’ne, Jane Shore’dan Arras’taki zulümlere kadar birçok tarihi figür ve olay üzerinden büyücülüğün etkilerini gözler önüne serer.

  • Künye: Howard Williams – Büyücülüğün Batıl İnançları, çeviren: Fazıl Eymen, Dorlion Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2024