Nils J. Nilsson – Yapay Zekâ (2018)

Yapay zekâ, son zamanların yükselen trendlerinden.

Peki, sıradan okur bu konu hakkında neler biliyor?

Yapay zekâ alanında elli yıllık deneyimi bulunan Nils Nilsson’un bu çalışması, hem içeriden birinin tanıklığını sunmasıyla hem de geniş kapsamıyla bu önemli boşluğu doldurmaya aday.

Karmaşık matematik formülleri ve usanç verici bilgisayar jargonu yerine bol bol grafik sunan kitap, yapay zekâ programlarının nasıl işlediğini anlaşılabilir bir üslupla açıklıyor.

Bilimsel konulara meraklı okurların da, teknik ya da mesleki alanlarda çalışanların da, yapay zekâ araştırmacılarına, öğrencilere ve öğretmenlere de hitap eden çalışma, yapay zekâ çalışmalarının tarihini sunmasıyla da dikkat çekiyor.

Gelecekte yapay zekâ araştırmacılarının bilinçli makineler icat edeceklerine inanan Nilsson, o gün geldiğinde, bu makinelerin bizlerle ve birbirleriyle savaşmasını olanaksız kılacak bir toplumsal düzen inşa etmeyi başarıp başarmayacağımız gibi, yapay zekâ söz konusu olduğunda depreşen kimi endişelerimizi de yanıtlıyor.

  • Künye: Nils J. Nilsson – Yapay Zekâ: Geçmişi ve Geleceği, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 695 sayfa, 2018

Utku Özmakas – Biyopolitika: İktidar ve Direniş (2018)

Biyopolitika kavramı, hayat ile ilgili düşünüşümüze getirdiği açılımlar sayesinde sosyal teorinin de siyaset biliminin de sıklıkla başvurduğu kavramların başında gelir.

Son zamanlarda her ne kadar “moda kavram”lardan biri haline gelmiş olsa da, biyopolitikaya ciddi şekilde başvurulduğunda, halen olağanüstü sonuçlar yaratmaya muktedir.

Utku Özmakas’ın elimizdeki özenli çalışması da, son dönemlerde sıklıkla kullanılmaya başlayan “biyopolitika” kavramına dair tüketici bir açıklama iddiasında olmaktan çok kavramın bazı temel yönsemelerini sergiliyor ve daha da önemlisi, bu kavrama yönelik farklı yaklaşımlar arasındaki politik ve entelektüel gerilimleri gözler önüne seriyor.

Özmakas bunu yaparken de, bu kavramın ilk ortaya çıkışından bugüne, kavramın gelişiminde önemli roller üstlenmiş Michel Foucault, Giorgio Agamben, Michael Hardt ve Antonio Negri’nin düşüncelerini kapsamlı bir şekilde analiz ediyor.

  • Künye: Utku Özmakas – Biyopolitika: İktidar ve Direniş (Foucault, Agamben, Hardt-Negri), İletişim Yayınları, siyaset, 352 sayfa, 2018

Rita Ender – “Kolay Gelsin” (2015)

Bir işte nasıl karar kılarız?

Meslekler, zaman içinde nasıl evrim geçirir?

Rita Ender’in pek çok meslekten insanla yaptığı ve okur için çok önemli bir deneyim olacak bu söyleşiler, zamanında Agos gazetesinde yayınlanmış.

Marangozdan baklavacıya, gramofon tamircisinden tesisatçıya, zangoçtan dolmakalem tamircisine, farklı meşgaleler, farklı mekânlar ve ilginç insan hikâyelerine bakmak isteyenlere.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, zamanında bizdeki mesleklerin asıl kurucuları olan gayrimüslimlerin emeklerini gözler önüne sermeleri.

Zira, İstanbul’daki mesleklerin çoğunun asıl başlatıcısı gayrimüslimler ve kitap da bu hususu daha görünür kılıyor.

  • Künye: Rita Ender – “Kolay Gelsin”, İletişim Yayınları

Janisse Ray – Yeraltındaki Tohum (2015)

Radikal çiftçi Janisse Ray, Georgia’da küçük bir çiftlikte bir direniş hayatı inşa ediyor.

Yazar, besinlerimizin geleceğine dair kaygılarımızın arttığı bugün, yüzümüzü tohumlara nasıl dönebileceğimizi anlatıyor.

Kitap, tohumlar, yerel besinler, yerel çiftçilik uygulamaları ve yerel mutfak sanatları konusunda aydınlatıcı bilgiler barındırmasıyla çok önemli.

  • Künye: Janisse Ray – Yeraltındaki Tohum: Filizlenen Gıda Devrimi, çeviren: A. Müge Karan, Modus Kitap

Gohar Homayounpour – Tahran’da Psikanaliz Yapmak (2015)

Kimilerince Batılı bir pratik olarak tanımlanan psikanaliz, İran gibi tutucu bir Doğu toplumunda nasıl işler?

Deneyimlerini bizimle paylaşan İranlı psikanalist Gohar Homayounpour, insanın her coğrafyada benzer hikâye ve acılara sahip olduğunu gösterdiği gibi, İran’daki insanlık durumunu da tespit etmekte.

  • Künye: Gohar Homayounpour – Tahran’da Psikanaliz Yapmak, çeviren: Aslı Mertan, Everest Yayınları

Tuğba Kaplan – Kelebek Eğitmenler: Eğiticinin El Kitabı (2018)

Eğitim sürecinin yalnızca çocukluk ve gençlik dönemini kapsadığı, yetişkinlikte eğitimin pek önemli olmadığı inanışı egemen eğilimdir.

Oysa yetişkinlerin de üstesinden gelmek zorunda oldukları sorunlar bulunuyor ve iyi bir eğitimle hem bu sorunlar daha rahat aşılabilir hem de yetişkinler daha mutlu ve huzurlu bir yaşam sürebilir.

İşte Tuğba Kaplan’ın elimizdeki çalışması da, yetişkin öğrenme süreci olan androgoji kavramını kapsamlı ve ayrıca oldukça açık bir yaklaşımla ele alıyor.

Kitapta androgojik eğitim süreci, eğitim öncesi, eğitim esnası ve eğitim sonrası olmak üzere üç bölümde açıklanmış.

Özellikle, toplumun büyük bir gerilimle boğuştuğu, şiddetin artış gösterdiği, güven ve gelecek duygusunun zedelendiği bugün, sevginin ve başkalarına saygının egemen olduğu bir toplum yaratmak için yetişkin eğitimi büyük öneme haiz.

Hem zengin bilgiler barındırması hem de çok çeşitli eğitim ortamlarına uyarlanabilecek uygulamalar barındırmasıyla dikkat çeken ‘Kelebek Eğitmenler’ de, bu yöndeki ihtiyacımıza yanıt veriyor.

Bütün eğitmenlerin ve eğitim meraklılarının edinmesi gereken bir kitap.

  • Künye: Tuğba Kaplan – Kelebek Eğitmenler: Eğiticinin El Kitabı, İkinci Adam Yayınları, eğitim, 127 sayfa, 2018

Rüya Kılıç – İntiharın Tarihi (2018)

Rüya Kılıç, daha önce iki güzel çalışmaya, ‘Osmanlı Devleti’nde Seyyidler ve Şerifler’ ile ‘Deliler ve Doktorları’na imza atmış, psikiyatri ve psikoloji tarihi alanında çalışan bir isim.

Kılıç’ın elimizdeki özgün araştırması da, Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyette intiharın hem bireysel hem toplumsal hem de siyasi tezahürlerini açıklığa kavuşturuyor.

Kılıç’ın çalışmasını özgün kılan hususların başında ise, yalnızca toplumun ve siyasi erkin çoğunlukla intiharı kınayan tavrını değil, aynı zamanda intihar eden kişinin, yani müntehirin duygularının altındaki etkenleri de anlamaya çalışmasıdır diyebiliriz.

  • Toplum bekçileri intihara nasıl yaklaştı?
  • Neden bunların gözünde intihar, gelecek nesilleri de tehdit eden ahlaki, tıbbi ve toplumsal bir sorundu?
  • Müntehirin intiharı konuşmak istememesinin önündeki kişisel, toplumsal ve en önemlisi de ekonomik engeller neydi?

Kılıç bu soruların yanıtlarını ararken, hem müntehirin hem de kendilerini toplumsal düzenin koruyucuları olarak konumlandıranların konuya yaklaşımları arasındaki farklılıkları kapsamlı bir perspektifle ortaya koyuyor.

  • Künye: Rüya Kılıç – İntiharın Tarihi: Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyette İstemli Ölüm Halleri, Kitap Yayınevi, tarih, 125 sayfa, 2018

Kolektif – Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler Mitolojiler Sözlüğü (2018)

Alanında uzman yüzden fazla ismin katkılarıyla ortaya çıkan ve şair Yves Bonefoy’un derlediği bu devasa külliyat, mitoloji ve mitoloji sistemleri üzerine yazılan özgün makaleleri bir araya getiriyor.

Bizde yıllar önce yayınlanan, fakat şimdi baskısı tükenmiş çalışma, Yunan ve Roma mitolojisinden başlayarak Brezilya ve Eskimo mitolojilerine uzanıyor ve böylece konuyu en geniş çerçevede ele alıyor.

Ansiklopedik tarzda hazırlanmasıyla, konuyla ilgili düşünen her okurun kitaplığında bulunması gereken sözlük, yalnızca dünya mitolojileri hakkında değil, bugün varlığını sürdüren pek çok toplumun düşünme biçimleri ve kültürleri hakkında da oldukça aydınlatıcı bilgiler sunuyor.

Sözlük hazırlanırken, Lévi Strauss ve Georges Dumézil’in yaklaşımlarının temel alındığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Kolektif – Antik Dünya ve Geleneksel Toplumlarda Dinler Mitolojiler Sözlüğü, derleyen: Yves Bonefoy, çeviren: Levent Yılmaz, Alfa Yayınları, sözlük, 2 Cilt, 1948 sayfa, 2018

Funda Çoban – Sokak Siyaseti (2015)

Sıradan insanlar politik süreçlere nasıl ve hangi araçlarla katılırlar?

Bu sorunun yanıtını ararken, siyasetin gündelik inşasının sokağın içinde şekillendiğini belirten Funda Çoban, Gezi Direnişi’ni de içeren kapsamlı bir analiz eşliğinde, sokak siyasetinin diğer kolektif eylem ve toplumsal hareket biçimleriyle temas ve farklılık noktalarını tartışıyor.

  • Künye: Funda Çoban – Sokak Siyaseti, Metis Yayınları

Pelin Aslan Ayar – Fantastik Roman (2015)

On dokuzuncu yüzyılın sonundan 1960’a kadarki zaman diliminde fantastik roman türüne odaklanan, fantastiğin Türkçe edebiyat içindeki yolculuğunu aydınlatan bir çalışma.

Bizde fantastiğin neden cılız bir tür olarak kaldığı ve 1950’lerden itibaren türün işlevsel bir kimliğe bürünmesinin nedenleri, Pelin Aslan Ayar’ın burada tartıştığı diğer ilgi çekici konular.

  • Künye: Pelin Aslan Ayar – Fantastik Roman, İletişim Yayınları