Juan Ambou – İspanya İç Savaşında Komünistler (2018)

İspanya Komünist Partisi, ülke iç savaşla çalkalanırken, kritik tarihsel roller üstlenmişti.

Tabi bu roller, kimileri tarafından yetersiz bulundu, kimileri tarafındansa destansı addedildi.

İşte Juan Ambou’nun elimizdeki çalışması, İspanya İç Savaşı’nda yaşananları komünistlerin penceresinden izlemesi ve bu hayati andaki kimi bilinmeyen ayrıntıları aydınlatmasıyla önemli.

Özellikle savaş zamanında İspanya’nın kuzeyinde geçen olayları anlatan ve bu olayların gelişiminin kapsamlı bir siyasi değerlendirmesini yapan Ambou, hem anılardan ve tanıklıklardan hem de dönem hakkındaki arşivlerden yola çıkarak yetkin bir çalışmaya imza atmış.

Kitap, İspanya İç Savaşı’nda ve savaşın öncesi ve sonrasında varlık göstermiş İspanya Komünist Partisi’nin tarihsel rolünü analiz etmesi, ayrıca partinin bugünkü durumunun eleştirel bir analizini yapmasıyla da önemli.

  • Künye: Juan Ambou – İspanya İç Savaşında Komünistler, çeviren: Ogün Eratalay, Yazılama Yayınları, tarih, 378 sayfa, 2018

Christopher Bollas – Güneş Patladığında (2018)

İngiliz psikanalist ve yazar, aynı zamanda çağdaş psikanalitik teorilerin öncülerinden olan Christopher Bollas’ın ‘Güneş Patladığında’ adlı bu güzel çalışması, hem şizofreninin ne olduğu hem de tedavi yöntemleri hakkında dört dörtlük bir rehber.

Bollas, şizofrenide ilaç tedavisi dışında daha insancıl tedavi yöntemlerinin uygulanmasından yana.

Yazar, bunun en iyi yollarından birinin, şizofreninin ortaya çıktığı ilk haftalarda yoğun bir psikoterapi uygulamak olduğunu düşünüyor.

Bollas’a göre, şizofrenin, yanında uzun uzun sohbet edebileceği birilerinin olmasının da, başka bir deyişle şizofrenin yalnız kalmamasının da tedavinin olumlu sonuç vermesi açısından çok önemli olduğunu belirtiyor.

Kitapta, şizofreni kapsamlı bir şekilde tanıtılıyor ve bu alandaki güncel tedavilerin ne aşamada olduğu hakkında aydınlatıcı bilgiler veriliyor.

Bollas’ın klinik deneyimleriyle de zenginleşen çalışması, şizofreni hastaları, onların yakınları ve psikoterapistler için bir başucu kitabı olmaya aday.

  • Künye: Christopher Bollas – Güneş Patladığında: Şizofreninin Gizemi, çeviren: Mehmet Gürsel, Yapı Kredi Yayınları, psikoloji, 208 sayfa, 2018

Simon Critchley – Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? (2018)

Gırtlağına kadar yozlaşmış kalantorların yönettiği FIFA’yı ve kara para ile fonlanan, kirli ilişkilere batmış kulüpleri dışarıda bırakırsak, futbol dayanışmasıyla, yarattığı coşkuyla ve farklı dil ve kültürel aidiyetlerden gelen oyuncuların beraberinde getirdiği zenginlikle, çok güzel bir oyundur.

Ünlü felsefeci Simon Critchley de bu çalışmasında, felsefenin penceresinden bu güzellik üzerine derinlemesine bir bakışla düşünüyor.

Futbol düşünürken aslında ne düşünürüz?

Bu sorunun yanıtı aslında oldukça basit: Futbol, karmaşık, çelişkili, çatışmalı pek çok detayı bünyesinde barındırır ve bu nedenle futbol ile hafıza, tarih, mekân, toplumsal sınıf, toplumsal cinsiyet, aile ve kimlik arasında çok yoğun bağlar vardır.

Critchley, fenomenoloji yöntemini kullanarak, futbolun gündelik varoluşumuzdaki yerini sorguluyor.

Crictchley, futbolun dünyayı görmemize nasıl etki ettiğini irdeliyor ve zamanın, mekânın, dramanın ve futbolun farklı hallerinin harmanlandığı bir futbol poetikası sunuyor.

“Futbol bizi bir yandan cezbedip keyiflendiren, diğer yandan da deli edip iğrendiren bir oyun.” diyen yazar, keyif ve iğrenmenin bu oyuna verilen aynı ölçüde haklı iki tepki olduğunu belirterek, futbolun keyif ve poetikası üstünde duruyor, bu güzel oyunun bir fenomenolojisini yapıyor.

  • Künye: Simon Critchley – Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz?, çeviren: Oğuz Tecimen, Metis Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2018

John P. McCormick – Weber, Habermas ve Avrupa Devleti’nin Dönüşümü (2015)

Avrupa’da hukuk ve demokrasi alanındaki muazzam dönüşümlere etki eden en güçlü iki normatif-ampirik analizin kapsamlı kritiği.

John McCormik, Max Weber’in hukuk sosyolojisi ile Jürgen Habermas’ın söylemsel hukuk ve demokrasi teorisini irdeliyor.

Yazar bunun yanı sıra, Weber ve Habermas’ın teorilerinin hukuk ve demokrasinin mevcut durumuyla nasıl ilişkilendirilebileceğini ele alıyor.

  • Künye: John P. McCormick – Weber, Habermas ve Avrupa Devletinin Dönüşümü, çeviren: Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları

Talal Asad – Dinin Soykütükleri (2015)

Hıristiyanlıkta ve İslamda iktidarın kaynakları nelerdir?

Talal Asad, Ortaçağ Avrupa keşişlerinin ayinlerinden günümüz Arap ilahiyatçılarının vaazlarına uzanarak, farklı yer ve zamanlarda bu sorunun yanıtını arıyor.

Asad bunu yaparken, dinin modern tarihsel bir konu olarak ortaya çıkışını, dinsel pratikler ile iktidar arasındaki karmaşık ilişkiyi özgün bir perspektifle tartışıyor.

  • Künye: Talal Asad – Dinin Soykütükleri: Hıristiyanlıkta ve İslamda Disiplin ve İktidarın Nedenleri, çeviren: Ayet Aram Tekin, Metis Yayınları

Nigâr Ayyıldız – II. Abdülamid Dönemi Saray Merasimleri (2009)

Nigâr Yıldız, elimizdeki nitelikli çalışmasında, II. Abdülhamid dönemine çoğunlukla yapıldığı gibi siyasî tarih çerçevesinden çok, sosyal/toplumsal tarih çerçevesinden bakıyor.

Yıldız, Osmanlı tarihinde önemli yer tutan merasimleri, dönemin sosyal hayatını, eğlencelerini ve geleneklerini anlatıyor.

Çeşitli şekillerde merasimleri yapılan cülûs, kılıç alayı, bayram alayları, düğünler, sünnetler; bunların hangi safhalarında hangi teşrifat kurallarına uyulduğu, merasimler esnasında yapılan eğlenceler, oynanan oyunlar; merasimler için kullanılan sarayların özellikleri ve bunun için kullanılan ulaşım araçları, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

  • Künye: Nigâr Ayyıldız – II. Abdülamid Dönemi Saray Merasimleri, Doğu Kütüphanesi, tarih, 392 sayfa

İvan Gonçarov – Oblomov (2017)

Bazı romanlar öylesine etkilidir ki, onların gücü gündelik hayatımıza bile sirayet eder.

Aşırı tembel olma hali için oblomovluk tabirini kullanırız ki, bu örnek tam da ne demek istediğimizi karşılıyor.

Bir eserin klasik olması, biraz da bu demek.

‘Oblomov’, İvan Gonçarov’un dünya edebiyatına armağan ettiği, başrolünde, üzerine örttüğü battaniyesiyle hem soğuktan hem de hayatın saçma sapan gerekliliklerinden kaçmaktan başka derdi olmayan, romana adını veren Oblomov’un yaşadığı trajikomik olayları hikâye ediyor.

Yatağında uyuklayarak sonsuz hayaller kurmaktan başka gailesi olmayan orta yaşlı toprak sahibi Oblomov, günün birinde, akıllı ve modern yeni Rus kadınını temsil eden Olga’ya âşık olur.

O dizginlenemez aşk, adeta sertçe esen bir rüzgâr gibi Oblomov’un bu yeknesak hayatını silkelemeye başlar.

Fakat Oblomov sıcak köşelerin, pineklemenin ve tembelliğin adamıdır, dolayısıyla bunun için harcayacak “zamanı” ve enerjisi yoktur.

Gonçarov, eşi görülmemiş bir mizahla bu sıra dışı karakterin başından geçenleri anlatırken, bizi Olga’nın yanı sıra Oblomov’un uşağı Zahar ve işadamı Ştoltz gibi muhteşem karakterlerle de tanıştırır.

Özellikle Oblomov’un uşağı Zahar’la inişli çıkışlı ilişkisi ve aralarındaki enteresan diyaloglar, bize göre romanın en eğlenceli bölümleri.

  • Künye: İvan Gonçarov – Oblomov, çeviren: Nuri Yıldırım, Yordam Kitap, roman, 2017

 

Boğos Levon Zekiyan – Kayıp Kentten Manevi Vatana (2018)

Boğos Levon Zekiyan’ın bu önemli çalışması, etnokültürel bir kimlik olarak Ermeniliğin ortaya çıkışı ve gelişimini ayrıntılı bir şekilde tartışan önemli bir kaynak.

Fakat kitabın daha da önemli yönü, yalnızca Ermenilerin tarihteki dönüşümünü ele alması değil, aynı zamanda Doğu ve Batı’da oluşmuş toplumsal yapıları, kent ve kimlik ilişkisini, kültürlerin kaynaşmasını ve bunun yarattığı sonuçları tarihsel perspektifle ortaya koyması.

“Bu kitap, her ne kadar bir halkın somut tecrübesinden yola çıksa da, sahip olduğu iç dinamik açısından, etnik sınırların ötesine uzanan bir önem taşımakta.” diyen Zekiyan’ın çalışması, kimlik, vatan, etnik aidiyet ve azınlıklar konularıyla ilgilenenler için özgün fikirler barındırıyor.

Kitapta, Zekiyan’ın Hrant Dink Vakfı’nca düzenlenen bir sempozyumda, Osmanlı’nın kendine has çoğulculuğu ile tarih içinde Türk-Ermeni ilişkilerini irdelediği açılış konuşması da yer alıyor.

  • Künye: Boğos Levon Zekiyan – Kayıp Kentten Manevi Vatana: Ermeni Tarihine Toplu Bir Bakış Denemesi, çeviren: Sema Postacıoğlu, Aras Yayıncılık, tarih, 256 sayfa, 2018

Malin Persson Giolito – Bataklık (2018)

Lisede yaşanan bir katliam üzerinden, steril Avrupa toplum hayatına kıyasıya eleştiriler yönelten, iyi bir gerilim ve suç romanı.

Stockholm’ün zengin bir ailesinden olan on sekiz yaşındaki Maja Norberg, derslerinde çok başarılı, okulda da oldukça popüler bir isimdir.

Günün birinde, Norberg’in okuduğu lisede silahlı bir katliam gerçekleşir.

Birçok öğrencinin hayatını kaybettiği katliamda, Norberg de, hem sevgilisini hem de yakın arkadaşını kaybetmiştir.

Norberg, bu katliamdan dolayı tutuklanmış ve şimdi, dokuz aylık bir tutukluluk sürecinin ardından başlayacak davayı beklemektedir.

Peki, nasıl oldu da hem zengin bir aileden gelen hem iyi eğitim almış hem de başarılı böylesi biri, bir anda ülkenin en nefret edilen kişisi haline geldi?

Daha önce avukatlık yapmış Malin Persson Giolito’nun romanı, bu olay üzerinden Avrupa toplum hayatındaki çok yönlü bozulmayı izliyor.

Norberg’in anıları ve mahkeme sahneleri arasında gidip gelen roman, zengin İsveç çocuklarının psikolojilerinin derinlerindeki bataklığı anlatmasıyla dikkate değer.

Romanın, İsveç’te 2017’de Yılın En İyi Suç Romanı Ödülü kazandığını da belirtelim.

  • Künye: Malin Persson Giolito – Bataklık, çeviren: Yonca Mete Soy, Yabancı Yayınları, roman, 416 sayfa, 2018

Ahmet Uçar – Anadolu’nun En Uzun Yılları: Seferberlik Tarihimiz (2009)

Ahmet Uçar ‘Anadolu’nun En Uzun Yılları: Seferberlik Tarihimiz’de, 20. yüzyıl Osmanlı tarihindeki seferberlik ve göç olgusuna odaklanıyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması ve yıkılması, Anadolu, Önasya, Ortadoğu, Rumeli, Orta Avrupa, Kuzey Afrika gibi coğrafyalara yerleşmiş imparatorluk sakinleri için zor günlerin başlamasını da beraberinde getirdi.

Uçar’ın çalışması, bu uzun yıllara yayılan seferberlikleri incelerken, yüzyılın başlarında Anadolu’nun aldığı göçlerle nasıl değiştiğini, belge ve resimler eşliğinde ortaya koyuyor.

Türkiye, 1911’deki Trablusgarp Harbi’nden Kurtuluş Savaşı’na kadar 500.000 kayıp vermiş, bu sayıdan çok daha fazla insan da, yaşadıkları topraklardan sürgün edilmiş, seferberlik yoluna koyulmuştu.

Uçar’ın kitabı, bu acılı dönemin tarihi ve ibretlik hikâyesini vermesiyle ilgi çekiyor.

  • Künye: Ahmet Uçar – Anadolu’nun En Uzun Yılları: Seferberlik Tarihimiz, Alemdağ Belediyesi Kültür Yayınları, tarih, 216 sayfa