N. Defne Karaosmanoğlu – Yemekle Devriâlem (2017)

Yemek kültürü ile milletler, dinler, sınırlar ve kimlikler arasında nasıl bir ilişki vardır?

Yemek, kültür ve iletişim alanında çalışmaları bulunan Defne Karaosmanoğlu, tam da bu sorunun yanıtını aramak üzere yola çıkan ‘Yemekle Devriâlem’de, disiplinlerarası bir perspektifle farklı mutfak kültürlerinin ve bunların zengin yansımalarının izini sürüyor.

Uzun yıllara yayılan bilgi, deneyim ve anlayışlarla biçim alan dünya çapından yemek kültürlerine yakından bakan kitap, yemek kültürü ile

  • Küresellik/yerellik,
  • Devlet politikaları ve ulusal temsiller,
  • Kimlik ve aktivizm,
  • Batılılaşma ve Osmanlılık,
  • Ve Teknoloji arasındaki ilişkileri tartışıyor.

Yediği yemeğe, içtiği suya farklı pencerelerden bakmak isteyenlere önerilir.

  • Künye: N. Defne Karaosmanoğlu – Yemekle Devriâlem, Kitap Yayınevi, sosyoloji, 190 sayfa

İlhan Tekeli ve Anlı Ataöv – Sürdürülebilir Toplum ve Yapılı Çevre (2017)

Sürdürülebilirlik kavramı, son yıllarda çevre çalışmaları ve politikaları alanında sıklıkla karşılaşılan kavramların başında geliyor.

İlhan Tekeli ve Anlı Ataöv imzalı bu kitap ise, 80’li yıllardan sonra yoğun bir şekilde başvurulmaya başlanan sürdürülebilirlik kavramının farklı kullanımlarını ayrıntılı bir biçimde açıklıyor.

Yazarlar burada, ahlaki olarak sürdürülebilirliği ve sürdürülebilirliğin derecelendirilmesine göre farklılaşan tanımlarını tartışıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Sürdürülebilirliğin analitik bağlamını,
  • Ekolojik sistemin temsilindeki belli başlı sorunları,
  • Ekosistemde doğal çevre ve insanın temsilini,
  • Ve dünyada uygulanan değişik sürdürülebilirlik stratejileri gibi konular ele alınıyor.

Künye: İlhan Tekeli ve Anlı Ataöv – Sürdürülebilir Toplum ve Yapılı Çevre, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekoloji, 220 sayfa

Oktay Duman – Devrimcilerin Filistin Günlüğü 2 (2017)

Oktay Duman, daha önce yayımlanan ve Türkiyeli devrimciler ile Filistin hareketi arasındaki tarihsel ilişkiyi farklı boyutlarıyla gözler önüne serdiği belgesel çalışması ‘Devrimcilerin Filistin Günlüğü’ ile hatırlanacaktır.

Duman söz konusu kitabında, bu ilişkiyi 1968-1975 zaman aralığında ele almıştı.

Bu çalışmanın devamı olan elimizdeki kitap ise, sürecin 1976-1985 dönemine, yani Türkiye’de sol hareketin gittikçe ivme kazandığı bir süreçten 12 Eylül darbesi ve sonrasına uzanan dönemi kapsıyor.

Çok sayıda belge ve röportajla desteklenen kitapta,

  • Filistinli devrimcilerle TDH arasındaki ilişki,
  • FHKC militanlarının Yeşilköy havalimanı baskını,
  • Ve MLSPB, Kurtuluş, TKP (B), TKEP ve THKP-C Acilciler gibi Türkiyeli sol hareketlere mensup kişilerin Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’yle (FHKC) nasıl ilişkilendiklerine ve hangi aşamalardan geçerek Ortadoğu’ya gittiklerine dair tanıklıkları yer alıyor.

Kürt özgürlük hareketinin o süreçteki deneyimlerini vermesiyle de dikkat çeken çalışma, Filistin sorununun söz konusu hareketlerin gündemlerine nasıl girdiğini, darbe ile birlikte örgütlerin nasıl bir sürecin sonunda Ortadoğu’ya çekildiğini, kamplarda aldıkları askeri eğitimin karakterini ve Filistin hareketinin 12 Eylül askeri darbesine nasıl baktığını açıklığa kavuşturuyor.

Yazar bunu yaparken, yine ilk kitabında olduğu gibi, Filistin’e dair çokça ifade edilen efsanelerle de yüzleşiyor.

  • Künye: Oktay Duman – Devrimcilerin Filistin Günlüğü 2, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 384 sayfa

John Berger – Kral: Bir Sokak Hikâyesi (2017)

Kral adlı köpeğin gözünden, insanlık durumunun bir alegorisi.

Bizde ilk baskısı 2001’de yapılan ‘Kral’da, usta yazar John Berger, bizi bu sefer, toplumdan dışlanmış bir gecekondu semtine ve buradaki girift ilişkilere götürüyor.

Bir otoyolun kenarında, şehre uzak bir çöplük bölgesinde yer alan bu mahallenin sakinlerinin hikâyesi, aynı zamanda zengin ile yoksul arasındaki uçurumun devasa şekilde büyüdüğü modern kapitalist dünyanın hikâyesidir.

Joachim, Anna, Vico ve Vica gibi karakterlerin karşımıza çıktığı bu dünyada, Kral adlı köpeğimiz de, bu mahallede var kalma mücadelesi veren bu insanların bekçiliğine soyunmuştur.

Berger’in hikâyesinin, trajik bir şekilde sonlanıyor olsa da, bugünkü dünyamızın adaletsizliği konusunda çarpıcı tasvirler sunması ve artık egemenliğini iyiden iyiye oturtmuş bir barbarlık çağının hakiki bir panoramasını sunmasıyla oldukça etkileyici olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: John Berger – Kral: Bir Sokak Hikâyesi, çeviren: Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları, roman, 192 sayfa

Marco Tosatti ve Flavia Amabile – Musa Dağ Direnişi (2017)

Franz Werfel 1943’te yayımlanan ‘Musa Dağ’da Kırk Gün’ adlı ünlü romanında, Ermeni tehcirine karşı canları pahasına direnen bir avuç köylünün görkemli hikâyesini anlatmıştı.

Werfel’in romanı, bu süreci belgesel bir üslupla vermesinin yanı sıra, edebi dehası ve kabiliyetiyle de büyük beğeni toplamış ve halen zevkle okunmaya da devam ediyor.

Şimdi de iki İtalyan yazar, Marco Tosatti ve Flavia Amabile, tarihe geçmiş bu efsanevi direnişi bu sefer bizzat tanıkların da anlatımlarından yola çıkarak yeniden kaleme alıyor.

Tarih: 1915…

Yer: Hatay, Antakya’daki Musa Dağ’ın etekleri…

Sıkıntılı ve zorlu günlerin yaşandığı bu tarihte, Ermenilere tehcir emri gelmiştir.

Fakat Musa Dağ’ın eteklerine kurulu altı köy, bu emre itaat etmeyi reddeder.

Onlar, doğup büyüdükleri, atalarının topraklarından gitmek yerine, kalıp direnmeyi ve ne olursa olsun onurlarına sahip çıkmayı tercih eder.

Roman, bu tarihi direnişi, orada bulunmuş isimlerin tanıklıklarından yola çıkarak anlatırken, aynı zamanda bölgede yaşayan Ermenilerin gündelik hayatı, kültürü, ritüelleri, gelenekleri ve birbirleriyle ilişkileri hakkında belgesel niteliğinde ayrıntılar da sunuyor.

  • Künye: Marco Tosatti ve Flavia Amabile – Musa Dağ Direnişi, çeviren: Suna Kılıç, Aras Yayıncılık, roman, 176 sayfa

Jonathan Sperber – Karl Marx (2014)

Ondokuzuncu yüzyılda yaşayıp, kendisinden sonra gelen çağları muhtemelen düşündüğünden daha çok etkilemiş Karl Marx’ın hayatı ve kuramı.

Jonathan Sperber, geçmişi bugünün kavramlarıyla değerlendirme ve yargılama tuzağına düşmeden, Marx’ın içinde yaşadığı 19. yüzyıl dünyası ve Marx’ın çağdaşlarıyla ilintisi hakkında nitelikli bir eser sunuyor.

  • Künye: Jonathan Sperber – Karl Marx, çeviren: Gül Durna, İletişim Yayınları

Kenan Güngör – Büyüyen Zaman İhtiyacı: Zamanda Kölelikten Zamanda Özgürlüğe (2017)

Modern kapitalizmde hız, yalnızca iş hayatını etkileyen bir olgu olmasının da çok ötesinde, gündelik hayatımızı da birebir belirleyen bir sorun haline gelmiş durumda.

Hem de uzunca bir zamandır.

Bu kitap da, zamanın herkese adilce paylaşıldığı şeklindeki basmakalıp tezi temelden çürütüyor.

Kenan Güngör ‘Büyüyen Zaman’da, zamanın hem üretim süreç ve şekilleriyle hem küreselleşmeyle hem de gündelik hayatın örgütlenmesiyle yakın ilişkisini ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

Kitap bunun yanı sıra, zamanın ve hızın toplumsal dokuyu nasıl biçimlendirdiğini de gözler önüne seriyor.

Kapitalizmin zamanımızı tümüyle egemenliği altına alıp onu hiçleştirmesine karşı, kendi hayatımıza ve kendi zamanımıza nasıl sahip çıkabileceğimizi irdeleyen Güngör, bu döngüyü aşmanın yol ve yordamı sunuyor.

Güngör, kapitalizmin hakiki bağlamından kopararak nesneleştirdiği zamanımıza sahip çıkarak bizi zamanda kölelikten zamanda özgürlüğe ulaşmaya davet ediyor.

  • Künye: Kenan Güngör – Büyüyen Zaman İhtiyacı: Zamanda Kölelikten Zamanda Özgürlüğe, Nota Bene Yayınları, sosyoloji

Virginia Woolf – Benlik Üzerine Denemeler (2017)

Virginia Woolf’un, şu ana kadar üzerine çokça tartışılmış ve halen tartışılan “benlik” kavramını irdelediği denemeleri…

Yazar burada, “Ben kimim?”, “Diğer herkes kim?” gibi sorularda vücut bulan, sonlu benliğin tabiatı ya da bireysel deneyimin nasıl kavranıp ayırt edilebileceği ve aktarılabileceği üzerine ayrıntılı bir bakışla düşünüyor.

Yazara göre her bireysel benlik herhangi birileridir, herkestir ama yine de her bir benlik tamamen bambaşkadır.

Öte yandan her benlik yeryüzünde bir kez, etrafındaki her şeyle; gerçeklikle, toplumla, sıradan hayatın güzellikleri, zevkleri ve trajedileriyle bir çarpışma anında var olur.

Woolf’un buradaki denemelerinde “benlik” merkezi rolde olsa da, yazarın farklı konulara dair fikirlerini de sunuyor.

Modern kurmaca, kurmaca karakter, kitap nasıl okunmalı, kadınlar için meslekler ve insani sanat, bunlardan birkaçı.

  • Künye: Virginia Woolf – Benlik Üzerine Denemeler, derleyen: Joanna Kavenna, çeviren: Esra Çakıruylası, Ayrıntı Yayınları, deneme, 144 sayfa

Heinrich Barth – Heinrich Barth Seyahatnamesi: Trabzon’dan Üsküdar’a Yolculuk, 1858 (2017)

İstanbul’dan Trabzon’a gemiyle, oradan atla Üsküdar’a dönen Heinrich Barth ile Alman şarkiyatçı Andreas David Mordtmann’ın dönemin Türkiye’sine dair gözlem ve deneyimleri…

İki yazar, yol boyunca köy evlerinde konaklamış, dönemin Müslüman ve Hıristiyan kesimleriyle diyalog geliştirmiş, bunun yanı sıra yolculuklarında gördükleri antikçağa ait eserlerin çizimlerini yapmış.

Seyahatname bu yönüyle Türkiye’nin 19. yüzyılına dair önemli veriler barındırmasıyla kayda değer bir tarihi belge niteliği taşımakta.

Yazarların rotası Trabzon, Şebinkarahisar, Tokat, Turhal, Amasya, Alacahöyük, Boğazköy, Yazılıkaya, Yozgat, Kayseri, Ürgüp, Göreme, Uçhisar, Nevşehir, Gülşehir, Kırşehir, Kırıkkale, Sivrihisar, Seyitgazi, Yazılıkaya, Eskişehir ve Bilecik’e uzanıyor ve oradan Üsküdar’a ulaşıp sonlanıyor.

Kitap,

  • Anadolu köy ve şehirlerini,
  • Buraların belli başlı geçim kaynaklarını,
  • Halkın gündelik hayatını,
  • Gelenek ve göreneklerini,
  • Müslümanlarla Hıristiyanların ilişkilerini,
  • Ve bunun gibi, daha pek çok önemli ve ilgi çekici ayrıntıyı kayda alıyor.

Künye: Heinrich Barth – Heinrich Barth Seyahatnamesi: Trabzon’dan Üsküdar’a Yolculuk, 1858, çeviren: Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, seyahatname, 262 sayfa

Robert N. Bellah – İnsan Evriminde Din (2017)

Biyoloji, antropoloji ve tarih disiplinlerinden yararlanarak, insanoğlunun yeryüzündeki macerasında dinin kökeni ve gelişimini ortaya koyan ufuk açıcı bir kitap.

Din sosyolojisi alanında önemli çalışmalara imza atmış Robert N. Bellah, bu kapsamlı çalışmasında, ilk olarak insanlığın tarihinde ritüel ve mitlerin ne zaman ortaya çıktığını araştırıyor.

Dinin ortaya çıkmasının, ancak dilin ortaya çıkmasıyla mümkün olduğunu savunan Bellah, aynı zamanda evrim teorisinin dinin kökenine dair tezlerini de eleştirel bir bakışla yorumluyor.

Kitapta,

  • Dinsel temsilin tarzları,
  • Din ve evrim,
  • Kabile dininde anlamın üretilmesi,
  • Kabile dininden arkaik dine anlam ve güç kavramlarının dönüşümü,
  • Mezopotamya, erken Yunan toplumu, Polinezya, Eski Mısır, İsrail ve Orta Doğu gibi coğrafyalarda dinin gelişimi,
  • Ve dinin kavramsal temsilleri gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Bellah’ın eseri, din sosyolojisi alanında sistematik bir karşılaştırma yapmasıyla temel bir başvuru kaynağı olacak nitelikte.

  • Künye: Robert N. Bellah – İnsan Evriminde Din: Eski Taşçağından Eksen Çağına, çeviren: Mete Tunçay, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 759 sayfa