Boris Vian – Pekin’de Sonbahar (2017)

Boris Vian’ın henüz yirmi altı yaşındayken yazdığı, fakat oyunbazlığı, dilsel oyunları ve bilinçli anlam bozulmalarıyla dikkat çeken hareketli ve eğlenceli bir hikâye.

‘Pekin’de Sonbahar’, başkahramanı Amadis Dudu’nun Paris’te otobüse binmek için verdiği absürd mücadeleyle açılıyor.

Fakat bu, tüm tuhaflıklarına rağmen daha başlangıçtır.

Zira kahramanımız, tüm çabalarına rağmen işe yetişemeyecek, üstüne üstlük kendini bilindik dünyalara hiç benzemeyen bir garip alem Egzopotamya’da bulacaktır.

Bu gelişme, hikâyenin tam anlamıyla hareket kazandığı, sıra dışı olayların peş peşe dizildiği maceraların yaşanmasını beraberinde getirir.

Boris Vian, kendine has yaratıcılığıyla bize hem hızla akan, hem çok eğlenceli hem tuhaf ve hem de usta işi dil oyunlarıyla göz dolduran bir hikâye sunuyor.

  • Künye: Boris Vian – Pekin’de Sonbahar, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, roman, 302 sayfa

Benjamin Constant – Adolphe (2017)

1816’da yayımlanan ve Benjamin Constant’ın hayatından izler taşıyan ‘Adolphe’, uzun süreli ilişkiler kuramayan, bağlanmaktan ölesiye korkan bireyin psikolojik halini hikâye eden ilk kurmaca yapıt olarak kabul ediliyor.

Yaşadığı hayattan sıkılan Adolphe’un yolu, genç kadın Ellénore ile kesişir.

Adolphe ilk başlarda Ellénore’da aradığı aşkı bulduğunu zanneder.

Öte yandan bu aşk, Ellénore’u daha fazla etkilemiş, genç kadın Adolphe’a bağlanmıştır.

Bir süre sonra Adolphe, Ellénore’dan sıkılmaya başlar.

Fakat buna rağmen genç kadından ayrılmaması, ilişkilerini girift ve trajik bir boyuta taşır.

Yayımlandığında Goethe, Stendhal, Puşkin ve Hugo gibi yazarların beğenisini kazanmış bu hikâyenin bizdeki baskısının, çevirmen ve Barış Özkul’un önsözleri, Paul Bourget’nin sonsözü, yazar ve dönem kronolojisi ve romana dair görsellerle zenginleştiğini de belirtelim.

  • Künye: Benjamin Constant – Adolphe, çeviren: Sâmih Tiryakioğlu, İletişim Yayınları, roman, 156 sayfa

Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda (2017)

Simone de Beauvoir, yaşamı ve eserleriyle (1908-1986), kendisini önceleyen ve çevreleyen kadınların özgürlük hareketlerini toparlayıp bir araya getiren, müstesna şahsiyetlerden biri.

Dilbilim, göstergebilim, psikanaliz üzerine yazıları post-yapısalcı teorinin gelişmesinde belirleyici konuma sahip olan Julia Kristeva da bu kitabında, Simone de Beauvoir’ın hayatı ve çalışmaları ekseninde, kadınların dünya çapındaki özgürlük mücadelelerinin izini sürüyor.

Kristeva,

  • Simone de Beauvoir’ın çalışmalarıyla ortaya koyduğu antropolojik devrimin nitelikleri,
  • Beauvoir’ın güncel mirası,
  • Beauvoir’dan önce ve sonra feminist kuramın geçirdiği dönüşümler,
  • Çin’de kadın hakları hareketinin gelişimi,
  • Ve Pakistan’da köktenciliğe karşı Malala Yusufzay’la simgeleşen kadın mücadelesi gibi önemli konu ve meseleleri ele alıyor.

Kristeva bu konuları irdelerken, nüansları ve güncelliğiyle bizi sorgulamaya ve şaşırtmaya devam eden Beauvoir’ın kurucu deneyimini yeniden ve derinlemesine keşfetmeye davet ediyor.

  • Künye: Julia Kristeva – Simone de Beauvoir Aramızda, çeviren: Özgü Berksoy, Sel Yayıncılık, kadın çalışmaları, 118 sayfa

Carole Pateman – Cinsel Sözleşme (2017)

Erkeklerle kadınlar bir zamanlar tümüyle eşitken, ne oldu da erkekler özgür, kadınlar tabi hale geldiler?

Carol Pateman’ın, artık bir klasik olarak kabul edilen bu önemli kitabı, bu eşitsizliği sağlayan toplumsal sözleşmenin ortaya çıkışını ve bunun üzerine inşa edilen koskoca tarihi maharetli bir perspektifle gözler önüne seriyor.

Pateman, ilk sözleşmenin nasıl olup da erkeklerin kadınlara egemen olmasını sağladığını tartışırken, özünde eşitlikçi olduğunu öne süren toplumsal sözleşmenin gerçekte bir siyasi kurgu veya hipotezden öne geçemediğini ortaya koyuyor.

Pateman bu sorgulamayı da, cinsel sözleşmenin kadın tabiyetini esas alan mahiyetlerini evlilik, kölelik, iş, fahişelik, taşıyıcı annelik gibi olguları merkeze alarak yapıyor.

Aynı zamanda feminist yaklaşımların kimi sorunlu yönlerine, ayrıca bu konuya odaklanan güncel siyasi akla da eleştirel yaklaşan Pateman, eşitlik ilkesine uygun yeni bir toplumsal ve cinsel sözleşmenin imkânları üzerine düşünüyor.

Kitabın siyaset bilimi, siyaset felsefesi, kadın çalışmaları, feminizm, sosyoloji ve hukuk gibi alanlarda çalışanlar için önemli bir kılavuz olduğunu ayrıca belirtmeliyiz.

  • Künye: Carole Pateman – Cinsel Sözleşme, çeviren: Zeynep Alpar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, toplumsal cinsiyet, 346 sayfa

Madan Sarup – Post-yapısalcılık ve Postmodernizm: Eleştirel Bir Giriş (2017)

Postmodern felsefe, temelde birbirinden çok farklı felsefelerin bir araya gelebildiği, farklı yönelimlerin aynı potada eritildiği, fakat bu yönüyle de bütünlüğü olmayan bir felsefi akım olarak kabul edilir.

Madan Sarup da, yeniden yayımlanan bu önemli çalışmasında, post-yapısalcı ve postmodern felsefenin tanınmasını sağlamış önde gelen isimlerin düşüncelerini adım adım ve eleştirel bir gözle takip ediyor.

Sarup’un burada ele aldığı düşünürler şöyle: Jacques Lacan, Jacques Derrida, Michel Foucault, Gilles Deleuze, Felix Guattari, Hélène Cixous, Luce Irigaray, Julia Kristeva, Jean-François Lyotard ve Jean Baudrillard.

Kitapta,

  • Lacan ve psikanaliz,
  • Derrida ve yapısöküm,
  • Foucault ve toplum bilimleri,
  • Günümüzde post-yapısalcılık içindeki birtakım yönelimler,
  • Cixous, Irigaray, Kristeva’nın feminist kuramları,
  • Lyotard ve postmodernizm,
  • Ve Baudrillard ve birtakım kültürel pratikler gibi konular ele alınıyor.

“Post-modern düşüncenin, modern düşünce geleneğini ortadan kaldırmaya yönelik gizli bir gündemi olmadığı gibi, söz konusu geleneğin mirasını yok etmeye soyunmak gibi bir amacı da yoktur,” diyen Sarup, yukarıdaki düşünürlerin katkılarını detaylı bir şekilde serimlemekle kalmıyor, aynı zamanda bu düşünürlere yöneltilmiş belli başlı eleştirileri de ele alıp değerlendiriyor.

  • Künye: Madan Sarup – Post-yapısalcılık ve Postmodernizm: Eleştirel Bir Giriş, çeviren: Abdülbaki Güçlü, Pharmakon Yayınevi, felsefe, 279 sayfa

David Sterritt – Beat Kuşağı (2017)

Beat Kuşağı, kimi çokbilmişlerin küçümsediği gibi yalnızca bir-iki ayrıksı karakterin bir araya gelip yaptıkları çılgınlıklardan ibaret olmayıp, kendinden sonraki düzen karşıtı pek çok oluşum ve akımın referans aldığı önemli bir kalkışmaydı.

David Sterritt’in elimizdeki nitelikli rehber çalışması ise, hem hak ettiği şekilde hem de önyargılara yenilmeden Beat Kuşağı’nı kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın en önemli katkısı, yalnızca Beat Kuşağı’nı değil, onun ortaya çıkışına vesile olan siyasi ve toplumsal bunalımı ve onun farklı sanat disiplinlerindeki yansımalarını da irdelemesidir diyebiliriz.

Bir döneme, sıra dışı bir kuşağa ve onun özgün mirasına yeniden bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: David Sterritt – Beat Kuşağı, çeviren: Nursu Örge, Dost Kitabevi, kültür, 174 sayfa

Jean-Robert Jouanny – Putin Ne İstiyor? (2017)

1999’dan beri iktidarda olan Vladimir Putin, ABD ve AB başta olmak üzere dünyanın büyük güçlerine kafa tutuşuyla göz kamaştırıyor.

Putin Rusya’yı yadsınamaz bir gerçeklik haline getirdi.

Fakat onu harekete geçiren güçlerin somut olarak neler olduğunu kimse anlamıyor.

Bunlardan birkaçına bakalım:

2008 Gürcistan savaşı, barış operasyonu dışında, 1979’daki Afganistan harekâtından beri Rus güçlerinin ilk kez yabancı bir ülkede mevzilenmesine sahne oldu.

İkincisi 2014’te, Ukrayna’nın doğusunda gerçekleşti.

Üçüncüsü ise, bir sonraki sene, eski Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) nüfuz alanının oldukça uzağında, Suriye’de gerçekleşti.

Ayrıca Putin, Kırım’ı ilhak ettikten ve kendini G8’den attırdıktan sonra, şimdi de Ortadoğu’da terörizme karşı savaşa girmiş durumda.

Özetle, Rusya her yerde.

Oysa herkes, Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra Kremlin’in dünyaya hâkim olma iddialarından vazgeçeceğine inanmıştı.

İşte bu önemli kitap, Vladimir Putin’in, rejimini ve dış politikasını daha iyi anlamak için önemli kilit bilgiler veriyor.

Rusya’nın zayıflıklarını ve aynı zamanda Putin’in izlediği güzergâhı anlamak, dış politikasını kavramak için modern Rusya’nın iç politikasına bakarak başlayan kitap,

  • Vladimir Putin’in dünya görüşü ve idelojisini,
  • İktidar yıpranmasına karşı Putin’e bağışıklık kazandıran söyleminin şifrelerini,
  • Uluslararası ilişkilere karşı geleneksel yaklaşımının özelliklerini,
  • Ve 1991’den beri Rus diplomasisinin ana yönelimlerini açıklıyor.

Başta Putin olmak üzere, modern Rusya’ya dair bilinmeyen pek çok konuyu açıklayan, önemli bir çalışma.

  • Künye: Jean-Robert Jouanny – Putin Ne İstiyor?, çeviren: Merve Öztürk, İletişim Yayınları, siyaset, 174 sayfa

Henri Lefebvre – Ritimanaliz: Mekân, Zaman ve Gündelik Hayat (2017)

Henri Lefebvre’in üzerinde çalıştığı son kitabı olan ve ölümünden sonra yayımlanan ‘Ritimanaliz’, Marksistlerin emek açısından ele aldığı ritmi, döngüsel ritimlerle doğrusal ritimler arasındaki karmaşık etkileşimler bağlamında, insanı ve toplumu kavrayışımıza yardımcı olacak bir felsefe girişimi olarak tasarlıyor.

Lefebvre, kült yapıtı ‘Gündelik Hayatın Eleştirisi’nin üçüncü cildinde, ritimanalizin psikanalizi tanımladığı ya da psikanalizin yerine geçtiğini söylemiş ve “Ritimanaliz, gündelik hayatın bağrında, fiziksel, fizyolojik ve toplumsal olanın kesiştiği yerde bulunur,” demişti.

Ritimlerin, saatlerin, günlerin, müzikal seslerin ve insanın beden hareketlerini esas alıp onları irdeleyen ritimanaliz, Lefebvre’ye göre toplumsal süreçlere, zamana ve gündelik hayata dair bilgilerimizi derinleştirmeye önemli katkıda bulunacaktır.

Düşünüre göre ritimanalizi kullanan bir ritimanalist de, bir senfoni veya bir opera dinler gibi bir evi, bir sokağı, bir şehri de dinleyebilen biridir.

  • Künye: Henri Lefebvre – Ritimanaliz: Mekân, Zaman ve Gündelik Hayat, çeviren: Ayşe Lucie Batur, Sel Yayıncılık, felsefe, 128 sayfa

Kolektif – Kürtler: Milliyetçilik ve Politika (2017)

Suriye, Türkiye, Irak ve İran’ın modern siyasal tarihi bağlamında, Ortadoğu’da önemli bir politik güç kurmuş Kürtleri etnisite ve milliyetçilik ekseninde tartışan önemli bir derleme.

Etnisite ve milliyetçilik sorununu Kürtler temelinde ele alan ve özellikle ilk Kürt federal politikasının şekillenmekte olduğu Irak bağlamında bunu irdeleyen kitapta, etnisitenin ne olduğu ne olmadığı konusunda uzun zamandır kabul gören esaslar mercek altına alınıyor ve en önemlisi de, modernist, özcü ve tarihsel ekoller farklı açılardan eleştirilerek daha kompleks, akışkan bir etnisite anlayışı geliştiriliyor.

Kitapta,

  • Kürt milliyetçiliğinin modernist tarihi,
  • Kürtlerde uluslaşmaya giden yollar,
  • Kürtlerde parçalanmış kimlik ve parçalanmış politika,
  • Etnik tanımlar ve sınırlar,
  • Politikleşmiş sınırlar olarak din ve etnisite,
  • Kürt dilinin geliştirilmesi ve baskı altına alınması,
  • Erken dönem Kürt tarihine ilişkin yanlış kanılar ve gerçekler,
  • Sosyotarihsel perspektiften aşiret Asabiyyesi ve Kürt politikası,
  • Irak Kürdistan’ının siyasal iktisadı,
  • Kürtler ve Baas rejimi,
  • Kürtlerde siyasal İslam,
  • Federalizm ve Irak Kürtleri,
  • Irak Kürdistan’ında iç politika,
  • Ve Arap milliyetçiliği karşısında Kürt milliyetçiliği gibi, önemli konular tartışılıyor.

Kitapta yer alan yazarların hepsi de Kürtler yahut Ortadoğu hakkında çalışmaları olan isimler: Fred Halliday, Martin van Bruinessen, Joyce Blau, Maria O’Shea, Sami Zubaida, Gareth Stansfield, Michael M. Gunter, Hamit Bozarslan, Michiel Leezenberg, Joyce Blau, Abbas Vali, Saad B. Eskander, Falih A. Cabbar ve Hoşam Davud.

Tarih, antropoloji ve sosyolojinin politika, coğrafya ve dilbilimle birleştiği farklı disiplinlerden gelen yazarlar, buradaki tartışmaya zengin ve girift bir mahiyet kazandırıyor.

  • Künye: Kolektif – Kürtler: Milliyetçilik ve Politika, derleyen: Falih A. Cabbar ve Hoşam Davud, çeviren: Emine Ayhan, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 336 sayfa

Luc Sante – Öteki Paris (2017)

Her şehrin, merkezinde veya çeperlerinde “kirli” bir dünya vardır.

Ötekilerin dünyasıdır bu.

Anaakım terbiyeye ve kurallara uymayanların dünyası…

Luc Sante de bu kitabında, Paris’in gizli saklı kalmış bambaşka bir portresini sunuyor.

  • Köprü altında yatıp kalkanlar,
  • Madde bağımlıları,
  • Genelev sakinleri ve onların müşterileri,
  • Yasadışı fuhuş organizatörleri,
  • Cepçiler,
  • Hırsızlar,
  • Ve hatta katiller…

Bütün güzel şehirler gibi, Paris de hayallerimizi süsler.

Fakat Paris de yine bütün şehirler gibi, “genel umuma aykırı” olanları içinde barındırır, onları gizler.

Bu kitap ise, çıplak gözle göremeyeceğimiz ötekileri gün yüzüne çıkardığı için dikkat çekiyor.

Alternatif bir Paris okuması arayanlara şiddetle önerilir.

  • Künye: Luc Sante – Öteki Paris, çeviren: Eda Süer, Dost Kitabevi, şehir, 306 sayfa