Halil Edhem – Müzecilik Yazıları (2019)

Osman Hamdi Bey’in de kardeşi olan Halil Edhem’in önemi, konunun uzmanları dışında pek bilinmez.

Oysa kendisi, İstanbul Resim Heykel Müzesi’ni, Avrupa’da kurulan modern müzeleri örnek alarak düzenlemiş ve yeni baştan kurmuştu.

Halil Edhem’in bu kitapta bir araya getirilen yazıları ise, bizde müzeciliğin kurucu metinleri olarak kabul ediliyor.

Kitap, iki bölümden oluşuyor ve ilk bölümde, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Aziz Ogan ve Arif Müfid Mansel gibi önemli hocaların Halil Edhem’i ve onun çalışmalarının önemini anlatan yazıları yer alıyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, Halil Edhem’in müzecilik üzerine muhtelif yazıları yer alıyor.

Buradaki ilk metin Batı’da müzenin tarihini veriyor ve bizde müzeciliğin gelişimini kayıt altına alıyor.

İkinci yazı, müzecilik ve koruma felsefesini ele alıyor ve aynı zamanda İstanbul Asar-ı Atika Müzesi ile Avrupa müzelerini karşılaştırıyor.

Üçüncü metin bir kitapçığı oluşturur: Elvah-ı Nakşiye Koleksiyonu.

Halil Edhem şöyle diyor: “Bu kitapçığı yazmaktan asıl maksadımız yalnız İstanbul Asar-ı Atika Müzesi’nde toplanan tabloların bir tarihçesiyle bir de kataloğunu düzenlemekti. Daha sonra bunu biraz genişleterek, İslam’da, özellikle ülkemizde resim sanatının ve Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kuruluşuna ve resim sergilerine dair eskiden beri toplamış olduğumuz notları da ilave etmeyi uygun gördük.”

Halil Edhem’in Elvah-ı Nakşiye Koleksiyonu, bir modern/ulusal müzenin küratoryal fikrini ve programını içermesiyle ve daha da önemlisi, yerli müzeolojinin en başta gelen kaynağı olmasıyla çok değerli.

Kitabın son bölümünde ise, Halil Edhem’in çalışmalarının kapsamını belgeleyen ve bu çalışmalara erişmek isteyenlere yol gösteren Füruzan Kınal’ın derlediği bir bibliyografya yer alıyor.

  • Künye: Halil Edhem – Müzecilik Yazıları: Modern Sanat Müzesinin Tasarımı, derleyen: Ali Artun, İletişim Yayınları, müzecilik, 275 sayfa, 2019

Mete Çetik – Pertev Naili Boratav (2019)

Pertev Naili Boratav, kendine has kültürel senteziyle halkbilime özgün katkılar sunmuş, Türkiye’nin yetiştirdiği uluslararası çapta tanınan bir isimdi.

Boratav, bunun yanı sıra iktidarların gadrine de ziyadesiyle uğramış bir isimdi.

Üniversiteden tasfiye edildi ve bilimsel faaliyetlerinin en verimli çağını yurt dışında geçirmek zorunda kaldı.

Boratav’ın yaşadıkları, bu ülke yöneticilerinin bilime ve bilim insanına ne denli değer verdiğinin çok iyi bir örneğidir.

Mete Çetik’in bu güzel çalışması da, Boratav’ın kişisel ve bilimsel serüveni üzerine yetkin bir eser.

Çetik, Boratav’ı bir akademisyen olarak portresini sunduğu gibi, O’nun milliyetçilik ve Batıcılık düşüncesi içindeki yerini de titiz bir şekilde aydınlatıyor.

Boratav’ın aile kökeni, hayatı, çevresi ve özellikle çalışma şartları ve önceki ve sonraki kuşak meslektaşlarıyla etkileşimi kitabın omurgasını oluşturuyor.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü, Boratav’ın hayatını, ailesini ve çevresini anlatıyor.

Kitabın ikinci bölümü Boratav’ın akademik kişiliğine, üçüncü bölüm de Boratav’ın Türk düşüncesi içinde yerine odaklanıyor.

Boratav üzerine genel bir değerlendirmeyle sonuçlanan kitapta, Tarih Vakfı Pertev Naili Boratav Arşivi’nde yer alan küçük bir albüm de yer alıyor.

  • Künye: Mete Çetik – Pertev Naili Boratav: Bir Akademisyen ve Düşünce Adamı, İletişim Yayınları, biyografi, 384 sayfa, 2019

Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş (2019)

Varoluşçuluk akımı, bizde özellikle 1950’li ve 1960’lı yıllarda egemen oldu.

Personalizm (Kişiselcilik) akımının kurucusu olan Emmanuel Mounier’in bu kitabı da, ilk baskısını 1946’da yapmıştı.

Düşünür burada, kendi kişiselcilik kuramının çerçevesinde, II. Dünya Savaşı sonrasındaki düşüncede büyük etki yaratmış felsefesini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Varoluşçu felsefenin çekirdeğini oluşturan başkası, yalnızlık, özgürlük, bağlanma ve eylem gibi temaları eleştirel bakışla almasıyla dikkat çeken çalışma, bir yandan varoluşçu felsefenin temsilcilerince ortaya konmuş ana temaları ortaya koyarken, aynı sorun karşısında farklı düşünürlerin takındığı tutumu da kapsamlı bir şekilde izliyor.

Mounier’in çalışmasını bu konuyu kronolojik bir bakışla izlemekle yetinen eserlerden ayıran başlıca husus ise, ele aldığı sorunları gözden kaçırmayıp bunlar hakkında yoğun bir tartışma sunması.

Kitap, çevirmeni Serdar Rifat Kırkoğlu’nun Mounier’in hayatı ve felsefesine odaklandığı aydınlatıcı giriş yazılarıyla açılıyor.

  • Künye: Emmanuel Mounier – Varoluş Felsefelerine Giriş, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2019

Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri (2019)

Güzel haber:

Alain Badiou’nun Nietzsche üzerine verdiği 1992-1993 seminerleri, nihayet Türkçeye kazandırıldı.

Badiou burada, Nietzsche’yi bir “anti-filozof” olarak tanımlıyor ve onun eşi benzeri görülmemiş bir girişimle felsefeyi nasıl yerle bir edişini ve böylelikle yepyeni bir felsefe kurma tasarısını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Nietzsche’nin bir filozof mu bir anti-filozof mu olduğu sorusunu tartışmasının merkezine koyan Badiou, bu sorunun yanıtını ararken, Nietzsche’nin anti-felsefesinin ediminde sanatın işlevinin ne olduğunu, kendini bir sanat eseri olarak yaratmanın mümkün olup olmadığını ve anti-felsefenin asıl gücünün tam olarak nereden kaynaklandığını sorguluyor.

Badiou’nun semineri, yalnızca Nietzsche düşüncesinin dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, onun Batı felsefesinde yarattığı büyük dönüşümü de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Alain Badiou – Nietzsche: Anti-Felsefe Seminerleri, yayına hazırlayan: Véronique Pineau, çeviren: İsmet Birkan, Sel Yayıncılık, felsefe, 302 sayfa, 2019

Sinan Cömert – Şeytan Arabasının Yolcuları (2019)

Bisiklet, insanoğlunun şu ana kadar yaptığı en güzel icatlardan biri.

O yalnızca ucuz bir ulaşım aracı değildir, başlı başına bir tavırdır, bir kültürdür.

Kendine yetmektir, tüketim kültürüne karşı tavır almaktır, spordur, doğaya saygı duymaktır, kendiyle barışık olmaktır…

Sinan Cömert’in bu kitabı da, bisikletin neden vazgeçilmez olduğu üzerine şahane bir çalışma.

Kitap, bisiklet üzerine yazılmış yazıları, onun hakkında yapılmış yorumları ve özlü sözleri bir araya getiriyor.

Sadece bisiklet tutkunlarına değil, bisiklete ilgi duyan yahut aklından bisiklet geçen her okura ziyadesiyle hitap edecek türden.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bisiklete zevk için binmiyorum. Bir yere ulaşmak için sürüyorum, ama evime ulaşmak anlamında söylemiyorum. Demek istediğim, kendimi bir yere ulaştırmak için sürüyorum.” –William Saroyan

“Hemen bir bisiklet edinin. Hayatta kalırsanız, asla pişman olmazsınız.” –Mark Twain

“Hayat, bisiklet sürmek gibidir. Dengede durmak için hareket hâlinde olmak gerekir.” –Albert Einstein

  • Künye: Sinan Cömert – Şeytan Arabasının Yolcuları, Dost Kitabevi, kültür, 247 sayfa, 2019

Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak (2019)

12 Eylül darbesinin militarist baskıları ve korkunç işkenceleri, birçok insanın doğup büyüdüğü ülkelerini terk etmesine neden oldu.

‘Hiçbir Şey Aynı Olmayacak’ da, o dönemde Türkiye’den gitmek zorunda kalmış olanların muhasebelerine yer vermesiyle hem çok iyi bir sözlü tarih çalışması hem de önemli bir tanıklık.

Yaklaşık beş yıl süren bir çalışmanın ürünü olan kitap, iki yazarın daha önce yayımlanan ve burada da yer verdiğimiz ‘Keşke Bir Öpüp Koklasaydım’ ile başlayan 12 Eylül 1980 Darbesi hafıza çalışmalarının devamı niteliğinde.

Darbe döneminde ülkeyi terk etmek zorunda bırakılmış siyasi mültecileri konu edinen araştırmanın çatısını Almanya, Hollanda, İsviçre, İsveç, Belçika, Fransa, Danimarka, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri’nde siyasi mülteci olarak yaşayan veya bir dönem yaşamış mücadele insanlarıyla yapılmış sözlü tarih görüşmeleri oluşturuyor.

Kırkı aşan görüşmenin içinden yirmi iki tanesi bu kitapta yer alıyor.

Buradaki tanıklıkları ilginç kılan başka bir boyut daha var:

Bu hikâyeler, her bireyin izlediği yolun, o yolları kat ederken aldığı kararların, tecrübe ettiği yeni yaşamların ve bugün durdukları yerden geçmişe bakışın neden toptancı analizlere kurban edilemeyeceğinin de ipuçlarına gösteriyor.

  • Künye: Eylem Delikanlı ve Özlem Delikanlı – Hiçbir Şey Aynı Olmayacak: Siyasi Mülteciler 12 Eylül Darbesi’ni Anlatıyor, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 544 sayfa, 2019

Pierre Assouline – Henri Cartier-Bresson (2019)

Pierrre Assouline’in bu şahane eseri, 20. yüzyıl fotoğrafçılığına yön vermiş Henri Cartier-Bresson’un kapsamlı bir biyografisi.

Kitap, Cartier-Bresson’un hayatının dönüm noktalarını kayıt altına alıyor:

  • Fransa’nın zengin ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya gelişi,
  • Ustası Andre Lhote’den aldığı resim dersleri,
  • Paris’in sürrealist ortamlarındaki günleri,
  • Afrika’nın derinliklerinden Meksika’ya ve Amerika’ya uzanan günleri,
  • Ünlü yönetmen Jean Renoir’a asistanlık yapması,
  • İspanya İç Savaşında film çekmesi,
  • Dünya Savaşı’nda Fransız Ordusunda görev yapışı,
  • Dünya Savaşı’nda esir düşüp üç defa Nazi kamplarından kaçmayı deneyip sonuncusunda başarması,
  • 1947’de efsanevi MAGNUM ajansının kuruluş sürecine katılması,
  • 1952 yılında ünlü “Karar Anı” makalesini yazması,
  • Foto muhabiri olarak tanıklık ettiği toplumsal olaylar ve savaşlar,
  • Ve bunun gibi çarpıcı ayrıntılar yer alıyor.

Görüldüğü gibi Cartier-Bresson, tanık oldukları ve yapıp ettikleriyle, daha da önemlisi anti-faşist ve anarşist kimliğiyle de dolu dolu yaşamasıyla “Yüzyılın gözü” tabirini fazlasıyla hak eden bir isim.

Assouline de, bu büyük ismin fırtınalı ve çelişkilerle örülü hayatını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Cartier-Bresson’a kulak veriyoruz:

“Fotoğraf, benim için bir anı ve o anın sonsuzluğunu yakalayan sürekli bir görsel ilginin anlık dürtüsüdür. Bununla birlikte çizim ise grafolojisiyle o andan itibaren bilincimizin yakaladığı şeyi işler. Fotoğraf, ani bir harekettir; çizim ise meditasyondur.”

“Şu dünyada bir karar anı olmayan hiçbir şey yoktur ve iyi kotarılmış bir başyapıt, böyle bir anın ayırdına varabilmek ve onu ele geçirmek demektir. Eğer durumların devinimi içinde o anı kaçırırsanız, onu yeniden bulabilmek veya farkına varabilmek için şansınız olmayabilir.”

“Röportaj bir sorunu anlatmak, bir olayı veya izlenimleri saptamak üzere sırasıyla kafanın, gözün ve kalbin işlemesidir”

“Fotoğraf çekmek —eş zamanlı olarak ve saniyenin bir kesri içinde— hem olayın hem de ona anlam veren görsel biçimlerin farkına varmaktır”

“Amaç olayları biriktirmek değildir, olayların tek başlarına hiçbir önemi yoktur. Önemli olan onların içinden seçim yapabilmek, derinlerde gerçekle bağlantılı olduğu doğru olayı yakalayabilmektir. En küçük şey fotoğrafta büyük bir konu olabilir, en ufak insani ayrıntı ana fikre dönüşebilir.”

Künye: Pierre Assouline – Henri Cartier-Bresson, çeviren: Aylin Ünal, Espas Yayınları, biyografi, 414 sayfa, 2019

Feyza Gümüşlüoğlu – Körfez’den Notlar (2019)

Körfez denince akla birçok ülke gelir.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Umman…

Bu bölge, kimilerince Basra Körfezi, kimilerince İran Körfezi ve kimilerince de Arap Körfezi olarak tanımlanır.

Bu kitabın yazarı Feyza Gümüşlüoğlu ise, uzun yıllar Katar’da yaşamış bir gazeteci olarak bölgeye dair merak edilen pek çok konuyu aydınlatıyor.

Gümüşlüoğlu kitabına, bölgenin arka planını irdeleyerek başlıyor.

Körfezin hayat kaynakları, Hazariler ve Bedeviler, kabileciliğin Körfez’deki etkileri, bölgenin mezhepsel çeşitliliği, petrolün bölgenin gelişimindeki tarihsel ve güncel rolü, körfezde kadının yeri, bu bölümde ele alınan bazı konular.

Yazar yine bu bölümde, bölgenin siyasi tarihini de ele alarak, uzun 18. yüzyıldan bugüne körfez ülkelerine yön veren iç ve dış siyasi dinamiklere odaklanıyor.

Kitabın ikinci bölümünde de, Gümüşlüoğlu’nun bölge üzerine farklı dönemlerde kaleme aldığı ve genel olarak güncelliğini koruyan yazıları yer alıyor.

Bu yazılarda ele alınan kimi konular ise şöyle:

  • Kapitalizmin İslami yüzü,
  • İslam, poligami ve bunların Arap dünyasındaki görünümü,
  • Suudi Arabistan’ın devrimci kadınları,
  • Körfezde artık tarih olmuş inci avcılığı,
  • Katar ve İhvan arasındaki ilişkilerin dinamikleri,
  • Katar’da iç dengeler ve saray,
  • Türkiye ve Katar ilişkilerinin geleceği,
  • ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilme kararı ertesinde Körfez ülkelerinin tutumu,
  • İran’ın Körfez’den beklentileri,
  • Körfez’deki evliliklerin sosyo-politiği…

Künye: Feyza Gümüşlüoğlu – Körfez’den Notlar, Mana Yayınları, 256 sayfa, ülke, 2019

Kolektif – Kalbim O Viran Evlere Benzer (2019)

Bu harika kitap, 19. yüzyılın ikinci yarısında Kütahya’da doğmuş, eğitimini Eçmiadzin’de ve Berlin’de tamamlamış, çalışmalarını Osmanlı ve Rusya İmparatorlukları ile Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yürütmüş Ermeni bir müzisyen ve müzikoloğun, Gomidas Vartabed’in yaşamı ve akademik çalışmalarına dair daha önce Türkçede yayınlanmamış kaynakları bir araya getiriyor.

Müzikoloji ve etnomüzikoloji programlarında kaynak olarak kullanılabilecek derleme özellikle, Vartabed’in halk müziği üzerine yazılmış makalelerine odaklanıyor.

Bu makaleler, dönem müzikolojisinin kuramsal tartışmalarının uygulamaya nasıl yansıdığına dair önemli birer kaynak, aynı zamanda da Türkiye’de çoğunlukla göz ardı edilmiş olan Cumhuriyet öncesi halk müziği araştırmalarının tarihine ışık tutan birer belge niteliğinde.

Makalelerin bir kısmı Gomidas Vartabed henüz hayattayken, bir kısmı ise ölümünün hemen ardından çeşitli dergi, gazete ve kitaplarda yayınlanmış.

Kitabın en önemli katkılarından biri de, Gomidas Vartabed’in yaşamının en üretken dönemlerinden birine tekabül eden İstanbul yıllarına dair belge niteliğindeki bir dizi mektup ve anıya da yer vermesi.

Bu metinler, 1910 yılında Osmanlı başkentine gelmesiyle başlayan ve 24 Nisan 1915’te diğer Ermenilerle birlikte tutuklanıp ölüm sürgününe gönderilmesi, Çankırı kampından ve soykırımdan kurtulup İstanbul’a dönmesi, ruh sağlığını yitirip hastaneye kaldırılması ile son bulan döneme ışık tutuyor.

Vartabed’in yaşamöyküsüyle açılan kitap, üç bölümden oluşuyor.

İlk bölümde, Vartabed’in mektupları ve anıları yer alıyor.

İkinci bölüm, Vartabed’in Ermeni müziği, halk müziği, yabancı müziklerin âşık müziği üzerindeki etkileri, dans ve çocuk, müzikle tedavi gibi ilgi çekici konuları ele aldığı makalelerinden oluşuyor.

Üçüncü bölüm ise, Melissa Bilal ve Burcu Yıldız’ın kaleme aldıkları, Vartabed’e dair müzikolojik tartışmalara yer veriyor.

  • Künye: Kolektif – Kalbim O Viran Evlere Benzer: Gomidas Vartabed’in Müzik Mirası, hazırlayan: Melissa Bilal ve Burcu Yıldız, Bir Zamanlar Yayıncılık, müzik, 320 sayfa, 2019

David Woodruff Smith – Husserl (2019)

Edmund Husserl elbette ki fenomenolojinin kurucusu olarak bilinir.

Bununla birlikte, Husserl’in sisteminin mevcut yorumunda fenomenoloji, sistemin tek temeli olarak yalnız başına değildir; mantık, ontolojisi gibi başka ilkelerle karşılıklı ilişki içindedir.

İşte David Woodruff Smith’in bu enfes çalışması da, Husserl’in fenomenolojisinin gelişimini mantık, ontoloji, epistemoloji ve etik teorileriyle ilişkili olarak sunan, tüm felsefi sistemi üzerine yapılan derinlemesine bir çalışma.

Woodruf kitabına, insani yönüyle Husserl’i, onun yaşamını, eserlerini ve önemini tanıtarak başlıyor.

Kitabın devam eden bölümlerinde ise,

  • Husserl’in felsefi sisteminin temel bölümleri ve bunların birbirleriyle nasıl çalıştıkları,
  • Husserl’in “saf mantık” anlayışının, özellikle daha sonra semantik ve meta-matematik olarak adlandırılan alanlara yönelik öngörüsü,
  • Husserl’in ontoloji hakkındaki görüşleri,
  • Husserl’in fenomenoloji formülasyonu,
  • Husserl’in bilgi teorisiyle, genelleştirilmiş “görü” veya apaçıklığa dayalı deneyim öğretisi,
  • Husserl’in fenomenolojisi ve ona eşlik eden öğretileri kadar iyi bilinmeyen etiğin temeli hakkındaki görüşleri,
  • Ve Husserl’in 20. yüzyıl felsefesindeki rolü ele alınıyor.

Künye: David Woodruff Smith – Husserl, çeviren: Seçim Bayazit, Alfa Yayınları, felsefe, 610 sayfa, 2019