Kolektif – Spinoza Daima (2019)

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, dünyadaki önemli felsefecilerin de katılımıyla 2008 ve 2009 yılında iki ayrı Spinoza paneli düzenlenmiş ve bu panele sunulan tebliğler daha sonra ‘Spinoza Günleri’ ve ‘Spinoza Günleri 2’ adıyla kitaplaştırılmıştı.

Bu kitaplar, uzun bir süredir temin edilemiyordu.

İşte elimizdeki çalışma da, ilk baskıları tükenmiş olan söz konusu kitaplardan hazırlanmış bir seçki.

Burada, yerli katılımcılardan çok sunum için Türkiye’ye gelmiş Spinozacı konukların metinlerine yer verilmiş.

Kitapta Spinoza’nın duygu felsefesinden anayasal iktisadına, Almanya’da Spinoza’nın alımlanışından Kantçı Spinozacılıka ve Spinoza’nın din ve siyaset ilişkisine yaklaşımına kadar pek çok konu ele alınıyor.

Türkiye’de Spinoza bibliyografyasıyla da zenginleşen kitap, Spinoza üzerine düşünen ve çalışanların kaçırmak istemeyecekleri türden.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Diego Tatián, Marilena Chauí, Miriam van Rejien, Maria das Graças de Souza, Manfred Walter, María Jimena Solé, Natalia Andrea Lerussi, Birden Göngören Bulgan ve Reyda Ergün.

  • Künye: Kolektif – Spinoza Daima, çeviren: Cemal Bâli Akal, Reyda Ergün ve Sinem Özer, Zoe Kitap, felsefe, 191 sayfa, 2019

Kolektif – Neoliberalizm, Bilgi ve Üniversiteler (2019)

Alana önemli katkılarda bulunmuş isimlerin metinlerini bir araya getiren bu güzel derleme, Türkiye’de yükseköğretim araştırmaları açısından harika bir kaynak.

Kitapta,

  • Yükseköğretim araştırmalarının kitleselleşme, uluslararasılaşma, genç işsizliği, örgütsel değişim gibi farklı boyutları,
  • Kant, Newman, Humbolt, Parsons, Touraine, Habermas gibi isimlerin fikirleri bağlamında üniversite ideası üzerine felsefi tartışmalar,
  • Küresel dönemde bilginin değişen değer ve işlevinin modern üniversite ideasına etkileri ve yarattığı meşruiyet krizi,
  • “Bilginin sonu” tezi karşısında üniversite ideasını savunmak,
  • Üniversiteleri ekonomik büyümenin motoru olarak gören egemen yaklaşımların kuramsal arka planı,
  • Elit yükseköğretimden kitlesel yükseköğretime geçişin yükseköğretime erişimde fırsat eşitliği, yükseköğretimin finansmanı ve yönetimi, kurum çeşitliliğinin artışı, akademisyenliğin dönüşümü ve öğrenci kültürünün dönüşümüne etkileri,
  • Diploma enflasyonunun öğrencileri yükseköğretimde oyalayan bir tür sosyal güvenlik politikası olup olmadığı,
  • Yükseköğretime erişimde fırsat eşitliği,
  • Üniversite uluslararası sıralamalarının nasıl ortaya çıktığı ve bunların metodolojik sorunlarına rağmen neden bu kadar ilgi gördüğü,
  • Demokratik bir toplumun var olması ve sürdürülebilmesi için bir eleştirel kamusal alan olarak üniversitelerin sorumlulukları,
  • Ve bunun gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mete Kurtoğlu, Ulrich Teichler, Gerard Delanty, Ronald Barnett, Michael A. Peters, Bob Jessop, Philip G. Altbach, Randall Collins, Yasemin Kooij, Ellen Hazelkorn ve Henry A. Giroux.

  • Künye: Kolektif – Neoliberalizm, Bilgi ve Üniversiteler, editör: Mete Kurtoğlu, Nota Bene Yayınları, eğitim, 296 sayfa, 2019

Eyüp Öztürk – II. Abdülhamid Döneminde Bir Mehdilik İddiası (2019)

Halepli sıradan bir köylü, nasıl oldu da Osmanlı idaresinin ve II. Abdülhamid’in özel ilgisine mazhar oldu?

Eyüp Öztürk bu çalışmasında, 1884 yılında Halepli köylü Muhammed b. Süleyman’ın mehdilik iddiasıyla ortaya çıkmasını ve sonrasında hem kendisi hem de köylüleri için trajediyle sonuçlanan gelişmeleri anlatıyor.

Muhammed b. Süleyman, Halep’in Cemmâsiyye adlı köyünde yaşayan genç bir adamdır.

Muhammed ayrıca, köyde okuma yazma bilen tek kişidir.

Olaylar, Muhammed’in Hama’da muteber bir Nakşibendî/Hâlidî şeyhi olan Abdulfettah Efendi’ye mürid olarak intisap etmesiyle başlar.

Şeyh Abdülfettah bir süre sonra, Halepli Muhammed’in köylülerin arasında yavaş yavaş yerleşmeye başlayan etkisini daha da artıracak bir hamle yapar ve onu dervişlere vekil tayin eder.

Halepli Muhammed vekil kılındıktan sonra köyün manevi liderine dönüşmekte gecikmez ve her gün öğle ile ikindi vakitlerinde köy ahalisini toplayıp onlara ne yapmaları gerektiğini söylemeye başlar.

Olaylar bununla da sınırlı kalmayıp Muhammed’in mehdilik iddia etmesine kadar varacak ve bu durum hem köy ahalisi hem de kendisi için büyük bir trajediye dönüşecektir.

  • Künye: Eyüp Öztürk – II. Abdülhamid Döneminde Bir Mehdilik İddiası: Halepli Bir Köylünün Sıra Dışı Hikâyesi, Kitap Yayınevi, 202 sayfa, 2019

Barbara J. King – Hayvanlar Nasıl Yas Tutar? (2019)

Hayvanların kederini ve yasını bulduğumuzda muhtemelen hayvanların sevgisini de bulacağız.

Bu kitap, bir antropoloğun gözünden hayvanların duygularına çok yönlü bir şekilde bakan özgün bir eser.

Bir anlamda büyük antropolog Jane Goodal’ın bıraktığı yoldan devam eden Barbara King, hayvanların duyguları üzerine önemli bulgular sunuyor ve daha da önemlisi bazı hayvanların yas tuttuğunu çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

Kardeşinin ölümü nedeniyle günlerce acıyla bağıran bir kedi, ölen arkadaşlarının mezarı başında nöbet tutan atlar, havuza düşen bir tavuğu kurtarmak için bir olup ev sahibini kaza bölgesine götüren kümes hayvanları ve ölen annesinin kemiklerini okşayan genç filler, bunlardan birkaçı.

Kitap, hayvanların sevgi, ölüm ve kayıplarla örülü dünyasına yeni bir bakış açısı getirmesiyle çok önemli.

  • Künye: Barbara J. King – Hayvanlar Nasıl Yas Tutar?, çeviren: Rengin Arslan, Raskolnikov Kitap, antropoloji, 264 sayfa, 2019

Kolektif – Kenardakiler (2019)

 

‘Sapma’ ve ‘suç’ konularında dar ampirizme kaymadan, sosyolojik perspektifi derinleştiren şahane bir derleme.

Çalışmanın özellikle suç ve sapkınlık yönündeki pratikleri kendi doğal ortamlarında incelemesiyle büyük bir boşluğu doldurduğunu söylemeliyiz.

Klasik sosyolojiden çağdaş sosyolojiye değin sapma ve suç sosyolojisinde öne çıkan teorik perspektifleri irdeleyerek açılan kitapta,

  • Niğde’deki uyuşturucu kullanıcılarının sosyalleşme pratikleri ve etkileşim kalıpları,
  • Artvin’de yasa dışı göçmen seks işçiliğinin toplumsal dokuyu nasıl etkilediği,
  • Sinop Türkiye Sakatlar Derneği üyesi engellilerin deneyimleri üzerinden damgalama, sapma, suç ve engellilik ilişkisinin sosyolojik boyutları,
  • Etnisite, alt-kültür ve suç bağlamında Conolar,
  • “Yan Baktın” cinayetlerinin sosyolojik analizi,
  • Suç, ceza ve sapkınlık sosyolojisi açısından polisiye roman ‘Peygamber Cinayetleri’nin analizi,
  • Sapma ve suç sosyolojisi açısından “Çukur” dizisi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ercan Geçgin, Ayşe Akyayla, Kerem Özbey, Ayşegül Demir, Yaşar Erjem, Gamze Uy, Erol Tanrıbuyurdu ve Fadime Tuğba Çamsarı.

  • Künye: Kolektif – Kenardakiler: Teoriden Uygulamaya Suç ve Sapma Üzerine Sosyolojik Araştırmalar, derleyen: Ercan Geçgin, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 368 sayfa, 2019

Olivier Remaud – Gönüllü Yalnızlık (2019)

Modern çağın bize dayattığı sosyal ilişkiler karşılığında yalnızlık ne anlama gelir?

Olivier Remaud’nun bu kitabı da, yalnız kalmayı neden bu kadar sevdiğimizi anlamamıza yardımcı olacak.

Toplumdan söz ederken yalnızlıktan söz etmeyi hedefleyen, yalnız olmayı sevmenin ne anlama geldiğini araştıran bu kitap, gönüllü yalnızlığı ilk başta ve her şeyden önce bir özgürlük deneyimi ve eleştiri vasıtası olarak değerlendiriyor.

Özellikle belirtelim ki Remaud burada, herhangi bir mutluluk reçetesi vermiyor.

Yazar daha çok, yalnızlığın doğru kullanımını tanımlamak amacıyla şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Yolculuk ederken nelerden kaçarız?
  • Yalnızlıkta ne buluruz?
  • Kendiyle baş başa kalmak ne demektir?
  • Toplum bize yeter mi?
  • Yalnız birey ne tür bir yurttaştır?
  • İnsan yalnız olduğunda dayanışma halinde olabilir mi?
  • Neden doğaya inanmalıyız?

Remaud’ya göre yalnız kalmak öncelikle “hayır” demeyi öğrenmektir.

Ve sadece bu özelliğiyle bile, gönüllü yalnızlık bir hür olma arayışıdır.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Yalnızlık her zaman hoşa gitmeyebilir, ama yalnız kalmayı severiz. Çünkü bireyin ıstırap duymadan katlandığı bir yalnızlık vardır: Köşesine çekilmenin yalnızlığı.”

“Yalnız kalmak iyidir, yalnızlık zordur çünkü. Bir şeyin zor olması da ona tutunmamız için ayrıca bir nedendir.”

“Yalnız olmanın, çoğu zaman insanın kendisine rağmen yalnız olması anlamına geldiğini unutmuş olabilir miyiz?”

“Offline olma ihtiyacının online olma arzusuna yabancı olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla, ikili bir karşıtlık söz konusu değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Toplumun ısrarcı varlığıyla ilişkimizi hem kesmek hem de sürdürmek isteriz…”

“Gönüllü yalnızlık eğlence değildir. Sınavdır.”

  • Künye: Olivier Remaud – Gönüllü Yalnızlık, çeviren: Esra Özdoğan, Kıraathane Kitapları, felsefe, 304 sayfa, 2019

Stokely Carmichael – Siyah İktidarı (2019)

Kısa sayılabilecek hayatını, kesintisiz bir arayış hali ve kendini baştan yaratma çabası içinde geçirmiş bir devrimci olan Stokely Carmichael ve onun kült yapıtı ‘Siyah İktidarı’, ırkçılık ve beyaz iktidarı hakkında muazzam bir kaynak.

Bu kitaptaki metinler, Carmichael’ın yazı ve konuşmalarından oluşan ‘Stokely Speaks’ ve Charles V. Hamilton’la birlikte yazdığı ‘Black Power’ adlı kitaplarından derlenmiş.

Bu metinlerde, medeni haklar mücadelesi; Siyahların güçlenmesi; Panafrikanizm; Siyahların öz-gururu, öz-sevgisi ve öz-saygısı; Siyahların beden dili; siyah müziği, siyah sineması ve edebiyatı; siyahların eyleyiş ve düşünüş biçimleri gibi pek çok konu ele alınıyor.

Kitap, bizde de beğeniyle okunmuş Steve Biko’nun ‘Siyah Bilinci’nin devamı olarak okunsa da bundan çok daha fazlasıdır.

Çünkü tarihsel olarak Carmichael ve ‘Siyah İktidarı’ hareketi, Biko ve ‘Siyah Bilinci’ hareketinden önce gelir.

Daha ‘Siyah Bilinci’ hareketi ortaya çıkmadan önce, ‘Black Power’ Güney Afrikalı devrimcilerin de başucu kitabıydı.

  • Künye: Stokely Carmichael – Siyah İktidarı, çeviren: Galip Doğduaslan, Dipnot Yayınları, siyaset, 190 sayfa, 2019

Patrick N. Hunt – Hannibal (2019)

Roma İmparatorluğu’nun korkulu rüyası, Kartacalı efsanevi komutanlardan Hannibal hakkında bize söylenenlerin ne kadarı gerçek ne kadarı efsane?

Patrick Hunt, uzun yıllarını verdiği bu çalışmasında, üç kıtada Hannibal’in ayak izlerini takip ederek bu meşhur komutanın dört dörtlük bir biyografisini sunuyor.

Kitap, Hannibal’in gençlik dönemiyle ve yemin töreniyle açılıyor ve devamında,

  • Hannibal’in adım adım geçtiği İspanya, Pireneler ve Alpler arasında yaşanan coğrafi ve iklimsel zorluklarla karşı karşıya kaldığı pusuları,
  • Alplerin zirvesinden Apeninler ve Arno bataklıklarına uzanışını,
  • Roma zaferinden Zama Muharebesi’ne girdiği çok sayıda savaşı,
  • Ve en Hannibal’ın sürgününü ve ardından bıraktığı mirası ele alıyor.

Hunt bununla da yetinmeyerek, Hannibal’i tarihin en dikkat çeken komutanlarından biri yapan asıl sebepleri, strateji ve taktik dehası mı yoksa kumarbaz ve şanslı mı olup olmadığını ve Dünya askerî tarihinde Hannibal ve icraatlarının nasıl yorumlandığını da açıklıyor.

  • Künye: Patrick N. Hunt – Hannibal: Roma’nın Büyük Düşmanı, çeviren: Samet Özgüler, Kronik Kitap, biyografi, 400 sayfa, 2019

Kolektif – Osmanlı Modernleşmesi (2019)

Tarihte modernleşmeye dirençli devletlere verilebilecek en iyi örneklerden biri Osmanlı’dır.

İmparatorluk, Fatih devrinin kapanmasından üç yüz yıl sonra bile hâlâ bir ortaçağ devlet sistemiyle yönetiliyordu.

Modernleşmenin kapımızı çalması için ta 18. yüzyılı beklememiz gerekecekti.

Zira 18. yüzyıla gelindiğinde özellikle askeri alanda olmak üzere Avrupa devletlerinin üstünlüğü açıkça kabul edilmeye başlanmış, Osmanlı padişahları da, 18. yüzyıldan itibaren de devletin hızla çöküşe sürüklendiğini ve mevcut durumu sürdürme lükslerinin olmadığını anlamıştı.

İşte III. Selim ve ardından II. Mahmud’un sistemli modernleşme çabaları bu kavrayışın birebir sonuçlarıydı.

Alanında uzman dokuz akademisyenin makalelerini barındıran bu özenli derleme ise, Osmanlı modernleşmesi konusunda farklı bakış açılarını bir araya getirmesiyle, konuyla ilgili okuru cezbedecek türden.

Kitapta irdelenen konular şöyle:

  • Osmanlı Devleti’nde 18. yüzyılın ilk yarısında gerçekleştirilen yeniliklerin genel özellikleri ve Osmanlı Devleti’nde değişen Batı algısı,
  • On sekizinci yüzyılda Osmanlıların zihninde Avrupa algısının değişimi,
  • Lale devrinden Tanzimat’a kadar geçen sürede Osmanlı Devleti’nde yabancı uzman istihdamı,
  • Tanzimat döneminde Babıâli Tercüme Odası ve yenileşme çalışmalarındaki etkileri,
  • Tanzimat dönemi reformlarında mekân sorunu ve Osmanlı yöneticilerinin bu probleme çözüm bulma çabaları,
  • Kırım Savaşı sonrası imzalanan Paris Barış Anlaşması ve Islahat Fermanı arasındaki bağlantılar,
  • Uzun yıllar Trabzon ve Erzurum konsolosluğu yapmış James Brant’ın Osmanlı devlet ve toplum yapısı, özellikle de Osmanlılarda reform sorunu üzerindeki düşünceleri,
  • Osmanlı Devleti’nde Islahat Fermanı sonrası gayrimüslim istihdamı,
  • Osmanlı hükümetinde görev yapan Ermeni nazırlar,
  • Meşrutiyet döneminde Osmanlı iktisadi düşüncesindeki gelişmeler.

Çalışma, Osmanlı modernleşme sürecinin farklı aşamalarını kapsamlı bir bakışla izlemesiyle önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Uğur Kurtaran, Necmettin Alkan, Mehmet Alaaddin Yalçınkaya, Sezai Balcı, Şükriye Pınar Özyalvaç, Adil Calap, Ahmet Dönmez, Mahmut Akpınar ve Yaşar Semiz.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı Modernleşmesi: Reform Çağında Çözüm Arayışları, editör: Ahmet Dönmez, Kitap Yayınevi, tarih, 408 sayfa, 2019

Eliezer J. Sternberg – NöroLojik (2019)

Zombiler arabayla işe gidebilir mi?

Neden olmasın, etrafımız onlarla dolu…

Şaka bir yana, beynimizin bize göre mantıksız gibi görünen kimi davranışlarının altında her zaman kendine özgü bir işleyiş, bir mantık vardır.

Peki, bunlar tam olarak nedir?

Nörolog ve bilim yazarı, ayrıca Massachusetts Hastanesi’nde nöroloji ve epilepsi alanlarında çalışan Eliezer Sternberg’in elimizdeki ufuk açıcı çalışması da, düşünme ve eylem biçimimizin altında yatan sebepleri keşfediyor.

Beynin kara kutusunu açarak içindeki mekanizmaları gözler önüne seren Sternberg, insan bilincine dair soruları aydınlatıyor.

İnsan deneyiminin en gizemli fenomenlerinden pek çoğunun, hatta basit günlük kararların dahi altında, yaşam deneyimimizin bağlantısızmış gibi görünen veçhelerini tek bir açıklamayla birleştiren farklı nörolojik devreler olduğunu ortaya koyması, kitabın en büyük katkısı.

Kitapta şu soruların yanıtları aranıyor:

  • Karar verme mekanizması nasıl işler?
  • Akıl hastalıkları düşünme biçimimizi nasıl etkiler?
  • Beynimizle nasıl etkileşime gireriz ve beynimiz bizi olduğumuz kişi haline nasıl getirir?
  • Beynimiz algımızdaki boşlukları neden ve nasıl doldurur?
  • Körler halüsinasyon “görebilir” mi?
  • Zihin “kasımızı” kasarak fiziksel performansımızı artırabilir miyiz?
  • Farkında olmadan gördüğümüz şeyler ruh halimizi ve kararlarımızı nasıl etkiler?
  • Sahte anılar nereden gelir?
  • Uzaylılar tarafından kaçırıldığını ya da doğaüstü varlıklarla temas kurduğunu iddia eden insanların gerçekte yaşadıkları nedir?
  • Neden kendimizi gıdıklayamayız?
  • Hipnozla cinayet işlenebilir mi?
  • Zihin “parçalandığında” ne olur?

Sternberg, bu soruların yanıtlarını ararken, beyindeki iki sistemin, yani bilinçli ve bilinçdışı sistemlerin işleyişini takip ederek bunların yaşam deneyimimizi yaratmak ve benlik algımızı korumak için nasıl birbirine paralel çalıştığını, daha da önemlisi birbiriyle nasıl etkileştiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Eliezer J. Sternberg – NöroLojik: Beynin Mantıksız Davranışlarımızın Ardındaki Gizli Mantığı, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 336 sayfa, 2019