Claudio Magris – Tuna Boyunca (2019)

İtalyan edebiyatçı Claudio Magris’in ödüllü kitabı ‘Tuna Boyunca’ hem sıkı bir gezi kitabı hem de bu ünlü nehrin kaynakları ve güzergâhına dair enfes bir kültürel ve tarihsel yolculuk.

Kitabın asıl ilgi çekiciliği, Tuna’nın kaynağına inerek, bu nehrin geçtiği ülkeleri, şehirleri, zevkle okunan bir üslup ve zengin bir entelektüel bakışla ele alması.

Bu durum okur için de, bir gezi kitabının çok ötesinde, Avrupa dediğimiz coğrafyaya dair derinlikli analizlerle kotarılmış bir deneyime dönüşüyor.

‘Tuna Boyunca’, yayınlandığı 1986 yılında, Avrupa edebiyatının yeniden keşfedilişi olarak yorumlanmış ve yazarına, Baguta ile Chianti Ruffino-Antico Fattore Uluslararası ödüllerini kazandırmıştı.

  • Künye: Claudio Magris – Tuna Boyunca, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Yapı Kredi Yayınları, gezi, 416 sayfa, 2019

Eric R. Wolf – Avrupa ve Tarihsiz Halklar (2019)

Kapitalizmin gelişiminden önceki halkların tarihine ışık tutan ve bunu yaparken de modern çağda Avrupa toplumlarının küresel çapta giriştikleri yayılma ve sömürgeleştirme hareketinin tarihine ışık tutan harikulade bir eser.

Antropolog Eric Wolf’un ilk kez 1982 yılında yayımlanan ‘Avrupa ve Tarihsiz Halklar’ı, henüz aşılamamış, alanın klasikleşmiş yapıtlarındandır.

Kapitalist dünyanın ortaya çıkışını kapsamlı bir şekilde izleyen Wolf, akraba düzenli, haraççı ve kapitalist şeklinde, üç temel üretim tarzı belirliyor.

Kitabın asıl özgünlüğü, Avrupalıların yayılmasından ve kapitalizmin gelişiminden önce “tarihsiz halkların” varoluş biçimlerini, büyüyen dünya piyasasının ve ardından endüstriyel kapitalizmin nüfuzuna nasıl maruz kalıp yok edildiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyması.

Antropoloji ve tarihin enfes bir bireşimi olan kitap, son beş yüzyıllık dünya tarihine geniş ve ayrıntılı bir bakışla irdeleyen bir sosyal bilimler klasiği.

  • Künye: Eric R. Wolf – Avrupa ve Tarihsiz Halklar, çeviren: Hamit Çalışkan, editör: Devrim Çetinkasap, İş Kültür Yayınları, tarih, 736 sayfa, 2019

Rachel Ignotofsky – Bilim Kadınları (2019)

Harika resimleri ve ciltli baskısıyla okuru cezbeden bu güzel kitap, antik dönemden günümüze bilim tarihine yön vermiş 50 kadının hayatını ve katkılarını görünür kılıyor.

Burada karşımıza çıkan kadınların ortak özelliği, cesur, öncü, risk alan kadınlar olması.

Rachel Ignotofsky’nin hem yazıp hem de resimlediği kitabı, kadınların biyoloji, tıp, fizik, teknoloji, astronomi, mühendislik ve matematik gibi alanlarda ortaya koydukları katkıları anlatıyor

Bilimin farklı alanlarında çalışan kadınların oranları, laboratuvar ekipmanları ve resimli bir bilim sözlüğüyle de zenginleşen kitap, primatolog Jane Goodall gibi tanınan figürlerden 1969’da Ay’a gönderilen Apollo 11’in yörüngesini hesaplayan Afro-Amerikalı fizikçi ve matematikçi Katherine Johnson gibi daha az tanınan kadınlara kadar pek çok ismi karşımıza çıkarıyor.

  • Künye: Rachel Ignotofsky – Bilim Kadınları: Dünyayı Değiştiren 50 Korkusuz Bilimci, çeviren: Çiçek Eriş, Pegasus Yayınları, bilim, 128 sayfa, 2019

Eugen Ehrlich – Hukuk Sosyolojisinin Temel İlkeleri (2019)

Eugen Ehrlich; Durkheim, Weber, Duguit, Petrażycki ve Luhmann gibi isimlerle birlikte, hukuk sosyolojisi alanına büyük katkılar yapmış isimlerin arasında yer alır.

Kıta Avrupası için hukuk sosyolojisi disiplinin birkaç kurucusundan biri olan Ehrlich, alana “yaşayan hukuk” adında önemli bir kavram armağan etti.

Normlar hiyerarşisine bağlı bir hukuk tarifinin gerçeklikle örtüşmediğini fark eden Ehrlich, hukuk kurallarını muhataplarına ve kaynaklarına göre sınıflandıran bir yaklaşım geliştirdi.

Bu kitap da, Ehrlich’in hukuk sosyolojisi alanındaki yaklaşımlarını kapsamlı bir biçimde ortaya koymasıyla, alanda çalışanlar için altın değerinde bir kaynak.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Hukuk, biçimi ne olursa olsun, ölenlerin yaşayanlara hükmetmesinin bir yoludur.”

“En eski tacir, daha ileri bir gelişim safhasında, bir yabancıyı soymaktansa onunla ticaret yapmanın kendisi için daha avantajlı olduğuna ikna olmuş bir korsandır.”

“Şu anda ve tüm zamanlarda, hukuki gelişmenin ağırlık merkezi yasamada, hukuk tekniğinde ya da mahkeme kararlarında değil, toplumun kendisinde yatmaktadır.”

“Araştırmacının dikkatini devletle, mahkemelerle, kanunlarla ve muhakeme usulüyle sınırlayan bu hukuk düşüncesi hukuk bilimini bugüne kadar en beter şekilde maruz kaldığı fakirliğe mahkûm etmiştir. Bir sonraki adım bu zincirlerden kurtulmayı ve hukuk normunun yalnızca devletle olan bağlantısı içerisinde değil aynı zamanda sosyal ilişkisi içerisinde incelenmesini gerektirmektedir.”

“Aileyi tasvir etmeden aile hukukunu öğretmek; hayatta eşya üzerinde ne tür hakların görüldüğünü belirtmeden eşya hukukunu açıklamak; kurulmakta olan sözleşmelerin içeriğini açıklamadan sözleşme hukukunu açıklamak imkânsızdır.”

“Bir dönemin ya da bir halkın hukukunu kanunun bölümlerine hapsetmeye çalışmak bir akarsuyu bir gölette hapsetmek kadar akıl dışıdır. Gölete konulan su artık canlı bir akarsu değil, durgun bir havuzdur ve havuzun içine az su konulabilir.”

“Yaşayan hukuk, hukuki önermeler içerisinde vazedilmiş olmasa da hayata hükmeden hukuktur. Bu hukuk hakkındaki bilgimizin kaynağı, birinci olarak, modern hukuki belgelerdir; ikinci olarak, hayatın, ticaretin, âdet ve teamüllerin ve yalnızca hukukun tanıdığı değil, aynı zamanda görmezden geldiği ve göz yumduğu hatta onaylamadığı bütün birliklerin doğrudan gözlemlenmesidir.”

“Hukuk sosyolojisi yaşayan hukukun ortaya çıkarılmasıyla başlamalıdır. Dikkatini öncelikli olarak soyut olana değil, somut olana yönlendirecektir.”

  • Künye: Eugen Ehrlich – Hukuk Sosyolojisinin Temel İlkeleri, çeviren: Artun Mimar, Pinhan Yayıncılık, hukuk, 506 sayfa, 2019

Liviu Rebreanu – Umut Toprakları (2019)

Çok güzel haber:

Rumen edebiyatçı Liviu Rebreanu’nun efsane romanı ‘Padurea Spînzuratilor’, ‘Umut Toprakları’ adıyla Türkçede.

Birinci Dünya Savaşı sırasında geçen romanında Rebreanu, ülkesinin sancılı modernleşme sürecinde yaşananları çarpıcı bir şekilde hikâye ediyor.

Geri kalmış Romanya’nın savaş ve devrim, isyan ve kölelik arasında gidip gelen tarihini özgün karakterler ve sıra dışı bir kurguyla hikâye eden roman, özellikle köylülerin modern devrimlerdeki konumlarını tartışmaya açmasıyla dikkat çekiyor.

Ayrıca savaş üzerine yazılmış çok iyi bir metin olarak ‘Umut Toprakları’, savaşın toplumda yarattığı tahribatı ustaca ortaya koyuyor.

  • Künye: Liviu Rebreanu – Umut Toprakları, çeviren: Gülen Aktaş, Ayrıntı Yayınları, roman, 496 sayfa, 2019

Ali Akay – Felsefe Yazıları (2019)

Felsefe tarih boyunca gelişir ve bu süreçte hem ortaya çıktığı çağın, hem geçmişin hem de geleceğin sorunlarına yanıt verir.

Ali Akay’ın buradaki yazıları da, felsefe ve edebiyat tarihinin önde gelen kimi düşünürlerinin fikirlerinin bugün bizim için neden önemli olduğunu sorguluyor.

Yazar burada Spinoza, Marx, Foucault, Deleuze ve Kafka gibi isimleri yeniden okuyarak bir anlamda bu düşünür ve yazarların yaşadığımız çağın belli başlı sorunlarına ne gibi çözümler sunabileceğini tartışıyor.

Kitapta fenomenoloji ve ontolojiden Foucault ve Karşı-Tarih’e, anlam ontolojisinden Spinoza’nın mantosuna, Marx’ın bugünkü öneminden 19. yüzyılda “Ceza Toplumu” ve Aydınlanma reformlarına, Kafka’nın atletlerinden faşist yaşamdan nasıl uzaklaşabileceğimize pek çok konu ele alınıyor.

  • Künye: Ali Akay – Felsefe Yazıları, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 148 sayfa, 2019

Antoine de Saint-Exupéry – İnsanların Dünyası (2019)

Uçakların ve gökyüzünün romancısı Antoine de Saint-Exupéry, Sahra ve And Dağları’nda posta pilotluğu yaparken başından geçenleri çok özgün bir kurguyla hikâye ediyor.

Exupéry’nin bir pilot ve yazar olmasının yanı sıra bir filozof olarak da karşımıza çıktığı ‘İnsanların Dünyası’, çağımızı sorguluyor; insanın ve dünyanın anlamı üzerine derinlemesine düşünüyor.

Uçakların henüz emekleme evresinde bulunduğu bir dönemde geçen roman, bize Guillaumet, Mermoz, Prevot, Yüzbaşı Bonfous ve yaşlı tutsak Bark gibi unutulmaz karakterler armağan ediyor.

Vedat Günyol’un harika çevirisi de romanın tadını bir kat daha arttırıyor.

  • Künye: Antoine de Saint-Exupéry – İnsanların Dünyası, çeviren: Vedat Günyol, Ayrıntı Yayınları, roman, 176 sayfa, 2019

Artin Göncü – Oyunda Büyümek (2019)

Artin Göncü, Türkiye’de gelişim psikolojisi alanının önemli isimlerindendir, fakat kendisinin yazıları şu ana kadar kitaplaşmamıştı.

Göncü’nün ufuk açıcı yazılarını bir araya getiren ‘Oyunda Büyümek’ ise, bu talebe yanıt veriyor.

Kitap, oyun ve çocuk gelişimine sosyokültürel açıdan yaklaşmasıyla dikkat çekici.

Göncü, oyun ve çocuk gelişiminin sosyokültürel boyutlarını ana hatlarıyla irdeleyerek kitabına başlıyor.

Devamında da, çocuk oyunlarını ve özellikle de oyunun insanın hayatındaki önemini çok yönlü bir şekilde ortaya koyan makale ve kitap bölümleri yer alıyor.

Dünyanın farklı yerlerinde gerçekleştirilmiş ampirik çalışmalarla da zenginleşmiş çalışmada, bunların yanı sıra, erken eğitim ve çocuk yetiştirme konuları da sosyokültürel açıdan değerlendiriliyor.

Kitapta,

  • Kültürel etkinlik olarak çocuk oyunları,
  • Çocuk oyunlarında kültürel varyasyon,
  • Piaget ve Vygotsky’nin oyun anlayışlarının karşılaştırılması,
  • Bireysel, sosyokültürel ve eğitimsel yorumlama olarak simgesel oyun,
  • Ve bunun gibi önemli konular irdeleniyor.

Künye: Artin Göncü – Oyunda Büyümek: Çocuk Gelişimi ve Eğitimine Sosyokültürel Bakış, çeviren: Ayşegül Turan, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 350 sayfa, 2019

Abdullah Aysu – Kooperatifler (2019)

Kooperatifler, yaşamı ve geleceği dayanışmayla yaratmanın en güzel örnekleridir.

Egemenler ve para babaları tarafından sürekli engellenmesinin, içinin boşaltılmasının asıl sebebi de budur.

Kooperatifler tarladan çatalımıza uzanan gıdayı, aracılar, simsarlar ve çıkar grupları olmadan birebir onu üretenden alarak bize ulaştırır.

Abdullah Aysu da bu enfes çalışmasında, yemek yemenin de kooperatif kurmanın da tamı tamına politik bir eylem olduğu gerçeğinden yola çıkarak hem kooperatifin neden vazgeçilmez olduğunu ortaya koyuyor hem de Türkiye’deki kooperatif deneyimini ayrıntılı bir şekilde izliyor.

İlk olarak ülkenin çeşitli yerlerinden yaşanmış kooperatif deneyimlerini özetleyen Aysu, ardından da kırsal üretim ya da kentsel gıda tüketimi konusunda bugün neler yapabileceğimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

Başka bir dünyanın mümkün olduğu üzerine düşünenlerin, fikir yürütenlerin ve eyleme geçenlerin muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

  • Künye: Abdullah Aysu – Kooperatifler, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 134 sayfa, 2019

Hasan Alp Karaosmanoğlu – Hepsini İstiyorum Hemen İstiyorum (2019)

Sürekli erteleme, maddenin kötüye kullanımı, internet bağımlılığı, ayrıcalık arama ve büyüklenme gibi pek çok dürtüsel ve büyüklenmeci davranışın kökeninde yatan nedenler nedir?

Hasan Alp Karaosmanoğlu ‘Hepsini Hemen İstiyorum’da, bu tür duyguları ayrıntılı bir şekilde açıkladığı gibi bunların aşılabilmesi konusunda kimi çözümler de sunuyor.

Sürekli kendini haklı görenleri, başkalarının dediklerini yeterince önemsemeyenleri, her konuda en iyi olmak zorunda hissedenleri, bilindiği gibi etrafımızda da hep görürüz.

Karaosmanoğlu, klinikten ve güncel yaşamdan örneklerle bu tip kişilik özelliklerini açıkladığı kitabı, aynı zamanda bu gibi sorunlardan mustarip olanlar için nitelikli bir rehber.

Karaosmanoğlu’nun çarpıcı değerlendirmesine göre, böyle sorunların kökeninde, atalarımızdan bize miras kalan esir veya köle durumuna düşme korkusu yatıyor.

  • Künye: Hasan Alp Karaosmanoğlu – Hepsini İstiyorum Hemen İstiyorum: Dürtüsel ve Büyüklenmeci Davranışlarla Başa Çıkmak, PsikoNet Yayınları, psikoloji, 208 sayfa, 2019