Alain Badiou – Deleuze: Varlığın Uğultusu (2019)

Yirminci yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Gilles Deleuze, sinema, edebiyat, resim ve felsefe gibi alanlarda çığır açıcı çalışmalar yaptı.

Çağımızın bir başka büyük düşünürü olan Alain Badiou’da, bu muazzam eserinde, Deleuze’ün mirası üzerine derinlemesine bir sorgulamaya girişiyor.

Badiou’nun temel Deleuzian kavramları çok ustaca yorumlamasıyla büyük önem arz eden çalışma, ayrıca Badiou ve Deleuze arasında uzun yıllara yayılan yazışmalara dayanmasıyla da çok değerli.

Ki bu yazışmalar, iki filozofun çalışma alanlarını, çalışmalarını yaparken karşı karşıya kaldıkları problemleri, kendi aralarındaki fikir alışverişlerini ve Badiou ile Deleuze arasındaki siyasi ve felsefi ayrılıkları ortaya koymalarıyla dikkat çekici.

Kitap, her şeyden önce, zamanımızın en önemli düşünürlerinden biri olan Deleuze’ün sıkı bir yeniden yorumu niyetine okunmalı.

  • Künye: Alain Badiou – Deleuze: Varlığın Uğultusu, çeviren: Murat Erşen, MonoKL Kitap, felsefe, 176 sayfa, 2019

Rıza Yıldırım – Bektaşiliğin Doğuşu (2019)

Bektaşilik, Yeniçeri Ocağı’nda egemen bir mezhepti.

Yeniçeri Ocağı da, bilindiği gibi, Osmanlı Devlet sistemindeki merkezî bir yere sahipti.

Bu durumda, Bektaşi Tarikatı ile Osmanlı Devleti arasında çok yakın ve güçlü bir bağdan bahsedilebilir.

Öte yandan devletle çok yakın bağı olan bu tarikat, aynı zamanda Osmanlı dinî-siyasal kültürünün çevresine itilmiş unsurların toparlandığı bir şemsiye kimlik işlevi de görüyordu.

Bu durumda, ilginç bir paradoksla karşı karşıya bulunuyoruz.

Bu durumda, asıl akla takılan sorular şunlar:

Birbirine taban tabana zıt görünen bu iki işlev aynı tarikatta nasıl bir araya geldi?

Bektaşi Tarikatı, bir yandan Osmanlı sisteminin dışladığı derviş dindarlığının birleşme ve kaynaşma platformu haline gelirken diğer yandan nasıl sistemin çekirdeği olan Yeniçeri ordusunun resmî tarikatı olabildi?

İşte Rıza Yıldırım’ın on yıllık araştırmasının meyvesi olan ‘Bektaşiliğin Doğuşu’ başlıklı bu çalışması, Bektaşi Tarikatı’nın Hacı Bektaş’tan başlayıp Balım Sultan’a kadar uzanan iki buçuk yüzyıllık kuruluş serüvenini inceleyen harika bir monografi.

Yıldırım bunu yaparken, Orta Çağ Anadolu’sunda İslâm Pratikleri, modern tarih yazıcılığında Hacı Bektaş Veli, Bektaşi Yolu’nun teşekkülü, Bektaşiler ve Rum abdalları ve Rum abdallarının tasavvuf anlayışı gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

  • Künye: Rıza Yıldırım – Hacı Bektaş Veli’den Balım Sultan’a Bektaşiliğin Doğuşu, İletişim Yayınları, din, 368 sayfa, 2019

Mehmet Özdoğan – Hammaddeden Ustalara (2019)

Türkiye’de arkeoloji alanında yaptığı çalışmalarla haklı bir üne sahip Mehmet Özdoğan’ı, aynı zamanda, 1980 yılından itibaren verdiği “Malzeme Bilgisi” dersiyle de biliriz.

Özdoğan’ın 2010 yılına kadar sürekli geliştirerek verdiği söz konusu dersinin asıl önemi, arkeolojik buluntuların yalnız biçimsel yönleriyle değil, hammadde özellikleri ve yapım teknolojisi bilgisiyle birlikte ele alınması gerektiği gerçeğinden yola çıkmasıydı.

İşte Özdoğan’ın hem bu dersinin hem de Yakındoğu arkeolojisinde tarihöncesi alanında araştırma, kazı, yayın, eğitim ve koruma alanındaki çalışmalarından edindiği deneyimle hazırladığı elimizdeki kitabı, tarihöncesi dönemlerde kullanılan buluntu türlerini ve bunların yapım yöntemlerini kapsamlı bir şekilde açıklıyor.

Bilhassa arkeoloji öğrenimine yeni başlayan öğrencilere çok yardımı dokunacak çalışma, tarihin her döneminde kullanılmış başlıca hammadde türlerinin özelliklerini, bunların işlenmesinde kullanılan yöntemleri ve adı sıkça geçen bazı buluntu türlerini de ele alıyor.

Kitap, Türkiye’de ilk kez malzeme ile hammadde ve teknoloji ilişkisi üzerine çeviri olmayan Türkçe terimlerin kullanıldığı bir başvuru kaynağı oluşuyla ayrıca önemli.

  • Künye: Mehmet Özdoğan – Hammaddeden Ustalara: Tarihöncesi Arkeolojisinde Malzeme (Yontmataş, Sürtmetaş, Boynuz, Diş, Kil, Çanak Çömlek), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, arkeoloji, 299 sayfa, 2019

Alexis de Tocqueville – Demokratik Zorbalık (2019)

Alexis de Tocqueville’in 1835-1840 yıllarında iki cilt olarak kaleme aldığı ‘Amerika’da Demokrasi’ adlı çalışması, genel olarak demokrasinin erdemlerini, risklerini, dinamiklerini çözümleyen klasik bir yapıttır.

Tocqueville bu eseriyle büyük bir başarı yakaladığı gibi, modern toplumun ve siyaset biliminin öncü düşünürü oldu.

‘Demokratik Zorbalık’ ise, ‘Amerika’da Demokrasi’nin dördüncü bölümünü oluşturuyor.

Kısa olmakla birlikte, demokrasinin bugün de karşı karşıya bulunduğu açmazları ortaya koyması ve çözüm önerileri sunmasıyla önem arz eden kitabında Tocqueville, Amerika’nın toplumsal yapısını derinlemesine analiz ediyor, ayrıca genç Amerikan demokrasisinin siyasal sistemi üzerine özgün gözlem ve değerlendirmeler sunuyor.

Kitabın en dikkat çekici katkılarından biri, Avrupa’da yaşanan siyasi gelişmeler, kamu yönetimi sistemleri, güncel sorunlar ve çözüm yollarını, Amerikan sistemiyle karşılaştırmalı bir çözümlemeyle irdelemesi.

Bunu yaparken liberalizmin ön plana çıkardığı özgürlükle, sosyalizmin temel aldığı eşitlik kavramları arasında bir denge kurmaya çalışan Tocqueville, ayrıca sivil toplum destekli katılımcı demokrasi modelini ortaya koyuyor.

Bu model, bilindiği gibi, çağdaş demokrasi anlayışının kurucu öğelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Kitap, özellikle çağdaş demokrasilerin yaşadığı sorunlar düşünüldüğünde güncelliğini hâlâ yitirmeyen, Tocqueville düşüncesinin ana hatlarını özetleyen ve daha da önemlisi, demokrasinin bugün de çokça tartışılan bazı kavramlarının kökenlerini ortaya koymasıyla çok önemli.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir halkta koşullar eşitlendiği ölçüde bireyler daha küçük, toplum daha büyük görünür ya da daha doğrusu, her bir yurttaş tüm diğerlerine benzer hale geldiğinden kalabalıkta kaybolur ve artık bizzat halkın engin ve ihtişamlı imgesinden başka bir şey seçilmez olur.”

“Demokratik ülkelerde yaşayan insanların ne üstleri ne astları ne de alışıldık ya da gerekli görülen paydaşları olduğundan, kendi içlerine kapanmaya çok daha meyilli olurlar ve kendilerini başkalarından yalıtılmış halde değerlendirirler.”

“Eşitlik aşkının eşitlikle birlikte durmadan büyümesi doğaldır; eşitliğe olan aşkımızı tatmin ettikçe büyütürüz.”

“Egemen doğal ve tartışmasız olarak tüm yurttaşların üstünde yer aldığından hiçbirinin onda gözü kalmaz ve hepsi de tüm o ayrıcalıkları kendi eşitlerinden alıp ona teslim ettiklerine inanır.”

  • Künye: Alexis de Tocqueville – Demokratik Zorbalık, çeviren: Ebru Erbaş, Can Yayınları, siyaset, 64 sayfa, 2019

Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori (2019)

Güncel feminist teorinin karşı karşıya kaldığı sorunlar nelerdir ve bunların aşılması için ne gibi çözümler ortaya konabilir?

Hannah Stark tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve bunu yaparken de, 20. yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Gilles Deleuze ile feminizmi diyaloga sokarak daha kapsayıcı ve daha radikal bir feminizmin imkânları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Sadece Deleuze’ü değil, aynı zamanda Simone de Beauvoir, Rosi Braidotti, Judith Butler, Elizabeth Grosz ve Luce Irigaray gibi önde gelen düşünürlerle Deleuze arasında köprüler kurmasıyla da dikkat çeken çalışma, toplumsal cinsiyet, beden, arzu ve politika gibi güncel konu ve kavramları yeniden yorumluyor.

Stark’ın çalışması, feminist teorinin Deleuze’ün fikirlerine getirdiği eleştirileri de ihmal etmeden, Deleuzecü düşüncenin feminist teoriye ne gibi katkılar sunacağını irdelemesiyle dikkat çekici.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Anglo-Amerikan ve Fransız feminizminin yanı sıra, Avustralya’da ve Avrupa’nın diğer bölgelerinde ortaya çıkmış feminist düşüncenin feminist teori içindeki yerini bütünlüklü bir şekilde saptaması.

  • Künye: Hannah Stark – Deleuze’den Sonra Feminist Teori, çeviren: Yonca Cingöz, Otonom Yayıncılık, feminizm, 184 sayfa, 2019

Kolektif – Siyah Endişe (2019)

28-29 Nisan 2016 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi tarafından “Siyah Endişe: Bir Asır Sonu Anlatısı Olarak Halit Ziya Uşaklıgil Edebiyatı” başlıklı önemli bir sempozyum düzenlenmişti.

Söz konusu sempozyuma sunulmuş bildirilerin bir kısmı yazarları tarafından geliştirilerek makale haline getirildi ve bu makaleler ise, elimizdeki kitapta bir araya getirildi.

Halit Ziya edebiyatını çok boyutlu bir biçimde değerlendiren çalışma, Halit Ziya’yı ilk metinlerinden son metinlerine, romanlarından hikâyelerine, tiyatrolarından şiirlerine, otobiyografik metinlerinden edebiyat eleştirilerine uzanan geniş bir yelpazede ele alıyor.

Halit Ziya edebiyatına dair yeni bir yaklaşım geliştirmesiyle önem arz eden çalışma, bununla da yetinmeyerek Halit Ziya edebiyatının içinde üretildiği 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başının toplumsal ve kültürel atmosferini farklı açılardan yeniden tartışmaya açıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Halit Ziya’nın henüz İzmir’deyken yazdığı ilk romanı ‘Sefile’de ahlâk kavramsallaştırması,
  • Halit Ziya’nın romanlarının Tanzimat romanlarıyla ilişkisi
  • ‘Mai ve Siyah’ romanında dilin kullanımı,
  • Halit Ziya romanları bağlamında, Osmanlı dünyasında mevcudiyetin verilme biçimleri,
  • Avrupalı kadınlara dair fantazilerin bir paradoksu olarak Halit Ziya’nın “Şadan’ın Gevezelikleri” başlığı altında yer alan hikâyeleri,
  • Halit Ziya’nın tiyatro ile iştigali,
  • Halit Ziya’nın mensur şiirleri,
  • Halit Ziya’nın eserlerinde geçmişin izini sürmek…

Halit Ziya külliyatına farklı açılardan yaklaşan, bu külliyatı hem kendi döneminden hem de kendisinden önceki ve sonraki dönemlerden, hem kendi coğrafyasından hem de farklı coğrafyalardan farklı metinlerle yan yana getiren, yeniden tartışan bu makalelerin Halit Ziya edebiyatına dair yeni okumaların önünü açacağını söylemeliyiz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Deniz Aktan Küçük, Murat Narcı, Zeynep Uysal, Didem Arvas, Erol Köroğlu, Monica Katiboğlu, Hülya Bulut, Zeynep Arıkan, Seval Şahin, Gül Mete Yuva, Zuhal Eroğlu Koşan, Yüce Aydoğan, Fatih Altuğ, Olcay Akyıldız, Zeynep Uysal, Esra Dicle, Veysel Öztürk, Pelin Aslan Ayar, Erkan Irmak ve İpek Şahbenderoğlu.

  • Künye: Kolektif – Siyah Endişe: Bir Asır Sonu Anlatısı Olarak Halit Ziya Uşaklıgil Edebiyatı, derleyen: Deniz Aktan Küçük ve Murat Narcı, İletişim Yayınları, edebiyat kuramı, 360 sayfa, 2019

Ursula Reinhard ve Tiago de Oliveira Pinto – Türk Âşık ve Ozanları (2019)

Dünya çapında tanınan bir müzikolog olan Ursula Reinhard ile eşi Kurt Reinhard çifti, bizim için de çok önemlidir.

Ursula Reinhard, Kurt Reinhard’la Türkiye’ye ilk kez 1956 yılında alan araştırması için geldi.

Yazarların Türkiye’deki araştırmalarının ilk ürünü olan kitapları, 1965 yılında yayımlandı.

İkili 1968 yılında da, Doğu Karadeniz’den derledikleri halk şarkılarını kitaplaştırdılar.

1969 yılında Kurt Reinhard’la birlikte yazdıkları, Türkiye’yle ilgili ilk kapsamlı kitapları olan ‘Turquie’ yayımlandı.

Bu kitabı yine birlikte yazdıkları iki ciltlik ‘Musik der Türkei’ takip etti.

Elimizdeki bu çalışma ise, ‘Sänger und Poeten mit der Laute – Türkische Âşık und Ozan’ adıyla, 1989 yılında yayımlanmıştı.

Nihayet Türkçeye çevrilen çalışma, Türkiye’de âşık müziği ve edebiyatı hakkında hem bir belgesel hem de konuya dair önemli saptamalar barındıran çok değerli bir inceleme.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Âşıkların/ozanların tarihsel ve sosyolojik ortamı,
  • Profesyonel halk âşıkları ile başka mesleklerle iştigal eden halk âşıkları arasındaki farklar,
  • Âşıklık eğitimi,
  • Âşıkların köy ve şehirlerdeki dinletileri,
  • Âşıkların günümüzdeki coğrafi dağılımı,
  • Halk âşıkları ve dini cemaat arasındaki ilişkiler,
  • Bektaşi ve Alevi âşıklar arasındaki farklar,
  • Şarkılar ışığında Alevi/Bektaşi inancının temelleri,
  • Alevilerin/Bektaşilerin ayin-i cem töreni,
  • Âşıkların/ozanların müziğinde kalıplar, motifler, katma sözler, işleme motifleri, ritimler ve kapanış biçimleri,
  • Kars, Sivas ve Malatya illeri arasındaki stil farkları,
  • Âşık/ozan edebiyatında şiir kalıbı, hece ölçüsü ilkesi ve kelime birleşimleri…

Reinhardların 33 yıllık çalışmalarının ürünü olan ‘Türk Âşık ve Ozanları’, bugün de uluslararası literatürde âşıklarla ilgili alan çalışmasına dayanan en kapsamlı yayınlardan biri olarak kabul ediliyor.

  • Künye: Ursula Reinhard ve Tiago de Oliveira Pinto – Türk Âşık ve Ozanları, çeviren: Elif Damla Yavuz, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 304 sayfa, 2019

Mustafa Arslan – Anadolu’da Helenistik Dönem’de Resmi Yazışmalar (2019)

Anadolu’da, günümüzden binlerce yıl önce çok çeşitli imparatorluklar ve medeniyetler vücut bulmuştu.

Bu imparatorluklardan bize, her biri eşsiz yazılı eserler kaldı.

İşte Mustafa Arslan’ın elimizdeki önemli çalışması, bu Anadolu imparatorluklarının resmi yazışmalarını inceliyor.

Burada, kraliyet mektuplarından kent kararnamelerine ve anlaşmalara, toplam 155 metin yer alıyor.

Kitapta Seleukoslar 80 metin ile başı çekiyor.

Metinlerin geri kalanı ise, Antigonoslar, Attaloslar, Lysimakhoslar, Ptolemaioslar, Roma İmparatorluğu, Bithynia Krallığı, Athamania Krallığı ve Kappadokia Krallığı’na ait.

Buradaki belgeler, özellikle Helenistik Dönem Anadolu’su üzerine çalışanlar için paha biçilemez değerde bilgiler barındırıyor.

  • Künye: Mustafa Arslan – Anadolu’da Helenistik Dönem’de Resmi Yazışmalar: Kraliyet Mektupları, Kararnameleri, Anlaşmalar, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 230 sayfa, 2019

Kolektif – Türkiye’de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı (2019)

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi, 2010 yılından bu yana, çok erken yaşta aramızdan ayrılan Dicle Koğacıoğlu anısına makale ödülü vermek gibi, Türkiye’de toplumsal cinsiyet alanında yapılan çalışmalar açısından çok değerli ve anlamlı bir proje yürütüyor.

Elimizdeki kitap ise, hukuk sosyolojisi, cinsiyet çalışmaları, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi konular üzerinden ilerleyen söz konusu makalelerden yapılmış çok iyi bir seçki.

Dicle Koğacıoğlu’nun çalışmaları ve mirasına odaklanan yazılarla açılan kitapta,

  • Kürt kadınların dilinde köy boşaltmalarının yer alma biçimleri,
  • Kadınların kendi mekânını oluşturması,
  • Kadının kent deneyimi,
  • Dersim’in Ermeni kadınlarının bellek aktarım pratikleri,
  • Dersim’de sözlü şiir ve ağlama pratikleri,
  • Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Kürt kadınlarının eğitimi,
  • İstanbul’da eşcinsel ve biseksüel erkeklerin mekânsal sosyalleşmesi,
  • Trans kadın cenazelerindeki pratikler,
  • Ve Doğu Karadeniz’de bir ritüel olarak kız kaçırma gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Cenk Özbay, Ayşecan Terzioğlu, Ferhunde Özbay, Leyla Bektaş Ata, Melike Gül Demir, Pınar Karababa Kayalıgil, Derya Acuner, Meral Akbaş, Nihan Bozok, Mehtap Tosun, Aylin Demir, Pınar Ensari, Özlem Ezer, Ozan Soybakış, Aslı Zengin, Dilara Çalışkan, Fethiye Beşir ve Ayşe Gül Altınay.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı, derleyen: Cenk Özbay ve Ayşecan Terzioğlu, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 351 sayfa, 2019

Alexis Carrel – İnsan Denen Meçhul (2019)

Alexis Carrel’ı, yaptığı bilimsel çalışmalar neticesinde hak kazandığı Nobel Tıp Ödülü ile biliyoruz.

Carrel, yeni bir çeviriyle raflardaki yerini alan klasikleşmiş eseri ‘İnsan Denen Meçhul’de, hem bir filozof hem de bir bilim adamı olarak insanoğlunun üzerine derinlemesine düşünüyor.

Yazar burada, insanı hem sosyal hem psikolojik yönleriyle irdeliyor böylece okurlarını insan denen varlık üzerine daha yoğun bir şekilde düşünmeye davet ediyor.

Bunu yaparken bilimin ve felsefenin olanaklarından olabildiğince yararlanan yazar, bilim insanlarının yanı sıra öğretmenler, doktorlar, din adamları, avukatlar, mühendisler de dâhil, insan üzerine çok yönlü bir bakış geliştirmek isteyen her okura hitap ediyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Çevre değişikliklerinin insan üzerinde neden olduğu zararlar,
  • Basının hayatımıza etkileri,
  • İnsan bedeninin fizyolojik ve zihinsel faaliyetleri,
  • Modern hayatta zaman algısının dönüşümü,
  • İnsanın gelişiminde uyumun rolü ve modern hayatın uyum fonksiyonlarına verdiği zararlar,
  • Kişiliğin kaynakları,
  • Gelişmenin birey üzerindeki etkileri,
  • İnsanın yeniden yapılanması…

O döneme kadar insanla ilgili yapılmış bilimsel çalışmaların verilerini de barındıran kitap, yayımlanışının üzerinden bu kadar zaman geçtiği halde, sonu gelmez bunalımlar ve karmaşalarla boğuşan modern bireye halen yol gösteriyor.

  • Künye: Alexis Carrel – İnsan Denen Meçhul, çeviren: Zeynepgül Atsız, The Kitap Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2019