Ahmet Arslan – İbni Haldun (2019)

Arnold Toynbee’nin de övgüyle bahsettiği İbni Haldun, neden bu denli önemli?

Birincisi, İbni Haldun özgün “umrân bilimi” kavramıyla, insanın toplumsal hayatını ve örgütlenmesini başlı başına bağımsız bir bilimin konusu yapmayı düşünen ilk filozoftur.

İkincisi ise, İbni Haldun, çağdaş anlamda tarih biliminin ve tarih felsefesinin, ayrıca sosyolojinin kurucularından biri olarak kabul edilir.

Ahmet Arslan’ın şimdi dördüncü baskıya ulaşan elimizdeki eseri de, İbni Haldun’un sistemi hakkında bizde yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri.

Arslan burada, İbni Haldun’un toplumbilimi, tarih ve siyaset konularındaki görüşleri, din-felsefe ilişkileri üzerine çözümlemelerini derinlemesine bir şekilde masaya yatırıyor.

  • İbni Haldun ve tarih,
  • İbni Haldun’da tarih ve felsefe,
  • Umrânın aşamaları,
  • Uygarlığın çöküşü ve asabiye,
  • Umrânın devlete ve dine bakışı,
  • İbni Haldun öncesi İslam’da din ve felsefe ilişkileri,
  • İbni Haldun’da felsefe-din ilişkileri,
  • Ve daha fazlası…

Batı dünyasında İbni Haldun üzerine önemli çalışmalar yapılmış olsa da, bizde bu konu yeteri kadar işlenmemiştir.

Arslan’ın çalışmasını, bu muazzam boşluğu dolduran usta işi bir analiz olarak öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Arslan – İbni Haldun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 451 sayfa, 2019

Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri (2019)

Toplumsal ekoloji felsefesi önemli isimlerin katkılarıyla ortaya çıktı.

Bu alanın önde gelen üç ismi ise, Lewis Mumford, René Dubos ve Murray Bookchin’dir.

Brian Morris’in bu nitelikli çalışması ise, yaşamın nasıl büyük bir tehlike altında olduğunu ortaya koyan ve alternatif bir hayatın mümkün olduğunu gözler önüne seren bu üç ismin fikirlerini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Morris, bu isimlerin “ekolojik insancıllık” adını verdiği bir gelenek ortaya koyduğunu belirtiyor.

Yazara göre “ekolojik insancıllık”, doğayla tekrar hemhal olmuş bir toplum ile ekolojik, eşitlikçi ve demokratik bir kent ve kültürü tahayyül eder ve bunun teorik/pratik koşullarını açıklar.

Konuyu oldukça anlaşılır bir üslupla ele almasıyla her seviyeden okurun rahatlıkla okuyacağı çalışma, Mumford, Dubos ve Bookchin’in fikirlerini açıklarken insanın doğasının dışında bir yaşama nasıl sürüklendiğini; doğayı denetim altına almanın neden bizzat insanın denetim altına alınması anlamına geldiğini; kentlerin ortaya çıkışı, gelişim ve dönüşüm dinamiklerini ve bütün bunların da doğanın bugün karşı karşıya kaldığı büyük tahribatla ilişkisini gözler ününe seriyor.

Ekoloji, siyaset ve felsefenin iyi bir bireşimi olan çalışma, sokaktaki eylemciye de, akademisyene de, ekologa da hitap ediyor.

  • Künye: Brian Morris – Ekolojik İnsancıllığın Öncüleri: Mumford, Dubos, Bookchin, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 2019

Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi (2019)

Bu enfes kitap, Avrupa düşüncesinin 20. yüzyılın başından bugüne gelişimine daha yakından bakmak isteyenler için biçilmiş kaftan.

Jozef Maria Bochenski, bu süreçte ortaya çıkmış felsefi akımlar ile Husserl, Russell, Heidegger, Sartre, Wittgenstein ve Whitehead gibi filozofların felsefi sistemlerini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Yazar, yeni-Kantçılık, Bergsonculuk ve pragmatizm gibi Avrupa düşüncesinde önemli yeri olan akımları açıkladığı gibi, okurunu çağdaş felsefenin kökenleri ve büyük felsefi akımların tarihsel dinamikleri hakkında da aydınlatıyor.

Çalışma, bilhassa Avrupa düşüncesini kuşbakışı görmek ve felsefe akımları hakkında berrak fikirler edinmek için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Jozef Maria Bochenski – Çağdaş Avrupa Felsefesi, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Fol Kitap, felsefe, 304 sayfa, 2019

Henri Lefebvre – Marksizm (2019)

Henri Lefebvre’in bu kitabı, Marksizmin felsefe, ahlak, sosyoloji, tarihsel materyalizm, ekonomi ve siyasete yaklaşımını dört dörtlük bir şekilde ortaya koyan, bu alanda klasikleşmiş bir yapıttır.

Vedat Günyol’un harika çevirisiyle Türkçeye kazandırılan yapıt, gerçekte çok geniş ve karmaşık olan bu doktrinin özünü açık bir şekilde ortaya koymasıyla öne çıkıyor.

Çalışmasını, Marksizmin incelemesine dair her türlü ayrıntıdan, alıntı ve referanslardan arındıran Lefebvre, Marksizmi tüm kapsamı ve bütün argümantasyon gücüyle sunuyor.

Lefebvre kitabında, Marksizm karşıtlarının argümanlarına da cevap veriyor.

Fakat bunu yapmaya çalışırken, tartışmayı en üst düzeye; nesnel, rasyonel ve duygulardan arındırılmış bir şekilde hakikat arayışı düzeyine yerleştiriyor.

Kitabın bu alanda en önemli çalışmalardan biri olmasının asıl nedeninin de, bu dogmatizme boğulmayan yönü olduğunu özellikle belirtmeliyiz.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsan, ancak insanca bir dünya yaratarak insanlaşır. Eseriyle aynılaşmadan ama yine de ondan ayrılmadan, kendi eserinde ve eseri aracılığıyla insan olur.”

  • Künye: Henri Lefebvre – Marksizm, çeviren: Vedat Günyol, Sel Yayıncılık, siyaset, 104 sayfa, 2019

Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi (2019)

Çağdaş özgürlükçü düşüncenin harikulade yapıtlarından biri olan ‘Özgürlüğün Ekolojisi’, aynı zamanda yazarı büyük düşünür Murray Bookchin’in de en önemli çalışmalarındadır.

Kitap, şimdi üçüncü baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Bookchin burada, çağımızın teknokratik çevreciliğine ve mistisizme batmış ekofeministlere sert eleştiriler yöneltmekle kalmıyor, aynı zamanda çevre/ekoloji sorunlarına çözüm üretirken kapitalizmin ekonomist mantığını ısrarla devam ettiren Marksistlere karşı da cephe alıyor.

Bookchin, gezegenimizdeki yoğun ekolojik tahribatın ardında, insanın insan üzerindeki tahakkümünün, insanın doğa üzerinde de hakimiyet kurma isteğine de yol açtığı “tahakküm mirası”nın ve bu isteği tam anlamıyla gerçekliğe dönüştüren rekabetçi kapitalizmin bulunduğunu söylüyor.

Bu tarihsel hakikat ortada iken, bizzat akla, teknolojiye ve bilime saldırmanın ucuz bir gericilik olduğunu düşünen Bookchin, hem toplumsal hem de doğal özgürlüğün, ancak söz konusu tarihsel hakikatle yüzleşilmesiyle sağlanabileceğini belirtiyor.

Buradan yola çıkarak tarihteki çeşitli özgürlük deneyimleri üzerine düşünen Bookchin, “özgürlük mirası” şeklinde kavramsallaştırdığı yaklaşımıyla doğa ile insan toplumunun yeni bir ekolojik duyarlılık içinde nasıl yeniden uzlaşabileceğini derinlemesine irdeliyor.

Bookchin’in burada ele aldığı tarihteki özgürlük deneyimlerinden bazıları ise şöyle:

  • İlksel toplumlarda “indirgenemez asgari”, “eşitsizlerin eşitliği” ve “yararlanma hakkı”,
  • Antik Yunanların sınır ve denge anlayışlarıyla doğrudan demokrasi pratikleri,
  • Hıristiyanlığın evrensel insanlık vurgusu,
  • Ortaçağın konfederasyon ilkesi…

Künye: Murray Bookchin – Özgürlüğün Ekolojisi: Hiyerarşinin Ortaya Çıkışı ve Çözülüşü, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, Sümer Yayıncılık, ekoloji, 484 sayfa, 2019

Hüseyin Serdar Tabakoğlu – Akdeniz’de Savaş (2019)

Akdeniz, 16. yüzyıl boyunca Osmanlı ile İspanya arasında süren büyük mücadelelere sahne olmuştu.

Bu amansız savaş, ağırlıklı olarak donanma seferleri ve yanı sıra deniz savaşları şeklinde kendini hissettiriyordu.

Hüseyin Serdar Tabakoğlu’nun bu kapsamlı çalışması da, bu kapışmanın tarihini başından sonuna izlemesiyle önemli.

Kitap, Osmanlı ve İspanyol deniz gücünü ilk defa karşılaştırmalı olarak inceleyen bir eser olmasıyla da önemli.

Genel olarak 16. yüzyılda denizdeki rekabetin durumuyla ilgili okurunu aydınlatarak açılan çalışma,

  • Osmanlı ve İspanyol donanmaları nasıl seferber edildiğini,
  • Gemilerin inşasından silahlandırılmasına, tersane faaliyetlerinden donanma görevlilerine nasıl bir sürecin işlediğini,
  • Akdeniz’deki Osmanlı ve İspanyol filolarının kuvvet olarak ne durumda olduğunu,
  • Savaşlara yön veren kadırgaların en önemli özelliklerinin neler olduğunu,
  • İki gücün Akdeniz’e yönelik stratejilerinin nasıl geliştiğini,
  • İnebahtı Deniz Savaşı’nın öncesinde ve sonrasında Akdeniz’deki mücadeleler ve savaşların nasıl ilerlediğini,
  • Ve bunun gibi konuları irdeliyor.

Tabakoğlu’nun çalışması için, İspanya’da Simancas Arşivi ve Madrid Deniz Müzesi Arşivi gibi Akdeniz’deki Osmanlı- İspanyol mücadelesine dair değerli bilgiler barındıran yerlerde araştırmalar yaptığını da bilhassa belirtelim.

  • Künye: Hüseyin Serdar Tabakoğlu – Akdeniz’de Savaş: Osmanlı-İspanya Mücadelesi, Kronik Kitap, tarih, 368 sayfa, 2019

Mysore Hiriyanna – Hint Felsefesi Tarihi (2019)

Hint felsefesinin orijinal metinlerini ana dillerinden okuyan Mysore Hiriyanna, geleneksel Hint felsefesi konusunda dünya çapında tanınan bir otorite.

Hiriyanna’nın elimizdeki çalışması ise, Vedalar döneminden Budist okullarına, Hint felsefesinin tarihsel gelişimini kapsamlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Hiriyanna’nın üniversitede verdiği derslere dayanan kitap, Hint felsefesini Vedalar Dönemi, Erken Vedalar Sonrası Dönem ve Sistemler Çağı olarak üç bölümde ele alıyor.

Yazar burada, Upanişadlar, Bhagavadgita, Budizm, Cayinizm,  Materyalizm, Nyâya-Vaişeşika, Sânkhya-Yoga, Pûrva-Mîmâmsa ve Vedanta gibi Hint düşüncesinde etkili olmuş felsefi doktrinlerin tarihsel özetlerini sunuyor.

Hiriyanna bununla da yetinmeyerek, doktrinlerin bilgi kuramını ve ontolojisini uygulamalı örnekler eşliğinde vererek bu konudaki bilgilerimizi daha iyi pekiştirmemize katkıda bulunuyor.

Kitabı çok önemli kılan hususlardan biri de, Hint felsefesini izlerken Batı merkezli kaynaklardan ziyade, esas kaynaklara dayanmasıdır diyebiliriz.

  • Künye: Mysore Hiriyanna – Hint Felsefesi Tarihi, çeviren: Fuat Aydın, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 372 sayfa, 2019

Tim Lewens – Bilimin Anlamı (2019)

Bu kitap, bilim felsefesine iyi bir giriş yapmak isteyen okurların kaçırmak istemeyeceği türden.

Tim Lewens, bilimsel işleyişin önemi hakkında bizi aydınlatıyor ve daha da önemlisi, bilim dediğimizde ne demek istediğimizi ve bizim için bilimin anlamını açıklıyor.

Önde gelen bilim felsefecileri Karl Popper ve Thomas Kuhn’un teorilerinden yola çıkan Lewens, hem bilimi, bilim felsefesinin büyüteci altında inceliyor hem de bilimdeki etik ve ahlâki sorunların izini sürüyor.

Lewens bunu yaparken de,

  • Bilginin çeşitliliği,
  • Bilim ve sözde bilim,
  • Yanlışlanabilirlik,
  • Kuram ve gözlem,
  • Kanıt ve akıllı tasarım,
  • Homeopati ve plasebonun doğası,
  • Bilimsel devrimlerin yapısı,
  • Evrimsel ilerleme,
  • Modellerin çoğulluğu,
  • Eksik belirlenim,
  • Ve bunlar gibi, bilim ve bilim felsefesi alanına giren pek çok konuyu ele alıyor.

Künye: Tim Lewens – Bilimin Anlamı, çeviren: Kerem Kaynar, İletişim Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2019

Kolektif – Şehir ve Sosyoloji (2019)

2007 yılından beri İstanbul Sosyolojinin çeşitli temalar altında yürüttüğü etkinlikleri zaman içinde değerli bir bilgi birikimine dönüştü.

Bu birikimin sonucu olan elimizdeki ‘Şehir ve Sosyoloji’ adlı kitap da, burada yürütülen Sosyoloji Seminerleri’nin üçüncü kitabı.

Buradaki konuşmalar, şehrin ne olduğundan nasıl ortaya çıktığına, şehrin hangi işlevleri yerine getirdiğinden sosyolojinin şehir olgusuna yaklaşımının tarihsel gelişimine pek çok konuyu irdeliyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ‘Huzur’ romanında İstanbul’un bir roman kahramanı olarak karşımıza çıkışını da ele alan çalışma, bu roman vesilesiyle neden şehrin ancak yürünerek keşfedilebileceği gerçeğini de bir kez daha gözler önüne seriyor.

Kent sosyolojisi ve kent çalışmaları alanında emek verenler kadar bu konulara ilgi duyanların da severek okuyacağı bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ayşen Şatıroğlu, Melike Akbıyık, Saadet Özen, Cengiz Özdemir, Korkut Tuna ve Süha Göney.

  • Künye: Kolektif – Şehir ve Sosyoloji: Sosyoloji Seminerleri 3, Alfa Yayınları, kent sosyolojisi, 162 sayfa, 2019

Carolyn E. Fick – Haiti Devrimi (2019)

Haiti Devrimi, dünyanın en tüyler ürpertici ve en sonu gelmez diktatörlüklerinden birini alaşağı etmenin en görkemli örneklerinden biridir.

Bu devrimin tartışmasın en büyük önemi, lidersiz ve silahsız Haitili kitlelerin yaratıcı enerjisini ve bu halkın muazzam örgütlenme kapasitesini gözler önüne sermesidir.

Carolyn Fick’in bu önemli çalışması ise, halk zihniyeti ve halk hareketlerinin, on sekizinci yüzyıl Saint Domingue’deki devrimci olaylar üzerindeki etkisini ve onların doğasını izah ediyor.

Fick burada dikkatini ağırlıklı olarak devrimden önceki süreçte, Gonaïves, Saint Marc, Léogâne, Jacmel, les Cayes ve Jérémie’de, kırsal alanlarda başlayıp ancak oralardan sonra Port-au-Prince’e sıçrayan halk hareketlerine yöneltiyor.

Fick ardından, Haiti’nin devrim öncesindeki ve sonrasındaki trajik tarihini, modern dünyanın kapitalist, kolonyalist ve ırkçı karakteri bağlamında ele alıyor.

  • Künye: Carolyn E. Fick – Haiti Devrimi: Aşağıdan Bir Tarih, çeviren: Galip Doğduaslan, Dipnot Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2019