Raj Patel ve Jason W. Moore – Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi (2019)

Bu kitap, modern dünyanın yedi ucuz şeyle meydana geliş sürecini adım adım izliyor:

Doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşam.

Raj Patel ve Jason Moore’un eleştirel bir kapitalizm tarihi olarak okunabilecek kitapları, insanlarla yaşam ağı arasındaki karmaşık ilişkiler üzerine düşünmemiz ve bu ilişkiler vesilesiyle içinde bulunduğumuz dünyanın ve dünyanın neye benzeyeceğini anlamamızı sağlayan bir yöntem sunuyor.

Yazarların buradaki asıl amaçlarının ne olduğunu görmek için, en başta “ucuz”dan tam olarak neyi kast ettiklerini görmek gerekiyor.

Yazarlara göre kapitalizm, nakit paranın her yerde olduğu bir düzenden ziyade ucuz veya potansiyel olarak ucuz doğanın okyanuslarında nakit alışverişi yapılan adacıkların bulunduğu bir düzendir.

Başka bir deyişle ucuz, kapitalizmin çalışmayı mümkün en asgari bedelle seferber eden bir stratejisi olarak özünde kapitalizmle yaşam arasındaki ilişkileri yöneten bir araçtır.

İşte bu kitap, ilk olarak kapitalizmin neden sömürgecilikten bağımsız düşünülemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor ve ikinci olarak da kapitalizmin, doğa, para, emek, bakım, gıda, enerji ve yaşamı ucuzlatarak hayatımızı nasıl kontrol altına aldığını gösteriyor.

Yazarlar kitaplarının sonunda da, yüzyıllar boyu süren sömürünün doğurduğu haksızlıkları tartışarak insanların doğadaki yeri ve kapitalizmin yarattığı tahribat üzerine okurunu düşündürüyor.

  • Künye: Raj Patel ve Jason W. Moore – Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi: Kapitalizm, Doğa ve Gezegenin Geleceği Üzerine Bir Rehber, çeviren: Serkan Gündüz, Kolektif Kitap, tarih, 286 sayfa, 2019

Ahmet İnsel – Türkiye Toplumunun Bunalımı (2019)

Ahmet İnsel’in ilk baskısı 1990’da yapılan ‘Türkiye Toplumunun Bunalımı’ şu cümleyle açılıyor:

❝Türkiye toplumu bir yüzyıldan beri dünya değiştirme sancısıyla yaşıyor.❞

Şimdi genişletilmiş baskısıyla raflardaki yerini alan kitap, ülkenin sancılı modernleşme sürecinin toplumsal dinamiklerini kavramak açısından önemli saptamalar barındırıyor.

İnsel burada, çağdaşlaşma sürecinin toplumsal sorunlarından liberalizm ile muhafazakârlığın Türkiye’ye ilişkin tahayyüllerine, Türkiye’nin kronik rejim bunalımından iktidarda bulunmalarını olağanüstü şartlara borçlu olanlara, siyasal ve iktisadi bir bütün olarak devletçilikten silahlı kuvvetlerin siyasete etkilerine ve Türkiye’nin parlamenter düzeninde siyaset yapmanın belli başlı zorluklarına pek çok konuyu tartışıyor.

Ahmet İnsel, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi krizi analiz etmekle kalmıyor, bu bunalımın arzulanır bir toplumsal dinamiğe dönüşmesinin koşulları üzerine de düşünüyor.

Akademik veya bilimsel jargona başvurmayan, anlaşılabilir, açık bir üslupla yazılmış kitabın da her seviyeden okura hitap ettiğini de söylemeliyiz.

  • Künye: Ahmet İnsel – Türkiye Toplumunun Bunalımı, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2019

Johann Hari – Kaybolan Bağlar (2019)

Britanyalı gazeteci ve yazar Johann Hari, uzun yıllar depresyonla boğuşmuş.

Depresyonun sebebinin büyük ölçüde etrafımızdaki dünyada ve o dünyada nasıl yaşadığımızda yattığıyla ilişkili olduğunu belirten Hari, bu kitabında, kendi deneyimlerinden de yola çıkarak depresyonun nedenleri ve çözümleri konusunda deneyim ve önerilerini bizimle paylaşıyor.

Hari kitabına, depresyonun gençlik yaşamından itibaren hayatına nasıl girdiğini ve hayatını nasıl dönüştürdüğünü anlatarak başlıyor.

Yazar devamında ise, anlamlı çalışmadan kopuk olmak, diğer insanlardan kopuk olmak, genler ve beyindeki değişimler gibi, depresyon ve kaygının nedenlerini dokuz başlık altında açıklıyor.

Hari çalışmasının son bölümünde ise, hayatla hangi yollarla bağ kurularak depresyonun nasıl üstesinden gelinebileceğini anlatıyor.

Sosyalleşme, anlamlı bir işte çalışmak, anlamlı değerler inşa etmek, duygu paylaşımında bulunmak ve çocukluk travmalarını kabul etmek, yazarın önerdiği bu yollardan birkaçı.

  • Künye: Johann Hari – Kaybolan Bağlar: Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler, çeviren: Barış Engin Aksoy, Metis Yayınları, psikoloji, 368 sayfa, 2019

Kolektif – İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri (2019)

1964 yılı, İstanbullu Rumlar ve İstanbul için kara bir yıldır.

Rumlar bu tarihte evlerini terk etmek zorunda bırakıldılar doğup büyüdükleri bu şehirden sürgün edildiler.

Rumlar 1964 yılında başlayan korkunç süreç için apelassis sözcüğünü kullanırlar.

Apelassis kovulma, evinden ayrılmaya zorlanma, sürülme, sürgün edilme anlamlarına gelir.

İşin kötüsü, 1964 Sürgünleri hakkında bizde yapılmış kayda değer çalışmalar çok azdır.

İşte bu derlemede bir araya getirilen makaleler, aradan elli yıldan fazla süre geçse de 1964 Sürgünlerini derinlemesine incelemesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Kitap, dört bölümden oluşuyor.

Birinci ve ikinci bölümler, 1964 Sürgünlerinin ortaya çıkış nedenlerini kapsamlı şekilde irdeliyor.

Üçüncü bölüm, 1964 Sürgünlerinin şimdiye kadar yazılı olarak nasıl aktarıldığı konusuna odaklanıyor.

Dördüncü bölüm ise, İstanbullu Rumların sınır dışı edilmelerinden sonra neler olduğuna bakıyor, Sürgünlerin Atina’da yaşadıklarını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: İlay Romain Örs, Baskın Oran, Alper Kaliber, Rita Ender, Yorgos Katsanos, Emilia Themopolou, Anna Theodorides, Alexis Alexandris, Elçin Macar, Herkül Millas, Stavros Anestidis, Christina Vamvouri, Vassilis Messis, Emre Can Dağlıoğlu, Koray Yaşar, Emre Metin Bilginer, Hakan Yücel, Süheyla Yıldız, Maria Kazantzidou, Eleni İoannidou, Nikolaos Uzunoğlu, Cengiz Aktar ve Samim Akgönül.

  • Künye: Kolektif – İstanbullu Rumlar ve 1964 Sürgünleri: Türk Toplumunun Homojenleşmesinde Bir Dönüm Noktası, derleyen: İlay Romain Örs, İletişim Yayınları, tarih, 392 sayfa, 2019

Minsoo Kang – Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri (2015)

Avrupa düşüncesinde bir kavram olarak “otomaton”, yani “canlıyı taklit eden makine” kavramı üzerine tarihsel bir inceleme.

Modern öncesinden 20. yüzyıla kadar uzanan zaman diliminde, kavramın hayali ve fiili formlarda belli başlı tezahürlerini ve sembolik gücünü açıklayan bir eser.

Minsoo Kang’ın burada ortaya koydukları, bir anlamda bugün sıklıkla yürütülen yapay zeka tartışmalarına katkı sunacak türden olmasıyla da önemli.

  • Künye: Minsoo Kang – Avrupa İmgeleminde Otomatlar Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri, çeviren: Orhan Düz, İthaki Yayınları, inceleme, 496 sayfa, 2015

William James – Felsefeye Giriş İçin Bir Başlangıç (2019)

William James’in tamamlanmamış yapıtı ‘Felsefeye Giriş’, 1909’un Mart ayında yazılmaya başlandı, fakat yazarın Ağustos 1910’daki ölümü nedeniyle maalesef yarıda kaldı.

James’in amacı, felsefe okurları ve özellikle de metafizik konusuna ilgi duyan yeni felsefe okurlarıydı.

Düşünür burada, metafiziğin temel problemlerini kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

Kitap her ne kadar tamamlanmamış olsa da, şu haliyle çok değerli olduğunu söylemeliyiz.

James, hem ele aldığı konuyu kendine has tarzıyla irdeliyor hem de okuruna, felsefenin farklı alanlarıyla köprüler kuracak bir fikir yürütme pratiğinin nasıl olabileceğini gösteriyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

❝Felsefe gözlerini diker ama akıl yürütülmüş bir çözüm getirmez, çünkü, hiçlikten varlığa mantıksal bir köprü yoktur.❞

❝İki bin yıl, insan zihni tarihi denen maceranın büyük hikâyesi içinde muhtemelen yalnızca bir paragrafla ölçülecektir.❞

❝İçinde hiç felsefe olmayan bir insan, tüm olası sosyal eşler arasında en talihsizi ve faydasızıdır.❞

  • Künye: William James – Felsefeye Giriş İçin Bir Başlangıç: Felsefenin Bazı Problemleri, çeviren: Aylin Sarıdere, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 152 sayfa, 2019

Mark Hawthorne – Vegan Etik (2019)

Mark Hawthorne’un bu eseri, hem vegan Etik hem de veganlık ve hayvan hakları konularında ufuk açıcı bir çalışma.

İnsanlara ve diğer canlılara yönelik baskıyı aşmanın yollarından biri olarak şefkati ve saygı duymayı öne çıkaran Hawthorne, şefkatin ve saygının hem bu yöndeki sorunlarımızın çözümü hem de toplumsal adaletin sağlanması konusunda bize yol gösterebileceğini anlatıyor.

Yararlı bir soru-cevap bölümü de sunan kitap, vegan etiği et, yumurta ve süt ürünleri yememenin ötesine taşıyor ve bu etiğin daha kapsamlı sorunlarla birleşerek gerçek anlamda dönüştürücü bir dünya görüşünü nasıl şekillendirebileceğini tartışıyor.

Kitabı, veganlar ve hayvan aktivistleri başta olmak üzere, dünyanın bu adaletsiz gidişatına dur demek isteyen her okura öneriyoruz.

  • Künye: Mark Hawthorne – Vegan Etik: Herkes İçin Şefkatli Bir Yaşama Kucak Açmak, çeviren: Feyyaz Şahin, Pales Yayınları, kültür, 208 sayfa, 2019

Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi (2019)

Ermeni Kilisesi’nin doğuşu ve gelişimi hakkında bizde hiçbir eser bulunmuyor.

Ermeni kilisesi, din sosyolojisi, diaspora kimliği ve Ortadoğu’daki azınlık toplulukları üzerine çok sayıda çalışması bulunan Hratch Tchilingirian’ın bu çalışması ise, Ermeni Kilisesi’nin tarihi, inanç sistemi ve gelişimi üzerine Türkçede yayımlanmış ilk kaynak.

İlk baskısı 1993’te yapılan ve daha sonra farklı zamanlarda yeniden basılan çalışmasında Tchilingirian, Ermeni Kilisesi’nin hangi koşullarda doğduğunu, gelişimini, halk arasında yayılışını ve geçirdiği tarihsel dönüşümleri kayda alıyor.

Tchilingirian bununla da yetinmeyerek, okurunu, Kilise’nin farklı makamları, hiyerarşisi, inancının içeriği, diğer kiliselerden farkları ve benzerlikleri gibi konularda da aydınlatıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Ermeni Kilisesi’nin modern zamanlardaki macerasını da irdelemesi ve 21. yüzyılda karşı karşıya kaldığı zorluklar ve imkânlar üzerine tespitlerde bulunması.

Türkçe baskısı için yazarı tarafından yeniden gözden geçirilen ve çok sayıda görselle de zenginleşen çalışma, Ermeni Kilise’nin tarihi üzerinden Ermeni halkının tarihine doğru bir yolculuğa çıkıyor.

  • Künye: Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi, çeviren: Lora Sarı, Aras Yayıncılık, tarih, 104 sayfa, 2019

Mustafa Oral – Türkiye’de Romantik Tarihçilik (2019)

Romantiklere göre tarih, yaşanılan zamanın kurumlarını gerçekten anlamak ve değerlendirmek amacına yönelik olmalıydı.

Bunun için de geçmişe değer verilmeli korunmalıydı.

Mustafa Oral’ın, şimdi üçüncü baskısını yapan bu zengin çalışması da, romantik tarihçilik olgusunu yalnızca Türkiye örneğinden yola çıkarak değil, aynı zamanda Avrupa, İslam, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihçilik yaklaşımlarını geniş bir düzlemde karşılaştırarak irdelemesiyle önemli.

Oral,

  • Aydınlanma ile ortaya çıkan epistemolojik bağlamın tarih / tarihçilik anlayışına ve düşüncesine nasıl bir katkı yaptığını,
  • Bizdeki tarihçilik geleneğinin ve tarih düşüncesindeki değişim ve sürekliliğin, Avrupası düşüncesiyle girilen etkileşimden nasıl etkilendiğini,
  • Romantik tarihçilerin geçmişe bakışlarını,
  • Romantik tarihçilerle birlikte Ortaçağa karşı belirgin bir ilgi uyanışının nedenlerini,
  • Romantik tarih anlayışı ile rasyonalist tarih görüşü arasındaki tepki ve gerilimleri,
  • Meşrutiyet yılları ile Osmanlı modernleşmesinin, romantik tarih söylemiyle ilişkisini ve bu ilişkinin Cumhuriyet ideolojisine nasıl evrildiğini,
  • Ve bunun gibi konuları tartışıyor.

Oral’ın tarihçilik, tarih anlayışı, tarih yazımı ve tarihsel düşüncenin Osmanlı’dan Meşrutiyet’e ve oradan Cumhuriyet’e uzanan süreçte geçirdiği dönüşümü kayda geçirmesiyle özellikle dikkat çeken çalışması, bunu yaparken önde gelen tarihçilerin eserlerini de adeta didik didik etmesiyle önemli.

  • Künye: Mustafa Oral – Türkiye’de Romantik Tarihçilik, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 304 sayfa, 2019

Nathan Andersen – Gölge Felsefe (2019)

Nathan Andersen’in bu güzel kitabı, sinema üzerinden felsefenin kimi sorunlarını özgün bir bakışla izlemesiyle dikkat çekici.

Andersen, Stanley Kubrick’in en ünlü filmlerinden olan Otomatik Portakal’ı ile Platon’un ‘Devlet’ini diyaloga sokuyor ve deneyim, anlamın doğası, özgürlük, adalet, ahlak, görünüş ve gerçeklik, sanatın önemi ve görüntülerin etkileri gibi temalar üzerine derinlemesine düşünüyor.

Akademik yaklaşımdan ziyade her seviyeden okura hitap eden tarzda yazılmış çalışma, tarihsel olarak birbirinden bu kadar uzak iki eserin, nasıl olup da bir yerde evrensel olana ulaşmak konusunda ortaklaştığını gözler önüne sermesiyle önemli.

Andersen’in kitabı hem sinema hem felsefe tutkunlarının, fakat en çok da bu ikisinin bireşiminin ortaya çıkardığı zengin okumaları sevenlerin ilgiyle okuyacakları bir metin.

  • Künye: Nathan Andersen – Gölge Felsefe: Platon’un Mağarası ve Sinema, çeviren: Nalan Kurunç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2019