Plutarkhos – Artakserkses (2021)

Plutarkhos’un kaleminden, Pers Kralı Artakserkses II Mnemon üzerine altın değerinde bir biyografi.

Plutarkhos, bu Pers kralına duyduğu özel hayranlığı gizlemiyor.

Sevgi Sarıkaya’nın girişi, çevirisi ve notlarıyla sunulan eser, Plutarkhos’un ‘Paralel Yaşamlar’ külliyatından veya derlemesinden günümüze kadar eksiksiz olarak gelen dört ‘tek Yaşamlar’dan MÖ 405/404 yılından 359/358 yılına kadar hüküm sürmüş Pers kralı Artakserkses II Mnemon’un biyografisi.

Artakserkses, tek Yaşam biyografileri arasında yerini almakla birlikte, eserin diğer Hayatlar’dan kendine özgü farklılığı ise biyografi yazarının seçkisini, bu iki uygarlığı birleştirmek için Hellen ve Romalı kişilerden oluştururken bir istisna uygulayıp Pers kralının hayatını da Paralel Yaşamlar yapıtının bir parçası haline getirmesi.

Artakserkses biyografisi, Plutarkhos’un “Tarihin Babası” Herodotos’u barbar severlikle (philobar-baros [φιλο-βάρβα-ρος]) itham ederken bizzat kendisinin de bu Pers kralına özel bir hayranlık duyduğunun kanıtı olarak okunabilir.

  • Künye: Plutarkhos – Artakserkses, giriş, çeviri ve notlar: Sevgi Sarıkaya, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, biyografi, 147 sayfa, 2021

Brenda Maddox – Rosalind Franklin (2021)

İngiliz biyofizikçi ve kimyager Rosalind Franklin, DNA, RNA, virüs, kömür ve grafitin yapılarının anlaşılmasında büyük katkılarda bulundu.

Brenda Maddox da, 20. yüzyılın en büyük bilimsel keşfine giden yolu açmış bu kadının sağlam bir biyografisini sunuyor.

Maddox çalışmasında, henüz on beş yaşındayken bilim insanı olmaya karar vermiş Franklin’in öyküsünü çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Hayatı, parçalarının toplamından daha büyük olan bir kadına karşı duyarlı, sempatik bir bakış sunan çalışma, Franklin’in son yıllarına ve erken ölümüne ilişkin dokunaklı anlatımıyla da bilhassa dikkat çekiyor.

  • Künye: Brenda Maddox – Rosalind Franklin: DNA’nın Kara Leydisi, çeviren: Sibel Sevinç, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2021

Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya – Popüler Sinema’nın Mitolojisi 2 (2021)

Popüler sinemanın suçla imtihanı üzerine çok iyi bir çalışma.

Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya, suç filmlerinin doğuşundan 70’li yıllara uzanan macerasını ve türün bütün yapısal problemlerini masaya yatırıyor.

Çalışma, kendi içinde “Gangster”, “Polisiye / Dedektif”, “Gerilim”, “Kara Film”, “Casus”, “İnfazcı”, “Politik Suç”, “Mahkeme”, “Soygun” gibi pek çok kola ayrılan suç filmlerini kronolojik bir bakışla ele alması, bunun yanı sıra türe dair güncel tartışmaları da barındırmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Veysel Atayman ve Tuncer Çetinkaya – Popüler Sinema’nın Mitolojisi 2, Ayrıntı Yayınları, sinema, 496 sayfa, 2021

Abdulazim Şimşek – “Komünistin Eşkâli” (2021)

Sağcıların antikomünizm tariflerindeki fecaat ve kötücül dil, onların dünya görüşleri hakkında bize çok şey söyler.

Abdulazim Şimşek bu enfes çalışmasında, Soğuk Savaş’ın en hararetli döneminde, Türkiye’de antikomünizmin nasıl anlaşıldığını ve nasıl bir işlev gördüğünü irdeliyor.

Soğuk Savaş yıllarında Amerika’nın etkisi ve Sovyetler’in korkusuyla güdülen antikomünist politikanın mahiyetini daha iyi kavramak açısından son derece önemli olan çalışma, çok partili hayata geçiş sürecinden 1950 seçimlerine kadar Türkiye’de antikomünist faaliyetleri irdeleyerek başlıyor.

Çalışmanın devamında ise, antikomünist teşkilatlar ve dergiler ile Soğuk Savaş yıllarında komünizmle mücadeleyi kendine misyon edinen dernekler irdeleniyor.

Çalışmanın en renkli kısımlarının başında ise, “Türkiye’de Antikomünizme ‘Adanmış Ruhlar’” başlığı altında, biri sosyalizmden gelen Aclan Sayılgan’la beraber beş aydının komünizme yönelik eleştirilerinin özetlendiği ve değerlendirildiği bölüm geliyor.

Şimşek’in çalışması, konu ve dönem hakkındaki yorumlara önemli bir katkı sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Abdulazim Şimşek – “Komünistin Eşkâli”: Türkiye’de Antikomünizm (1945-1971), İletişim Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2021

Robert T. Tally Jr. – Fredric Jameson (2021)

Edebi eleştiriye damga vurmuş Fredric Jameson’ın edebiyat, felsefe, kültür, ekonomi ve politika ekseninde ortaya koyduğu görüşleri üzerine çok iyi bir inceleme.

Robert T. Tally Jr., “Mentör”ü olarak gördüğü hocası Jameson’ın düşüncelerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.

Jameson’ın 1961 yılında kaleme aldığı ‘Sartre: Bir Üslubun Kökenleri’nden 2014 yılında yaptığı çalışmalara dek geniş bir alanı kapsayarak bütüncül bir yaklaşım sunan eser, Jameson’ın tüm eserleri üzerinden kurguladığı “diyalektik eleştiri projesi”ne odaklanıyor.

Bu proje başta Marx ve Hegel olmak üzere, Jameson üzerindeki Sartre, Lukács, Benjamin, Bloch, Adorno ve Marcuse’un etkilerini ortaya koyduğu gibi, Jameson’ın çoklu düşünme biçiminin birçok farklı düşünce birlikteliğini mümkün kılmak adına artzamanlılığı nasıl kırdığını da gözler önüne seriyor.

Tally Jr., Jameson’ın düşüncelerine ayrıntılı bir biçimde yer verdiği gibi, onun hakkındaki eleştirilere de yanıt veriyor.

  • Künye: Robert T. Tally Jr. – Fredric Jameson: Diyalektik Eleştiri Projesi, çeviren: Emel Aras, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2021

Kolektif – Dijital Nesneler, Dijital Özneler (2021)

Bugün hayatımızda büyük yer kaplayan “Büyük Veri”, “Dijital Emek” ve “Dijital Siyaset” gibi konulara odaklanan nitelikli bir derleme.

‘Dijital Nesneler, Dijital Özneler’, söz konusu kavramları emek, kapitalizm ve siyaset bağlamında tartışıyor.

Kitapta,

  • Büyük veri kapitalizmi,
  • Büyük veri kapitalizmi çağında Karl Marx,
  • İnsan sonrası bilgi ve siborglar,
  • Posthümanizm,
  • Yeniden üretim merceğinden kültür ve ekonominin kesişiminde emek ve mücadele,
  • Dijitalleştirilmiş işyerinde etkin güvencesizlik, denetim ve direniş,
  • Dijital nesnelerle alternatif özneler oluşturmak,
  • Büyük veri çağında siyasi örgütlenmenin dönüşümü,
  • Ve sabit sermayenin temellükü gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitabın özgün yönlerinden biri de, her bir yazarın makalesine karşılık, başka bir yazarın söz konusu makaleyi değerlendirdiği bir yazının da olması.

Dijital yeni dünyayı kavramak açısından aydınlatıcı bilgiler barındıran çalışmaya yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Christian Fuchs, David Chandler, Paul Rekret, Robert Cowley, Kylie Jarrett, Joanna Boehnert, Phoebe V. Moore, Elisabeth Brighi, Jack Linchuan Qiu, Peter Goodwin, Jodi Dean, Paulina Tambakaki, Paolo Gerbaudo, Anastasia Kavada ve Antonio Negri.

  • Künye: Kolektif – Dijital Nesneler, Dijital Özneler: Büyük Veri Çağında Kapitalizm, Emek ve Siyaset Üzerine Disiplinlerarası Yaklaşımlar, editör: Christian Fuchs ve David Chandler, çeviren: Gamze Boztepe, Nota Bene Yayınları, siyaset, 312 sayfa, 2021

Norman Ohler – Harro ile Libertas (2021)

Nazi diktatörlüğüne karşı mücadele etmiş bir çiftin aşk ve direnişle iç içe geçen hikâyesi.

Norman Ohler, yıllar içinde çevrelerinde yüzden fazla kişi toplaşmış ve parlak bir şebeke meydana getirmiş Harro ve Libertas Schulze-Boysen’in görkemli hayatını anlatıyor.

‘Harro ile Libertas’, Nazi iktidarına karşı yürütülmüş bir direniş mücadelesini anlatıyor.

Yasadışı bildiri dağıtarak, anti-faşist müttefik güçler için istihbarat toplayarak, hayati tehlikede olanlara yardım ederek rejime direnen, daha sonra “Kızıl Orkestra” diye adlandırılacak bir grup…

Son derece esnek, karmakarışık bir ilişki ağı: Muhafazakârlar, milliyetçiler var, liberaller, sosyal demokratlar, komünistler var, belirli bir siyasi fikre bağlı olmayanlar var.

Aristokratlar, akademisyenler, sanatçılar, memurlar, subaylar, işçiler var.

Yaşlılar var, gençler var.

Kadın-erkek, yaklaşık yarı yarıya.

Direniş ağının merkezinde, ikisi de milliyetçi-muhafazakâr aile ve muhitlerden gelen tutkulu bir genç̧ adam ve tutkulu bir genç kadın yer alıyor: Kitaba adlarını veren Harro ile Libertas’tır bunlar.

Direniş hikâyesi, ikisinin aşk hikâyesiyle iç içe geçiyor.

İşte Norman Ohler bu trajik hikâyeyi geniş bir dokümantasyona dayanarak, roman akıcılığında anlatıyor.

  • Künye: Norman Ohler – Harro ile Libertas: Bir Aşk ve Direniş Hikâyesi, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, siyaset, 376 sayfa, 2021

Franz Boas – İlkel Sanat (2021)

İnsanlık mağara duvarlarına ellerinin silüetlerini ve av sahnelerini resmettiği ilk andan itibaren çevresini ve sahip oldukları şeyleri güzelleştirmek için çaba harcadı.

Büyük antropolog Franz Boas da, bu enfes eserinde, ilkel sanatın temel özelliklerinin bir analizini sunuyor.

Bizim uygar toplumumuzda olduğu gibi, ilkel insanların da güzele yönelik bir beğeni duyduklarını söyleyebiliriz.

Amerika’nın 19. yüzyılın sonlarındaki beyaz ırkı daha üstün gören evrimci antropoloji çevresinde çalışmalarını yürüten Boas’a göre antropologlar ilkel insanların yaşantılarının ve isteklerinin ne olduğuna dair genel bir resim ortaya koyarlar.

Ancak yeni kültürlere erişilen bu dönemde antropoloji için ilkel topluluklar yalnızca basit bir çalışma konusudur.

İlk olarak Boas’ın çalışmalarında gördüğümüz emik yaklaşım da böyle bir ortamın sonucu olarak ortaya çıkar.

Çünkü Boas’a göre, ilkel insanlarla beraber yaşayan birisi ilkel toplum içindeki her bir kişinin, bizim olduğumuz kadar birey olduğunu görecektir.

Dolayısıyla başka bir kültürü tanıyabilmek için onlara kendi kategorilerimizi dayatmamamız gerekir.

Aksi halde birbirlerine ait olmayan biçimler bir araya getirilmiş olunur.

Çünkü toplumlar evrimci yaklaşımın öne sürdüğü gibi benzer süreçlerden geçerek ilerlememektedir; Boas’ın ortaya koyduğu yaklaşımlardan birisi de bu şekilde açıklayabileceğimiz kültürel göreliliktir.

Boas uygar ve ilkel topluluklar arasındaki farkıysa en çarpıcı şekilde düşünüş biçimleri üzerinden anlatıyor.

Ona göre ilkel insanların zihinleri söylenegeldiği gibi sihirsel bir şekilde çalışmamaktadır.

Ancak bu farklılığı anlamamız mümkün değildir.

Çünkü geleneksel düşünceler bizim medeniyetimiz üzerinde, ilkel toplumlarda olmadığı kadar sınırlayıcı olmuştur.

  • Künye: Franz Boas – İlkel Sanat, çeviren: Semih Gözen Esmer, Ayrıntı Yayınları, sanat, 448 sayfa, 2021

A. Muhibbe Darga – Kazı Başkanının Karavanası (2021)

Türkiye arkeoloji tarihinin en önemli isimlerinden Muhibbe Darga, çalıştığı, başkanlık ettiği pek çok önemli kazıda öğrenci ve işçilerine kendi elleriyle yemekler yapmış.

Yakın köylerden tarifler toplamış, bunlara bildiklerini eklemiş.

İşte bu kitap da, yemek tariflerinin yanında bu büyük bilim kadınımızın anılarını da içermesiyle dikkat çekiyor.

Bu kitap anılar ve yemeklerle yüklü.

Zira kazı anıları arasında, arkeolojik bulguların heyecanına lezzeti karışan, yaşama sevincine eşlik eden yemekler hatırlıyor Darga.

Sadece kazı karavanası değil, İstanbul’da kurulan sofraları, bir zamanlar Fenerbahçe’den tutulan balıkları, çocukluktan hatırası kalan beyaz pilavı anıyor…

Reçellerse hep başrolde, tarifi kimden alındıysa onun hakkı verilerek aktarılıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bizim hayatımızda serüvenler hiç bitmedi, bitmesin de…

Bu bir yemek kitabı mı? Bir omlet bana neler hatırlattı! Şimdi aklıma daha neler geliyor…”

  • Künye: A. Muhibbe Darga – Kazı Başkanının Karavanası: Arkeolojinin Delikanlısından Yemek Tarifleri, Yapı Kredi Yayınları, yemek, 128 sayfa, 2021

Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan (2021)

“Devrim bir hayaldir” derler.

Fakat bugün tamı tamına bir ihtiyaç oldu.

Süreyya Su, ‘Dünyadan Geriye Kalan’da, devrimi hayal etmenin, dünyayı değiştirmek için inatla mücadele etmenin ve sebatla çalışmanın gerekliliği üzerine bizi bir kez daha düşünmeye çağırıyor.

Çalışma bir anlamda, devrimi hayal etmek için okuru meditasyona çağırıyor.

Kitap, öncelikle başka bir dünyayı hayal edebilmek için başka türlü düşünebilmenin gerekli olduğundan hareket ederek kuramsal bir çerçeve çizen yazıları bir araya getiriyor.

Yazar burada bir anlamda, dünyayı yorumlamak/anlamak ve değiştirmek için gerekli olabilecek alet edevatı kutuya koyuyor.

Sonra bu alet edevatla bazı olay ve olguları yorumlamaya ve anlamaya girişiyor.

Yazara göre, dünyayı değiştirmek için öncelikle onu çözümlemek ve yorumlamak gerekir ve bu amaçla dünyada meydana gelen bazı olayları teorik bakışla çözümlüyor ve yorumluyor.

Su, çalışmasının devamında da, dünyadan geriye kalanlara; yani krizlere, şiddete, adaletsizliğe, güvencesizliğe, umutsuzluğa, utanmazlığa, çer-çöpe, kötülüğe, ölüme eleştirel teorik bir perspektifle bakıyor.

‘Dünyadan Geriye Kalan’, büyüyen çölleşmeye karşı dünyayı değiştirme ve başka bir dünya kurma iradesini, başka dünyaları hayal etme ve tasarlamayı, başka dünyaların olanakları üzerine düşünmeyi koyuyor.

  • Künye: Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan, Sümer Yayıncılık, siyaset, 160 sayfa, 2021