Cenk Ağcabay – Marksizmin Doğu’ya Açılışı (2021)

Sömürgecilik tarihi ve Marksizmin doğuya göçü üzerine özgün bir çalışma.

Cenk Ağcabay, sömürgecilik tarihi ile Marksist düşüncenin evrimi arasındaki girift ilişkiyi çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

  • Marx da sömürgeci aydınlar gibi batı-merkezci miydi?
  • Hindistan yazılarında ortaya konan görüşleri nasıl yorumlamak gerekiyor?
  • Sömürgecilikle Avrupa Sosyal Demokrasisinin nasıl bir ilişkisi vardı?
  • Lenin’in Marx yorumunu ayırt edici kılan faktörler neler?
  • Bir zamanlar “tarihsiz halklar” olarak nitelenen çevre ülke halkları nasıl bir evrimle dünya proletaryasının öncü gücüne dönüştü?

Ağcabay’ın, geniş kapsamlı çalışması ‘Marksizmin Doğu’ya Açılışı’, tam da bu soruları merkeze alarak Marksizmi hem savunanların hem de eleştirilenlerin uzun zamandır meşgul olduğu sorulara çarpıcı yanıtlar veriyor.

Sömürgecilik tarihi ve Marksizmin doğuya göçü gibi konular gerek Türkçe literatürde gerek yabancı dilde oldukça az sayıda çalışma tarafından ele alındı.

‘Marksizmin Doğu’ya Açılışı’, bu alanda oldukça kapsamlı bir katkı niteliği taşımasıyla dikkat çekiyor.

Ağcabay’ın savaş, devrim ve sömürgecilik üzerine zihin açıcı analizleri okuyucuya, yerli ve yabancı pek çok kaynağa dayanan zengin bir perspektif sunuyor.

Çalışma, Marksizmin Leninist yorumunu sosyal şovenist ve sosyal demokrat yorumlardan ayırt eden ve muzaffer kılan yönleri anlamak adına mutlaka incelenmesi gereken bir kaynak.

  • Künye: Cenk Ağcabay – Marksizmin Doğu’ya Açılışı: Sömürgecilik, Savaş, Devrim, Nota Bene Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2021

Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol (2021)

“Bugün ihtiyacımız olan, utangaç biçimde özünü birkaç kültürel incir yaprağıyla örten bir Sol değil, adını söylemeye cesaret eden bir Sol’dur. Ve bu ad, komünizmdir.”

Slavoj Žižek’in gündem üzerine ufuk açıcı değerlendirmeleri, burada.

Žižek kitabında, ekonomik kargaşadan cinsel özgürlük mücadelesine, popülizmden siyaseten doğruculuğa, Trump’ın başkanlığıyla değişen şartlardan Çin’de ve Çin’le sürmekte olan gerilimlere, seksbotların gündeme getirdiği etik sorunlardan Ortadoğu krizine kadar kamuoyunun ilgisini çeken pek çok konuya müdahale ediyor.

Kitap, Žižek’in bugüne dair sorduğu sorulara, tartışmaya davet ettiği konu başlıklara dair kapsamlı bir koleksiyon. 21. yüzyılda neden ve nasıl bir komünizm sorusuna verilen etkileyici bir yanıt olarak okunmalı.

  • Künye: Slavoj Žižek – Adını Söylemeye Cesaret Eden Bir Sol: 34 Zamansız Müdahale, çeviren: Önder Kulak, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 304 sayfa, 2021

Armand Cuvillier – Felsefe Yazarlarından Seçme Metinler (2021)

Bilgelik ağacından faydalanmak isteyenler için harika bir kaynak.

Armanda Cuvillier ‘Felsefe Yazarlarından Seçme Metinler’de, bilginin ve ona ulaşma serüveninin çok boyutlu bir izleğini sunuyor.

Çalışma, yaşamın “temel” olarak nitelendirilen meselelerinin, değişik dönem ve ekollerden düşünürlerce değerlendirildiği bir düşünce külliyatı niteliğinde.

Okuyucunun hem kendisine, hem de üzerinde yaşadığı dünyaya ayna tutarak, edindiği algılama biçimlerini içselleştirmesine destek veren bir rehber olarak okunabilecek çalışma; gerçeklik, zaman, Tanrı, benlik, doğa, kültür gibi kavramların izini sürüyor.

Bu yazılar, yaşamın merkezine doğru yürümek, kolları muhtelif yönlere eğilmiş bilgelik ağacından faydalanmak isteyenler için temel bir kaynak olduğu gibi, felsefeyle yeni tanışanlar ve felsefe öğrencileri için de genel bir izlek oluşturmaya yardımcı olacak türden.

Maurice Merleau-Ponty’nin şu sözü, bu kitap söz konusu olunca daha bir önem kazanıyor:

“Filozof, uyanan ve konuşan bir insandır ve insan sessizce felsefenin çelişkilerini taşır, çünkü tamı tamına bir insan olmak için, bir insandan biraz az ve biraz fazla olmak gerekir.”

  • Künye: Armand Cuvillier – Felsefe Yazarlarından Seçme Metinler, çeviren: Mukadder Yakupoğlu, Retorik Yayınları, 864 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Biz, Bu Evrenin Çocukları (2021)

‘Biz, Bu Evrenin Çocukları’, sonsuz evren hakkında pek çok bilgi barındıran, konu hakkında arşivlik bir yapıt.

Hoimar von Ditfurth, yepyeni bir astronomi ve kozmos tablosu çiziyor.

Ditfurth, dizinin bu son kitabında 20. yüzyılın sonundaki evrene ilişkin standart bilgi ve verilerle, her türlü metafizikten uzak, kendi içinde bütünlüklü, kapalı, algılarımızın ve düşünme alışkanlıklarımızın sınırlarını genişleten bir yapıt oluşturmuş.

Ditfurth, hâlihazırda benimsenmiş olan bir evren tablosunun, sonsuz büyüklükteki evrenin milyarlarca galaksisinden birinin (Samanyolu) kenarına rastlayan bir Güneş sisteminin hayata elverişli üçüncü sıradaki gezegeni unutulmuş ve terk edilmiş, yapayalnız dolanıp durduğu anlayışına dayalı tablonun yanıltıcılığını gözler önüne seriyor.

Ditfurth, bir “uzay gemisine” benzettiği Dünya’nın ve gezegenleriyle birlikte Güneş sisteminin, hayata düşman, yaşamaya izin vermeyen, soğuk ve ürpertici bir kozmosun karanlığında sahipsiz olmadığını vurguluyor.

Bu çalışma, evrende en uzak ile en yakın, en büyük ile en küçük arasında kopmaz bağ olduğunu, “dış uzayın” ve ötesinin burada hayatın var olması ve sürmesi için vazgeçilmez katkılar sunduğunu gösteren bir başyapıt olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Biz, Bu Evrenin Çocukları, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 392 sayfa, 2021

Kolektif – Ulus Baker’i Okumak (2021)

Ulus Baker’in yazılarını estetikten tarihe, felsefeden sosyolojiye, farklı ilgi ve bilgi alanlarıyla etkileşime açan usta işi bir derleme.

Ulus Baker’in yazdıkları, kalıcı izler bıraktı.

2015’ten beri “Ulus Baker Okumaları” adıyla onun metinlerinden biri etrafında hazırlanan sunuşlar ve yürütülen tartışmalar, bu kitapta bir araya getirilmiş.

Çalışma bu yönüyle, Baker’in “derinlere daldıran, uzaklara götüren” yazılarının hakkını veren bir seçki niteliğinde.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Şükrü Argın, Ali Artun, Mustafa Çağlar Atmaca, Eylem Canaslan, Özge Çelikaslan ve Alper Şen, Gülsüm Depeli, Toros Güneş Esgün, Beliz Güçbilmez, Can Gündüz, Ahmet Gürata, Fulden İbrahimhakkıoğlu, Emre Koyuncu, Barış Mücen, Oktay Özel, Mehmet Şiray, Özgür Taburoğlu, Latif Yılmaz ve Hakan Yücefer.

  • Künye: Kolektif – Ulus Baker’i Okumak (2015-2019), derleyen: Onur Eylül Kara, İletişim Yayınları, sosyoloji, 352 sayfa, 2021

Gaetano Mosca – Mafya Nedir? (2021)

Mafyayı ortaya çıkaran siyasi ve toplumsal koşullar nelerdir?

Gaetano Mosca, 19. yüzyıl İtalya’sında zayıflamış devlet yapısının doğurduğu otorite boşluğunu mafyanın nasıl maharetle doldurduğunu gözler önüne seriyor.

İtalyan toplum bilimci ve bürokrat Mosca’nın, 1893 yılında Sicilya mafyası tarafından öldürülen Palermo Belediye Başkanı Emanuel Notarbartolo’nun anısına verdiği “Mafya Nedir?” başlıklı konferans, bugün de mafya konusunda başlıca kaynaklardan biri sayılıyor.

Memleketi Sicilya’da mafya örgütlerinin gelişmesine imkân veren toplumsal ve siyasi koşullardan yola çıkan Mosca, benzer koşulların hüküm sürdüğü her toplum için geçerli olabilecek bir analiz yapıyor.

Mosca, 19. yüzyıl İtalya’sında zayıflamış devlet yapısının doğurduğu otorite boşluğunu etkili bir biçimde dolduran mafya örgütlerinin yol açacağı sonucu şöyle betimliyordu: “Güçlünün zayıf üzerinde kurduğu baskı ve sıkı örgütlenmiş küçük azınlıkların, örgütsüz bireylerden oluşan büyük çoğunluk aleyhine uyguladığı despotik yönetim.”

Mosca’nın öngörüsü ne yazık ki bugün için de geçerli.

Mosca’nın bu kitapta ortaya koyduğu derli toplu mafya analizi, sadece bu olgunun kökenlerine ışık tutmakla kalmayıp mafya örgütlerinin faaliyetleri bakımından bir zamanların İtalya’sı ile günümüz Türkiye’sini karşılaştırma imkânı da veriyor.

Yüzyıl öncesinden verdiği bilgelik dolu mesajı ise halen güncel:

“Uyum içinde hareket etme becerisine sahip örgütlü bir azınlık tarafından korkutulup sindirilen ve boyunduruk altında alınan örgütsüz çoğunluğa mensup bireyler adli makamların kanatları altına sığınmaya cesaret edemedikleri müddetçe istismara daima açık olacaklardır.”

Yüzyıl sonra bugün insanlar daha cesur, adli makamların yurttaşlara kol kanat germeye cesaret edip edemeyeceğini ise zaman gösterecek.

Bu önemli çalışma, Baris Cayli Messina’nın sunuşuyla raflardaki yerini aldı.

  • Künye: Gaetano Mosca – Mafya Nedir?: 19. Yüzyıl Sonu İtalya’sından Sosyolojik Bir Analiz, çeviren: Onur Öztürk, Metropolis Yayıncılık, tarih, 80 sayfa, 2021

Abraham Pais – Albert Einstein’ın Bilimi ve Hayatı (2021)

Sürükleyici bir roman gibi okunacak, Albert Einstein’ın tüm zamanların en eksiksiz bilimsel biyografisi.

Abraham Pais, Einstein’ın bütün yazdıklarını ayrıntılı bir biçimde ele alıyor ve bunu geniş bir kaynakçayla tamamlıyor.

Pais, Einstein’ı hayatının son yıllarında hem profesyonel hem de kişisel olarak tanıyan seçkin bir fizikçi ve tarihçiydi.

Einstein’ı tanıdığı yıllara dair kişisel hatıraları ile bilimsel düşüncesinin gelişimini iç içe geçirmesi eserini benzersiz kılmış.

Aynı zamanda Einstein’ın görelilik teorilerinin formülasyonunu, Brown hareketi üzerine yaptığı çalışmaları ve kuantum teorisine olan tepkisini ayrıntılı bir biçimde irdeleyen kitap, Einstein’ın fikirlerinin fizik üzerinde yarattığı derin etkiyi ortaya koyuyor.

Çalışma, Einstein’ın felsefeye olan düşkünlüğü, Yahudilerin kaderine dair endişesi ve Newton’dan Freud’a kadar büyük şahsiyetler hakkındaki görüşleri gibi pek çok konuda boşluğu dolduruyor.

  • Künye: Abraham Pais – Albert Einstein’ın Bilimi ve Hayatı: “Kurnazdır Tanrı…”, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, biyografi, 576 sayfa, 2021

Lilia Zaouali – Ortaçağ’da İslâm Mutfağı (2021)

İslam mutfak geleneği tarih içinde büyük dönüşümler geçirdiği gibi, Avrupa mutfağını da derinden etkiledi.

Lilia Zaouali, Ortaçağ İslam mutfağı üzerine müstesna bir çalışmayla karşımızda.

İslam yemek kültürünün Persler, Bizans, Romalılar, Çin, Hindistan, Türk ve onlarca medeniyetle nasıl bir iletişim içinde olduğunu gözler önüne seren Zaouali, kapsayıcı bir tarih anlatısıyla dönemin yemek kültürü üzerine esaslı bir bilgi kaynağı ortaya koyuyor.

Kuzey Afrika’dan Bereketli Hilal’e ve ötelere uzanan geniş bir coğrafyada kullanılan mutfak eşyalarına, baharatlara değinen; gelenek ve göreneklerin sofra üzerindeki etkisini ele alan; gerek saraylardaki gerek evlerdeki yemek alışkanlıklarına göz atan; kültürler arasındaki yoğun etkileşimi sergileyen Zaouali ufuk açıcı ve zenginleştirici bir eser ortaya koyuyor.

174 yemek tarifi de barındıran ‘Ortaçağ’da İslâm Mutfağı’, karmaşık pişirme teknikleri ve geniş yemek yelpazesiyle dönemin Avrupa mutfağına göre katbekat gelişmiş Ortaçağ Arap mutfağını daha yakından tanımak, hatta belki sofralarımıza misafir etmek için eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Lilia Zaouali – Ortaçağ’da İslâm Mutfağı: Kısa Bir Tarihçe Eşliğinde 174 Yemek Tarifi, çeviren: Barış Baysal, İletişim Yayınları, yemek, 192 sayfa, 2021

Genco Berkin – Modulor ve Le Corbusier’nin Kulübesi (2021)

Le Corbusier’nin Modulor sistemi modern mimaride çığır açtı.

Genco Berkin de bu güzel çalışmasında, hem bu sistemi hem de Le Corbusier’nin bu yöntemle kendisi için tasarladığı “Le Cabanon” adlı kulübesini anlatıyor.

Bilindiği gibi günümüzde ‘Tiny House’ yahut ‘Small House’ akımları çok revaçta.

Oysa Le Corbusier bunu 100 yıl kadar önce “Le Cabanon” kulübesiyle ortaya koymuştu.

Bu fikrin temelinde de, fazlalıklarımızdan kurtulma ve doğanın içinde kendimizi bulma isteği yatıyordu.

“Le Cabanon”, aslında onun geliştirdiği oranlama sistemi olan Modulor’ün ete kemiğe bürünmüş halidir.

Modulor’ün ortaya çıkışı, gelişmesi ve mimarlığa kazandırılması, uzun ve meşakkatli bir yolda menzilinden şaşmayan bir gezginin yaşadıklarına benzetilebilir.

Bu kitap da, Le Corbusier’nin küçük dünyasında yeşeren büyük hayallerine ve dünyayı daha yaşanabilir kılma adına planladığı emellerine nasıl ulaştığının izini sürüyor.

Okuyuculardan mimar veya iç mimar olanlar bu kitabı bitirdiklerinde tasarımda çözümün norm ve standart oluşturmaktan geçtiğini görecek; mobilya ve mekânın bir bütün olarak ele alınması gerekliliğine daha çok kafa yoracaklardır.

  • Künye: Genco Berkin – Modulor ve Le Corbusier’nin Kulübesi, YEM Yayın, mimari, 64 sayfa, 2021

Erich Auerbach – Dante (2021)

Erich Auerbach’tan büyük şair Dante üzerine eşsiz bir inceleme.

Auerbach, Hıristiyan şairlerin en büyüğü olan Dante’ye, paradoksal biçimde seküler dünya kavramını borçlu olduğumuzu savunuyor.

Dante’nin, moderniteye giden yolu açan büyük bir deha olduğunu belirten Auerbach, Dante’nin şiirinin, insanın karakteri ve kaderi nosyonlarını yeniden tanımladığını; duyusal ve kavramsal ve bireysel ve evrensel olanın olağanüstü bir sentezini sunduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Erich Auerbach – Dante: Seküler Dünyanın Şairi, çeviren: Ceren Can Aydın, Alfa Yayınları, biyografi, 230 sayfa, 2021